İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/274 E. 2026/945 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/274
- Karar No
- 2026/945
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/274 Esas - 2026/945
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/274 KARAR NO : 2026/945 BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 24/03/2026 KARAR TARİHİ : 13/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Müvekkili Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi ile davalı borçlu arasında 12.08.2022 ve 21.09.2023 tarihli genel kredi sözleşmelerinin kefil sıfatıyla imzalandığını, kredinin ticari nitelikte olduğunu, davalıların kredi borcunu zamanında ödemediğini, bu nedenle Kayseri Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün 2026/3337 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının 16.03.2026 tarihinde takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, bu itiraz üzerine 26.02.2026 tarihinde arabulucuya başvurulduğunu, 06.03.2026 tarihli 2026/25940 numaralı arabuluculuk son oturum tutanağı ile anlaşmaya varılamadığını, davalının kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ödemediğini, haksız ve kötü niyetli itiraz ile icra takibinin durdurulduğunu, davalının Kayseri Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün 2026/3337 esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı asil tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı banka tarafından Banka Alacakları İcra Dairesinin 2026/3337 Esas sayılı icra dosyası ile asıl kredi borçlusu olan dava dışı Necmettin Şen'in 12.08.2022 ve 21.09.2023 tarihlerinde çekmiş olduğu kredilere kefil olduğu gerekçesiyle müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilin itirazı üzerine işbu davanın ikame edildiğini, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davaya dayanak yapılan 12.08.2022 ve 21.09.2023 tarihli genel kredi sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu'nun 584/I maddesi gereğince evli eşin yazılı rızası alınmadığı için müvekkil yönünden geçerli olmadığını, müvekkilin eşi Sakine Çelik'in okula gitmediğini ve okuma yazmasının bulunmadığını, bu sebeple sözleşmedeki yazı ve imzaların eşine ait olmadığını, ayrıca Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinde öngörülen yazılı şekil şartlarının ve el yazısıyla azami miktar ile tarih unsurlarının taşınmadığını, asıl borcun belli olmaması sebebiyle de sözleşmenin geçersiz sayılması gerektiğini, müvekkilin sadece bir krediye kefil olduğu inancıyla sözleşmeyi imzaladığını ve asıl borçlu tarafından borcun ödendiğinin kendisine beyan edildiğini, bankanın asıl borçlunun diğer borçlarından veya imzası bulunmayan sözleşmelerden müvekkili sorumlu tutamayacağını, davacının asıl borçlular yönünden aciz vesikası almadan kefile dava açmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine, dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminatın davacıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER Davacı bankaya yazılan müzekkereye cevap olduğu görüldü. Kayseri Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin 2025/533 esas sayılı takip dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmıştır. Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2026/3337 esas sayılı takip dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış incelemesinde; Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş tarafından borçlular Metin Çelik Zekai Kavaklıoğlu ve Musa Şahin aleyhine 30/01/2026 tarihli ilamsız icra takibi başlatıldığı, Metin Çelik vekilinin 16/02/2026 tarihli itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce kredi sözleşmesinin tarafları, kredi miktarı, kefalet limiti, hesap kat tarihi, kat ihtarındaki miktar, ihtarın tebliğ tarihi, akdi faiz oranı ve miktarı, temerrüt tarihi, temerrüt faiz oranı ve miktarı, asıl alacak ve miktarı, BSMV miktarı, işlemiş faiz miktarı, toplam borç miktarı, icra takip tarihi, ödeme emrinin tebliğ tarihi, icrada takip durdurulmuş ise takibin durdurulduğu tarihi, davanın yasal süresinde açılıp açılmadığı, dava tarihi itibarıyla varsa asıl alacak, işlemiş faiz BSMV ve masraf miktarı ile toplam borç miktarı, dava tarihine kadar olan sürede yapılan ödeme varsa ödeme tarihi ve miktarı, takip ipotek belgesine dayalı ise belge de ipotek verenin ipotek miktarıyla aynı zamanda