Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/25 E. 2026/1697 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/25
- Karar No
- 2026/1697
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/25 KARAR NO : 2026/1697
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/11/2025 NUMARASI : 2025/548 Esas 2025/976 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 07/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08/07/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uluslararası canlı hayvan ticareti yaptığını, davalı borçlu şirketle canlı hayvan (180 baş besilik sığır) satışı konusunda anlaştığını, besilik hayvan ticaretinde satışın toplam kilo üzerinden ücretlendirildiğini, gemi satışlarında dikkate alınan kilonun indirme limanı kilosu olduğunu, bu durumun nedeninin ölüm veya hastalık nedeniyle azalan kiloda alıcının da zarara uğramasının önüne geçmek olduğunu, aynı zamanda ithalat ve gümrükleme işlemlerinin de indirme limanı kilosuna göre yürütüldüğünü, örneğin malın gümrükte millileştirilmesi sırasında KDV, indirme limanı kilosuna göre hesaplandığını, daha önce alınan KDV'nin üzerine indirme limanı kilosuna göre KDV tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin karşı yanla satış uygulamasının "malların (hayvanların) toplam kilosu yükleme esnasında yükleme limanında tartılır, alıcı anlaşılan kilo bedeli üzerinden yükleme kilosu bedelini satıcıya öder buna ilişkin faturayı da gümrüğe sunar. İndirme (tahliye) limanında mallar tekrar tartılır, mal teslimi sonrası indirme limanındaki kantar fişine göre malların toplam kilosu daha ağır gelirse alıcı, anlaşılan kilo bedeli üzerinden oluşan farkı satıcıya öder. Malların toplam kilosu daha hafif geldiğinde ise satıcı müvekkil eksik ağırlık kadar ödeme iadesi yapar." şeklinde olduğunu, satım konusunda anlaşılması üzerine davalı yanın 25/04/2023 tarihinde müvekkilinin hesabına "Peşin Ödeme İthalat Dosya Transferi" belgesiyle 121.770,00 USD ödeme yaptığını, bunun üzerine malların transferinin başladığını, alıcının 22/06/2023 tarihinde ise 79.123,00 USD ödeme yaptığını, alıcının müvekkiline toplamda 200.893,00 USD ödeme yaptığını, ilk tartım uyarınca davalıya 15/06/2023 tarihli fatura düzenlendiğini, buna göre malların toplam ağırlığının 46.800 kg tuttuğunu, toplam fatura bedelinin de 194.220,00 USD olarak düzenlendiğini, fatura üzerinde belirtilen ve toplam hesaba göre belirlenmiş birim fiyatın 4,15 USD olduğunu ve fatura üzerinde teslim şeklinin CIF Bandırma olduğunu yani malların Bandırma'da teslim edileceğinin yazılı olduğunu, Bandırma Gümrük Müdürlüğü'nün Çelebi Limanı 25/06/2023 tarihli ve 23160600IM00001850 numaralı Gümrük Beyannamesi'nde de bu durumun belirtildiğini, 27/06/2023 tarihinde "Gümrük Gözetim Memurlarına Ait Tartım Listesi"yle ülkeye giren malların tahliye limanında tartıldığını ve malların toplam kilosunun 52.020 kg olarak belirlendiğini, buna göre malların indirme limanında 52020 - 46800 = 5.220 kg daha ağır geldiğini, bu belirleme üzerine 05/07/2023 tarihli fatura düzenlendiğini, buna göre birim fiyat üzerinden 5.220 kilo için farkın 21.663,00 USD olarak faturalandırıldığını, buna göre davalı borçlunun toplamda tüm malları için ödemesi gereken miktarın 194.220 + 21.663= 215.883,00 USD olduğunu, davalı borçlunun tahliyeden önce müvekkiline yukarıda bahsi geçen iki ödemesiyle toplamda 200.893,00 USD ödeme yaptığını, ne var ki davalının ilk fatura bedelinin üzerinde ödeme yapmış olmasına rağmen, indirme limanındaki kiloya göre toplam ödemesi gereken bedelden eksik ödeme yaptığını, davalı tarafından 25/06/2023 tarihinde Gümrükte henüz tartım yapılmadan KDV yatırıldığını, kilo farkı nedeniyle doğan ek KDV'nin ise 15/08/2023 tarihinde yatırıldığını, haliyle davalının ek kilodan doğan ayrı bir KDV ödemesi daha yaptığını, ek kiloya göre işlem tesisini kabul ettiğini, davacının indirme kilosuna göre vergi ödediğini ancak indirme kilosuna göre satış bedelinin tamamını ödemediğini, bu sonuca göre borçlunun indirme limanındaki ağırlığa göre ödeme yapması gerektiğini bildiğinin anlaşıldığını, taraflarınca davalıya Ankara 25. Noterliği'nin 