Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1418 E. 2026/1611 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1418
Karar No
2026/1611
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1418 KARAR NO : 2026/1611

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2025 NUMARASI : 2024/877 Esas 2025/417 Karar DAVA : MENFİ TESPİT, İSTİRDAT BAM KARAR TARİHİ : 30/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 01/07/2026

Davalı ... Şirketi vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir 22. İcra Dairesi'nin 2024/10698 Esas sayılı icra takibi ile müvekkili aleyhine, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu istemli gönderilen 02.12.2024 tarihli ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, icra takibinin ihtiyati haciz kararına istinaden yapılan haciz ile müvekkili tarafından 03.12.2024 tarihinde öğrenildiğini, icra takibine dayanak çekte yer alan lehtar cirosunun müvekkiline ait olmaması sebebiyle anılan davayı açtığını, takibe konu çekin dava dışı .... tarafından müvekkili ile arasındaki ticari ilişkiye istinaden müvekkiline verildiğini, müvekkili tarafından kaybedildiğini, müvekkilinin çeki kaybetmesi sebebiyle Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1041 Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbir talepli çek iptali davasının 31.10.2024 tarihinde açıldığını, Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1041 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 31.10.2024 tarihli tensip zaptının ''15'' numaralı kararı ile %15 nakdi teminat yatırılması halinde ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek ödeme yasağı koyulmasına karar verildiğini, davalılardan ..... A.Ş. tarafından, dava dışı .... tarafından müvekkili .... lehine keşide edilen 400.000,00 TL bedelli, 05.12.2024 tarihli Z9105354 seri numaralı çekin, değiştirilen tarihte yani 04.11.2024 tarihinde ibraz edildiğini, hesap bakiyesinin yetersiz olması sebebiyle çekin karşılıksız çıktığını, çekin karşılıksız çıkması üzerine davalı alacaklı tarafından 22.11.2024 tarihinde ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1709 D. İş sayılı kararıyla ihtiyati haciz talebinin kabul edildiğini, davalılardan .... A.Ş. tarafından, İzmir 22. İcra Dairesi'nin 2024/10698 Esas sayılı dosyasında İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1709 D. İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati haciz kararına istinaden başlatılan takipte müvekkili lehtarın ve keşideci dava dışı ....'ın tüm menkul ve gayrimenkullerine haciz konulduğundan bahisle müvekkilinin İzmir 22. İcra Dairesi'nin 2024/10698 Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına yapılan ödemenin istirdadına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın arabuluculuk dava şartının sağlanılmamış olduğunu, öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının, çekin ne suretle elinden çıktığına dahi yer vermediğini, esasen bir ticari ilişki nedeni ile değil haksız fiil hükümlerine dayanan çek istirdadı talep olunan davada faktoring mevzuatının uygulanmasının mümkün olmadığını, bu hususun Yargıtayca defaten kararlarında yer bulduğunu, bu minvalde davacının müvekkili şirketin çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli bulunduğunun ispatının gerekeceğini, kötü niyetli olmasının düşünülebilmesi ihtimalinde müvekkilinin kendi zararına olacak şekilde kasti olarak hareket ettiği söylenmesi gerekeceğinden bunun kabule ve mantığa aykırı olduğunu, ağır kusur tanımlaması kasta yakın bir kusur olmasından mütevellit tüm Türkiye çapında faaliyette bulunan müvekkili şirketin kasti şekilde davacının zararına hareket ettiğinin söylenmesinin mümkün olmadığını, somut olayda davacının ülke çapında faktoring hizmeti veren müvekkili şirketin kötü niyetli hamil olduğunu ispat etmesinin mümkün dahi olmayıp herhalde fatura ile belgelendirilen çeki yasal prosedürler uyarınca yasa ve usule uygun şekilde iktisap eden, yine çekin sahte olmadığı gözetildiğinde müvekkilinin ağır kusurlu olduğunun da ileri sürülemeyeceği gibi yer verilen hususlar dahilinde davacının amacının yalnızca soyut ve dayanaksız iddialar ile müvekkili şirketten haksız kazanç elde etmek olduğunu belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, kötü niyeti açıkça ortada olan davacı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı.... cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, Antalya ili Serik ilçesinde ikamet ettiğinden bu davaya bakmaya Serik mahkemelerinin yetkili olduğunu, ticari nitelikteki menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde dava, dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davanın zorunlu arabuluculuk şartı gerçekleşmemesi nedeni ile reddi gerektiğini, bahse konu senedin işleme konulmasında kendisinin bir kusuru olmadığını, çekin hukuki niteliği itibari ile emre düzenlendiğini, bu nedenle bu çekin silsile durumunu bilmesinin mümkün olmadığını, bu çeki iyi niyetli olarak aldığını ve acil ihtiyaçları nedeni ile ...A.Ş'ye kırdırmak durumunda kaldığını, davacı tarafça menfi tespit ve istirdat davasında kendisinin davalı olarak gösterilmesinin yanlış olduğunu, bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, Serik Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/7995 soruşturma sayılı dosyasının bu dosya arasına getirtilmesini talep ettiğini, bu soruşturma sayılı dosyada bu olaya ilişkin tüm beyanlarını ve imza örneklerini verdiğini, ilgili polis merkezinde kendisine ait imza örneklerinin de alındığını, ayrıca bu dosya ile bağlantılı kişiler olan ....ve ....'un da beyanlarının mevcut olduğunu belirterek, davanın reddine, davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. Md 72/4 uyarınca alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderlerinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " ....Dava, menfi tespit davasıdır. Eldeki dava, TTK 4/I maddesi gereğince mutlak ticari dava olup, TTK' nın 5/A maddesi gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na, 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile eklenen "dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesinin ilk iki fıkrasına göre; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." 