müşterek borçlu müteselsil kefil olup olmadığı, müşterek borçlu müteselsil kefil ise sorumluluk miktarına ilişkin açıklamalı rapor tanzimi hususunda dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mahkememizce alınan 23/09/2026 tarihli bankacı bilirkişi raporundan özetle; 21.09.2026 tarihinde davacı bankanın erkilet bulvarı Şubesine gidilerek yerinde incelemeler yapılmış ve aşağıda belirtilen sonuçlara ulaşılmıştır. Davacı bankanın dava dışı asıl borçlu Necmettin ŞEN'den BCH Kredileri ve Taksitli kredilerden kaynaklanan 3.667.244,26 TL asıl alacak + 137.521,66 TL işlemiş temerrüt faizi + 6.876,08 TL BSMV Toplam 3.811.642,00 TL nakit ve Çek yaprağı banka sorumluluk tutarından kaynaklanan 159.800,00 TL gayrınakdi olmak üzere Davacı Bankanın dava dışı asıl borçlu Necmettin Şen'den İcra Takip tarihi itibariyle Nakit ve gayrınakit kredilerden kaynaklanan Genel Toplam 3.971.442,00 TL alacağının bulunduğu, Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu Necmettin ŞEN arasında imzalanan Genel Kredi sözleşmesinde Çek yaprağı banka sorumluluk tutarından kaynaklanan gayrınakdi alacak ile ilgili kefiller hakkında hüküm bulunmadığından davalı/kefilden depo talebinde bulunulamayacağı, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu Necmettin ŞEN arasında imzalanan Genel Kredi sözleşmesinin davalı metin ÇELİK tarafından 3.000.000,00 TL'sına kadar müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı görüldüğünden Davacı bankanın dava dışı asıl borçlu Necmettin ŞEN'den olan 3.667.244,26 TL asıl alacak tutarının kefalet tutarı olan 3.000.000,00 TL'ye oranlandığında, : 3.000.000,00 TL / 3.667.244,26 TL *100 = % 81,80 Davalı Metin ÇELİK'in davacı bankanın dava dışı asıl borçlu Necmettin ŞEN'den olan alacaklarının % 81,80 oranına kefaletinin bulunduğu görüldüğünden : Asıl Alacak 3.667.244,26 TL * % 81,80 = 3.000.000.00 TL İşlemiş faiz 137.521,66 TL * % 81,80 = 112.492,71 TL BSMV 6.876,08 TL * % 81,80 = 5.624,63 TL Davalı Metin Çelik'in davacı bankanın dava dışı asıl borçlu Necmettin Şen'den BCH kredileri ve taksitli krediden kaynaklanan 3.000.000,00 TL asıl alacak + 112.492,71 TL işlemiş faiz + 5.624,63 TL BSMV olmak üzere Toplam 3.118.117,34 TL nakit alacağına müteselsil kefaletinin bulunduğu yönünde rapor edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, davacı banka ile davalı arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan ve itiraz üzerine durdurulmasına karar verilen icra takip dosyasındaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu Necmettin Şen arasında 12.08.2022 tarihinde 2.200.000,00 TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesi düzenlenerek imzalandığı, iş bu sözleşmenin Musa Şahin ve davalı Metin Çelik tarafından 12.08.2022 Tarihinde 2.500.000,00 TL tutarına kadar müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, yine davacı banka ile dava dışı asıl borçlu Necmettin Şen arasında 21.09.2023 tarihinde 2.600.000,00 TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesi düzenlenerek imzalandığı, iş bu sözleşmenin Musa Şahin ve davalı Metin Çelik tarafından 21.09.2023 tarihinde 3.000.000,00 TL tutarına kadar müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı görülmektedir. Öncelikle davalı tarafın icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı değerlendirilmekle; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (Yargıtay HGK'nın, 28/03/2001, E. 2001/19-267, K. 2001/311; 20/03/2002, E. 2002/13-241, K. 2002/208 tarih ve sayılı kararları). Yine Yargıtay kararlarına göre, itirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir (Yargıtay 11. HD'nin, 17/02/2016, E. 2015/14964, K. 2016/1643; 17/02/2016, E. 2015/14588, K. 2016/1642; Yargıtay 19. HD, 13/05/2015, E. 2014/19860, K. 2015/7141; 21/04/2010, E. 2009/6453, K. 2010/4868 tarih ve sayılı kararları). Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usulüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir. 2004 sayılı İİK'nın 50/1. maddesine göre "para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur." 6100 sayılı HMK'nın 447/2 maddesi uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'a yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. Bu nedenle 6100 sayılı HMK’daki yetki kuralları ilâmsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. 