Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1453 E. 2026/1741 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1453
Karar No
2026/1741
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1453

KARAR NO:2026/1741

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:01/04/2026

NUMARASI:2024/172 Esas - 2026/207 Karar

DAVA:İtirazın İptali

DAVA TARİHİ :15/03/2024

İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/10/2026

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; müvekkili banka ile .... Şti. arasında Genel Nakdi Gayrı Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmeyi davalının müteselsil kefil olarak imzaladığını,Dava dışı esas borçlu ve davalı kefile Beyoğlu .. Noterliği’nin 19.09.2018 tarih ve ... yev. nolu ihtarının gönderildiğini, ancak ihtarnameden müspet bir sonuç alınamadığını ve ihtarnamelere itirazda bulunulmadığını,Davalı/kefilin itirazları, imzalanmış sözleşme hükümlerine göre geçersiz olup, zaman kazanmaya yönelik olduğunu, Bu nedenle, takibe haksız olarak itiraz eden borçluların icra inkar tazminatına da mahkum edilmesi gerektiğini, davalı borçlunun haksız ve kötüniyetli olarak İstanbul 18. İcra Dairesi, .... sayılı dosyasından yaptığı itirazın iptali ile davalı aleyhine %20’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; TBK'nın 582 maddesi uyarınca düzenlenecek olan kefalet sözleşmelerinde en temel şart geçerli bir ilişkiye dayalı asıl borcun varlığı olduğunu, kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması ve kefil olacak olan kişinin eşinin rızasının alınması gerektiğini, sözleşmede kefalet limiti belirlendiği görülmekle birlikte kredi sözleşme tarihi de 2015 Ağustos ayı olarak görüldüğünü, talep edilen faiz oranı sözleşmeye aykırı olmakla bu faiz oranına açıkça itiraz edildiğini, dava dışı şirketin davacı bankadan kullandığı tüm kredilere ait sözleşmelerin getirtilmesi, bunlar üzerinden uzman bilirkişilerce inceleme yapılması ve davalı müvekkilin aleyhine başlatılan icra takibine konu borcun müvekkil sorumluluğunda olup olmadığının tespiti gerektiğini, öncelikle yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkili Kocaeli mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini,aksi halde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; bilirkişi raporuna göre; “Dava dışı şirket ile davacı banka arasında, 14.08.2015ve 10.01.2017 tarihlerinde toplam 1.500.000-TL tutarında genel kredi sözleşmesi imzalandığı,sözleşmelerde müteselsil kefil olarak, şirket ortağı konumunda olan davalının imzası bulunduğu, bu itibarla; şirket ortağı konumunda bulunan kefilin, eş muvafakatine gerek olmadığı, dava dışı şirkete davacı banka tarafından, aylık taksitli kredi, şirket kredi kartı, borçlu cari hesap, kredili mevduat hesabı tesis edilerek kullandırıldığı ve çek karnesi verildiği,asıl borçlu şirkete, hesapların 11.09.2018 tarihinde kesildiğine dair kat ihtarı keşide edildiği ve borçların ödenmesi ihbarında bulunulduğu, 07.11.2022 tarihinde icra takibine başlandığı, kat tarihinden ve takip tarihinden sonra değişik tarihlerde tahsilatların yapıldığı, tespit edildiği,tahsilatlar dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde,asıl borçlu şirketin 16.01.2024 tarihi itibariyle davacı bankaya borcu; nakit 3.697.379,42-tl, gayrı nakdi (çek taahhüt) borcu 30.000-tl olarak hesaplandığı, davalı müteselsil kefilin hesap edilen tutarlardan aynı şekilde, sorumlu olacağı gerekçesiyle nakit alacak bakımından itirazın iptaline, davalının İstanbul 18. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin 250.000-TL(BCH) üzerinden devamına, kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 64,50 oranında temerrüt faizi yürütülmesine,fazla istemin reddine, alacağın %20'si oranında hesaplanan tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; müvekkil davalının yerleşim yerinin Karamürsel ilçesi olduğunu, icra dairesinin yetkisine itirazın reddedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, "kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için TBK'nın 583. maddesinde düzenlenen şekil şartları yanında kefalet sözleşmesi tarihinden önce, en geç kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihte eşin yazılı rızasının bulunması" gerektiğini ,eş rızası alınmadığını ve kefaletin yasal koşulları taşımadığı, dosya kapsamında tanzim edilen 06.11.2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı süresinde ve ayrıntılı itiraz dilekçesi sunulduğunu; faiz oranlarının fahiş olduğu, bankanın takip talebinde talep ettiği %70,80 oranının hiçbir yasal dayanağının bulunmadığının bilirkişice dahi teyit edildiği, BCH kredisi yönünden belirlenen %64,50 oranının fahiş olduğu belirtilerek ek rapor talep