05/02/2024 tarih ve 02085 yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini ve eksik bedelden 14.880,00 USD'nin ödenmesinin istendiğini, ihtarnamenin 05/02/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, indirme limanındaki ağırlığa göre müvekkiline ödenmesi gereken bedelin eksik ödendiğini, bakiye alacağın tahsil edilemediğini, alacağın tahsil edilememesi üzerine borçlu aleyhine Manisa İcra Dairesi'nin 2024/10094 İcra sayılı dosyasıyla takibe geçildiğini, fiili ödeme tarihindeki kurdan 14.880,00 USD ana para, 41,58 USD faiz olmak üzere toplam 14.921,58 USD talep edilmişse de borçlunun takibe itiraz ettiğini, müvekkili şirketin borçlu davalıya satmış olduğu 27/06/2023 tarihinde indirme limanında .... Gemisinden tahliyesi gerçekleşen ve borçluya teslim edilmiş canlı hayvanların yüklemedeki toplam ağırlığının 46.800 kilo, kantar fişine göre indirme limanındaki ağırlığının ise 52.020 kilo olarak tespit edildiğini, davalı tarafından yapılan ödemeler sonrası bakiye kalan kısımdan 14.880,00 USD'nin tahsil edilemediğini, noter ihtarnamesine rağmen ödenmediğini, sonrasında icra takibine geçildiğini, ancak davalı tarafından takibe haksız şekilde itiraz edildiğinden bahisle davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taraflar arasındaki canlı hayvan satışında müvekkilinin kararlaştırılan satış bedelini ödediğini, ancak akde konu edilen 180 baş besilik sığırlar için yükleme ve indirme limanları arasında oluşan ağırlık farkından dolayı ortaya çıkan bakiye satış bedelinin ödenmediğini, ihtarname gönderilmesine rağmen bunun sonuçsuz kaldığını, son olarak bakiye satış bedelinin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, ancak icra takibine müvekkil tarafından itiraz edildiğini ve anılan itirazın haksız olduğu iddiasıyla itirazın iptali talebiyle huzurdaki davayı açtığını, açılan davanın haksız ve yersiz olup usul ve esas yönünden reddi gerektiğini, müvekkili ile davalı firma arasında canlı hayvan satışı için sözleşme akdedilerek birlikte imza altına alındığını, anılan sözleşmenin "nihai koşullar" başlıklı 19. maddesinin (b) bendi incelendiğinde tarafların sözleşmeden kaynaklı ihtilafların Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesinde çözüleceği konusunda anlaşmaya vardığını, buna göre tahkim şartı kararlaştırılan uyuşmazlık için tahkime gidilmesi gerekirken eldeki davanın ikame edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafından bildirilen harca esas değerin hatalı olup takip tarihinde (06.03.2024) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Amerikan Doları için belirlenen efektif satış kurunun 31.7658 TL. olduğu dikkate alındığında eksik harç ikmal edilmeden müteakip işlemlerin yapılmaması gerektiğini, davacı tüzel kişinin yabancılık sıfatı MÖHUK 9.madde/f-4 gereğince idare merkezine bakılarak belirleneceğini, buna göre idare merkezi Macaristan'da bulunan davacının yabancı sıfatına sahip olduğunun kuşkusuz olduğunu, bu nedenle MÖHUK 48. maddesi gereği davacının mahkemece belirlenecek teminatın yatırması için süre verilmesi gerektiğini, müvekkili firmanın davacı firma ile 180 baş canlı genç boğa alımı için anlaşmaya vardığını, bu anlaşmanın koşullarının taraflar arasında akdedilen adi yazılı sözleşme ile belirlendiğini, anılan sözleşmeye göre tarafların satışının CIF kaydıyla gerçekleşmesi hususunda mutabaka varıldığını, buna göre CIF kaydıyla yapılan satışlarda yarar ve hasar yükleme limanında alıcıya (davalı - müvekkil) geçeceğinden (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 28.09.2020 tarih ve 2019/ 4993 E. - 2020 / 3604 K. ) kabul anlamına gelmemek kaydıyla indirme limanında satışa konu canlı hayvanların kilogramda meydana gelebilecek artışların alıcı açısından (davalı - müvekkil) yarar niteliğinde kabul edileceğini, buna göre dava konusu somut olayda iddia edildiği gibi yükleme ve indirme limanları arasında alıcı lehine kilogramda meydana gelebilecek değişikliklerin satıcı-davacıya herhangi bir alacak hakkı sağlamayacağını, bu nedenle müvekkili davacı firmaya karşı tüm edimlerini tam ve zamanında yerine getirmiş olup herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin "alım fiyatı" başlıklı 2. maddesinde "Taraflar işbu sözleşmeyle, boğalar için yukarıda belirtilen ton başına fiyatı yükleme yerindeki toplam hayvan ağırlığına dayalı olarak sabitlemeyi kabul etmiştir." denilmek suretiyle satış fiyatının yükleme limanındaki ağırlık esas alınmak suretiyle belirleneceğinin açıkça kararlaştırıldığını, tüm bunlara rağmen davacının, edimlerini tam ve zamanında yerine getirmiş olan müvekkilinden alacak talebinde bulunmasının kötü niyet göstergesi olup dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığını, mevcut durumda proformanın faturaya göre ödeme yapan müvekkilinin davacı taraftan alacaklı olduğunu, fiyat farkı faturasının müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkiline sadece proforma fatura ve mallar yüklendikten sonra yükleme limanındaki kiloyu esas alan 194.220,00 USD bedelli 15.06.2023 tarihli faturanın tebliğ edildiğini, müvekkilinin de karşı tarafa proforma fatura kapsamında ödeme yaptığını, davacının dilekçesi ekinde sunduğu fiyat farkı faturasının müvekkiline bildirilmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " ...Dava konusu uyuşmazlık Manisa İcra Müdürlüğünün 2024/10094 Esas sayılı dosyası yönünden itirazın iptali istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 24/04/2023 tarihinde canlı genç boğa alım satım sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin ikinci maddesine göre ton başına 4.100 USD anlaşma yapıldığı, yine sözleşmenin 3. maddesine göre malların teslim edileceği limandaki kg ağırlının baz alınacağını, 10 gün içerisinde fiyat farkının ödenmesi konusunda anlaşmışlardır. Mahkememizce alanında uzman bilirkişilerce alınan raporda tespit edildiği üzere ve gümrük beyannamesinde de göründüğü üzere yükleme limanında hayvanların toplam ağırlının 46.800 kg geldiği, boşaltma limanı olan Bandırma Çelebi limanında hayvanların ağırlının 52.020 kg geldiği, aradaki kilo farkının 5.220 kg olduğu, davacı tarafından fiyat farkının ödenmesi yönünde davalıya ihtarname gönderilerek temerrüde düşürüldüğü, zira sözleşmenin 3. maddesine aradaki farkın 10 gün içerisinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, ancak davalı tarafından fiyat farkının ödendiğine dair bir ödeme belgesi veya makbuz sunulmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın KABULÜNE; Davalının Manisa İcra Müdürlüğü 2024/10094 Esas sayılı icra takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, Asıl alacak üzerinden hesaplanan % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili şirketin aleyhine açılan haksız ve yersiz dava sonucunda Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/548 E. 2025/976 K. sayılı, 05.11.2025 tarihli kararında özetle; Manisa İcra Müdürlüğü'nün 2024/10094 E. Sayılı dosyası yönünden itirazın iptali istemine ilişkin davanın, taraflar arasında akdedilen canlı boğa alım satımına ilişkin sözleşme uyarınca fiyat farkı ödemesinin yapılmadığı gerekçesi ile kabulüne, Manisa İcra Müdürlüğü'nün 2024/10094 E. sayılı icra takibinin devamına ve asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, itirazın iptali istemine ilişkin davanın öncelikle Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/527 E. dosyası ile görülmüş olup Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/527 E. 2024/647 K. 23.10.2024 tarihli kararı ile taraflar arasında tahkim anlaşmasının mevcudiyeti sebebiyle davanın usulden reddedildiğini, hukuka uygun olarak verilen kararın davacı tarafça istinaf edilmesi sonucu İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/93 E. 2025/911 K. 29.04.2025 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp dosyanın yeniden incelenmek üzere Manisa Asliye ticaret Mahkemesine gönderilmesi üzerine Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/548 E. 2025/976 K. Sayılı, 05.11.2025 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, işbu hukuka aykırı karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru zaruretinin doğduğunu, öncelikle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddine yönelik hukuka uygun kararının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosyadaki somut delillere ve tarafların hukuka uygun olarak kullandıkları iradelerine dayanılmadan sadece TMK madde 2 dürüstlük kuralının gerekçe gösterilmesiyle kaldırılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı firma arasında canlı hayvan satışı için sözleşme akdedilerek birlikte imza altına alındığını, anılan sözleşmenin "NİHAİ KOŞULLAR" başlıklı 19. maddesinin (b) bendi incelendiğinde tarafların sözleşmeden kaynaklı ihtilafların Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesinde çözüleceği konusunda anlaşmaya vardığını, buna göre tahkim şartı kararlaştırılan uyuşmazlık için tahkime gidilmesi gerekirken eldeki davanın ikame edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle davanın usulden reddinin gerektiğini, taraflar arasında tahkim koşulunun (tahkim yeri, tahkim dili, hakem sayısı ve uygulanacak hükümler tümüyle yazılı bir şekilde belirlenmiştir.) kararlaştırıldığı bölge adliye mahkemesi kararı ve bilirkişi raporu ile sabit olup bu tespit göz önüne alınarak davanın usulden reddinin gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında; "Dava konusu somut olayda; davalı vekili tarafından dava konusu ihtilafa ilişkin olduğu iddia edilerek cevap dilekçesi ekinde bir sureti sunulan sözleşmenin19.maddesinin b bendinde her ne kadar, 'taraflar arasındaki ihtilaflar dostça çözülecektir. Çözülememesi halinde iş bu sözleşme ile ilgili geçerlilik, geçersizlik, ihlal veya fesihte dahil olmak üzere tüm ihtilaf, anlaşmazlık veya talepler, tahkim ihbarının gönderildiği tarihte yürürlükte olan LCIA Tahkim Kurulları uyarınca Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi tarafından çözülecektir...' şeklinde düzenleme bulunmakta ise de" tespiti ile taraflar arasında tahkim koşulunun açıkça sağlandığının değerlendirilmesine karşın tarafların Türkiye merkezli olmaları nedeniyle dürüstlük kuralı gereği ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının kaldırıldığını, bu kararın; tarafların tacir olması ve davacının Macaristan merkezli bir şirketin Ankara şubesi olarak basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne sahip bulunması ile taraflar arasında sözleşmede kararlaştırılan tahkim koşullarının sağlanması karşısında haksız ve hukuka aykırı olduğunu, aksi halde tarafların tahkim anlaşması yapmasının bir karşılığının olmayacağını ve taraflara kanun ile tanınan irade ve sözleşme özgürlüğünün yok sayılmış olacağını, ayrıca davanın taraflarının tacir olduğunu, TTK uyarınca basiretli bir tacirin göstermesi gereken dikkat ve özeni sözleşmelerinde gösterme yükümlülüğü altında olduğunu, davacı tarafın yurt dışı merkezli bir şirketin Türkiye şubesi olduğunu, ekte sunmuş oldukları sözleşmede görüleceği üzere davacı tarafın sözleşmelerinde yurt dışı merkez adreslerini kullandıklarını bu nedenle Londra merkezli tahkim koşulunun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu iddia edemeyeceklerini, davacı tüzel kişinin yabancılık sıfatının MÖHUK 9.madde/f-4 gereğince idare merkezine bakılarak belirleneceğini, buna göre idare merkezinin Macaristan'da bulunan davacının yabancı sıfatına sahip olduğunun kuşkusuz olduğunu, bu nedenle MÖHUK 48. maddesi gereği davacının teminat yatırması gerekirken mahkemenin teminat yatırılması için süre vermemesinin kanuna aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yeniden görülen davada 31.08.2025 tarihli bilirkişi raporu alındığını, her ne kadar yerel mahkeme bilirkişi raporunu hükme esas almak için dosya içeriğine uygun denetime elverişli olarak bulmuş olsa da dosya içerisinde var olan rapora karşı beyanlarını bildirmiş oldukları üzere, bilirkişi raporunda CIF teslim şeklinin kararlaştırılmış olmasına karşı, taraflar arasında boşaltma limanındaki ağırlığın esas alınacağına ilişkin varsayımsal tespitinin kabul edilebilir olmadığını, CIF satışlarında yarar ve hasar yükleme limanında alıcıya geçmekte olup ödemelerde yükleme limanındaki kilonun esas alınması gerektiğini, CIF tesliminin yükleme limanında satıcının malları geminin küpeştesine teslim etmesi ile malın alıcıya tesliminin gerçekleştiğinin kabul edildiğini, bunun yanında satıcının malları