6102 Sayılı TTK'nın 5/A-1 maddesine göre, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Arabuluculuk dava şartı eksikliğinin tamamlanabilir dava şartı eksikliği olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira arabuluculuk tarafların mahkeme yoluna başvurmadan uyuşmazlıkları bir araya gelerek çözmeleri, bu şekilde daha hızlı ve barışçıl yöntemler ile sonuca ulaşmaları ile mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacı ile getirilmiş alternatif bir çözüm yoludur. Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; davacı vekili tarafından eldeki davanın arabuluculuk başvurusu yapılmadan 04.12.2024 tarihinde açıldığı, dava açılış tarihi itibari ile Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan menfi tespit davalarında dava açılmadan evvel zorunlu arabuluculuğa başvurunun dava şartı olarak nitelendirildiği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(2) maddesinin 4. cümlesinde"Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilir." düzenlemesine yer verildiği, davacı tarafça dosyaya sunulan arabulculuk son tutanağının incelenmesinde, arabuluculuk başvurusunun dava tarihiden sonra 07.01.2025 tarihinde yapılmış olduğu, ticari dava olan ve asliye ticaret mahkemesinde açılan davada dava tarihinden önce zorunlu arabuluculuk başvuru şartı yerine getirilmediğinden ve bu davada arabuluculuk başvuru şartı sonradan giderilebilen dava şartı olarak nitelendirilemeyeceğinden davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.(Yargıtay 11. H.D. 21.01.2025 tarih, 2024/1834 Esas ve 2025/291 Karar sayılı ilamı) "şeklindeki gerekçe ile " Zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın USULDEN REDDİNE'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı..... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dava konusu çekin lehtar cirosunda yer alan imzanın tarafına ait olmadığını, çeki kaybettiğini belirterek istirdat talebinde bulunmuş ise de ve dava konusu çekin müvekkili ..... A.Ş.'ye devredildiğini belirterek istirdat talebinde bulunduğunu, yapılan yargılama neticesinde; yerel mahkeme tarafından zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verildiğini, ancak söz konusu karara ilişkin HSK tarafından Finans Mahkemesi sıfatıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 2 nci bendi gereğince; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin münhasıran görevlendirilmesi nedeni ile anılan mahkemede davanın görülmesi gerektiğinden mütevellit İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosya hakkında görevsizlik kararı vermesi gerekmekte iken dosyaya ilişkin hüküm kurulmasının hukuka aykırı olup kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, davaya bakmaya görevli mahkemenin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi olup görev hususunun gözetilmeksizin görevsiz yerel mahkemece tesis edilen kararın hukuka uygunluğundan bahsedilemeyeceğini, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi'nin 25/11/2021 tarihli 1232 karar sayılı kararı ile; "...Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir. Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir. Bu itibarla; 1) 13/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23/02/2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5) 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, 6) 06/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan, 7) 20/06/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; İzmir’de yedi asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15/12/2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine" karar verildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın "faktoring" ilişkisinden kaynaklanmakta olup, söz konusu hukuk davalarına bakmaya, HSK tarafından Finans Mahkemesi sıfatıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 2 nci bendi gereğince İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin münhasıran görevlendirilmesi nedeni ile anılan mahkemede davanın görülmesi gerektiğinden, yerel mahkeme tarafından görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının incelenmek ve hükmolunmak üzere İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmekte iken görevsiz yerel mahkeme tarafından dava hakkında hüküm kurulmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine" karar verilmiştir. İş bu karar davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; eldeki davanın arabuluculuk başvurusu yapılmadan 04.12.2024 tarihinde açıldığı, dava açılış tarihi itibari ile Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan menfi tespit davalarında dava açılmadan evvel zorunlu arabuluculuğa başvurunun dava şartı olarak nitelendirildiği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(2) maddesinin 4. cümlesinde"Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilir." düzenlemesine yer verildiği, davacı tarafça dosyaya sunulan arabulculuk son tutanağının incelenmesinden, arabuluculuk başvurusunun dava tarihiden sonra 07.01.2025 tarihinde yapılmış olduğu, ticari dava olan ve asliye ticaret mahkemesinde açılan davada dava tarihinden önce zorunlu arabuluculuk başvuru şartı yerine getirilmediğinden ve bu davada arabuluculuk başvuru şartı sonradan giderilebilen dava şartı olarak nitelendirilemeyeceğinden yazılı olduğu şekilde zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi'nin 25.11.2021 tarih ve 1232 sayılı kararının 5. nolu bendinde, 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan kaynaklanan davalara İzmir’de 7 adet Asliye Ticaret Mahkemesi bulunması nedeniyle 6 numaralı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bakılacağının belirlendiği görülmüştür. Ancak eldeki dava konusu ihtilaf davaya konu çekten dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine dayalı olarak açılmış olup dava konusu ihtilaf, doğrudan HSK kararında belirtilen 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan kaynaklanan bir ihtilaf değildir. Bu nedenle davalı vekilinin mahkemenin görevine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre; davalı .... Şirketi vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/05/2025 tarih ve 2024/877 Esas 2025/417 Karar sayılı kararına karşı davalı .... Şirketinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Şirketi tarafından alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 116,60 TL'nin bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... Şirketi tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 7-Kararın resen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1418, K. 2026/1611, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1418-e-2026-1611-k-f3fe0dbf1200