Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/911 E. 2026/1322 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/911
Karar No
2026/1322
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2026/911 Esas

KARAR NO: 2026/1322 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/05/2026

NUMARASI: 2025/183 E.SAYILI ARA KARAR

DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)

KARAR TARİHİ: 24/09/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

TALEP: Davacı vekili dilekçesinde; davalının süresi içerisinde mahkemenin tedbir kararına uymadığı sabit olup, 6769 sayılı Yasanın 159. maddesi uyarınca tedbir talebinin kabulü ile davalıların, müvekkili şirkete ait tescilli markasının belirtilen sosyal medya üzerinden haksız kullanılmasının önlenmesine ve www.....com.tr, www.....com.tr, www.....com, http://....net/, https://www.....com/.../ sitelerine erişim engeli getirilmesine, davalıların, müvekkili şirkete ait tescilli markasının İstanbul ili dahilindeki şantiye alanlarında asılan tabelalar vasıtasıyla haksız kullanılmasının önlenmesine ve işbu tabelaların toplatılmasına, müvekkilinin markasını içeren kartvizit gibi basılı materyallerin toplatılmasına, davanın kabulü ile vekalet ücreti ile yargılama harç ve giderlerinin davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİ KARARI: İlk derece mahkemesince 20/11/2025 tarihli ara karar ile; tüm dosya kapsamı, mevcut deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacının ... numaralı ... ... ibareli markanın 37 ve 42.sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalının ise ... ibareli ... numaralı markanın 19.sınıfta tescilli sahibi olduğu, davacı tarafından, davalı tarafça kullanılan ... ibaresinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği iddiasıyla tedbir talebinde bulunduğu aldırılan 25/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda davalı kullanımlarının karıştırılma ihtimali yarattığı yönünde görüş bildirilmiş ise de, mahkememizce yapılan incelemede davalı markasının tescilinin 2017 yılı olduğu, davacı markasının tescilinden önce olduğu, marka tescil sınıfları farklı ise de 37 ve 42. Sınıftaki hizmetler ile 19.sınıftaki emtialar arasında benzerlik olabileceği, davalı kullanımlarının tescilli sınıf kapsamının dışına çıkıp çıkmadığı hususunun ancak esas yargılama ile değerlendirilebileceği yine davalı şirketin ... esas unsuru ile 2013 yılından beri ticaret sicilde kayıtlı olduğu faaliyet konusunun her türlü inşaat, konut, işyeri yapmak , satmak vs ilişkin olduğu hususu da değerlendirildiğinde bu aşamada ihtiyati tedbir koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.

DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Dairemizin 25/02/2026 tarihli, 2026/39 Esas, 2026/297 Karar sayılı kararı ile; "…İlk derece mahkemesince, davacının tedbir talebinin değerlendirilmesi için alınan bilirkişi raporunda; "Davalı şirketin giriştiği apartman inşaat projelerini "... ..." logosu altında tanıttığı/pazarladığı, böylece "..." ibaresini markasal olarak 37.sınıfta inşaat hizmetlerinde kullandığı, davalı şirkete ait ... sayılı marka tescilinin 37.sınıf ve bu bağlamda inşaat hizmetlerini kapsamadığı, davalı şirketin "..." ibaresini markasal olarak 37.sınıfta inşaat hizmetlerinde kullanmakla, davacının 37. sınıfta inşaat hizmetleri için tescilli "... ..." ibareli ... sayılı markasını ihlal ettiği ve ortalama tüketici nezdinde davacının ... sayılı markası ile karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali yarattığı" yönünde görüş bildirilmiş olup, bilirkişi raporu ile yaklaşık ispatın sağlanmış olup, mevcut durumda ilk derece mahkemesince yazılı şekilde ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