deniz yolculuğuna ilişkin sigortalamakla yükümlü bulunduğunu ifade etiğini, satıcının bunlara ek olarak malların varış limanına ulaşmasına kadar olan taşıma, navlun, paketleme, gümrük masrafları, liman masrafları vb. masraflarını üstleneceğini, malların ihraç işlemlerinin satıcı tarafından gerçekleştirileceğini, antrepoya boşaltma, ithalat işlemleri ve gümrüğü, iç taşıma yükümlülüklerinin ise alıcıya ait olduğunu ve masraflarının alıcı tarafından karşılanacağını, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere "TESLİM ŞEKLİ" başlıklı madde ile taraflar arasında CIF teslim şeklinde anlaşmaya varıldığının açık olduğunu, bu teslim şekline göre de alıcının ithalat işlemleri ve gümrük işlemlerinden sorumlu olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin ithalat ödemeleri kapsamında yapmış olduğu ek KDV ödemesinin CIF teslim şeklinin kararlaştırılmadığı anlamına gelmeyeceğini, yapılan ek KDV ödemesinin tamamen ayrı bir ödeme olup müvekkili şirketin boşaltma limanı kilosu üzerinden ödeme fiyatını kabul ettiği anlamını taşımayacağını, oysa bilirkişi raporunda, müvekkilinin yapmış olduğu ek KDV ödemesine dayanılarak farazi olarak taraflar arasında boşaltma limanı kilosunun ödemeye esas alınacağının tespit edildiğini, bu değerlendirmenin somut verilerden uzak ve soyut bir varsayım olduğunu, bilirkişinin bu soyut değerlendirmeye dayalı hesaplama yapması ve mahkemenin de bu raporu esas alarak hüküm kurmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında teslim şeklinin CIF olduğunun açıkça hüküm altına alınmışken, müvekkili şirketin boşaltma limanı kilosuna göre ek KDV ödemesi yapmasından yola çıkılarak taraflar arasında ödemenin boşaltma limanı kilosuna göre yapılacağı varsayımının bilirkişi raporunun somut verilerden uzak, hükme esas alınamayacak bir rapor olduğunu açıkça gösterdiğini, dava konusu olan borcu kabul etmemekle birlikte, davacı tarafın dava koşulu olan harcı tam yatırmadığını, süresi içerisinde tamamlanmayan harç sebebiyle davanın reddi gerekirken mahkemenin tamamlanmayan harca rağmen hüküm kurmasının hatalı olduğunu, zira harcın kamu düzenine ilişkin olup mahkemenin re'sen harcın tamamlanmadığını göz önüne alarak tamamlanmayan harç sebebiyle dosyayı işlemden kaldırması gerektiğini, Harçlar Kanunu madde 32 uyarınca yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe mütaakıp işlemlerin yapılmayacağını, işbu dava açılırken icra takibinin devamına ilişkin bir dava olduğu için yatırılması gereken harcın tespit edilebilir nitelikte olduğunu, konusu para olan davalardan olması sebebiyle nispi harcın dava açılırken yatırılması gerektiğini, harç tamamlanmadan yargılamanın yapılmaması gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesinin hatalı olduğunu, zira icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlu tarafın itirazında haksız olması gerektiğini, müvekkilinin davacı tarafa borcu bulunmadığından ve itirazında haksız olmadığından davacı lehine hükmedilen tazminata itiraz ettiklerini, yukarıda da açıklandığı üzere davalı müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmamakla birlikte taraflara arasında tahkim anlaşması mevcut olduğundan hukuka aykırı ve haksız olarak müvekkili şirket aleyhine kabul edilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinden daha önce mahkemece 23/10/2024 Tarih,2024/527 Esas 2024/647 Karar sayılı karar ile; "taraflar arasındaki sözleşmenin 19.maddesi gereğince uyuşmazlık halinde Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi tarafından uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasının kararlaştırılmış olması nedeniyle sözleşme kapsamında uyuşmazlığın çözümü için tarafların tahkime müracaat etmelerinden bahisle davanın usulden reddine," karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin; 2025/93 Esas, 2025/911 Karar ve 29/04/2025 tarihli kararı ile ; ".. Dava dosyasına konu Manisa İcra Müdürlüğü'nün 2024/10094 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı aleyhinde 06/03/2024 tarihinde 14.880,00 USD 'lik asıl alacak, 41.58 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.921,58 USD üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili, taraflar arasında 180 baş besilik sığırın davacıdan satın alınması konusunda anlaşma sağlandığı, iş bu anlaşma üzerine davalı tarafça 25/04/2023 tarihinde 120.770,00 USD ödeme yapıldığı bunun üzerine malların transferine başlandığı, ve 22/06/2023 tarihinde de 79.123,00 USD olmak üzere sonuç olarak toplamda 200.893,00 USD ödeme yapıldığı, bu kapsamda davalıya 194.220,00 USD'lik faturanın düzenlendiği, malların toplam ağırlının 46.800,00 kg birim fiyatının 4.15 USD olarak faturada belirtildiği ve yine fatura üzerine teslim şeklinin CIF ve teslim yerinin de Bandırma olarak yazıldığı ancak 27/06/2023 tarihinde gümrükte yapılan tartımda malların toplam kilosunun 52.020,00 kg olarak belirlendiği, buna göre indirme limanında (52.020-46.800=) 5.220 kg daha ağır geldiğinin tespit edildiği bu belirleme üzerine 5.220 kg'lık fark için 05/07/2023 tarih ve 21.663 USD'lik faturanın düzenlendiği, buna göre toplam fatura tutarının (194.220 + 21.663 =) 215.883 USD olduğu ancak davacı tarafça yapılan toplam ödeme düşüldüğünde bakiye 14.880 USD'nin ödenmediğinden bahisle davaya konu icra takibinin başlatıldığı iddia edilmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 19/b maddesi gereğince sözleşmeden kaynaklanan ihtilafların Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi'nde çözüme kavuşturulacağının kararlaştırılmış olması nedeniyle davanın davanın öncelikle usulden ve ayrıca cevap dilekçesinde belirtilen sebeplerle esastan da reddinin gerektiği savunma olarak ileri sürülmüştür. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde taraflar arasındaki Canlı Genç Boğa Alım- Satım sözleşmesinin bir sureti sunulmuştur. Davacı vekilince de UYAP'tan 05/08/2024 tarihinde sunulan dilekçe ile, davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan sözleşmenin davaya konu işe ilişkin olmadığı, sadece taraflar arasındaki anlaşma şartlarını ortaya koyduğu, iş bu sözleşmenin taraflar arasındaki başka hayvanların satışı için varış limanı İskenderun Limanı olmak üzere düzenlendiği, buna karşılık davacı tarafından daha avantajlı başka hayvanların satışının teklif edilmesinin davalı tarafça uygun görüldüğü, nitekim taraflar arasındaki yeni anlaşma gereğince hayvanların tesliminin de Bandırma Limanında yapıldığı, buna göre ton fiyatının da farklı olduğu ancak davalı tarafça sunulan sözleşmenin taraflar arasındaki anlaşma şartlarını ortaya koyduğu, bu sözleşmenin 3/son maddesi gereğince yükleme kilosu faturasındaki tutar ile teslimat limanındaki boşaltma kilosunu baz alan son tutar arasındaki farkın 10 gün içinde ödenmesi konusunda tarafların anlaştığının açıkça yazılı olduğu, sonuç olarak taraflar arasında dava konusu işe ilişkin olarak yazılı bir sözleşme bulunmadığından tahkime başvuru zorunluluğu bulunmadığı ileri sürülmüştür. Davalı tarafça dosyaya sunulan sözleşmenin birinci maddesinde 360 baş hayvanın İskenderun Limanında 20-30 Haziran 2023 tarihleri arasında kiralık gemiye nakledileceğinin kararlaştırıldığı, 2.maddesinde hayvanların toplam satış bedelinin 405.900,00 USD, ton başına fiyatın ise 4.100 USD olduğunun kararlaştırıldığı, yine sözleşmenin 3.maddesinde ödeme koşullarının belirlendiği, 19.maddesinin b bendinde ise "taraflar arasındaki ihtilaflar dostça çözülecektir. Çözülememesi halinde iş bu sözleşme ile ilgili geçerlilik, geçersizlik, ihlal veya fesihte dahil olmak üzere tüm ihtilaf, anlaşmazlık veya talepler, tahkim ihbarının gönderildiği tarihte yürürlükte olan LCIA Tahkim Kurulları uyarınca Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi tarafından çözülecektir..." şeklinde düzenleme bulunduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince de davalı savunması karşısında, "taraflar arasındaki sözleşmenin 19.maddesi gereğince uyuşmazlık halinde Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi tarafından uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasının kararlaştırılmış olması nedeniyle sözleşme kapsamında uyuşmazlığın çözümü için tarafların tahkime müracaat etmelerinden bahisle davanın usulden reddine" karar verilmiştir. Özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların mahkemeler dışında tahkim yolu ile çözümü, tarafların yapacağı bir tahkim sözleşmesi ile mümkündür. Başka bir deyişle tahkim sözleşmesi, tahkim yargılamasının temelini oluşturur. 