Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6932 E. 2026/4068 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6932
Karar No
2026/4068
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/827 E., 2025/1392 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mesudiye Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/108 E., 2025/14 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Ordu ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 31... parsel sayılı 480,11 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1980 yılından beri ... 'in kullanımındadır, parsel üzerinde bulunan 74,86m²lik 2 katlı kargir ev ...'e aittir" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; bilahare, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca 16.12.2022 tarihinde satış yoluyla tapuda davalı ... adına kayden intikal ettirilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; davalının 119 (16 34... ) parseli kendi adına tescil ettirirken harman yolu olan ve kendisine babasından kalan yeri de adına tespit ettirdiğini, yapılan tescil işleminin arazinin kullanım şeklinde ve kanuna aykırı olduğunu, umuma ait olan yolun özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, davalı adına 119 parselde kayıtlı taşınmazda yol olan kısmın iptali ile yol olarak tapuya tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; dava dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 119. maddesine uygun olmadığını, davacının bu aşamadan sonra delil ibraz etmesine muvafakat etmediklerini, dava dilekçesinde taraflarını küçük düşürücü itham ve suçlamalar içermesi nedeniyle dilekçenin reddi ile içeriğinin hukuka uygun hale getirilmesi gerektiğini, dava harcının eksik ödendiğini, tamamlatılması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde iddiasını dayandırdığı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini yazması gerektiğini, dava dilekçesinin içerik itibariyle 6100 sayılı Kanuna aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde babamızdan kalan harman yeri diyerek gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, taşınmazın öncesinin Hazine adına kayıtlı olduğunu 45 yıldır davacı kullanımında bulunduğunu, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, davacının annesinin kaldığı ve annesi ile birlikte kullandığı müvekkilinin da hissedarı bulunduğu 1 31... parselin kadastro yoluna cephesi bulunduğunu, yine müvekkilinin de hissedarı olduğu ve harman yeri olarak tabir edilen 1 31... parsele kadastro yolu ve ana yol ile kesintisiz ulaşım imkanının mevcut olduğunu, davacının, müvekkiline ait olan 1 31... parselden yol istemesinin hukuka aykırı olduğunu, hukuki yararı bulunmadığını davanın usulden reddi gerektiğini, taşınmazın 6292 sayılı Kanun gereği satış işlemi ile müvekkiline geçtiğini, davanın haksız ve kötü niyetle açıldığını, davacının, müvekkili ve ailesinin kişilik haklarına saldırı niteliğindeki hareketleri küçük düşürücü ve aşağılayıcı davranışları nedeniyle müvekkili lehine 30.000 TL manevi tazminat talep ettiklerini, müvekkilinin bu dava sebebiyle uğradığı maddi zarar nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesindeki belirsiz alacak davası olarak da 5.000 TL maddi tazminat talep ettiklerini, davacının bilerek ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik dava açtığını, bu nedenle müvekkili ile aralarında imzalanan avukatlık ücreti sözleşmesi gereğince 40.000 TL + KDV ile bu dava için ödenecek olan ücretlerinde davacıdan alınması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuş, karşı davası ile 30.000 TL manevi, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL maddi tazminat, 6100 sayılı Kanun'un 329. maddesindeki hukuki yaptırım olan müvekkili ile aralarında imzalanan avukatlık ücret sözleşmesinin tamamının veya takdir edilecek oranın davacıdan yasal faizi ile alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. 