İlk derece mahkemesince, davalı markasının tescilinin 2017 yılı olduğu, davacı markasının tescilinden önce olduğu, marka tescil sınıfları farklı ise de 37 ve 42.sınıftaki hizmetler ile 19.sınıftaki emtialar arasında benzerlik olabileceği, davalı kullanımlarının tescilli sınıf kapsamının dışına çıkıp çıkmadığı husunun ancak esas yargılama ile değerlendirilebileceği belirtilmişse de; bilirkişi raporunda davalı şirkete ait ... sayılı marka tescilinin 37.sınıf ve bu bağlamda inşaat hizmetlerini kapsamadığı açıkça belirtilmişt olup, ilk derece mahkemesinin ilerde değişebilecek delil durumuna dayalı red gerekçesi yerinde görülmemiştir. Zira, taraflar arasındaki menfaat dengesi gözetilerek SMK'nın 159/2-c maddesi uyarınca ters tedbire hükmedilmesi mümkün olduğu gibi, HMK'nın 396.maddesine göre, durum ve koşulların değişmesi halinde, talep halinde verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ve değiştirilmesine karar verilebilir.

Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne,

2-İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2025/... E.sayılı dosyasından verilen .../11/2025 tarihli ara kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE…" karar verilmiştir.

TEDBİR KARARI-I: İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Dairemizin kaldırma kararından sonra 18/03/2026 tarihli 2025/183 E. sayılı ara kararıyla; "...İhtiyati tedbir talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 2-Davalı taraflarca ihtiyati tedbir kararının tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 sayılı SMK. 159/2-c maddesi gereğince 500.000,00 TL nakti teminatı yada kesin ve süresiz marka teminat mektubunu mahkememize depo etmesi, 3-Kesin süre içerisinde 1 hafta içinde teminat yatırılmadığı taktirde, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi doğrultusunda tedbir kararının ağırlaştırılabileceğinin davalı tarafa ihtarına..." karar verilmiştir.

TEDBİR KARARI- II: İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ters tedbir kararının davalı tarafça süresinde teminatın yatırılmaması üzerine 28/04/2026 tarihli 2025/183 E. sayılı ara kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı, mevcut deliller ve incelendiğinde: Mahkememizce 18/03/2026 tarihli ara karar ile ters teminat şeklinde ihtiyati tedbir kararı verildiği, tedbir kararının davalı vekiline tebliğ edildiği ayrıca diğer davalıya da ara kararın tebliğ edildiği, yasal süre içerisinde ters teminat bedelinin yatırılmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin talebi incelendiğinde aldırılan 25/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin uyuşmazlığa konu ... markasını tescil sınıfı dışı olan 37. Sınıfta kullandığı bu durumun da karışıklığa sebebiyet vereceği belirtildiğinden davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İhtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile tedbir talep eden eden tarafından karar tebliğ tarihinden itibaren 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde, 500.000,00 TL teminat veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu Mahkememize depo edildiğinde;

2-Dava kesinleşinceye kadar, Davalılarca ... ibaresini 37. Sınıftaki hizmetlerde kullanımının yasaklanmasına, bu kullanımın bulunduğu tabela, kartvizit, basılı materyal v.s. Her türlü materyala el konulmasına,

www.....com.tr, www.....com.tr, www.....com, http://....net/, https://www.....com/.../, sitelerine ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE..." karar verilmiştir.

