Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1372 E. 2026/1174 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1372
- Karar No
- 2026/1174
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1372 Esas 2026/1174 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1372 KARAR NO : 2026/1174
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/08/2026 NUMARASI : 2026/531 D.İş Esas, 2026/531 Karar
TALEP : İhtiyati Haciz TALEP TARİHİ : 04/08/2026 KARAR TARİHİ : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026
Taraflar arasındaki ihtiyati haciz istemine ilişkin talebin dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda kararda yazılı gerekçeyle talebin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı ihtiyati haciz talep eden vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TALEP İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili ile ...AŞ arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde karşı tarafın müteselsil kefil olduklarını, hesap kat ihtarına rağmen kredi borcunun ödenmediğini, kefillerin yükümlülüklerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemek ya da kaçırmak ihtimalinin yüksek olduğunu ileri sürerek ... yönünden 1.000.000,00 TL, ... yönünden 750.000,00 TL alacağın tahsilini teminen borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; talep dışı asıl borçluya ihtarnamenin 11/03/2026 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu - kefil ...'a 07/03/2026 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu-kefil ...'a 09/03/2026 tarihinde tebliğ edildiği, asıl borçludan önce kefile tebliğ nedeniyle TBK m. 586 koşullarının oluşmadığı, usulüne uygun başvurma olmadığından yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteselsil kefille ihtar çekilmesi şartının Kanunda aranmadığını, müteselsil kefile ihtar çekilmesinin sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorun olduğunu, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; İİK’nun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İhtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nun 257. maddesi, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir. Aynı yasanın 258. maddesi gereğince alacaklının, alacağının varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterlidir. Bir başka deyişle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacaktır. Somut olayda, talep dışı ... AŞ ile ihtiyati haciz talep eden banka arasında 20/08/2024 tarihli 10.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup, karşı taraf borçlu ...'ın aynı tarihte ve aynı limit ile, karşı taraf borçlu ...'ın 21/08/2024 tarihinde ve 7.500.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları görülmüştür. İhtiyati haciz talep eden banka tarafından talep dışı asıl borçlu şirket ile karşı taraf kefillere gönderilen 06/03/2026 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile, 12.443,72 TL nakit alacağın 3 gün içinde ödenmesi, çek yasal sorumluluk tutarı toplamı 69.780,00 TL 3 gün içinde depo edilmesi ihtar edilmiştir. Anılan ihtarname talep dışı asıl borçlu şirketin UETS adresine 11/03/2026 tarihinde e-tebliğ, kefil ...'a 07/03/2026 tarihinde ve kefil ...'a 09/03/2026 tarihinde tebliğ olmuştur. Karşı taraf müteselsil kefiller yönünden genel kredi sözleşmesi tarihi ve talep tarihi dikkate alındığında TBK'nun 586. maddesinin uygulanması gerekir. Anılan maddenin 1.fıkrası; "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." hükmünü içermektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2016 tarih ve 2016/12120 Esas 2016/8556 Karar sayılı emsal içtihadında da "... borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir..." denilmiştir. Tüm bu hal, kuşkusuz ki kefil yönünden de alacağın muaccel olması durumunda geçerlidir. TBK'nun 590/3. maddesi "Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar" düzenlenmesini içermektedir. Anılan hükümler karşısında, ihtiyati haciz talep eden banka tarafından gönderilen 06/03/2026 tarihli hesap kat ihtarnamesi asıl borçlu şirkete, karşı taraf kefillerden daha sonraki bir tarihte tebliğ edilmiştir. Bu durumda, asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunduğunun kabulü mümkün olmayacaktır. Bu durumda mahkemece, asıl borçluya tebliğ tarihi kefillere tebliğ tarihinden sonra olup, TBK'nun 586/1 maddesi uyarınca asıl borçlunun ifade gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması şartı gerçekleşmediğinden ihtiyati haciz talep eden bankanın karşı taraf kefillere başvuru koşullarının oluşmadığı gözetilerek karşı taraf kefiller yönünden ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi.17/09/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-