Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1520 E. 2026/1541 K. – Şirketin Fesih Ve

Konu: Şirketin Fesih Ve Tasfiyesi

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1520
Karar No
2026/1541
Karar Tarihi
Konu
Şirketin Fesih Ve Tasfiyesi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1520

KARAR NO : 2026/1541

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/05/2026

NUMARASI : 2026/728 (DERDEST)

DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Fesih İstemli)

Taraflar arasındaki şirketin fesih ve tasfiyesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından süresi içerisinde usulüne uygun bir cevap dilekçesi sunulmadığını, davalı şirket ortakları arasındaki güven ilişkisinin tamamen ortadan kalkması, müvekkilinin bilgi alma, denetim ve kâr payı haklarının sistematik biçimde engellenmesi, şirket malvarlığının şeffaf olmayan biçimde yönetilmesi ve ortaklık ilişkisinin müvekkili yönünden çekilmez hâle gelmesi nedeniyle, TTK m. 636 uyarınca davalı şirketin haklı sebeple feshine ve tasfiyesine; Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasına/çıkarılmasına ve şirketteki payının karar tarihine en yakın gerçek ve rayiç değerinin tespit edilerek davalı şirket tarafından müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, yargılama süresince nihai kararın etkisiz kalmaması, şirket malvarlığının azaltılmasının ve müvekkilinin pay bedeli ile kâr payı hakkının zarara uğratılmasının önlenmesi amacıyla; davalı şirket adına kayıtlı tüm taşınır ve taşınmaz mallar üzerine üçüncü kişilere devir ve temliki önleyici ihtiyati tedbir şerhi konulmasını talep ettiklerini, mevcut denetim kayyımı tedbirinin TTK m. 636/4 ve HMK m. 396/1 uyarınca yönetim kayyımına dönüştürülmesine; bu talep uygun görülmez ise denetim kayyımının yetkilerinin şirketin tüm malvarlığı, banka, kasa, kira geliri, maden ruhsatı ve borçlandırıcı işlemlerini kapsayacak şekilde genişletilmesine karar verilmesini, davalı şirketin 2023 yılından itibaren dağıtılabilir net dönem kârının bilirkişi marifetiyle tespitini ve müvekkilinin payına düşen tutarın Mahkemece belirlenecek bir hesaba nemalandırılarak depo edilmesini, uygun görülmesi hâlinde ise bu bedelin tedbiren müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.

