Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1652 E. 2026/1667 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1652
Karar No
2026/1667
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1652 KARAR NO : 2026/1667

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/07/2025 NUMARASI : 2024/168 Esas 2025/726 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 02/07/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ...'nin ortak ticaret yapmaya karar verdiğini, makine alımı için 200.000,00 TL para verdiğini, alınan bu parayla ilgili hiçbir belgenin bulunmadığını, paranın teminatı olarak 28/10/2017 tarihli 150.000,00 TL bedelli senet verildiğini, müvekkilinin ablası ...'a ait daire üzerine aynı tarihte 150.000,00 TL bedelli ipotek konulduğunu, bunun üzerine 150.000,00 TL bedelli senedin yırtılarak müvekkiline iade edildiğini, davalının bu miktarın yüksek olduğunu, babasının belge görmek istediğini öne sürerek müvekkilinden senet imzalamasını istediğini, davalı ile müvekkilinin çocukluktan bu yana arkadaş olduğunu, bu yüzden müvekkilinin senet vermekte bir sakınca görmediğini, 30/11/2017 tarihli 150.000,00 TL senedin müvekkili tarafından imzalanarak davalıya verildiğini, davalının bu süreçte ortaklık yapmaktan vazgeçtiğini, verdiği parayı geri istediğini, bunun üzerine 30/01/2018 tarihli 200.000,00 TL bedelli senedin imzalanarak davalıya verildiğini, davalı tarafından 150.000,00 TL bedelli senedin yırtıldığı beyan edildiğini, müvekkilinin yaptığı ticarette aksama olduğunu, senedin vadesinde ödenmediğini, davalının sözde iyi niyetle müvekkiline yaklaştığını ve diğer senetleri yırttığını, ödeme yapacağı tarihe senet vermesini istediğini, müvekkilin yıllara dayanan arkadaşlıklarına güvenerek hiçbir sakınca görmeden 30/06/2018 tarihli 150.000 TL senet verdiğini, bakiyesini 6 ay içinde ödeyeceğini beyan ederek tarihsiz 50.000,00 TL bedelli senetleri imzalayarak davalıya verdiğini, davalının yırttığını beyan ettiği senetleri icraya koyduğunu, 150.000,00 TL ve 200.000,00 TL bedelleri İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2018/4224 sayılı dosyası ile 50.000,00 TL bedelli senedi üzerine tarih yazarak 2018/4225 sayılı dosya ile takibe koyduğunu, müvekkilini ipotek dahil toplam borcunun 200.000,00 TL olduğunu, borcu olmayan yırtıldı denilen senetlerin kötü niyetle icraya konulduğunu, davalının 200.000,00 TL'sına karşılık 700.000,00 TL tahsil etmeye çalıştığını bildirerek senet bedelleri kadar müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin yıllardır hem işçi olarak çalıştığını hem de gayrimenkul alım satımı yaparak geçimini sağladığını, müvekkilinin babasının katkısı ile bir kısmının da borçlanarak tüm parası olan 400.000,00 TL'sını ticaret yapmak amacı ile davacı ...'a teslim ettiğini, davacının müvekkili tarafından verilen miktarın teminatı olarak ablası ...'a ait taşınmaz üzerine müvekkili adına 150.000,00 TL bedelli ipotek tesis ettiğini ve 01/11/2017 düzenleme tarihli 150.000,00 TL bedelli senedi düzenleyerek müvekkiline teslim ettiğini, davacının ablasına ait taşınmaz üzerine ipotek tesis edilmesi müvekkilini vicdanen rahatsız ettiğinden davacı ile bir araya gelerek senet düzenlemesi talep ettiğini, davacının da 30/11/2017 düzenleme tarihli 200.000,00 TL bedelli senedi düzenleyerek müvekkiline teslim ettiğini, işlerin davacı tarafından vaat edildiği gibi gitmemesi üzerine, müvekkili tarafından paranın iadesi istenildiğini, davacının ise aldıkları makinaların satışı gerçekleşmeden ödeme yapamayacağını söylediğini, makinelerin satılmasını uzun süre bekleyen ancak bir sonuç alamayan müvekkilinin kalan 50.000,00 TL için bir senet daha talep ettiğini, davacının düzenleyen .... Şti'nin kefil olduğu 05/02/2018 düzenleme tarihli 50.000,00 TL bedelli senet düzenlenerek müvekkiline teslim edildiğini, böylece 400.000,00 TL lik alacağın tamamının teminat altına alındığını, tüm senetlerin ödeme günü üzerinden uzun zaman geçmiş olmasına rağmen hiçbir işlem yapmayarak bekleyen müvekkilinin davacı aleyhine icra takip işlemleri başlatmaya karar verdiğini ve tüm senetler için İzmir 26.