Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1505 E. 2026/1406 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1505
Karar No
2026/1406
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1505 KARAR NO : 2026/1406

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/419 DAVA TARİHİ : 03/06/2025 TALEP TARİHİ : 20/05/2026 ARA KARAR TARİHİ : 01/06/2026 DAVA : Eser Sözleşmesi DAVA TARİHİ : 17/05/2024 BİRLEŞEN DAVA : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2024/296 ESAS SAYILI DOSYASINDA; DAVA : Sözleşmenin Uyarlanması DAVA TARİHİ : 23/05/2024 BİRLEŞEN DAVA : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2025/677 ESAS SAYILI DOSYASINDA; DAVA : Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı Hasılat Paylaşımlı İnşaat Sözleşmesinin Tapuya Şerh Edilmesi İstemli TALEP : İhtiyati Tedbirin Kaldırılması Ve Tapuya Şerh Konulması KARAR TARİHİ : 08.10.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ: 08.10.2026

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/419 Esas sayılı dosyasından verilen 01.06.2026 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı .... Şirketi vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Asıl dosya davalısı birleşen dosyalar davacısı ... Şirketi vekili 13/04/2026 tarihli dilekçesi ile 20/05/2026 tarihli duruşmada; bilirkişi raporunun bütüncül değerlendirilmesinden; taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık niteliğinde olduğunun, fesih koşullarının oluşmadığının, davacının menfi zarar talebinin hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğunun ve uyuşmazlığın tasfiye ve uyarlama çerçevesinde çözülmesi gerektiğinin açıkça anlaşılmaktaysa da asıl dava davacısının kusur oranının belirlenmesi ve tazminat hesaplamalarının netleştirilmesi için ek rapor alınması gerektiğini, aksi halde asıl davanın reddi, birleşen her iki davanın kabulü konusunda alınan raporla haklılıklarının ortaya çıkması nedeniyle tedbirin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiş, dava dilekçesi ile ve sonrasında farklı tarihlerde dilekçeleri ile talep ettiği, birleşen dava yönünden taşınmazlar üzerine davalı şerhi konulması, davalı şirketin inşaata müdahalede bulunmamasına yönelik önleyici tedbir kararı verilmesi ile 04/05/2017 tarihli taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı hasılat paylaşımı karşılığı inşaat sözleşmesinin tapuya şerh edilmesi konularında yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 2024/419 Esas sayılı dosyasından verilen 01.06.2026 tarihli ara kararı ile özetle; "...Talep; asıl ve birleşen dava dosyalarına konu İzmir Bornova ... Mah. ... Ada .... Parsel ile İzmir Bornova ....Mah. ... Ada ... Parselde kain taşınmazlar üzerine teminatsız şekilde devri engeller mahiyette ihtiyati tedbir ve davalıdır şerhi konulması, . ...Şirketi'nin inşaata müdahalede bulunmaması konusunda önleyici tedbir kararı verilmesi ve İzmir Bornova ... Mah.... Ada... Parsel ile İzmir Bornova ... Mah. ... Ada ... Parselde kain taşınmazlar üzerine yeniden kat karşılığı inşaat sözleşmesi şerhi konulmasına ilişkindir. Asıl ve birleşen dava dosyaları ile ilgili olarak davaların açılması ile birlikte taraflarca çok sayıda ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş tüm talepler değerlendirilerek ara kararları oluşturulmuştur. Bu çerçevede istinaf edilerek kesinleşen kararlar da mevcuttur. Birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/296 esas sayılı dava dosyasında, davacı ... Şirketi dava konusu ... ada... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında yer alan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi şerhinin yeniden konulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinde bulunmuş, 27.03.2025 tarihli ara kararında gösterilen gerekçelerle talebin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2025 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun usul ve esastan reddine karar verilerek karar kesinleşmiştir. Birleşen dosyaların davacısı ... Şirketi vekili, davaya konu .... ada ... