Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/605 E. 2026/1751 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/605
- Karar No
- 2026/1751
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/605 Esas
KARAR NO:2026/1751 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2021/488 Esas - 2024/950 Karar
TARİH:24/12/2024
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:08/10/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili firmanın piyasada süt ve süt ürünlerinin satış ve pazarlamasını yaptığını, bir süre öncesine kadar ....A.Ş. adıyla faaliyet gösteren ancak ....A.Ş. tarafından devralınma sureti ile birleştikten sonra ....A.Ş. adıyla faaliyetini sürdüren davalı/borçlunun ise mağazalar zinciri şeklinde her türlü gıda ve dayanıklı tüketim mamullerinin satışını yapan bir firma olduğunu, davalı şirket tarafından sipariş olunan ve faturalandırmak suretiyle davalıya teslim edilen mamullerle ilgili olarak muaccel hale gelen 202.737,43-TL tutarındaki cari hesap alacağın tahsili için davalı/borçlu aleyhine İstanbul 35.İcra Müdürlüğü’nün ....sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçildiğini, ancak davalı/borçlu şirketin , söz konusu takibe kısmen itiraz ederek müvekkili şirkete 22.213,00-TL cari hesap borcu bulunduğunu, dolayısıyla bu kısmı aşan takip borcuna ve ferilerine itiraz ettiğini,180.524,43-TLlik alacak kısmı yönünden takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalıya teslim edilen mamullerinin bedeli ödenmediği halde itiraz edildiğini belirterek takibin devamına, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkinin dayanağının 2009 yılında akdedilen Satıcı Firma Sözleşmesi ve eki niteliğindeki belgeler olup işbu sözleşme ve ekleri ile taraflar arasındaki borçlandırıcı işlemlerin düzenlendiğini, tarafların hak ve yükümlülüklerinin hüküm altına alındığını, müvekkili şirketin , davacı ile devam eden ticari ilişki kapsamında sözleşmeye ve/veya ticari teamüle uygun faturalar düzenlediğini ve bu faturaları davacıya tebliğ ettirmesine rağmen, davacının haksız yere bu faturaları defterlerine işlemekten kaçındığını ve devam eden ticari ilişki neticesinde kendi defterlerine göre müvekkili şirketin borçlu hale geldiğini, davacının süreç içerisinde ticari ilişkinin devamlılığı amacı ile düzenlenen protokole de aykırı hareket ederek, protokol hükümlerinin uygulanmasını imkansız hale getirdiğini, davacının kendi defter ve kayıtlarına göre müvekkil şirketi borçlandırmanın neticesinde takip başlattığını, müvekkili şirketin takip tarihi itibariyle borçlu bulunduğu 22.213,00-TL yi icra dosyasına yatırdığını, (toplam 26.021,96-TL ), bakiyesine de yasal süre zarfında itiraz ettiğini, müvekkili şirketin davacı tarafa başkaca borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 24/12/2024 tarih ve 2021/488 Esas - 2024/950 Karar sayılı kararında; yargılama esnasında davacının iflasına karar verilmiş olması sebebiyle öncelikle 2. Alacaklılar toplantısının yapılmasının beklenildiği, kaldırma ilamındaki eksikliklerin giderilebilmesi amacıyla tarafların celp edilen ba-bs formları ile birlikte ticari defterleri üzerinden mali müşavir bilirkişi vasıtası ile inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu hazırlanılması yönünde ara karar tesis edildiği, davacının defterlerinin yargı çevresi dışarısında olması sebebiyle talimat yolu ile mali müşavirden rapor alındığı, davalının ticari defter ve belgeleri üzerinden yapılan inceleme, talimat mahkemesi aracılığı ile alınan bilirkişi raporundaki tespitler kapsamında karşılaştırmalı olarak inceleme yapılarak rapor tanzim edilmesi amacıyla dosyanın borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı ve mali müşavir bilirkişiye tevdii edilerek heyet raporu alındığı, bu rapor akabinde davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yeniden inceleme yaptırılarak ek rapor tanzim ettirildiği, toplanan tüm deliller, alınan kök ve ek bilirkişi raporu dikkate alındığında taraflar arasındaki sözleşme ve protokoller uyarınca, davanın kısmi itirazın iptali davası olduğu da göz önünde bulundurulduğunda dava tarihi itibari ile davacının davalıdan 166.855,02 TL üzerinden alacaklı olduğunun kabul edildiği, alacağın likit nitelikte olduğu, gerekçesi ile; davacının kısmi itirazın iptali davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; davalının İstanbul 35.