İcra Müdürlüğünün 2018/4224 Esas ve 2018/4225 Esas sayılı icra takip dosyaları ile davacı ile kefil .... Şti aleyhine icra takip işlemlerine başlandığını ve takiplerin kesinleştiğini, davacı dilekçesinde ileri sürülen hususların kabul edilmediğini, yazılı delille ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin bahsedildiği gibi 200.000,00 TL'sına karşılık 700.000,00 TL tahsil edilmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin yalnızca elindeki senetler yönünden yasal yollara başvurduğunu, ipotekle ilgili herhangi bir işlem yapmadığını, icra takipleri neticesinde alacağına kavuşamaması durumunda ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna gidileceğini, müvekkilin ortaklığın hiçbir aşamasında davacıdan zorla senet almadığını, aldığı senetleri imha ettiğini söyleyerek davacıyı kandırmadığını, davacının kendi iradesiyle ipotek tesis edilmesini sağladığını ve dava konusu senetleri imzalayarak müvekkiline teslim ettiğini,50.000,00 TL bedelli senedin ödeme tarihinin boş bırakılarak müvekkiline teslim edildiği iddiaların da asılsız olduğunu, davacının müvekkiline 400.000,00 TL borçlu olduğunu ve borcu karşılığında dava konusu senetleri verdiği anlaşılmakla davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı işbu davasının reddi ile %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına ve HMK'nun 329. Maddesi uyarınca akdi vekalet ücretinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,İzmir 26. İcra Dairesinin 2018/4224 sayılı dosyasındaki takibin ... tarafından ... aleyhine 01/11/2017 düzenleme, 30/11/2017 vade tarihli 150.000,00 TL ve 30/11/2017 düzenleme, 30/01/2018 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli senetlere dayalı olarak toplam 357.098,63 TL takip çıkış miktarı üzerinden kambiyo senetlerine mahsus yolu ile yapıldığı, takip dosyasındaki senet örneklerinin incelenmesinde 01/11/2017 düzenleme 30.11.2017 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli senette keşidecinin ...- ..., lehdarın ... olduğu, 30.01.2018 vadeli senette keşidecinin ..., lehdarın ... olduğu, takip dosyasında ...a ait taşınmazın 26/06/2019 tarihinde açık artırma neticesinde ihale edildiği ve takip dosyasında sıra cetveli düzenlenerek satış bedelinin İzmir Ege Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne gönderildiği anlaşılmıştır. İzmir 26. İcra Dairesinin 2018/4225 sayılı dosyasındaki takibin ... tarafından ... ve dava dışı .. ..Şti aleyhine 05/02/2018 düzenleme, 28/02/2018 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak 50.334,25 TL takip çıkış miktarı üzerinden kambiyo senetlerine mahsus yol ile yapıldığı, takip dosyasındaki senet örneğinden senetteki keşidecilerin ... ve .... Şti, lehdarın ... olduğu belirlenmiştir. İzmir 1.İcra Müdürlüğünün 2019/9693 sayılı dosyasındaki takibin ... tarafından ... ve ...Şti aleyhine 05.02.2018 düzenleme tarihli , 26/06/2018 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yol ile yapıldığı, keşidecilerin ... ve ... Şti, lehdarın ... olduğu belirlenmiştir. Mahkememizin 2019/662 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde davanın ... ve ... tarafından ... aleyhine davacı ....'ın davalıya borçlu olmadığının tespitine, ....'a ait İzmir Buca ... Mahallesi ... ada ... parselde kayıtlı üçüncü kat taşınmaz üzerindeki 02.08.2017 tarih 21364 yevmiye nolu 28.10.2017 tarihine kadar davalı lehine tahsis edilmiş olan ipoteğin terkinine, davacı ...'ın davalıdan almış olduğu borç miktarının 150.000,00 TL olduğunun , 70.000,00 TL ödenmiş olup , 80.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, 200.000,00 TL ve 50.000,00 TL bedelli senetlerin geçersizliğinin tespitine ve iptaline, aynı alacağa ilişkin İzmir 26 İcra Müdürlüğünün 2018/4224 ve 2018/4225 Sayılı icra takipleri için ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönelik olarak açıldığı; dosya içerisinde davacı vekilinin 28.03.2019 havale tarihli dilekçesiyle davada Mahkememizde açılmış bulunan 2019/699 Esas sayılı dosyasıyla derdest olacağından esasa ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla feragat ettiklerini bildirdiği ve 2019/188 Karar sayılı 28.03.2019 tarihli karar ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği kararın 14.05.2019 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. İstinaf Kaldırma Kararından önce Mahkememizin 2019/699 E.