İHTİYATİ TEDBİR KARARINA İTİRAZ: Davalı vekili itiraz dilekçesinde; tedbir koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin ticaret unvanını uzun süredir kullandığını, öncelik hakkı bulunduğunu, davacının markasının hükümsüzlüğü için hükümsüzlük davası açtıklarını, ayrıca verilen ilk ters tedbir kararında hükmedilen teminatın hastalık nedeniyle yatırılamadığını, davacının yatırmasına hükmedilen 500.000,00 TL teminatın çok az olduğunu ve müvekkilinin zararını karşılamayacağını belirterek, 28/04/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, bu mümkün değilse taraflarına 18/03/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararında hükmedilen teminatı yatırmaları için yeniden süre verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İTİRAZIN KISMEN KABULÜ KARARI: İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi .../05/2026 tarihli 2025/... E. sayılı ara kararıyla; "...İddia, savunma bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16 Hukuk Dairesinin 2026/39 Esas 2026/297 Kararı birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davalı markasının 2017 yılında tescil edilip davacı marka tescilinden önce ise de davalı şirkete ait ... sayılı markanın aldırılan bilirkişi raporlarına göre inşaat hizmetlerini kapsamadığı yönündeki görüşü de göz önüne alınarak öte yandan davalının önceki tarihli marka tescili de dikkate alınarak , HMK'nun 389 vd. maddeleri ile SMK'nun 159/2-c maddeleri uyarınca, davacının olası zararlarının önüne geçilmesi, taraf menfaatleri arasında ciddi bir denge kurulması bakımından, davalı tarafından 500.000 TL. Teminat yatırılması karşılığında ters tedbir kararı verilmesi yönünde 18/03/2026 tarihinde ara karar verildiği, davalılarca yasal süresi içerisinde ters teminat miktarı yatırılmadığından davacının talebi üzerine 28/04/2026 tarihinde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği bu defa davalı tarafça bu tedbir kararına itirazda bulunularak ters teminat bedelini yatıramadıkları ayrıca davacıya ait markanın hükümsüzlüğü sebebiyle mahkememizin 2025/254 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığının belirtildiği, buna göre yapılan incelemede, davalıya ait 2017/62439 sayılı markanın ... ibaresini taşıması davacının ise ... ibareli 37. Sınıfta tescilli ... sayılı markanın tescilli sahibi olması, davalı markası tescil sınıfı olan 19. Sınıf ile davacı markası olan 37. Sınıftaki hizmetlerin nispeten benzerliği öte yandan davalının 37. Sınıftaki faaliyetlerinin marka tescil kapsamını aştığı fakat davalı tarafından mahkememizin 2025/254 Esas sayılı dosyası ile hükümsüzlük davası açıldığı ve o davada taraflar arasında önceye dayalı ticari ilişki ayrıca markanın gerçek hak sahipliği ve kötü niyetli tescil iddiasında bulunulduğu bu nedenle bu dava bakımından hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılması gerektiği, davalı tarafça süresinde ters teminat miktarı yatırılmadığından bu defa ters teminat miktarı arttırılmak suretiyle itirazın bu yönde kabulüne karar verilmesinde taraf menfaatleri arasındaki denge de gözetilerek ters tedbir şeklinde ihtiyati tedbire itirazın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Tedbire itirazın KISMEN KABULÜNE, mahkememiz .../04/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının ters teminat şeklinde değiştirilmesine, ters teminat miktarının 1.000.000.00 TL olarak takdirine bu günden itibaren bir hafta içerisinde teminat bedelinin yatırılmasına yatırılmadığı takdirde .../04/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının aynen infazına..." karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; ihtiyati tedbir taleplerinin 20.11.2025 tarihli ara karar ile reddedildiğini,

İstinaf başvurularının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16 H.D'nin 2026/39 Esas sayılı 25.02.2026 tarihli kararı ile kabul edildiğini ve ret kararının kaldırıldığını,

18.03.2026 tarihi ara karar ile ters tedbir kararı ile davalının 500.000,00 TL teminat sunmasına, aksi taktirde tedbirin ağırlaştırılacağına karar verildiğini,

18.03.2026 tarihli tedbir ara kararının 19.03.2026 tarihinde ayrı ayrı olmak üzere her iki davalıya e-tebliğ olarak tebliğ edildiğini,

Davalıların, teminatı dosyaya sunmadıklarını ve ara karar gereğini yerine getirmediklerini,

Taraflarınca 02.04.2026 tarihinde yeniden tedbir talebinde bulunulduğunu,

Taleplerinden 4 hafta sonra 28.04.2026 tarihinde yeni bir tedbir kararı verildiğini,

Taraflarınca 6 gün içinde teminat mektubu sunulduğunu ve İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile tedbirin uygulanmasının talep edildiğini,

