Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2 E. 2026/1594 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2
Karar No
2026/1594
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/2 KARAR NO : 2026/1594

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/01/2025 NUMARASI : 2024/1124 Esas 2025/16 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ: 25/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 25/06/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu ....aleyhine İzmir 24. İcra Dairesi'nin 2024/7347 Esas sayılı dosyası ile yürütülen ilamsız icra takibi kapsamında borçluya 12.09.2024 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiğini, davalı borçlu 18.09.2024 tarihli dilekçesiyle borcun tamamına (Yasal Faizle birlikte toplam 682.114,32 TL) itiraz ettiğini, itiraz üzerine İzmir 24. İcra Dairesi tarafından 19.09.2024 tarihinde İİK madde 66 hükmü uyarınca takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı - borçlunun itirazı haksız olup kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket ....Şirketi, deney hayvanları araştırma ve barınma konusunda faaliyet göstermekte olup davalı kurum ile geçmiş yıllarda çeşitli cihazlar ve barınma sistemleri konusunda çalışmalar yapıldığını, müvekkili şirketin davalı üniversite laboratuvarları bünyesinde kullanılmakta olan çeşitli cihazları halen mevcut olduğunu, davalı borçlu, müvekkili şirketle 12/12/2016 tarihinde sözlü satış sözleşmesi yapmış ve .... firmasından ithal edilen .... marka R100... seri numaralı bir adet mal aldığını, davalının iş bu fatura bedellerini süresinde ödememesi üzerine davalı aleyhine İzmir 24. İcra Dairesi'nin 2024/7347 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, davalı borçlu, 13/12/2016 tarihinden bu yana ödeme vadesinin üzerinden yaklaşık 8 yıl geçen mal bedellerini, yapılan ihtara rağmen ödemezlikte ısrar ettiğini, müvekkili şirket, alacağını talep etmek için borçludan defalarca şifahi olarak talepte bulunmuş, ancak bu talepler karşılanmadığını belirterek haksız olarak 660.402,46 TL alacağa ve ferilerine yönelik yapılan itirazın iptaline, takip talebindeki koşullarla devamına, borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, mesarif-i muhakemenin ve ücret-i vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. MAHKEMECE: "...,2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. İzmir 24. İcra Dairesinin 2024/140630 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı... .. . Şirketi , borçlunun....olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine toplam 660.402,46-TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Somut uyuşmazlıkta, tüzel kişiliği bulunmayan ve bu nedenle dava ve taraf ehliyeti söz konusu olmayan davalı .... aleyhine dava açılmasının mümkün olmadığı, davalının dava ve taraf ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "Açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, "şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı - borçlunun itirazının haksız olup kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın, 07.06.2024 tarihli borca itiraz dilekçesinde tüzel kişiliği bulunmayan İşletme Müdürlüğünün yada hastanenin taraf ehliyetini haiz olmaması nedeniyle husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, Ege Üniversitesi Rektörlüğü'nün taraf olması gerektiğini, Ege Üniversitesi Döner Sermaye Saymanlık Müdürlüğü'nden alınan 18.09.2024 tarih ve 2052211 E. sayılı cevabi yazıda herhangi bir alacak tespit edilmediğinin bildirilmesi nedeniyle belirtilen asıl alacak ve işlemiş vasal faizin tamamına itiraz ettiklerini, faiz isteme hakkı olmayan bir alacakta ve buna dayalı takipte yapılacak hesaplamada BK 100. maddesinin uygulanmasının ve Üniversite Döner Sermaye Saymanlığı'nın da hukuki yapısı itibariyle resmi bir kuruluş ve tüm malları devlet malı olup, İİK.'nun 8211 maddesi gereğince haczi mümkün olmadığını, 13.09.2024 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine asıl alacak ve faiz isteminin tamamına itiraz ettiklerini belirttiklerini, 2016 yılında davalı kurumun dönem müdürü Profesör Doktor ....'nun acil olarak havalandırmalı fare kafes sistemine ihtiyacı olduğunu ve temin edilmesi gerektiğini müvekkili şirkete bildirdiğini ancak resmi sipariş veremeyeceğini ve ilk aşamada deneme amaçlı daha sonrasında ise ödemesi yapılacak şekilde o dönemki acil ihtiyacını giderme konusunda müvekkili şirketten yardım talep ettiğini, bu kapsamda 12.12.2016 tarihinde Ankara tır gümrüğünden çekmiş olduğu talep edilen sistemi 13.12.2016 tarihinde kurum merkezine 1 adet 64 fare kapasiteli çift taraflı rair havalandırma kontrol sistemleri ... Firmasından ithal edilen ... MARKA R10.. seri numaralı Kafes sistemi olarak çalışır vaziyette davalı kuruma teslim edildiğini, akabinde