-2021/ 293 K. Sayılı dosyası ile yapılan yargılamada sonunda davanın reddine ilişkin Mahkememizce verilen 29/04/2021 tarihli Karar İzmir Bam 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/1090 Esas 2024/351 Karar sayılı 19/02/2021 tarihli kararı ile "Somut olayda, Mahkemece yapılan ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2018/4224 Esas ve 2018/ 4225 Esas sayılı dosyalarında takip konusu edilen senetler nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı ve yapıldığı iddia edilen ödemeler nedeniyle istirdat taleplerinin yerinde olup olmadığı olarak tespit edildiği, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak dava değerinin 100.000 TL olarak gösterildiği, dava konusu edilen takip dosyalarındaki alacak miktarının ise belirtilen dava değerinin çok üstünde olduğu, davalıdan alınan borcun miktarı, sebebi ve geri ödenen miktarlar konusunda davacı vekilince yargılama aşamasında farklı beyanlarda bulunulduğu, bu itibarla öncelikle davacının talebinin menfi tespite mi, yoksa istirdata mı ilişkin olduğu ve dava değerinin ne kadar olduğunun icra takip dosyalarına konu alacak miktarı da dikkate alınarak, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi ve varsa harç eksikliği tamamlandıktan sonra davanın esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir. Yerel mahkemece iş bu usuli eksiklikler giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Diğer taraftan davacının mahkeme huzurundaki 04/02/2021 tarihli ve 6 nolu celsesindeki beyanında; davacı ...'a kendisi adına 200.000-TL, arkadaşı .... adına da 200.000 TL verdiğini, belirtirken, soruşturma aşamasındaki 07.08.2019 tarihli Vekil huzurundaki mahkeme dışı ikrar niteliğindeki ifadesinde kendisinin davacıya toplam 200.000 TL verdiğini, 50.000 TL'sinin iade edildiğini, 9.000 TL kar payı ödemesi yapıldığını, ....'ın da davacıya 150.000 TL verdiğini beyan etmiş, mahkemece davalının iş bu soruşturma aşamasındaki mahkeme dışı ikrar niteliğindeki beyanının dikkate alınmadığı, verildiği iddia edilen ipoteğin iş bu borç için verilip verilmediği ve iş bu borç için verildiği iddia olunan ipoteğin paraya çevrilmesi nedeniyle yapıldığı iddia olunan ödemenin bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, davanın menfi tespit davası olduğu da dikkate alınarak, alacak borç durumunun dava tarihi itibarıyla tespit edilmediği, bu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğu değerlendirilmiştir." gerekçesi ile kaldırılarak dosya Mahkememize iade edilmiştir. Davacı vekiline İstinaf Kaldırma kararı doğrultusunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş; davacı vekili 24/06/2024 tarihli beyan dilekçesinde davalı tarafça ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi adına İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2019/3358 E. Sayılı dosyasıyla takibe girişildiğini, ipotekli taşınmazın henüz paraya çevrilmediğini, müvekkilinin kız kardeşinin eşi tarafından İzmir 7. Aile Mahkemesinin 2019/179 E. Sayılı dosyası ile ipoteğini fekki konulu dava açıldığını, ipotekli taşınmazın satışının tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, ancak müvekkilinin başka taşınmazının davaya dayanak icra dosyasında satıldığını, dava konusu (menfi tespit/istirdat ) ve dava değerine ilişkin beyanlarında; karşı tarafça müvekkili aleyhine ikame edilen İzmir 26. İcra Müdürlüğünün iki takibi ve bu iki takibe konu edilen 150.000 TL,200.000 TL ve 50.000 TL senetler ile davalıya aynı borç için verilmiş kambiyo senetleri yönünden menfi tespit ile, müvekkili tarafından davalıya dava öncesinde yapılan 45.000 TL ödeme, İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2018/4224 