Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2105 E. 2026/2230 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2105
- Karar No
- 2026/2230
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/2105
KARAR NO:2026/2230
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ :15/06/2026
NUMARASI:2026/851 E
DAVANIN KONUSU:Tapu İptali Ve Tescil
KARAR TARİHİ:10/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı ... A.Ş arasında, 12/06/2014 tarihinde, İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... mahallesi, 52 pafta, 62 ada, 23 parsel üzerinde proje geliştirilerek inşaatın yapılması ve satış işinin gerçekleştirilmesi ortak amacı ve iradesiyle noterde adi ortaklık sözleşmesi akdediğini, daha sonra bu sözleşmeyi Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ... ticaret sicil numarası ile tescil ettirdiklerini, sözleşmenin imzalanmasının ardından davacının projede arsa sahiplerinin peşinat olarak talep ettiği 3.000.000 USD bedeli arsa sahiplerine ödemek üzere ... hesabına havale ettiğini, davalı şirketin adi ortaklık yapısını kurduktan sonra, dava konusu taşınmaz üzerinde geliştirilecek proje ile ilgili arsa sahipleri ile adi ortaklık adına yapması gereken Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'ni- davacıdan habersiz olarak -tek başına düzenlendiğini, davacının ise imzalanan Kat Karşılığı Sözleşmesi'nden bihaber olarak projeyi geliştirmek amacı ile yarışmalar düzenlediğini, gerekli tüm hazırlıkları yaptığını, ruhsat ve inşaat aşama- sına gelen projede davalı adi ortağın arsa sahipleri ve davacının 26/08/2016 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşmede arsa sahiplerince de malum olan ve sadece bu inşaatı yapmak için kurul- muş olan adi ortaklığın finansal borçlarını ve bunun karşılığında inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye isabet edecek olan gayrimenkullerin adi ortaklık adına tapuda elbirliği mülkiyeti şeklinde belirecek alacak hakkını teminat altında almak amacı ile davacının ısrarlı talepleri sonucu düzenlendiğini, ancak davaya konu taşınmazların -tarafların arasındaki anlaşmaya aykırı olarak ve el- birliği mülkiyet yerine- sadece davalı adına tapuda tescil ettirildiğini, davaya konu üç adet taşınma- zın davalı şirket yetkilisi ...'un eşi ...'a kötü niyetli olarak devredildiğini ve dava konusu taşınmazlar üzerine davalı şirket tarafından adi ortaklık ihtiyacı dışında davalı şirketin kredi ihtiyacı için davalı bankalara ipotek ettirildiğini beyanla, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesi, müşterek iş ortaklığı sözleşmesi, arsa sa- hipleri ile yapılan üçlü sözleşme ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi, adi ortaklığa konulan 9.300.000 USD sermaye ve dava sonucunda tapuların el birliği mülkiyeti şeklinde adi ortaklar adına tescil edi- lecek olması gerçeği göz önüne alınarak takdiren teminatsız tedbir kararı verilmesini, dava konusu bö- lümler hakkında tapu iptali kararı verilerek davaya konu bağımsız bölümlerin adi ortaklık sözleşmesi gereği adi ortaklığın tarafları olan .... Şti ve davalı ... A.Ş adına elbirliği mülkiyet şeklinde tapuya tesciline, hukuka aykırı olarak tescil edilen ipoteklerin terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükle- tilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından 18/01/2022 tarihli tensip 15 nolu ara kararı ile :"Davacı tarafın tedbir talebine ilişkin yapılan değerlendirmede; somut olayda davacı ile davalı ... A.Ş arasında ... Titaret Sicil Numarası ile 12/06/2014 tarihinde İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... mahallesi, 52 pafta, 62 ada, 23 parsel üzerinde proje geliştirilerek inşaatın yapılması ve satış işinin gerçekleştirilmesi ortak amacı ve iradesiyle adi ortaklık sözleşmesi akdedildiği, adi ortaklığın tarafı olan davacı ve davalı şirketlerin müş- terek imza ile adi ortaklığı temsile yetkili kılındığı, ancak davalı ... A.Ş'nin münferit olarak arsa sahipleri ile Bakırköy ... Noterliğinin 23/10/2014 tarihli ... Yevmiye Numarası ile "Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" akdedildiği ve dosya kapsamı itibariyle bu sözleşmenin eki niteliğinde olan 26/08/2016 tarihli sözleşmenin adi ortaklığın tarafları ve arsa sahipleri akdedildiği, ek olarak imzalanan 26/08/2016 tarihli sözleşme ile yükleniciye isabet edecek olan gayrimenkullerin adi ortaklık adına tapuda elbirliği mülkiyeti şeklinde tesisinin kararlaştırıldığı ancak TAGBİS sistemi üzerinden celp edilen tapu kayıtları uyarınca dava konusu 32 adet taşınmazın davalı ... A.Ş adına tescil edildiği, davalı şirket tarafından dava konusu 52 Pafta 62 Ada 23 Parsel üzerinde kayıtlı ana taşınmazın A-12 Bağımsız Bölüm 112, A-13 Bağımsız Bölüm 124 ve B-15 Bağımsız Bölüm 138 numaralı 3 adet taşınmazın ...'a devredildiği ve bir kısım taşınmazlar üzerinde ise ipotek tesis edildiği anlaşılmıştır.Bu deliller ışığında; davalının devir ve tasarrufları göz önünde bulundurularak ileride telafisi imkansız zararların önüne geçmek adına HMK'nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca dava konusu taşınmazlardan davalı ... A.Ş adına kayıtlı olanların devir ve ayni hak tesisi konusunda devir ve temlikinin önlenmesi bakımından takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ... adına olan üç adet taşınmaz yönünden ise takdiren 500.000,00TL nakdi teminat yada kesin ve süresiz olmak kaydı ile teminat mektubu mukabili kar- şılığında "DAVALIDIR" şerhi konulmasına, İş bu ara kararın Bakırköy Tapu Müdürlüğüne gönderilerek davalı ... A.Ş adına kayıtlı olan yukarıda yazılı taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasının ve tedbir sonucunun mahkememize bildirilmesinin istenmesine, Davacı vekilince davalı ... adına olanlar yönünden teminat yatırıldığında Bakırköy Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına " karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda 31/05/2022 tarih ve 2022/1247 E-2022/1612 K sayılı kararımızla A- Davalı ...'un "davalıdır" şerhi ile ilgili istinaf dilekçesinin HMK 353/1-ç maddesi gereğince reddine,