çeşitli dönemlerde müvekkili şirket tarafından Profesör Doktor ....'ya sistemin satın alma sürecinin yapılması ya da iade edilmesi konusunda hatırlatmalar yapıldığında kendisinin sistemi almak istediğini ve ödenek ayrılıp alacağını belirterek ödemeyi sürekli olarak ertelediğini, aradan geçen süre içerisinde kayıtları müvekkili firma üzerinde bulunan havalandırmalı kafes sisteminin iadesi ya da ödemesinin gerçekleştirilmesi konusunda hiçbir gelişme sağlanamadığını, müvekkili şirket yetkilileri tarafından Profesör Doktor ...'ya ulaşılmaya çalışıldığında kendisinin görevden ayrıldığının bildirildiğini, müvekkilinin, haksız bir şekilde mağdur edildiğini ve davalı borçlunun, 12/12/2016 tarihinde aldığı ürünleri kullanmakta olup cihazın davalı borçlu üniversitede kullanıldığına dair fotoğrafların yerel mahkeme dosyasına sunulduğunu, davalı/borçlunun, 13/12/2016 tarihinden bu yana ödeme vadesinin üzerinden yaklaşık 8 yıl geçen mal bedellerini, yapılan ihtara rağmen ödemezlikte ısrar ettiğini, müvekkili firmanın cihazın bedelinin ödenmesini ya da iade edilmesini davalı borçludan yazılı olarak talep etmişse de müvekkili şirketin bu talebinni karşılıksız kaldığını beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satımdan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. ''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas 2021/853 Karar sayılı emsal kararı) ''...Dava, davacı ve davalı olmak üzere iki taraf sistemine göre kurulmuştur. Davanın taraflarının kimler olduğu davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde gösterilir. Taraf ehliyeti ise, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Hak ehliyetine sahip olan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme yeteneğine sahiptir. Taraf ehliyeti dava şartı olduğundan mahkemece tarafların taraf ehliyetine sahip olup olmadıkları hususu re’sen araştırılır. Bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin gerçekten o dava ile ilgili olup olmadıkları hususu ise taraf sıfatı ile ilgilidir. Sıfat, dava hakkı ile taraflar arasındaki ilişkiyi ifade etmektedir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde taraf sıfatı bir usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin maddi bir hukuk sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kural olarak, bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet) o hakkın sahibine, davalı sıfatı (pasif husumet) ise; o hakka uymakla yükümlü bulunan kişiye (borçlu) aittir. Davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip ise mahkeme davanın esası hakkında inceleme yaparak karar verir ( Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, C.I, s. 331 vd.). Görülmektedir ki, mahkemenin davanın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı, bir dava şartı, dolayısıyla bir usul hukuku sorunu değildir. Sıfat, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 27.01.2016 tarihli ve 2014/13-684 E., 2016/106 K.; 11.11.2020 tarihli ve 2017/13-663 E., 2020/873 K.; 04.11.2021 tarihli ve 2018/1-941 E., 2021/1342 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir...'' (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.03.2022 tarih ve 2021/(17)-4-282 Esas 2022/299 Karar sayılı emsal kararı) HMK'nın 124. Maddesi "- (1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." şeklindedir. Davacı tarafça, davalı borçlu arasında sözleşme yapıldığı ancak borcun ödenmediği, Marmaris 2. İcra Müdürlüğünün 2020/1990 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, Mahkemece, davalının dava ve taraf ehliyeti bulunmadığından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davacı alacaklı tarafından İzmir 24. İcra Dairesinin 2024/7347 esas sayılı dosyasında .... aleyhine takip başlatıldığı, Ege Üniversitesi Rektörlüğü tarafından sunulan borca itiraz dilekçesinde "tüzel kişiliği bulunmayan İşletme Müdürlüğünün yada Hastanenin taraf ehliyetini haiz olmaması nedeniyle husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı, Ege Üniversitesi Rektörlüğünün taraf olması gerektiği" belirtilerek itirazların sunulduğu, davacı tarafça ... aleyhine davanın açıldığı görülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, genel haciz yolu ile başlattığı takipte borçlu olarak gösterilen “ ....nin” anılan üniversiteye bağlı bir birim olup, ayrı bir tüzel kişiliği bulunmamasına, davacı alacaklının HMK'nın 124/3,4 maddesindeki maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan ya da kabul edilebilir bir yanılgı nedeniyle taraf değişikliği yönünde talebinin de bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/01/2025 tarih, 2024/1124 Esas ve 2025/16 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2, K. 2026/1594, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2-e-2026-1594-k-d78adccd2b81