Ancak daha sonra davalı tarafın 05.05.2026 tarihli dilekçesi ile "... Dönemsel salgın mahiyetindeki mevsimsel hastalık..." gerekçesi ile 18.03.2026 tarihli tedbir ara kararını yerine getiremediklerinden bahisle 18.03.2026 tarihli tedbirin uygulanmasını talep ettiğini,

Davalı tarafın, hastalık iddiasını somut veya yazılı bir belge ile kanıtlamadığını,

Davalının itirazında ayrıca teminat miktarının çok az olduğunu ve olması gereken teminat miktarının en az 50.000.000,00 TL olması gerektiğini ileri sürdüğünü,

Mahkemenin ise 12.05.2026 tarihinde davalının talebini kabul ederek 18.03.2026 tarihli tedbir kararını yeniden vermiş olup, sadece teminat miktarını da davalının belirtmiş olduğu miktarın 1/50'si oranında 1.000.000,00 TL olarak belirlediğini,

12.05.2026 tarihi ara kararda "... Davalı tarafça süresinde ters teminat miktarı yatırılamadığından bu defa ters teminat miktarı artırılmak suretiyle..." davalının itirazının kabul edilmesinde denetlenebilir bir gerekçe bulunmadığını,

Davalının üzerine düşeni yerine getirmediğini, somut bir mazeret de sunmamış iken 28.04.2026 tarihli ara karardan dönülmesinin açık bir keyfilik oluşturduğunu,

Müvekkili şirketin tescilli markaya sahip olduğunu,

Davalının inşaat alanında yani 37. sınıf yönünde tescilli markası bulunmadığını,

Buna rağmen davalı tarafın 37. sınıf alanında kullanımlarda bulunduğunu,

Mahkemenin, davalı tarafın tescilli markası olmamasına rağmen müvekkile şirkete ait tescilli markayı kullanmasına olanak sağladığını,

Her ne kadar davalı tarafça hükümsüzlük davası açılmış ise de 12.05.2026 tarihi itibariyle hükümsüzlük davası yönünden verilmiş bir bekletici mesele kararı bulunmadığını,

Bekletici mesele ile ilgili verilmiş bir karar yok iken 12.05.2026 tarihli ara kararda bekletici mesele yapılması gerektiğine dair mahkeme ara kararının hatalı olduğunu,

Gerek ceza davasında, gerekse işbu davada alınan 2 ayrı bilirkişi raporunda da davalı tarafın müvekkili şirketin tescilli marka hakkına tecavüz ettiğinin açık bir şekilde tespit edildiğini,

Teminat karşılığı bile olsa tescilli bir markanın, bir başkası tarafından kullanılmasının ve marka hakkına tecavüzün normalleştirilemeyeceğini,

12.05.2026 tarihli ara kararda yer alan gerekçelerin Sınai Mülkiyet Kanununu tamamen işlevsiz hale getiren ve bir şekilde davalıyı kollayan bir duruma yol açtığını,

Mahkemenin daha önce yaklaşık ispatın bile olmadığını iddia ederek müvekkili şirkete ait tescilli markanın davalılarca haksız kullanımının önlenmesini reddettiğini, istinaf kararından sonra ise davalının bile az bulduğu bir teminat mukabilinde müvekkili şirketin tescilli markasının davalılarca haksız kullanımına onay verdiğini, bu durumun kabul edilebilir olmadığını,

Davalı tarafın 28.04.2026 tarihli ara karara yönelik itiraz dilekçesinde teminat miktarının en az 50.000.000,00 TL olması gerektiği belirtilmesine rağmen, sadece 1.000.000,00 TL teminata hükmedilmesinin de taleple bağlılık kuralı gereğince hatalı olduğunu,

İşbu davanın açılmasından 3 ay sonra açılan marka hükümsüzlüğü davasının asıl amacının işbu davadaki yargılanmayı sürüncemede bırakmak olduğunu, bu nedenle hükümsüzlük davasının varlığı gerekçe gösterilerek davalının, müvekkili şirkete ait tescilli markayı kullanmasına olanak sağlanamayacağını,

