Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1533 E. 2026/1591 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1533
- Karar No
- 2026/1591
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1533 KARAR NO : 2026/1591
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/06/2025 NUMARASI : 2025/80 Esas 2025/543 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 25/06/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının sivil havacılık sektöründe DHMİ ve SHGM 'nin denetiminde lisanslı olarak faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, hava yolu şirketlerine hava meydanı için temsil, gözetim, teknik yer hizmeti ve ihtiyaç duydukları bağlantılı sair hizmetleri verdiğini, davacının davalı şirkete sağladığı hizmetlere ilişkin olarak faturalar düzenlediğini ve davalıya gönderdiğini, davalı tarafın davacıdan tedarik ettiği hizmetler ile ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, hizmet bedellerinin toplamının 7.629,98 Euro + 10.626,65 USD + 3.410,30 TL olduğunu, ödeme yapılmaması üzerine taraflarınca İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün 2023/38913 Esas sayılı dosyası üzerinden borçlu aleyhine icra takibine geçildiğini, borçlu tarafın takibe itiraz ederek takibi durduğunu, taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmama ile sonlandığını belirterek davanın kabulü ile takibin devamını ve %20 oranında icra inkar tazminatı ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı vekili 27/02/2025 tarihli yanıt dilekçesinde; davalının davacıya böyle bir borcunun olmadığını, takibe dayanak belge olarak sunulan faturalarda müvekkilinin imzasının olmadığını, faturanın tek başına alacak varlığı delili sayılamayacağını, davalıya ihtar çekilmediğinden borcun muaccel hale gelmediğini ve davalının temerrüte düşmediğini, muaccel olmamış borç için alacaklının icra takibi başlatılmasını ve buna karşı yapılan itirazın iptali davasının geçersiz olacağını, Müvekkili şirketin, TC-NEO tescilli .... tipli ... seri numaralı hava aracının maliki olduğunu, söz konusu hava aracı, ... A.Ş. İsimli dava dışı şirket tarafından Sabiha Gökçe Hava limanı Genel Havacılık Apronunda hukuka aykırı şekilde tutulduğunu, hava aracı, mutat bakım işlemleri için karşı tarafa teslim edildikten bir müddet sonra ticari ilişki ileri sürülerek haksız bir biçimde tutulduğunu, Dava dışı Genel Havacılık şirketi hukuka aykırı bir biçimde müvekkili şirketin uçağına el koyduğunu ve davalının bu nedenle ticari işlerini yerine getiremediğini, hak düşürücü sürenin aşıldığını, davacının artan döviz kurunu lehine kullanmak istediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,İstanbul 29. İcra Dairesinin 2023/38913 Esas sayılı dosyasının dosyamız arasına alındığı görülmüştür. Yapılan incelemesinde; alacaklının dosyamız davacısı şirket olduğu borçlunun dosyamız davalısı şirket olduğu, takibin fatura dayalı olarak genel haciz yolu ile başlatıldığı, süresi içinde davalı tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Dava, davacı şirket tarafından davalı şirkete verildiği iddia edilen hizmetler uyarınca düzenlendiği beyan edilen fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali istemiyle açılan alacak davasıdır Dosyada yapılan incelemeye göre, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün 2023/38913 Esas sayılı icra takibinin 27/10/2023 tarihinde başlatıldığı, davalı şirket vekili tarafından 30/10/2023 tarihinde icra takibine itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça 24/11/2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve arabuluculuk sürecinin 08/12/2023 tarihinde düzenlenen arabuluculuk son tutanağı ile sona erdiği anlaşılmıştır. 24/11/2023 tarihi itibariyle davacı vekilinin arabuluculuk sürecini başlattığı görülmekle icra takibine itiraz edilen tarihten haberdar olduğunun kabulü gerektiği görülmüştür. İİK md. 67/1 uyarınca, icra takibine itirazdan itibaren 1 yıllık süre içinde davanın açılması gerektiği, kanun metninde açık ve net olarak gösterilmiş olup, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu gerek kanun metninden ve gerekse uygulamada kabul edilen bir husus olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın icra takibine itiraz tarihi olan 30/10/2023 tarihinden arabulculuk başvuru tarihi olan 24/11/2023 tarihine kadar herhangi bir hak düşürücü sürenin işlemediği, zira itirazın davacı tarafa tebliğ edilmediği ancak arabuluculuk başvurusu ile itirazdan haberdar olduğunun kabulü gerektiği görülmekle son tutanak düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü sürenin kesilmesi gerektiği anlaşılmış, son tutanağın düzenlendiği 08/12/2023 tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin işlemeye devam ettiği gerektiği görülmüştür. Bu durumda davanın en geç 08/12/2024 tarihine kadar açılmış olması ve bu tarih itibariyle icra takibine itirazın iptali isteminde bulunulması gerektiği anlaşılmıştır. Dosyanın yapılan incelemesinde ise, davanın 25/01/2025 tarihinde açıldığı, dava açılış harcının bu tarihte yatırıldığı bu haliyle İİK md. 67/1 'de gösterilen hak düşürücü süre sona erdikten sonra davanın açıldığı anlaşılmış, davanın hak düşürücü süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği görülmüş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı görülmekle usulden REDDİNE, "şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin huzurdaki itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşümü süresi içinde açılmadığına, 1 yıllık hak düşümü süresinin arabuluculuk müracaatı ile kesildiğine; arabuluculuk son tutanak tarihi olan 08.12.2023 tarihinden itibaren sürenin yeniden işlediğine, bu nedenle davanın süresinde açılmadığından reddedilmesi gerektiğine hükmettiğini, bu kararın hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, icra dosyası incelendiğinde görüleceği üzere borçlunun itirazının, taraflarına tebliğ edilmediğini, dava şartı arabuluculuk son tutanağından sonra 1 yıllık süre içinde dava açılması gerektiği yönündeki görüşün ise; İstanbul B.A.M. 12. , 14. ve 43. Hukuk Dairelerinin bu konuda farklı yöndeki kararları arasında vaki uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından incelendiğini ve oybirliğiyle kabul görmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İİK'nın 67/1. Maddesi " (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklindedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/3074 esas, 2024/6421 karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi kararında ; "2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında, icra takip dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bir durumda, zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ise dava açmak için Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlamayacağına, itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edildiği tarihte başlayacağına, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine" karar verildiği görülmüştür. Somut olayda ; arabuluculuk son tutanağın düzenlendiği 08/12/2023 tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin işlemeye devam ettiği kanaati ile İİK'nın 67/1 maddesinde gösterilen hak düşürücü süre sona erdikten sonra davanın açıldığı kabul edilmiş ise de anılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin uyuşmazlığın giderilmesi kararında da belirtildiği üzere bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlamayacağı, itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edildiği tarihte başlayacak olmasına, itirazın davacıya tebliğ edilmemesine göre işin esasına girilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/06/2025 Tarih,2025/80 Esas 2025/543 Karar sayılı kararın 353/1-a-4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda yapılan açıklamalara göre davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 6-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından alınan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026