edildiğini, mahkemece itirazlar doğrultusunda ek inceleme yaptırılmadığını, kredi türlerinin tespiti, uygulanan faiz oranları, kat tarihinden sonra yapılan kısmi ödemelerin (tahsillerin) mahsubu ancak bilirkişi tarafından karmaşık bankacılık hesaplamaları neticesinde belirlenebildiğini, yargılamayı ve teknik bilirkişi hesabını gerektiren, bankanın fahiş faiz talepleriyle başlattığı ve talep sonucunu sonradan hasrettiği bir alacağın likit olduğundan söz edilemeyeceğini, borçlunun bu karmaşık ve fahiş taleplere karşı yasal itiraz hakkını kullanması kötüniyetli olmayıp, haklı nedene dayandığını, şartları oluşmayan %20 icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için asıl borçlu şirket ve müteselsil kefil hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davalı vekili yetki itirazının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de; genel kredi sözleşmelerinin 13.4 maddesi uyarınca İstanbul (Merkez) Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı,taraflar arasında ki yetki anlaşmasının HMK'nun 17. Maddesi uyarınca geçerli olması nedeniyle davalının (takip borçlusunun) icra takibindeki yetki itirazının reddine karar verilmesi yerindedir. İİK’nın 67. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir.Bu kapsamda takip ve asıl dava konusu alacak, dava dışı şirketin kullandığı geri ödemeyerek bankaya borçlandığı kredi sözleşmesinden doğan alacak olup, hesap kat ihtarı borç bildirileri, davalının asıl borçlu şirketin ortak ve yetkilisi olduğu nazara alındığında borç miktarı davalının bilgisinde olup , alacak likittir.Davalı vekili alacağın borç miktarının bilirkişi tarafından yapılan incelemeler sonucu belirlendiğini, karmaşık hesaplar yapıldığını ileri sürmekte ise de davalı borçlu aynı zamanda şirket yetkilisi olup şirketin bankaya borçlandığı her bir kalem miktardan ne miktar borcu olduğunu bilecek durumdadır. Davalının itirazında haksız olduğu tespit edilmesine göre, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.Dava dışı şirket tarafından birden fazla türde kredi kullanıldığı; icra takibinde tüm kredi borçları için takibin kısmi başlatıldığı belirtilmiş ise de ; davacı alacaklı vekilinin davaya sunduğu dilekçe ile iş bu takibin ... numaralı BCH kredisine ilişkin olduğu belirtildiği, kararın bu kısım yönünden istinaf edilmediği ,genel kredi sözleşmesinin 10.5 maddesi müşterinin kredi borcunu (taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden birinin) vadesinde ödenmemesi veya sözleşme kapsamında muaccel hale gelmesi halinde müşteri borcun hangi kredi türünden doğduğuna bu kredi vadesine bakılmaksızın alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren bankaca cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere ödenen faizin iki katı oranında temerrüt faizi işletileceğinin kararlaştırılmıştır.Bilirkişi raporunda iş bu kredinin kat edildiği 11.09.2018 tarihi itibariyle şirkete %32,25 orandan BCH kredisi kullandırıldığı ve iki katı olarak belirlenen oranda temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesi sözleşme hükümlerine uygun olup, davalının sözleşmeyle bağlı olduğu ve belirlenen temerrüt faizi oranının emsallere göre fahiş bir oran sayılamayacağı gözetildiğinde davalı vekilinin temerrüt faizi oranın fahiş belirlendiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.Davalı vekili bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını, bu durumun hukuki dinlenilme hakkının ihlaline sebep olduğunu ileri sürmüş ise de alınan bilirkişi raporunda asıl borçlu şirketin kullandığı tüm krediler ve bu meyanda takibe konu ... karton numaralı kredi hesap hareketleri incelenmiş, kat tarihi itibariyle tespit edilen BCH'nin temerrüt tarihine kadar akdi, takip tarihine kadar temerrüt faizi işletilerek toplamının takip tarihi itibariyle 1.847.647-TL olarak hesaplandığı kat tarihinin 11.09.2018, takip tarihinin ise 07.11.2022 tarihi olduğu, 08.12.2020 tarihinde BCH ne 307.897-TL tahsilat yapıldığı ve asıl alacaktan düşüldüğü,kalan asıl alacağın takipde talep olunan asıl alaacğı geçmediği kısmi miktarda olduğu gözetildiğinde takibe itirazın yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; takip tarihi itibariyle BCH kredisinden dava dışı şirketin daha fazla bir miktarda borcu olduğu belirlenmekle davalının itirazının iptaline ve %20 oranda icra inkar tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 17.077,50-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 4.269,40-TL harcın mahsubu ile kalan 12.808,10-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 480-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1453, K. 2026/1741, T. 19.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1453-e-2026-1741-k-90a65598ad21