Davalı şirket yetkilisi son duruşmada denetim kayyımı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan 14/05/2026 tarihli ara karar gereğince; " davacı vekillerince her ne kadar davalı şirket adına kayıtlı tüm taşınır ve taşınmaz mallar üzerine üçüncü kişilere devir ve temliki önleyici ihtiyati tedbir şerhi konulması, Mevcut denetim kayyımı tedbirinin TTK m. 636/4 ve HMK m. 396/1 uyarınca yönetim kayyımına dönüştürülmesi; bu talep uygun görülmez ise denetim kayyımının yetkilerinin şirketin tüm malvarlığı, banka, kasa, kira geliri, maden ruhsatı ve borçlandırıcı işlemlerini kapsayacak şekilde genişletilmesine karar verilmesi yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş ise de; Mahkememizin 25/02/2026 tarihli ara kararı ile kar payı ödenmesi talebi hariç diğer tüm talepler yönünden değerlendirme yapılarak karar verildiği, Mahkememizin bu ara kararından sonra delil durumu itibari ile yeni bir durum ve değişkliğin oluşmadığı, kar payı ödemesi yapılmasının şirket genel kurulunun münhasır yetkisinde bulunduğu anlaşılmakla ..." gerekçesiyle, her iki tarafın ihtiyati tedbire ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin önceki ara kararından sonra dosyaya kazandırılan 12/05/2026 tarihli denetim kayyımı raporunun; tek başına dahi ihtiyati tedbir taleplerinin yeniden ve esaslı biçimde değerlendirilmesini zorunlu kılan nitelikte olduğunu, ihtiyati tedbir şartlarının (HMK m. 389/1) tüm unsurlarının somut olayda fazlasıyla gerçekleştiğini, şirketin sicile kayıtlı tüm taşınır ve taşınmaz malvarlığı üzerine üçüncü kişilere devir ve temliki önleyici ihtiyati tedbir şerhi konulmasına yönelik talebin, yerleşik Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihadına da uygun olduğunu, mevcut denetim kayyımı tedbirinin yönetim kayyımına dönüştürülmesi veya en azından denetim kayyımının yetkilerinin genişletilmesi yönündeki talebin, ortakların yargısal denetim tedbirini fiilen yetkisizleştirmeye yönelik 17/02/2026 tarihli Olağanüstü Genel Kurul kararı ve bu karardan sonra gelişen ihtilaf yoğunluğu karşısında reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kâr payına ilişkin talebin, klasik anlamda mahkemenin şirket yerine geçerek "kâr payı dağıtımı kararı vermek" niteliğinde olmadığını, Mahkemenin "yeni bir durum oluşmadığı" gerekçesinin, dosyaya sonradan kazandırılan banka ve tapu kayıtları ile denetim kayyımı raporu ile bağdaşmadığını, davalı şirketin ticaret sicilinde tescilli iştigal konusu "mermercilik Ve Madencilik" İken; raporun ortaya koyduğu rakamlara göre 2026 yılı iki aylık döneminde toplam brüt satışların %75,25'i (2.623.567,32 TL) kira ve diğer gelirlerden, yalnızca %23,75'inin (817.422,25 TL) mermer satışlarından oluştuğunu, bu hususun kayyım raporunda ifade edildiğini, 25 yıllık şirketin esas faaliyet konusu olan mermer üretim ve ihracatı ekseninden tamamen saptırarak, gayrimenkul/rant ortaklığına dönüştürüldüğünü, denetim kayyımı raporunda yer verilen en kritik tespitlerden birinin de, davalı şirketin maden ruhsatlarının bir kısmının rödovans sözleşmesi kapsamında ... adlı üçüncü kişiye bırakıldığını, başka bir ifadeyle, şirketin varlık sebebini ve ekonomik değer üretme kapasitesini oluşturan temel faaliyetinin üçüncü kişiye devredildiğini, denetim kayyımı raporunda yer alan en vahim ve ihtiyati tedbir gerekliliğini en açık biçimde ortaya koyan tespitlerden birinin, davalı şirketin 16.255.364,36 TL tutarındaki ticari borçlar hesabının 11.684.212,06 TL’lik kısmının, şirket ortaklarının annesi ... adına kayıtlı olduğunun belirtilmiş olması olduğunu, bu tutarın şirketin sermaye düzeltmesi olumlu farkları dâhil 40.292.030,48 TL tutarındaki ödenmiş sermayesinin yaklaşık %29’una karşılık geldiğini, bu büyüklükteki bir borcun, şirketle olağan ticari ilişki içinde bulunan bağımsız bir üçüncü kişiye değil; ortakların birinci derece yakını olan ve ... D.lu- 83 yaşındaki ev hanımı annelerine izafe edilmesinin, başlı başına müvekkilinden ve şirketten ciddi bir mal kaçırma şüphe alanı oluşturduğunu, davalı şirketin merkezinin bulunduğu ve yaklaşık yirmi yıldır şirket mülkiyetinde olan “... Mah. ... Sok. No:... .../İstanbul” adresindeki çok kıymetli taşınmaz bakımından, şirkete ait tapu kaydının iptali ile taşınmazın demans hastası olan babaları adına tescili talebiyle İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2025/212 esas sayılı dosyası üzerinden tapu iptal ve tescil davası açtırıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, şirketin fesih ve tasfiyesi veya ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama esnasında ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; 14/05/2026 tarihli ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

İlk derece mahkemesince; 25/02/2026 tarihli ara karar ile kar payı ödenmesi talebi hariç diğer tüm talepler yönünden değerlendirme yapılarak karar verildiği, bu ara kararından sonra delil durumu itibari ile yeni bir durum ve değişikliğin oluşmadığı, kar payı ödemesi yapılmasının şirket genel kurulunun münhasır yetkisinde bulunduğu gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesindeki taleplerini aynen tekrarlayarak ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmekte ise de; açılan fesih davasında şirketin malvarlığının korunması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği, ne var ki aynı zamanda şirkete denetim kayyımı atandığı, davanın bulunduğu aşamada haklı sebebin gerçekleştiği yolunda delil değerlendirilmesi yapılamadığı gibi davacının ivedi korunma ihtiyacı içinde olmadığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan TTK nun 608. maddesi gereğince kar payı dağıtılması genel kurul kararı ile yapılabilir. Davacı taraf, ödenmeyen kar payı alacaklarının belirlenerek ödenmesi talepli davasında ihtiyati tedbir isteminde bulunmuş ise de para alacaklı taleplerde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği yerleşik yargı uygulamasıdır. Davacının kar payı alacağı var ise özellikle miktarı yapılacak yargılama neticesinde belirlenecektir. Kar payı alacağının varlığı, özellikle miktarı yargılamayı gerektirir olduğundan ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin ara karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/son maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 ve ve 394/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 17/09/2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 394/son maddeleri uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1520, K. 2026/1541, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1520-e-2026-1541-k-4e03beeb42f6