Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1705 E. 2026/1156 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1705
Karar No
2026/1156
Karar Tarihi

T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1705 KARAR NO : 2026/1156

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ......... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : ......./..... Esas - ...../..... Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : TEMSİLCİ : DAVANIN KONUSU : Zayi Belgesi Verilmesi DAVA TARİHİ : İSTİNAF KARAR TARİHİ : İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ :

Davacının zayi belgesi talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen 'davanın reddine' dair kararın süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİA VE TALEBİ: Davacı şirket yetkilisi ............... tarihinde sunduğu dava dilekçesinde, şirkete ait karar defteri ile ortaklar pay defterinin ...................... tarihinde kaybolduğunu ileri sürerek TTK m. 82/7 uyarınca hasımsız olarak zayi belgesi verilmesini talep etmiştir. B) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: ............. Asliye Ticaret Mahkemesinin .............. tarih ve E......./...., K...../..... sayılı kararı ile; 'defterlerin ne şekilde kaybedildiğinin bildirilmediği, TTK m. 82/7'de sayılan sebeplerin bulunmadığı, davacının basiretli tacir olarak defterlerin muhafazasında gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve kimsenin kendi kusuruna dayanamayacağı' gerekçesiyle; "Davanın reddine" karar verilmiştir. C) İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin ............ tarihli ön inceleme duruşmasında tanık dinlemeden ve hiçbir delil toplamadan eksik inceleme ile davanın reddine karar verdiğini, çekişmesiz yargı işi olan zayi belgesi taleplerinde HMK madde 385/2 gereği hakimin uyuşmazlığı aydınlatmak için aktif rol alması gerektiğini, mahkemenin davacıya açıklama yapma veya delil sunma imkanı tanımadan hüküm kurmasının usul hükümlerine aykırı olduğunu, davacının taşınma ve ortaklık ayrılığı sürecinde iradesi dışında gerçekleşen defter kaybının resen araştırılması gerektiğini, mahkemenin basiretli tacir ilkesini soyut bir ret gerekçesi olarak kullandığını ve hangi somut kusurun bulunduğunu açıklamadığını, kararın Anayasa'nın 141. maddesi ve HMK'nın 297. maddesi uyarınca yeterli gerekçe içermediğini ve denetime elverişli olmadığını, TTK m. 82/7 hükmünün dar yorumlanarak zayi hallerinin sınırlı tutulmasının hatalı olduğunu, istinaf mahkemelerinde vurgulanan resen araştırma ilkesine uyulmadığını, tacirin somut bir ihmali dosyaya yansımadığı sürece zayi belgesi verilmesi gerektiğini, davacı şirketin taşınma sürecinde yaşadığı kaybın emsal kararla birebir örtüştüğünü, defterlerin yokluğunun ............ tarihli beyan dilekçesinde de açıklandığı üzere şirketin ticari faaliyetlerini fiilen durdurduğunu ve pay devri gibi işlemleri imkansız kıldığını, yerel mahkemenin usul ekonomisi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ilkelerini göz ardı ederek davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. D) DELİLLER: ............ Asliye Ticaret Mahkemesinin E......./....., K...../..... sayılı kararı dosyası kapsamı. E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, davacı şirkete ait karar defteri ile ortaklar pay defteri hakkında zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Davacı, defterlerin .......... tarihinde kaybolduğunu ileri sürerek zayi belgesi talep etmiş; Mahkemece, 'kaybın nasıl gerçekleştiğinin açıklanmadığı ve davacının basiretli tacir gibi davranmadığı' gerekçesiyle; 'davanın reddine' karar verilmiş; Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (05/07/2022 tarih ve 31887 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 01/07/2022 tarih ve 7417 sayılı yasa 55. maddesi ile değişik) 82/7. maddesinde; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinde kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı yanın, zayinin ............... tarihinde gerçekleştiğini ileri sürmek suretiyle .............. tarihinde açtığı eldeki dava 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. 