esas sayılı dosyasından müvekkilinin taşınmazının satılması sonucu davalıya ödenen 115.000 TL ödeme ve fiili haciz baskısı altında İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2018/4225 E. Sayılı dosyasından davalıya yapılan 50.000.TL ödeme ile fazlasıyla ödenmiş olduğundan haciz baskısıyla yapılan fazla ödemelerin istirdatına ilişkin olduğunu bildirmiş; davacı vekiline talep sonucunun açıklanması yönünden HMK 119/1-ğ,2 maddeleri süre verilmiş,davacı vekili 18/09/2024 tarihli beyan dilekçesinde İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2018/4224 Esas ve İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2018/4225 Esas sayılı icra takiplerine konu edilen 150000 TL,200.000 TL ve 50.000 TL bedelli senetlerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yargılama sırasında davalı tarafça tahsil edilmiş olan 165.000 TL nin de ödeme/tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep etmiştir. Buca Tapu Müdürlüğü'nden gönderilen 17/09/2024 tarihli tapu kaydında İzmir Buca ...Ada ... Nolu Parsel malikinin .... olduğu, taşınmaz üzerinde ... lehine 150.000 TL'ye ilişkin ipotek kaydının mevcut olduğu anlaşılmıştır. İzmir 2. İcra Dairesinin 2019/3358 Sayılı dosyasındaki icra takibinin davalı tarafça dava dışı ... . aleyhine 150.000 TL'ye yönelik ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapıldığı belirlenmiştir. İzmir 7.Aile Mahkemesinin 2019/179 E. 2020/457 K. Sayılı dosyasında davacının ... davalının ... ve ... ...olduğu ipoteğin kaldırılması talepli olarak açılan davada davanın reddine karar verildiği belirlenmiştir. Aşamada İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2019/9693 E. Sayılı dosyasından gönderilen cevabi yazıda dosyanın 16/06/2022 tarihinde haricen tahsil ile kapatıldığı bildirilmiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/72202 sayılı soruşturma dosyasında müştekinin ... ..., şüphelinin ... olduğu, dolandırıcılık, mağdurun bir senedin vermeye mecbur edilmesi suretiyle yağma, tefecilik yapma suçu nedeniyle yapılan soruşturmada 2019/46219 Sayılı 16.09.2019 tarihli kararla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalının 07/08/2019 tarihinde müdafii huzurunda alınan ifadesinde ...a 2017 Ağustos ayında 150.000 TL verdiğini, işleri büyütme adına kendisinden 50.000 TL daha istediğini, kendisine 50.000 TL daha nakit verdiğini, kar marjını kendisine ve ...'a ödemediğinden kendisinden şüphelendiğini, akabinde davacının doldurduğu 150.000 TL'lik senet verdiğini, senedin tarihi geldiğinde kendisinin dolduğu 200.000 TL senet vermeyi teklif ettiğini, 200.000 TL'lik senedi aldığını, 5 ay sonra görüştüklerinde ....'ın bir adet 50.000 TL, bir adet de 150.000 TL'lik, toplamda 200.000 TL'lik iki senet verdiğini, 50.000 TL'lik senedin ödemesinin kefil ... tarafından yapıldığını bildirdiği belirlenmiştir. Somut olayda davacı tarafça davalı aleyhine İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2018/4224 ve 2018/4225 Sayılı dosyalarında takip konusu edilen senetlerden dolayı davacının davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak iş bu davanın açıldığı, aşamada davacı vekilinin 18/09/2024 tarihli beyan dilekçesiyle İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2018/4224 ve 2018/4225 Sayılı icra takiplerine konu edilen 150.000,00 TL, 200.000,00 TL ve 50.000,00 TL bedelli senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yargılama sırasında davalı tarafça tahsil edilmiş olan 165.000,00 TL'nin ödeme/tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan istirdatına karar verilmesini talep ettiği; davalının soruşturma aşamasındaki 07/08/2019 tarihli Mahkeme dışı ikrar niteliğindeki ifadesi ve dava dilekçesinde davacının davalıya ipotek dahil toplam borcunun 200.000 TL olduğunun bildirildiği nazara alındığında taraflar arasında ortak iş yapmak için davalının davacıya toplam 200.000 TL verdiği, davalının verdiği 150.000 TL için dava dışı ....'