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu kısmi itirazının 166.855,02 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu koşullar üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya dair istemin reddine, 166.855,02 TL'nin %20'si oranında olan 33.371,01-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar cerilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesiz olduğunu, davacı lehine hükmedilen alacağa dair tek cümle gerekçe yazılmadığını, Anayasa'nın 141, HMK'nun 297 ve 27 maddelerinin açıkça ihlal edildiğini, davacının davalı şirketten alacağı bulunmadığını, ilk derece mahkemesi dosyanın bilirkişiye verilmesine yönelik 21/05/2024 tarihli ara kararında, davacı şirketin davalı şirketten 2012/ Ağustos- Eylül ve Ekim aylarına ait ayrıca bir hakkedişin bulunup bulunmadığının bulunuyorsa ne kadar bulunduğunun tespit edilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; talimat yolu ile alınan ek raporda bu yönde bir inceleme bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükme esas alınmayan 03/02/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davacının davalıdan protokole göre anılan aylara ilişkin herhangi bir hakedişi yok ise itirazın 59.230,38-TL üzerinden iptal edilmesi gerektiği tespitinde bulunulduğunu, zaten talimat yolu ile ek rapor alınmasına da bu nedenle karar verildiğini, ancak ek raporda bu yönde bir inceleme bulunmadığını, yine bilirkişi ek raporunda 116.526,18 TL'lik faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı belirtilmesine rağmen, davalı şirkete tebliğ edilip edilmediğinin, faturaya konu ürünlerin davalı şirkete teslim edilip edilmediğinin de tespit edilmediğinin incelenmediğini, davacının alacak iddiasına konu kayıtların yasal dayanaklarına dair herhangi bir inceleme yapılmadığını, davacının cari hesabında yer alan sıradan bir kaydın davacının haklı alacağı olamayacağını, üstelik tüm raporlarda davacı defterlerinin yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmadığının belirtildiğini, uyuşmazlık konusu alacak miktarı likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icranın geri bırakılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın 81.443,38 TL yönünden kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16 Hukuk Dairesi'nin 2018/838 Esas, 2021/201 karar sayılı ilamı ile; davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin ise kabulüne karar verildiği, mahkemece kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucu davanın 166.855,02-TL yönünden kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Mahkemece yargılama sırasında davacı şirketin Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/430 Esas, 2020/193 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği, iflas kararının istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiği, ikinci alacaklılar toplantısının 04/05/2023 tarihinde yapıldığı, iflas idare memurlarına tebligat yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalı aleyhine, 20/12/2013 tarihinde 202.737,43-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, davalının kısmi itiraz dilekçesi ile takip konusu alacağın 22.213,00-TL'lik kısmını kabul ettiklerini, kalan kısım yönünden tborca itiraz ettiklerini beyan ettiği,eldeki itirazın iptali davasının da 180.524,43-TL alacak yönündne ikame ettiği anlaşılmıştır.Mahkemece kaldırma ilamı sonrası, davacı müflis şirket defterlerinin incelenmesi için talimat yolu ile mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, akabinde dosyanın bir hukukçu ve bir mali müşavirden oluşan heyete tevdii ile talimat yolu ile alınan rapor ve davalı defterlerindeki kayıtlarda inceletilerek heyet raporu alındığı, raporda kaldırma ilamına konu 116.526,18 TL'lik davalı kayıtlarında yer almayan davacı faturasının, taraflar arasındaki 20/07/2012 tarihli protokole aykırı olup olmadığının tespiti için, bu protokole göre davacının davalıdan 2012 yılı Ağustos, Eylül, Ekim aylarında hakedişi bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiği, talimat yolu ile alınan raporda bu yönde bir inceleme bulunmadığı kanaatinin bildirildiği, bunun üzerine mahkemece talimat yolu ile rapor düzenleyen mali bilirkişiden, kök rapordaki tespitleri tekrar eder ek rapor alındığı, devamında tahkikatın bitirildiği ve talimat yolu ile alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece talimat yolu ile davacı defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak aldırılan kök mali bilirkişi raporunda, davacı şirketin 2014 yılı defterlerindeki kayıtlar incelenerek, davacının 02/12/2024 tarihi itibariyle davalıdan kendi defterlerine göre 166.855,02-TL alacaklı olduğunun belirtildiği, başkaca bir inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi heyet raporunda da davacının takipte talep ettiği 202.737,43-TL alacağının, 4.767,87-TL'lik kısmının düşülmesi gerektiğinin davacının da kabulünde olduğu, 22.213,00-TL'lik kısmının davalının kabulünde olduğu ve bu kısım yönünden takibe itiraz edilmediği, istinaf ilamına göre 116.526,18-TL'lik davalı defterlerinde olmayan davacı faturasının yerinde kabul edilmemesi halinde davacının takip tutarından bakiye 59.230,38-TL alacağı kaldığı, eğer davacının 20/07/2012 tarihli protokole göre 2012 yılı Ağustos, Eylül, Ekim aylarında hakedişi mevcut ise bu hakediş tutarının tespit edilmesi ve bu tutarın takip alacağına eklenmesi gerektiği, mevcut değil ise bakiye alacağın 59.230,38-TL olduğu kanaati bildirilmiştir. Bu tespite istinaden talimat yolu ile aldırılan ek mali bilirkişi raporunda ise tarafına 2014 yılı öncesi defter ve kayıtlar ibraz edilmediğinden bu yönde inceleme yapılamadığı belirtilerek, kök rapordaki tespit tekrar edilmiştir.Davacı vekili tarafından, kaldırma ilamı öncesinde düzenlenen bilirkişi heyeti ek raporunda 20/01/2013 tarihli 116.526,18-TL'lik faturaya yönelik yapılan benzer tespitlere karşı sunulan 02/11/2017 tarihli itiraz dilekçesinde, bu faturanın sözleşme harici düzenlenen fazla bütçeden kaynaklandığının belirtildiği görülmüştür. Tek taraflı fatura tanzimi alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmayıp, davacı yan davalı kayıtlarında yer alamayan, davalıya tebliğ edildiği de ispat olunamayan bu fatura nedeniyle alacaklı olduğunu ispatla yükümlüdür.Davacı tarafından kaldırma ilamında belirtildiği şekilde inceleme yapılabilmesini teminen 2012 yılı defterleri incelemeye ibraz edilmediği gibi, 2012 yılı Ağustos, Eylül, Ekim aylarında hakediş mevcut olduğuna yönelik bir delil de sunulmamıştır. Öte yandan davacı tarafından bu faturanın hakediş faturası değil, sözleşme harici düzenlenen bütçe fazlasından kaynaklanan fatura olduğu belirtilmiş olup, faturanın sözleşmesel dayanağının ortaya konulamadığı, böyle bir alacağın varlığının kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davanın 59.230,38-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporları özetlenmek suretiyle ve gerekçe belirtilmeksizin, uyuşmazlığa ilişkin herhangi bir tespit içermeyen talimat raporundaki tutar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamış, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur.
Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek davanın kısmen kabulüne, hüküm altına alınan alacak likit nitelikte olduğundan davalının %20 oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, reddedilen kısım bakımından davacının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2024 tarihli, 2021/488 Esas - 2024/950 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
2-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalı tarafından İstanbul 35 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibine yapılan kısmi itirazın 59.230,38 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin itiraz edilmeyerek kesinleşen 22.213,00-TL asıl alacak ile hüküm altına alınan 59.230,38-TL asıl alacak toplamı 81.443,38-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile DEVAMINA, fazla istemin reddine,
3-Hüküm altına alınan 59.230,38-TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının İİK'nun 67 maddesi uyarınca davacı yararına davalıdan tahsiline,
4-Davalının yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:
5-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 4.046,03-TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 2.180,33-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.865,70-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 2.180,33-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 25,20-TL başvuru harcı, 10.651,90-TL yargılama gideri toplamı olan 10.677,10-TL'nin kabul ve red oranına göre 7.153,65-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 100,00-TL posta/tebligat giderinden kabul ve red oranına 33,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmının davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul ve red oranına göre hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul ve red oranına göre hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
13-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 370,00-TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam; 2.053,10-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
14-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.