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında yer alan kat karşılığı inşaat sözleşmesi şerhinin terkin edilmesi nedeniyle bu parseldeki inşaat alanında güvenlik önlemlerinin alınması için asıl dosya davalısı, birleşen dosya davacısı......Şirketine yetki verilmesi, zorunlu işler dışında her iki tarafın da dava sonuçlanıncaya kadar inşaattan el çekmesi konularında ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş, mahkememizce 14.05.2025 tarihli ara kararı ile tüm istemlerin reddine karar verilmiş, talepte bulunan vekiline 10.06.2025 tarihinde karar tebliğ edilmiş, yasal süre içinde istinaf yoluna başvurulmaması nedeniyle karar kesinleşmiştir. Birleşen dosyaların davacısı .... Şirketi, mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinde bulunmuş, 25.06.2025 tarihli ara kararı ile istemin reddine karar verilmiş, karar, birleşen dosyaların davacısı .... Şirketi tarafından istinaf edilmiş olup, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 14.10.2025 tarihli kararla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek karar kesinleşmiştir. Talepte bulunan .....Şirketi vekili tarafından aynı konulardaki ihtiyati tedbir talebi 01/04/2026 tarihinde sunulmuş, aynı günlü ara kararı ile tüm taleplerin reddine karar verilmiştir. Bu karar ile 13/04/2026 tarihli ihtiyati tedbir talebi arasında geçen süre 12 gün olup bu süre içinde dava dosyasında talebe konu ihtiyati tedbir ve davalı şerhi konulmasına ilişkin istemlerin kabulüne gerektirecek nitelikte dosyada yeni bir delil toplanmamış, yalnız bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunun uyuşmazlığın çözümüne yarayacak nitelikte hükme ve denetime elverişli olmaması nedeniyle 20/05/2026 tarihli duruşmada ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Davacı .....Şirketi ise raporun kötü niyetli olarak maddi gerçeğe aykırı şekilde tanzim edildiği iddiasında olup bu konuda yasal haklarını da kullanmıştır. Buna göre asıl dosya davalısı ....Şirketinin daha önce çok sayıda ve tekraren talep ettiği ihtiyati tedbir istemlerinin yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kabulünü gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte bir delil ve belge örneğini dosyaya sunmadığı, bilirkişi raporunun taleplerin kabulünü gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte olmadığı, yargılamanın tahkikat aşamasında olup, her iki tarafın iddialarının yargılamaya gerektirdiği, dosyada toplanan mevcut delillerin talep konusu ihtiyati tedbir ve davalı şerhi konulmasına ilişkin istemlerin kabulünü gerektirir nitelikte ve yeterlilikte bulunmadığı, ....Şirketinin önceki taleplerinin reddine ilişkin kararlardaki gerekçelerin bu talep yönünden de varlığını ve geçerliliğini koruduğu dikkate alınarak, asıl dosya davalısı birleşen dosyalar davacısı .....Şirketinin tüm ihtiyati tedbir talepleri ile davalı şerhi ve sözleşmenin tapu kaydına şerhi istemlerinin bir kez daha reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı ... Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı ... Şirketi vekili tarafından verilen 26.06.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan banka ipoteğinden sonra, taşınmazın üçüncü kişiye devredildiği yönünde ciddi emareler ve bilgiler edinildiğini, bu hususun güncel tapu kayıtlarının celbedilerek resen araştırılmasının gerektiğini, müvekkili şirket tarafından daha önce ihtiyati tedbir taleplerinde ileri sürülen temel tehlikenin, dava konusu taşınmazların üçüncü kişilere devredilmesi suretiyle dava sonunda elde edilmesi beklenen hukuki korumanın etkisiz hale gelmesi gerektiğini, yargılama sırasında edinilen bilgilerin, taşınmaz üzerinde öncelikle banka lehine ipotek tesis edildiğini, akabinde ise taşınmazın üçüncü