6100 sayılı HMK’nın 6. maddesine göre ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, aynı Kanunun m. 10 hükmünde sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı, 6098 sayılı TBK m. 89 hükmü uyarınca kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir (Yargıtay HGK'nın, 25/04/2018, E. 2017/19-902, K. 2018/973 tarih ve sayılı kararı). Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK’nın 6. maddesine göre ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi olup davalının yerleşim yerinin Kayseri olduğu görülmekle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın reddine karar verilmilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 581. maddesine göre; kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Bir sözleşmenin kefalet sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi için, asıl borçtan sorumlu olmayan bir kişinin (kefilin), alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde ortaya çıkacak olumsuz sonuçları kişisel olarak karşılamayı üstlenmesi gerekir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere kefalet sözleşmesinde, borçlunun borcunu ifa etmemesi riskine karşı üçüncü bir kişi tarafından alacaklıya kişisel teminat sağlanmaktadır. TBK'nın 582. Maddesine göre ise kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Kefalet sözleşmesinin geçerli olması için, kefaletle teminat altına alınan bir borcun mevcut ve geçerli olarak bulunması gerekir. Bu yönüyle kefalet sözleşmesi, geçerli bir asıl borca bağlıdır. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu 584. maddesinde eşlerin diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği ve bu rızanın da sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması gerektiği düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu 583. maddesindeki şekil unsuru geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için; sözleşmenin yazılı olması, kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Anılan düzenlemeden anlaşıldığı üzere şekle uymamanın yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır. Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular. Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır. (Yargıtay HGK. 13/03/2013 tarih ve 2013/802 E - 2013/347 K. ) TBK’nın 584/1. maddesinde “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır” şeklinde düzenleme bulunmakta olup, bu hüküm kefalet sözleşmesinin şekline dair bir kural olmayıp, maddi bir geçerlilik koşuludur. (Yargıtay HGK 2020/(19)11-457 E. 2022/1431 K. sayılı ilamı) Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında somut uyuşmazlık yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; davalının kredi asıl muhatabı Necmettin Şen tarafından davacı bankadan kullanılan 12.08.2022 ve 21.09.2023 tarihli genel kredi sözleşmelerine müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, dosya kapsamında yer alan nüfus kayıt örneğinde görüldüğü üzere davacının 24.09.1999 tarihinde evlendiği ve evliliğin devam ettiği, 6098 sayılı Yasa'nın 584/1.maddesinde belirtilen istisnai durumun da mevcut olmadığı anlaşılmakla en geç kefalet sözleşmesinin kurulması sırasında davalı yanın eşinden açıkça rıza alınması gerektiği, ancak kefalete ilişkin sözleşmede bu yönden alınan bir rıza olmadığı, netice itibariyle kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek davanın reddine, şartlar oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-DAVANIN REDDİNE, Şartlar oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 2-Gayrinakdi alacak talebi yönünden alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının dava açılırken davacıdan alınan 51.232,50-TL peşin harçtan mahsubuna, 3-Alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından dava açılırken davacıdan alınan ve mahsuptan geriye kalan 50.500,50-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 49.768,50-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde yatıran davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 40,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 432.000,00-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Gayrinakdi alacak talebi yönünden davacı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.000,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 9-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 13/10/2026
Başkan ¸E-imzalıdır Üye ¸E-imzalıdır Üye ¸E-imzalıdır Katip ¸E-imzalıdır