ın taşınmazı üzerinde ipotek tesis edildiği, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla İzmir 2. İcra Dairesinin 2019/3358 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığı, ipoteğin kaldırılmasına yönelik olarak İzmir 7. Aile Mahkemesi'nin 2019/179 Esas 2020/457 Karar sayılı dosyasıyla dava açıldığı ve ipoteğin paraya çevrilmediği, ilgili dosyada davanın reddine karar verildiği; ancak borçlusu lehdarı davalı olan 05/02/2018 düzenleme 22/06/2018 vade tarihli 150.000 TL bedelli senet nedeniyle İzmir 26. İcra Dairesinin 2019/9693 Esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan icra takibinin haricen tahsil nedeniyle kapatıldığı, İzmir 26. İcra Dairesinin 2018/4225 Sayılı dosyasında takip konusu olan 05/02/2018 düzenleme 28/02/2018 vade tarihli 50.000 TL bedelli senet nedeniyle yapılan takipte senette kefil olan .... Şti tarafından takip dosyasında ödeme yapıldığı nazara alındığında davalı tarafça davacıya verilen toplam 200.000 TL karşılığı borcun ödendiği, bu nedenle iş bu davaya konu İzmir 26. İcra Dairesinin 2018/4224 Esas sayılı dosyasında takip konusu olan senetler nedeniyle davacı tarafın davalı tarafa borçlu olmadığı, söz konusu takip nedeniyle yapılan taşınmaz ihalesi sonucu ihale bedeli olan 115.360 TL yönünden davanın istirdata dönüştüğü sonucuna ulaşılarak davanın kısmen kabulü, fazlaya ilişkin talebin dosya kapsamıyla sübut bulmadığından reddi gerektiği sonucuna ulaşılarak aşağıdaki karar verilmiştir," gerekçesi ile; "Davanın Kısmen Kabulü ile İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2018/4224 Esas sayılı dosyasında takip konusu olan 01/11/2017 düzenleme ve 30/11/2017 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli senet ile 30/11/2017 düzenleme ve 30/01/2018 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli senetler nedeniyle davacı tarafın davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, İstirdata dönüşen 115,360 TL'nin 26/06/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, taraflar arasındaki icra dosyalarının hatalı tespit edildiğini ve tahsil edilen tutarlara ilişkin olarak hatalar yapıldığını, davacının iddianın genişletişmesi yasağını ihlal eden beyanlarına itibar edildiğini, taraflar arasındaki borç ilişkisini bilen ve usulüne uygun şekilde bildirmiş oldukları tanıkların dinlenmediğini, davanın menfi tespit davası olduğunun dikkate alınmayarak alacak borç durumunun dava tarihi itibariyle tespit edilmediğini, ispat yükü üzerinde olan davacının soyut iddiaları esas alınarak hatalı bir sonuca ulaşıldığını, yerel mahkeme kararının açık ve doyurucu bir gerekçe içermediğini, adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet veren kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararının gerekçeli olmadığını, yerel mahkemece istinaf kaldırma kararı gereğince tamamlanması gereken eksiklikleri tamamlamadan karar verdiğini, davacı tarafından ıslah dilekçesi sunulmamış olmakla birlikte davanın ıslahı halinde de istirdat talebi yönünden (İzmir 26. icra müdürlüğü'nün 2018/4224 sayılı dosyasından müvekkile herhangi bir ödeme yapılmadığı ihale bedelinin davacının borcu sebebi ile ilk sıradaki haciz alacaklısı İzmir Ege Vergi dairesi müdürlüğüne ödenmiş olmasından bahisle müvekkilden istirdat talep edilemeyeceğine ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla) zamanaşımı süresi dolmuş olacağından davanın yine reddine karar verilmesinin gerekeceğini, yerel mahkemenin haricen tahsilatla kapatıldığı belirtilen ve kararın dayanağını oluşturan İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2019/9693 E. sayılı takip dosyasının işbu davanın tarafları ile bir ilgisinin bulunmadığını, karara dayanak alınan ve hatalı olan icra dosyasındaki, icra dosyasının bu dava ile bir ilgisi olmamakla birlikte, borcun ödenme tarihinin 16.06.2022 tarihi olup işbu davanın açılış tarihinin ise 10.04.2018 tarihi olduğunu, görüldüğü gibi yerel mahkemece her ne kadar hatalı dosya üzerinden inceleme yapmış olsa da dava tarihinden sonra yapıldığı iddia edilen ödemenin dikkate alınmış olmakla kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu, davacının