kişiye devredildiğini gösterdiğini, bu hususun güncel tapu kayıtlarının celbiyle kolaylıkla tespit edilmesinin mümkün olduğunu, şayet taşınmazın üçüncü kişiye devredildiği tapu kayıtlarıyla doğrulanacak olursa, müvekkili şirketin dava sonunda elde etmeyi amaçladığı hukuki koruma büyük ölçüde etkisiz hale geleceğini, bir başka ifadeyle, dava devam ederken uyuşmazlık konusu taşınmazın el değiştirmesinin, dava sonunda verilecek hükmün fiilen uygulanmasını önemli ölçüde zorlaştıracak, hatta birleşen davalarda talep edilen sözleşmenin uyarlanması, sözleşme şerhinin yeniden tesisi ve sözleşmeden doğan ayni nitelikteki hakların korunmasına ilişkin talepler bakımından telafisi güç ve imkânsız sonuçlar doğuracağını, somut olayda HMK'nın 389. maddesinde düzenlenen "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması" şartının artık varsayımsal değil, gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel ve araştırılması gereken somut bir tehlike haline geldiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesinin "yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı" yönündeki değerlendirmesinin güncel maddi olgular karşısında hukuki dayanağını tamamen yitirdiğini, dava konusu taşınmazın ipotek edilmesi ve devamında üçüncü kişiye devredilmesi birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilinin dava sonunda elde etmeyi amaçladığı hukuki korumanın etkisiz kalma tehlikesinin açıkça ortaya çıktığını, bu yeni gelişmenin, önceki tedbir taleplerinden tamamen farklı ve bağımsız olarak değerlendirilmesi gereken yeni bir vakıa niteliğinde olduğunu, raporun müvekkili lehine ortaya koyduğu tespitleri tamamen görmezden geldiğini, oysa bilirkişi heyetinin taraflar arasındaki hukuki ilişkinin adi ortaklık niteliğinde değerlendirilebileceğini, dava tarihi itibarıyla sözleşmenin ayakta bulunduğunu, tapudaki sözleşme şerhinin devam etmesi gerektiğini, takyidatın kaldırılması için yasal koşulların oluşmadığını, C blok temel ve fore kazık imalatlarının tekniğe uygun gerçekleştirildiğini, arsa sahibinin bu imalat nedeniyle herhangi bir zarara uğramadığını tespit ettiğini, mahkemenin bu teknik değerlendirmelerin hiçbirine neden katılmadığını açıklamadığını, yalnızca raporun hükme esas alınamayacağını belirtmekle yetindiğini, bu durumun Anayasa'nın 141. maddesinde düzenlenen gerekçeli karar yükümlülüğüne aykırı olduğunu, mahkemenin her ne kadar önceki tedbir kararlarına atıf yapmış ise de, eldeki talebin önceki taleplerden farklı olduğunu, dosyaya, bilirkişi raporu, temel ve fore kazık imalatlarına ilişkin 2.020.650,30 USD tutarındaki maliyet tablosu, teslim edilmeyen bağımsız bölümlere ilişkin açıklamalar, yüklenicinin %63 oranındaki hak sahipliğine ilişkin ayrıntılı beyanlar sunulduğunu, bunların önceki tedbir talepleri sırasında mevcut olmayan yeni vakıalar olduğunu, mahkemece "...önceki kararların gerekçeleri geçerliliğini korumaktadır..." şeklindeki soyut ifadeyle yetindiğini, ancak hangi gerekçenin, hangi yeni delil karşısında neden geçerliliğini koruduğu, yaklaşık ispatın neden gerçekleşmediği, bilirkişi raporunun hangi yönüne neden katılınmadığının kararda açıklanmadığını, bu yönüyle kararın hem HMK'nın gerekçeli karar ilkesine hem de hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu, mahkemenin bu yeni delilleri tek tek değerlendirmeksizin yalnızca önceki ret kararlarına atıf yapmakla yetindiğini, dosya kapsamından; kat karşılığı inşaat sözleşmesi şerhinin kaldırıldığı, taşınmaz üzerinde banka lehine ipotek tesis edildiği, dava konusu taşınmazlarda müvekkili tarafından milyonlarca dolarlık imalat gerçekleştirildiği, uyuşmazlığın halen devam ettiğinin sabit olduğunu, bu olgular birlikte değerlendirildiğinde dava sonunda verilecek kararın uygulanmasının önemli ölçüde zorlaşabileceğini, mahkemenin ise HMK m.389'un aradığı "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması" kriterini