B- Davalı ... Şirketi 'nin tedbir ile ilgili istinaf başvurusunu HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, DAVACININ TEDBİR TALEBİNİN KABULÜNE, iş bu kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde, davacı tarafça dava değeri olan 8.500.000,00 TL'nin % 10'u oranında takdir olunan temi- natın mahkeme veznesine yatırılması halinde davalı ... A.Ş adına dava konusu taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temlikinin dava sonuna kadar tedbiren önlenmesine, Davalı ... adına olan üç adet taşınmaz yönünden ise takdiren 500.000,00TL nakdi teminat yada kesin ve süresiz olmak kaydı ile teminat mektubu mukabili karşılığında "davalıdır" şerhi konulmasına, Tedbire ilişkin kararın infazı için karardan bir örneğin Bakırköy Tapu Müdürlüğü'ne gönderilmesine, tedbir sonucunun mahkemeye bildirilmesinin istenmesine" kesin olarak karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu verilen kararın dairemizce kaldırılması kararı sonrası davalılar tarafından tedbirin kaldırılması talep edilmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından "...Bu yasal mevzuat karşısında itiraza konu 18.01.2022 tarihli tensip tutanağının (15) nolu ara kararı incelendiğinde; somut olayda tarafların menfaat dengeleri ile çıkar çatışmaları göz önünde bulundurularak ölçülülük ilkesi kapsamında ve ileride telafisi imkansız zararların önüne geçmek adına dava konusu tedbirin verildiği anlaşılmıştır. Davalının tedbirin şartlarına ilişkin itirazlarının soyut nitelikte kaldığı, tedbirin kaldırılması halinde ileride telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceğinden ve 18.01.2022 tarihli tensip tutanağının (15) nolu ara kararımız yeterli ve ayrıntılı gerekçeyle yazıldığından tekrara düşmemek adına ara karardaki gerekçe de göz önünde bulundurularak davalı tarafın itirazın reddine ilişkin aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir." gerekçeleriyle davalılar vekilinin tedbire itiraz talebinin reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalılar vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ihtiyati tedbir koşulları ile yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi’nce adi ortaklığın sona erdiğinin tespit edildiği gözetildiğinde, dava konusu taşınmazların davacı adına tescil edilmesinin artık mümkün olmadığı, taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbir kararının dayanaksız olduğu ve işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,öte yandan, bedelini ödediği ve teslim almaya hazır olduğu halde İlk Derece Mahkemesi’nin 4,5 yıl önce tesis ettiği ihtiyati tedbir kararı sebebiyle taşınmazını hala devralamayan dava dışı tüketici müşterilerin, sözleşmesel ilişki içerisinde bulunduğu müvekkili şirkete karşı dava açma ve müvekkilinin ticari faaliyetlerini içinden çıkılamaz şekilde sekteye uğratma ihtimali de söz konusu olup itirazlarının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Talep, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebine ilişkindir.HMK'nun "İhtiyati tedbir şartları" başlıklı 389.maddesinde;
"(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.""İhtiyati tedbir kararına itiraz "başlıklı 394. maddesinde;"
(1) Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.
(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/42 md.) Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir.
(3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.
(4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.
(5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz.
"İhtiyati tedbirin değiştirilmesi ve kaldırılması " başlıklı 396. maddesinde;
"(1) Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir.
(2) Teminatın tutarı, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına göre; türü ise 87 nci maddeye göre tayin edilir.
(3) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.." hükmüne yer verilmiştir.Bu şekilde, durum ve koşulların değiştirilmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi ve kaldırılması hakkındaki HMK 396. maddesinde itiraza ilişkin olarak HMK 394. Maddesinin sadece 3. ve 4. fıkralarına atıf yapılmış, kanun yoluna ilişkin 5. fıkra bunun dışında bırakılmıştır.Dairemiz kararı ile ihtiyati tedbir konusunda kesin olarak karar verilmiş olup, davalı tarafın sonraki ihtiyati tedbirin kaldırılması talepleri ise HMK'nın 396. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken taleplerdendir. HMK 396/2 maddesinde aynı Kanunun 394. maddesinin 3. ve 4. fıkrasının kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiş olup, 394/5 maddesine atıf yapılmamıştır. HMK 396/1 maddesi uyarınca taraflar mahkemenin, durum ve koşulların değişmesi sebebiyle, ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması kararına aynı mahkemede itiraz edebilirler. Mahkemenin itiraz hakkında verdiği karara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Çünkü HMK'nın 396/2 hükmünde aynı yasanın 394/5 hükmüne atıf yapılmamıştır. (Bakınız Prof.Dr.Baki KURU Medeni Usul Hukuku Sayfa:645) Açıklanan nedenlerle; davalıların istinaf başvurusunun HMK 394, 396 ve 352. maddeleri uyarınca istinafı kabil bir karar bulunmadığından, usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalıların istinaf başvurusunun HMK 394, 396 ve 352. maddeleri uyarınca istinafı kabil bir karar bulunmadığından, usulden reddine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf eden davalılara ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.