6100 Sayılı Kanun'un 412/1 maddesi gereğince tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır. Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir (6100 sayılı Kanun m. 412/2). Görüldüğü üzere taraflar bağımsız bir tahkim sözleşmesi yapmak yerine aralarındaki ilişkiyi düzenleyen asıl sözleşmeye bir madde (şart) ekleyerek bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesini kararlaştırmaları mümkündür. Uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin irade açıklaması tahkim sözleşmesinin temel kurucu unsurudur. Geçerli bir tahkim sözleşmesinden bahsedilebilmesi için tarafların tahkim iradelerinin yazılı olarak yaptıkları sözleşmede ihtilafa yer vermeyecek şekilde açıkça belirtmeleri gerekir. Açık ve kesin irade açıklaması tahkim sözleşmesi ister ayrı bir tahkim sözleşmesi şeklinde isterse tahkim şartı şeklinde yapılsın sözleşmenin geçerliliği için aranan esaslı unsurlardandır. Başka bir deyişle tahkim sözleşmesinde tahkim iradesi açık, kesin ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede ortaya konulmalıdır. Zira uyuşmazlığın genel yol olan devlet yargılamasının dışına çıkarılarak taraf iradeleri ile tahkimin kapsamına alınması ve hakemde çözüleceğinin kabul edilmesi istisnaî bir durum olduğundan, tahkim sözleşmesinin geçerliliği de açık ve kesin bir tahkim iradesinin varlığını gerektirmektedir. Dava konusu somut olayda; davalı vekili tarafından dava konusu ihtilafa ilişkin olduğu iddia edilerek cevap dilekçesi ekinde bir sureti sunulan sözleşmenin19.maddesinin b bendinde her ne kadar, "taraflar arasındaki ihtilaflar dostça çözülecektir. Çözülememesi halinde iş bu sözleşme ile ilgili geçerlilik, geçersizlik, ihlal veya fesihte dahil olmak üzere tüm ihtilaf, anlaşmazlık veya talepler, tahkim ihbarının gönderildiği tarihte yürürlükte olan LCIA Tahkim Kurulları uyarınca Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi tarafından çözülecektir..." şeklinde düzenleme bulunmakta ise de; davacı tarafça bu sözleşmenin dava konusu ihtilafa ilişkin olmadığı ve bu nedenle iş bu sözleşmedeki tahkim şartının iş bu dava açısından uygulanmasının mümkün olmadığı ileri sürülmüş ve mahkemece sözleşmedeki tahkim şartı nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak dava dilekçesi ekende bir sureti sunulan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin incelenmesinden, davacı şirketin Ankara Ticaret sicile kayıtlı şirket olduğu, davalının da yine Türkiye'de kurulmuş şirket olduğu, bu nedenle davalı şirketin dava dilekçesinde ve davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde gösterilen aynı ikametgah mahkemesinde dava açıldığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalı şirketin tahkim itirazında bulunarak Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi'nin iş bu dava da görevli olduğu yönündeki itirazları MK’nın 2.maddesi hükümleri ile bağdaşmaz. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davalı şirketin tahkim itirazının MK’nın 2. maddesi hükümleri ile bağdaşmayacağı nazara alınarak davalı vekilinin tahkim itirazının reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek suretiyle oluşacak duruma göre karar vermesi gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak tahkim itirazının kabulü ile mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/2354 E, 2019/833 K sayılı kararı da bu yöndedir) .." şekilndeki gerekçe ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde istinaf incelemesine ilişkin karar ile " Davanın kabulüne, davalının Manisa İcra Müdürlüğü'nün 2024/10094 Esas sayılı icra takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanan % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; Dava konusu somut olayda, taraflar arasında imzalanan 24.04.2023 tarihli Satım Sözleşmesi’nin 3. maddesinin uyuşmazlığın çözümünde belirleyici nitelikte olduğu, zira söz konusu maddede, “Yükleme kilosunu baz alan fatura tutarı ile teslimat