6102 sayılı TTK 82/7. maddesinde zayi sebepleri tahdidi olarak sayılmamıştır. Diğer bir deyişle; maddede geçen "yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi" denilmek suretiyle bu gibi olayların benzerlerinin de bu kapsama girebileceği anlatılmaktadır. Bu meyanda, tacirin elinde olmayan benzer olaylarda maddenin kapsamı içindedir. Ancak, hangi olaya dayandırılsa dayandırılsın zayi iddiasının samimi ve inandırıcı olması, hayatın mutad cereyanına açıkca aykırı düşmemesi gerekir. (Yargıtay 11. HD'nin 10/01/2018 tarih ve E.2016/6084, K.2018/155 ) Tacirin, anılan yasa maddesinden yararlanabilmesi için bir taraftan ticari defterlerin ve belgelerin korunması amacıyla gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunması, diğer taraftan da ziyaa uğramanın onun iradesi dışında, elinde olmayan bir nedenle meydana gelmiş olması zorunludur. Mücbir nedenlerin ispatı, bunu iddia eden tacire aittir. İleri sürülen mücbir nedenin dayandığı olayların defter ve belgelerin yok olması veya elden çıkması sonucunu doğuracak nitelik ve yoğunlukta olup olmadığı araştırılmalı ve irade dışında defter ve vesikaların tamamen veya kısmen kaybı yahut yok olması sonucu oluştuğunda mücbir neden kabul edilmektedir. Tacir tutmak ve saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgeleri, şirket merkezinde bulundurmak, saklanmasında gereken dikkat özen ve ihtimamı göstermek ve korumakla yükümlüdür.(Yargıtay 11. HD'nin 07.03.2017 tarih ve 2015/13372 E.- 2017/1346 K., 19.01.2006 tarih ve 2005/71 E. - 2006/257 K. sayılı ilamı ) Yine, ticari defter ve belgeleri için zayi belgesi düzenlenmesini talep eden tarafın zayi olduğunu iddia ettiği ticari defter ve belgelerin mevcudiyetine karine teşkil edecek ve bu konuda olumlu kanaat edinmesini sağlayacak bilgi ve belgeleri ibraz etmesi gerekir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde ilk kez, defterlerin şirketin iki ortaklı yapıdan tek ortaklı yapıya geçmesi, pay devri, taşınma ve ortak ayrılığı sürecinin karmaşası içinde kaybolduğunu ileri sürmüştür. Bu açıklama dikkate alınsa dahi, ileri sürülen durum yangın, su baskını, yer sarsıntısı veya hırsızlık benzeri, tacirin elinde olmayan dış bir olay değildir. Ortaklık yapısındaki değişiklik, pay devri, işyerinin taşınması ve ortağın ayrılması tacirin kendi organizasyon ve kontrol alanındaki işlemlerdir. Basiretli bir tacirden, bu süreçlerde saklamakla yükümlü olduğu defterlerin teslim, taşıma ve muhafazasını güvence altına alacak tedbirleri alması beklenir. Defterlerin böyle bir sürecin karmaşası içinde kaybolduğunun ileri sürülmesi, zıyaın tacirin iradesi dışında gerçekleştiğini değil, defterlerin özenle muhafaza edilmediğini göstermektedir. Ayrıca kaybın hangi aşamada, hangi yerde ve kimin elinde iken gerçekleştiği istinaf aşamasında da somutlaştırılmamıştır. Bu hâliyle zayi iddiası samimi, inandırıcı ve hayatın olağan akışına uygun bir olaya dayanmamaktadır. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgeleri şirket merkezinde bulundurmak ve korumakla yükümlü olmasına, söz konusu kayıtların davacının kusuru olmaksızın ziyaya uğradığının davacı tarafından somut deliller ile ispat edilememiş olmasına, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu itibarla, istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-) Davacı vekilinin inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-) Alınması gereken istinaf karar ilam harcı peşin olarak alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-) İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-) İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına 5-) Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nin 333.maddesi uyarınca ilgisine iadesine, 6-) Kararın HMK'nin 359/4. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nin 362/1-ç maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan E-İmza

Üye E-İmza

Üye E-İmza

Katip E-İmza

Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1705, K. 2026/1156, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1705-e-2026-1156-k-e7ca12c48318