Müvekkili şirketin 2005 yılından beri 21 yıldır faaliyette olmasına rağmen, müvekkili şirketin tescilinden 8 yıl sonra 2013 yılında kurulan davalı şirketin önceye dayalı herhangi bir kullanımının söz konusu olamayacağını belirterek, 18/03/2026 tarihli ara kararın 19/03/2026 tarihinde davalılara tebliğ edilmesine rağmen yasal süresinde teminatı yatırmadıkları ve işbu ara kararın hastalık nedeniyle yerine getirilmediğine dair davalı iddiasının yazılı olarak ispatlanamamasına rağmen 28/04/2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına dair 12/05/2026 tarihli ara kararına yönelik itirazlarının kabulüne, 28/04/2026 tarihi ara kararı uyarınca müvekkiline ait tescilli markasının, davalılar tarafından haksız kullanımının engellenmesini ve bu doğrultuda yeniden ara karar oluşturulmasını talep etmiştir.

DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... tescil numaralı "... ...+Şekil" markasının 37 ve 42. sınıflarda davacı şirket adına tescilli olduğu,

Bilirkişi raporunda yapılan tespite göre; ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının ise 19, 20, 35, 36, 39. sınıflarda davalı şirket adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.

Dosyada mevcut ticaret sicil kaydı incelendiğinde; davalı şirketin 28/06/2013 tarihinde ticaret sicile tescil edildiği, davalı ...'ın şirketin yetkilisi ve ortağı olduğu, şirketin faaliyet alanının inşaat hizmetleri olduğu tespit edilmiştir.

İlk derece Mahkemesince bilirkişiler ... ve ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda; "...Davalı şirketin giriştiği apartman inşaat projelerini "... ..." logosu altında tanıttığı/pazarladığı, böylece "..." ibaresini markasal olarak 37.sınıfta inşaat hizmetlerinde kullandığı, davalı şirkete ait ... sayılı marka tescilinin 37.sınıf ve bu bağlamda inşaat hizmetlerini kapsamadığı, davalı şirketin "..." ibaresini markasal olarak 37.sınıfta inşaat hizmetlerinde kullanmakla, davacının 37. sınıfta inşaat hizmetleri için tescilli "... ..." ibareli ... sayılı markasını ihlal ettiği ve ortalama tüketici nezdinde davacının ... sayılı markası ile karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali yarattığı..." yönünde görüş bildirildiği tespit edilmiştir.

G E R E K Ç E :Dava, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasıdır.

Dairemizin önüne gelen uyuşmazlık ise, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazı üzerine verilen itirazın kısmen kabulü ile SMK’nın 151/1-c maddesi uyarınca davalı tarafça 1.000.000,00 TL teminat yatırılmasına dair ara karara ilişkindir. Karar karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Mahkemece daha önce verilen 28/04/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına davalı tarafça yapılan itiraz değerlendirilerek istinafa konu edilen 12/05/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının verildiği, davalının, daha önce verilen 18/03/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının gereğini haklı nedenlerle yerine getirmediğine dair Mahkemece bir karar verilmediği, daha önce verilen ihtiyati tedbir kararının gereğinin davalı tarafça yerine getirilmemesinin 12/05/2026 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararıyla ilgisi ve sonuca etkisi olmadığından, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talepleri yerinde değildir.

Dosya incelendiğinde, davalı şirketin inşaat hizmetlerinde "..." ibaresini marka olarak kullandığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalı tarafça öncelik hakkına dayanıldığı, davacının markasının hükümsüzlüğü için dava açıldığı, davalı şirketin inşaat hizmetlerinde faaliyet göstermek üzere 28/06/2013 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince bu deliller karşısında tarafların hak ve menfaat dengelerini gözeterek SMK’nın 151/1-c maddesi uyarınca davalının teminat yatırmasına dair ihtiyati tedbir kararı vermesinin dosyaya kapsamına uygun olduğu, Dairemizin kaldırma kararında da bu hususa değinildiği, Mahkemece hükmedilen teminatın olaya uygun ve yeterli olduğu kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:

1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/911, K. 2026/1322, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-911-e-2026-1322-k-7ce8efa6195a