Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2146 E. 2026/2225 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2146
Karar No
2026/2225
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/2146

KARAR NO:2026/2225

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ :16/07/2026

NUMARASI:2026/470 E

DAVANIN KONUSU:3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit

KARAR TARİHİ:10/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin dava dışı ... ve ... ile akdedilen 01/03/2026 başlangıç tarihli kira sözleşmeli ile kiracı sıfatıyla İstanbul Avrupa yakası bölgesinde ... Mahallesi, ... Bağcılar/istanbul adresinde ticari faaliyet başladığını, talepte bulunan müvekkilinin ... hizmet hesap numarası ile elektrik enerjisi alan mecburunda kendi adına abonelik tespit edildiğini, uyuşmazlık dışı ... A.ş. başvurduğunu, elektrik dağıtım şirketince kullanım yerinin bağlantı anlaşmasını iptal etmiş olduğu sebeple elektrik enerjisi alımına yönelik olarak müvekkili ile perakende satış sözleşmesinin akdedilmesinin mümkün olmadığının belirtildiğini, aleyhine tedbir talep edilen şirket tarafından müvekkiline verilen şifahi beyanda mevcut kullanım yerinin önceki dönem kullanıcıları adına tahakkuk ettirilen tüketim borçlarının müvekkili tarafından ödenmesi halinde bağlantı anlaşmasının yapılabileceğinin bildirildiği görülmekle, İstanbul Avrupa yakası bölgesinde ... Bağcılar/İSTANBUL ... Hizmet numaralı kullanım yerine elektrik enerjisi verilmesi yönünde ve abonelik verilmesi yönünde ihtiyati tedbir tesis edilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından; " 26/06/2026Dava konusu olayda, dava dilekçesi ekinde sunulan Vergi Levhası incelendiğinde, davacı şirketin adresinin "... Bağcılar/İSTANBUL" olarak göründüğü, ana faaliyet kodu ve adının ise ...-Dış Giyim Eşyası İmalatı, Dokuma Örme olarak göründüğü, günümüzde yaşamın devamı için zorunlu unsurlardan olan elektrik enerjisi verilmemesi halinde telafisi imkansız zararlar meydana gelebileceği, bu durumun "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir" kriterine uygun olmakla, somut olayda HMK'nun 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararı verilmesi şartlarının davacı şirketin faaliyet gösterdiği adresteki elektriğin kesilmemesi talebi bakımından mevcut olduğu; davacının abonelik tesis edilmesi talebi bakımından söz konusu hususun yargılamayı gerektirecek olması ve dava sonucunda elde edilebilecek talep bakımından ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden bu talep bakımından ise ret kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde ara karar tesis edilmiştir. " gerekçeleriyleDavacı vekilinin ilgili adrese elektrik verilmesi talepli ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile;

1-Davacı ... Şirketi'nin başvurmuş olduğu ve faaliyet gösterdiği "... ... Bağcılar/İSTANBUL" adresindeki iş yeri ile ve bu iş yerindeki ... hesap nolu kullanım yeri ile sınırlı olmak üzere tedbiren ve takdiren 30.000,00 TL'lik nakti yada kesin ve süresiz banka teminat mektubu olarak teminatın kararın tebliğinden itibaren 1 HAFTA İÇİNDE davacı tarafça mahkeme veznesine yatırıldığında, eski aboneliğe ait borçlar hariç olmak üzere dava sonuna dek elektrik kullanım bedeli davalı tarafça tahakkuk ve tahsil edilecek biçimde, davacı yükümlülüklerinin yerine getirilmesi halinde BU YERİN ELEKTRİĞİNİN KESİLMESİNİN ÖNLENMESİNE VE TEDBİREN ELEKTRİK BAĞLANMASINA,

2-Davacı vekilinin davacı şirketin faaliyet gösterdiği adreste tedbiren abonelik tesis edilmesi talebinin reddine, karar verilmiştir.Karara itiraz üzerine duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda; "Mahkememiz tedbir ara kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere günümüz hayatında elektriğin hayatın olmazsa olmazlarından olması, davalının işbu hizmeti veren sayılı kurumlardan olması ve elektriğin kesilmesi halinde davacı aleyhine telafisi imkansız zararların doğacak olması, davalının esasa ilişkin itirazlarının yargılama aşamasında değerlendirilecek olması, tedbirin teminat mukabilinde kabul edilmiş olduğu hususları bir bütün olarak incelendiğinde ve emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2023/2034 E. 2023/2108 K. Sayılı ilamı da dikkate alınarak, tedbirin kaldırılması koşullarının oluşmadığı " gerekçeleriyle davalının tedbire yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; müvekkil şirketin elektrik satışı ve abonelik tesisi konusunda görevi ve pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, bağlantı anlaşmasının iptal edilmesi nedeniyle abonelik sözleşmesi yapılmama suretiyle ortaya çıkan muarazanını giderilmesi talebine ilişkindir.Davacı, ... A.Ş.'ye abonelik sözleşmesi yapmak üzere başvurduğunu, elektrik dağıtım şirketinin mezkur kullanım yerinin elektrik dağıtım bağlantı anlaşmasını iptal etmiş olması nedeniyle elektrik enerjisi alımına yönelik olarak perakende satış sözleşmesi akdedilmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, davalı şirket tarafından da eski abonenin borçlarının ödenmesi gerektiğinin şifahi olarak bildirildiğini ileri sürmektedir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HMK)'nın 389/1. maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştirhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1).Somut olayda;dava konusu mahallin iş yeri olduğu, işin niteliği gereği elektriğin talep edenin işletmesi için olmazsa olmaz koşulu gözetildiğinde kesintinin, ticari işletme faaliyetinin durmasına sebep olacağı, bu haliyle talep edenin ağır ekonomik kayıplara uğrayacağı, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu elektriğin kesilmesinin talep eden aleyhine ağır zararlar doğuracağı açıktır.Davalı, abonelik tesisinde kendisine husumet düşmeyeceğini ileri sürmekte ise de bu aşamada bağlantı anlaşmasının iptal edilmesi nedeniyle abonelik sözleşmesinin yapılamayacağı iddiası da bulunduğundan ve bağlantı anlaşmasının davalının yetkisinde olduğu, husumete ilişkin hususların yargılama sırasında da değerlendirileceği anlaşılmakla talebin kabulüne karar verilmesinde ve belirlenen teminat miktarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda usule aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davalıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2146, K. 2026/2225, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2146-e-2026-2225-k-b6d7f4631354