dava dilekçesi ile aşamalardaki iddiaları arasında çelişkilerin mevcut olup iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olarak sunulan beyanlara itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tanık dinletme taleplerinin dikkate alınmamasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin isticvap ile vermiş olduğu ifadenin dikkate alınmadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senedine dayalı olarak yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve ödeme nedeniyle istirdat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Senetle ilgili ilk kural, kesin delille ispat zorunluluğu veya tanıkla ispat yasağı da denilen, kanun koyucunun bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacı ile yapılan hukuki işlemlerin değerinin belli bir miktarın üzerinde olması hâlinde ispatının ancak senetle yapılabileceği kuralıdır (HUMK, m.288/1; HMK, m. 200). Bu husus kısaca ispat sınırı olarak da anılabilir. Senetle ispat hakkındaki ikinci kural ise senede karşı senetle ispat zorunluluğudur. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, senetle ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz, ancak ve ancak senet (kesin delil) ile ispat olunabilir (HUMK, m. 290; HMK, m. 201). Somut olayda davacı tarafça davalı aleyhine İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2018/4224 ve 2018/4225 Sayılı dosyalarında takip konusu edilen senetlerden dolayı davacının davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak davanın açıldığı, hükümde;"İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2018/4224 Esas sayılı dosyasında takip konusu olan 01/11/2017 düzenleme ve 30/11/2017 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli senet ile 30/11/2017 düzenleme ve 30/01/2018 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli senetler nedeniyle davacı tarafın davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, İstirdata dönüşen 115,360 TL'nin 26/06/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine," karar verilmiştir. Mahkeme gerekçeli kararında "borçlusu lehdarı davalı olan 05/02/2018 düzenleme 22/06/2018 vade tarihli 150.000 TL bedelli senet nedeniyle İzmir 26. İcra Dairesinin 2019/9693 Esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan icra takibinin haricen tahsil nedeniyle kapatıldığı" gerekçesine yer verilmiş ise de İzmir 26. İcra Dairesinin 2019/9693 Esas sayılı dosyasının taraflarının bu dosya ile ilgili olmadığı, taraflar arasında olduğu anlaşılan İzmir 1. İcra Dairesinin 2019/9693 esas sayılı dosya değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. İzmir 26. İcra Dairesinin 2018/4224 sayılı dosyasında ...a ait taşınmazın 26/06/2019 tarihinde açık artırma neticesinde ihale edildiği ve takip dosyasında sıra cetveli düzenlenerek satış bedelinin İzmir Ege Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderildiği belirtilmiş olup bu takip dosyasında takip alacaklısı davalıya ödeme olup olmadığı ve miktarının ne olduğu belirlenmemiştir. Bu itibarla İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2021/1090 Esas 2024/351 Karar sayılı kaldırma kararında da belirtildiği üzere davanın menfi tespit davası olduğu da dikkate alınarak, alacak borç durumunun dava tarihi itibarıyla tespit edilip, istirdata dönüşen bedelin bulunup bulunmadığı açık olarak belirlenmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi isabetli olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda yapılan açıklamalara göre, delillerin toplanarak sonuca varılması için yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, davalının istinaf taleplerinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/07/2025 tarih, 2024/168 Esas ve 2025/726 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 6.098,35 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde İADESİNE, 6-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1652, K. 2026/1667, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1652-e-2026-1667-k-b79a8544537c