somut olay bakımından hiç tartışmadığını, taşınmaz üzerindeki kat karşılığı inşaat sözleşmesi şerhinin kaldırılması ve akabinde ipotek tesis edilmesi birlikte değerlendirildiğinde; taşınmazın üçüncü kişilere devri fiilen kolaylaşmış, davacı yüklenicinin sözleşmeden doğan haklarının korunmasının zayıfladığını, dava sonucunun etkisiz kalması ihtimalinin arttığını, bu durumun TMK m.2 kapsamında dürüstlük kuralına da açık aykırılık teşkil ettiğini, mevcut durumda haklılık görünümü (kat karşılığı sözleşme ve inşaatın seviyesi), ciddi zarar ihtimali (taşınmazın devri ve ipotek), geri dönüşü olmayan sonuç riski, birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir şartlarının açıkça oluştuğunu, mahkemenin, yalnızca önceki kararları ve soyut değerlendirmeleri esas almış, yeni ortaya çıkan ipotek olgusunu değerlendirmediğini, bu yönüyle karar eksik incelemeye dayalı olduğunu ve kaldırılmasının gerektiğini, davaya konu ihtilafa ilişkin gerekli incelemeler yapılmaksızın, tarafların üzerilerine düşen edimleri gereği gibi ifa edip etmediği tespit edilmeksizin, hülasa alanında uzman bilirkişilerce görüş/rapor tanzim ettirilmeksizin asıl davada davacı tarafça şerhin terkin ettirilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ihtilaflı olduğu noktada sözleşmenin muhteviyatına ilişkin tek taraflı olarak işlem tesis edilmesi davanın esasına etkiler nitelikte bir eylem olduğunu, zira, huzurdaki dava vasıtası ile yapılacak irdelemeler, yerinde incelemeler ve sair hususlar ile ihtilaflı sözleşmenin ayakta tutulup tutulamayacağının ortaya konulacak halde olduğunu, şerhin kaldırıldığı...ada ... parsele ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından inşaatın bir kısmının tamamlandığın, tamamlanmayan kısma ilişkin de bir alanda temel atma işlemlerinin tamamlandığını, bu yönde 16.03.2026 tarihli bilirkişi raporunda değinildiğini, bu sebeple bir kez daha İzmir Bornova... Mah. ... Ada ...Parsel ile ...Ada ... Parselde kain dava konusu iki taşınmaz üzerine devri engeller mahiyette ihtiyati tedbir ve davalıdır şerhi konulması ile taşınmazlar üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yeniden şerh edilmesi taleplerini yineleme zorunluluğu doğduğunu, asıl dava davacı/birleşen dosyalar davalısı tarafından açılan sözleşmenin feshi davasının ve müvekkili tarafından açılan uyarlama davaları derdest iken tek taraflı bir şekilde dava konusu taşınmazdaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi şerhinin terkinin talep edilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, nitekim davalı tarafça taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi şerhinin tapudan terkin edilmesindeki amacın, huzurdaki asıl ve birleşen davaların devamı esnasında taşınmazları dava dışı 3.kişilere devretmek ve taraflar arasındaki sözleşmenin fiziken ayakta durmasını engellemek olduğunu, oysa ki taraflar arasındaki sözleşmenin akıbetinin henüz dava konusu olup karara bağlanamadığını, sözleşme halen ayakta olduğundan davalının kötü niyetli şerhin terkini eylemi karşısında müvekkilinin sözleşme ayakta durduğu sürece şerhin tesis edilmesini talep etmesinde de hukuki yararı olduğunu, davalı yan tarafından henüz sözleşme feshedilmeden şerhin kaldırılması davalının kötü niyetnin açık bir göstergesi olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu masraflar ve inşaatın büyük bir çoğunluğunun tamamlandığı göz önüne alındığında, davalının davaya konu taşınmazları 3. kişilere satması halinde müvekkilinin geri döndürülemez bir zararı oluşacağını, bilirkişi raporu uyarınca .... Ada ... Parsel üzerinde davacının müdahalesinin önlenmesi için yasal koşulların oluşmadığını, tapu kaydındaki şerh ve takyidatın fekki için yasal koşulların mevcut olmadığını, bilirkişi raporunun, şerh ve takyidatın yeniden tesis edilmesinde yasal engel olmadığını ortaya koyduğunu, müvekkilinin, sözleşme