2. Davacı cevaba cevap ve karşı davaya cevap dilekçesinde; davalının cevaplarının asılsız olduğunu, davalı her ne kadar taşınmazı Hazineden aldığını iddia etmiş ise de 2/B haklarının da miras niteliğinde olduğu ve müştereken adlarına tescil edilmesi gerektiğini, davalının kendilerinden habersiz şekilde taşınmazın kendi adına olduğunu belirterek adına tescil ettirdiğini, taşınmazın tüm mirasçılara ait olduğunu, davalının maddi, manevi tazminat taleplerinde haksız olduğunu, kendisinin hukuki hakkını mahkemede aradığı belirterek, davasının kabulü ve karşı davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp, 3. şahıs adına tescil edilmelerine esas olan hukuki işlem 6292 sayılı Kanun uyarınca Hazinenin satışına dayanan idari işlem olup, Hazinenin satış işlemi ortadan kaldırılmadıkça, başka bir ifade ile idari işlem niteliğindeki Hazinenin satışı idarece geri alınmadıkça ya da idari yargıda iptal edilmedikçe 3. kişi adına oluşan tapu kaydının yolsuz tescil olarak nitelendirilmesi ve kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp, 3. şahıs adına tescilinden sonra tapu iptali ve tescil isteğine yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmadığından, dava tarihi itibariyle taşınmaz 6292 Sayılı Kanun uyarınca satılarak davalı ... adına tescil edildiğine ve dosya kapsamından da idari işlem niteliğindeki satış işleminin idarece geri alındığı ya da idari yargıda iptal edildiği anlaşılamadığına göre eldeki davanın dinlenme olanağı bulunmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Karşı dava 30.000 TL manevi - 5000 TL maddi tazminat talebine ilişkindir. Davalı-Karşı davacı vekili dava dilekçesinin içeriğindeki hususlar ve davacı yanın müvekkiline ve ailesine zarar verme kastıyla açtığı işbu haksız ve mesnetsiz dava, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindeki hareketleri, manevi şahsiyetini tahkir eden, küçük düşüren ve aşağılayan davranışları sebebiyle 30.000,00 TL manevi tazminat, bu dava sebebiyle müvekkilinin uğradığı maddi zararlara karşılık olmak üzere belirsiz alacak davası olarak 5.000,00 TL maddi tazminat talep etmiş, maddi tazminat talebini sonradan 5000 TL olarak belirli hale getirmiştir. Maddi tazminat talebi yönünden davacının dava açması anayasal bir hak olup davalı-karşı davacı ...'in zarara uğradığına yönelik herhangi bir belge sunmadığı anlaşıldığından; manevi tazminat talebi yönünden de TBK'da belirtilen manevi tazminat ödenmesi koşulları oluşmadığı" gerekçesiyle asıl davanın davalı ... Belediye Başkanlığı yönünden pasif husumet yokluğundan usulden reddine, davalı ... yönünden reddine, karşı davada maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı/karşı davalı ... vekili ve davalı/karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı/karşı davacının dava konusu taşınmazı 16.12.2022 tarihinde 6292 sayılı kanun kapsamında satın aldığı hususunun anlaşıldığı, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazların Hazine'nin mülkiyetinden çıkıp, 3.şahıs/şahıslar adına tescil edilmelerine esas olan hukuki işlem 6292 sayılı Kanun uyarınca Hazinenin satışına dayanan idari işlem olup, Hazinenin satış işlemi ortadan kaldırılmadıkça, başka bir ifade ile idari işlem niteliğindeki Hazinenin satışı idarece geri alınmadıkça ya da idari yargıda iptal edilmedikçe 3. kişi adına oluşan tapu kaydının yolsuz tescil olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığı, bunun yanında dosyada yer alan bilirkişi raporlarında yapılan hava fotoğrafı incelemelerinde de taşınmaz yol olarak kullanılmadığının tespit edilmesi, bunun yanında davalı/karşı davacı tarafın talepleri açısından da şartlar oluşmadığından bahisle mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı/karşı davalı vekili ve davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı karşı davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, tanık beyanları ile davanın ispat edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin çelişkili olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin davayı hatalı nitelendirdiği, davacının kendi adına tescil talebinde bulunmadığını, taşınmazın yol olarak tescilini talep ettiğini, yolların kamu malı olduğunu özel mülkiyete konu olmayacağını, talebin yola yönelik olması nedeniyle Hazinenin de taraf olarak davaya dahil edilmesi gerektiğini ancak Hazinenin davaya dahil edilmediğini, davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun uyarınca satılan taşınmaz hakkında açılan davanın dinlenip dinlenilemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı/karşı davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacı karşı davalı ...'den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6932, K. 2026/4068, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6932-e-2026-4068-k-e4c82d9c3c59