limanındaki boşaltma kilosunu baz alan son tutar arasındaki farkın 10 gün içerisinde ödenmesi” hususunda tarafların mutabık kaldıklarının açıkça düzenlendiği, bu hükmün, uluslararası ticarette “out-turn basis” olarak bilinen düzenleme ile birebir örtüşmekte olduğu, normal şartlarda CIF satışlarda bağlayıcı olan yükleme kilosu yerine, boşaltma kilosunun da bağlayıcı kabul edildiğini göstermekte olduğu, dolayısıyla genel kuralın aksine, bu olayda sözleşmenin özel hükmünün uygulanmasının ve satış bedelinin nihai tespitinin boşaltma limanındaki resmî tartım sonuçlarına göre yapılmasının gerektiği, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılacağı üzere, yükleme limanında yapılan tartımda hayvanların toplam ağırlığı 46.800 kg olarak belirlendiği ve bu kilo esas alınarak 194.220 USD bedelli ilk fatura düzenlendiği, ancak Bandırma Çelebi Limanı’nda 26.06.2023 tarihinde gümrük gözetiminde yapılan fiili tartımda toplam ağırlığın 52.020 kg çıktığı ve yükleme kilosuna göre 5.220 kg’lık bir fazlalık tespit edildiği, sözleşmede öngörülen birim fiyat üzerinden hesaplandığında bu farkın 14.880 USD’ye tekabül etmekte olduğu, bu miktarın sözleşmenin 3. maddesi gereğince alıcı tarafından satıcıya ödenmesi gereken bakiye borç olduğu, nitekim gümrük vergisi ve KDV' de boşaltma limanındaki tartıma göre tahakkuk ettirildiği, bu nedenle somut olayda boşaltma limanında fiilen tespit edilen 52.020 kg ağırlığın esas alınmasının gerekmekte olduğu, yükleme kilosuna göre düzenlenen 194.220 USD bedelli ilk fatura ile boşaltma limanındaki tartım sonucu ortaya çıkan toplam 215.883 USD arasında 14.880 USD fark bulunduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede son ödeme tarihi olarak belirlenen 17.02.2024 'ün geçmesiyle 18.02.2024 tarihinden itibaren yıllık %6 oranında faiz işlemeye başladığı ve takip tarihi olan 06.03.2024 tarihi esas alındığında 41,58 USD faiz hesaplandığı, buna davacı taraf için 14.880,00 USD asıl alacak ile 41,58 USD faiz olmak üzere toplam 14.921,58 USD alacak hesaplandığı bildirilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 24.04.2023 tarihli Satım Sözleşmesinin 3. maddesinin son fıkrasında “Yükleme kilosunu baz alan fatura tutarı ile teslimat limanındaki boşaltma kilosunu baz alan son tutar arasındaki farkın 10 gün içerisinde ödenmesi hususunda taraflar karşılıklı olarak anlaşmaya varmıştır." düzenleme bulunduğu görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; taraflar arasında 24/04/2023 tarihinde canlı genç boğa alım satım sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin ikinci maddesine göre ton başına 4.100 USD anlaşma yapıldığı, yine sözleşmenin 3. maddesine göre malların teslim edileceği limandaki kg ağırlının baz alınacağı, 10 gün içerisinde fiyat farkının ödenmesi konusunda anlaşma sağlandığı, mahkemece alınan bilirkişi raporda tespit edildiği üzere ve gümrük beyannamesinde de göründüğü üzere yükleme limanında hayvanların toplam ağırlının 46.800 kg geldiği, boşaltma limanı olan Bandırma Çelebi limanında hayvanların ağırlının 52.020 kg geldiği, aradaki kilo farkının 5.220 kg olduğu, davacı tarafından fiyat farkının ödenmesi yönünde davalıya ihtarname gönderilerek temerrüde düşürüldüğü, zira sözleşmenin 3. maddesinde aradaki farkın 10 gün içerisinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, ancak davalı tarafından fiyat farkının ödendiğine dair bir ödeme belgesi veya makbuz sunulmadığından yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davaya konu alacağın taraflar arasında imzalandığı tartışmasız olan sözleşmenin 3. maddesi gereğince talep edilmiş likit bir alacak olmasına göre mahkemece yazılı olduğu şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yön bulunmadığından davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2025 tarih ve 2025/548 Esas 2025/976 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 32.260,52 TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 8.065,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 24.195,39 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 07/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.