ayakta iken haklarının korunması ve taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla şerh tesis edilmesini talep ettiğini, yerel mahkemece değişen durum olmadığı yönündeki değerlendirmenin bu nedenle hatalı olup inceleme yapılmaksızın ret kararı verildiğini, müvekkili şirketin davada ileri sürdüğü iddia ve taleplerinin büyük ölçüde haklı olduğu bilirkişi raporu ile ortaya konmuş olup, şerhin yeniden konulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389 kapsamında “hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya tamamen imkânsız hâle gelmesi” riskine karşı zorunlu olduğunu belirterek ara kararın ortadan kaldırılmasına, taşınmazlar üzerine teminatsız şekilde devri engeller mahiyette ihtiyati tedbir ve/veya davalıdır şerhi konulmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Asıl dava dosyasına konu dava; taraflar arasında düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve düzenleme şeklinde arsa karşılığı kısmi hasılat paylaşımı ve kısmı kat karşılığı inşaat tadil ek sözleşmelerinin, davalıların sözleşmedeki yükümlülüğüne uymadığı iddiası ile feshi, sözleşmeye konu davalı adına kayıtlı taşınmazların davacı adına tescili, davalı tarafça devredilen taşınmaz bedellerinin tahsili, davacının sözleşmelerin feshi nedeniyle uğradığı zararın davalıdan tahsili, taşınmaza davalının müdahalesinin önlenmesi, tapu kaydı üzerindeki tescil edilmiş takdiyatların kaldırılması, birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/296 esas sayılı dava dosyasına konu dava; taraflar arasındaki asıl davaya konu aynı sözleşmenin uyarlanması, birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/677 esas sayılı dava dosyasına konu dava ise; davaya ve sözleşmeye konu taşınmazların, tapu kaydı üzerine dava konusu 04.05.2017 tarihli taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesinin tapuya şerh edilmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesinde: "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Davalı - birleşen davacı vekili, birleşen dava dilekçesi ile asıl dosya davacısı- birleşen dosya davalısı tarafından keşide edilen Bornova 3. Noterliği'nin 09957 yevmiye numaralı 28.03.2024 tarihli ihtarnamesi ile bildirilen fesih işleminin geçersiz olduğunun tespiti ve inşaat sözleşmesinin paylaşıma ilişkin maddesine mahkemece müdahale edilerek paylaşım oranının uyarlanması talebinde bulunmuştur. İhtiyati tedbir istemlerinin yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kabulünü gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte bir delil ve belge örneğini dosyaya sunmadığı, yargılamanın tahkikat aşamasında olup, her iki tarafın iddialarının yargılamaya gerektirdiği, dosyada toplanan mevcut delillerin talep konusu ihtiyati tedbir ve davalı şerhi konulmasına ilişkin istemlerin kabulünü gerektirir nitelikte ve yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece birleşen davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin ve davalıdır şerhi konulması taleplerinin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı ... Şirketi vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/419 Esas sayılı dosyasından verilen 01.06.2026 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı ... Şirketi vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.206,00 TL istinaf tedbir karar harcından peşin alınan toplam (732,00 TL x 3) 2.196,00 TL'nin mahsubu ile kalan 990,00 TL ile fazladan yatırılan (2.002,00 TL + 2.002,00 TL) 4.004,00 TL'nin istemi halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 3-Asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı ... Şirketi vekili tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri maddeleri uyarınca, kesin olarak 08.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1505, K. 2026/1406, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1505-e-2026-1406-k-f5c4dee8ed84