Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1372 E. 2026/1081 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1372
- Karar No
- 2026/1081
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1372
KARAR NO : 2026/1081
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/04/2026 (Ara Karar)
NUMARASI : 2026/940 Esas
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 16/07/2026
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Başkanı ... tarafından incelendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalılardan ... Bakanlığına bağlı olarak engelli bireylere özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti verdiğini, davalı ... Bakanlığının istediği sistemi temin etmiş olduğunu, istediği sistemi temin etmiş olduğunu, davalı ... Bakanlığının 11/07/2025 tarihinde yayımladığı bir yönetmelik ile 01/12/2025 tarihi itibarı ile ödemeye esas sistem olarak ... (Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi) sistemine geçiş yapacağını duyurduğunu, tüm özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin de belirtilen 01/12/2025 tarihine kadar teknik özellikleri belirtilen ... sisteminin temin edilmesini bildirildiğini, davalı ... Bakanlığının, kendi birimlerine ve merkez teşkilatına da ... sistemi kurdurmak için 25.10.2024 tarihinde ... ... ile bir ihale yaptığını ve bu ihaleyi de diğer davalı ... A.Ş.nin kazandığını, davalı ... Şirketinin, bu ihale kapsamında davalı Bakanlık birimlerine gerekli ... sistemini kurduğunu, davalı ... Şirketinin, davalı ... Bakanlığı birimlerine söz konusu sistemi kurmakla birlikte, kötüniyetli davranarak bu ihalenin tarafı olmayan, bu ihaleye yönelik hukuki bir bağımlılığı da olmayan müvekkilinin de ... sistemini kendilerinden alması yönünde dayatmada bulunduğunu, davalı ... Şirketinin, davalı Bakanlığın ihalesini almış olmayı kötüye kullanarak birisi de müvekkili olan sektördeki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine söz konusu ... sistemini fahiş fiyatlardan satmaya başladığını, aynı sistemi temin ve tedarik eden ... Şirketinin söz konusu
sistemi KDV dahil 90.000,00- TL'ye, ... Şirketi KDV dahil 125.000,00- TL'ye temin ve tedarik eder iken davalı ... Şirketi Aralık 2025 tarihi itibarı ile aynı ... Şirketinin dahi 2 katı fiyat olan 250.000,00-TL'ye sattığını, davalı ... Şirketinin, söz konusu ihale kapsamında "Engelli bireylerin yüz imzaları ile, yazılımın kaynak kodlarının mülkiyetinin kendisine ait olduğundan" bahisle müvekkili dâhil özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile paylaşmayacağı iddiasını ileri sürdüğünü, ... Bakanlığı bünyesinde söz konusu verilen eğitimlerin de girişinin yapılduğu MEBBİS Sisteminde, müvekkili kurumun faaliyetlerine devam etmesine yönelik kısıt konulmuş olduğunu, müvekkili kurumun eğitim faaliyetlerini sürdüremediğini, müvekkili davalı ... Bakanlığının istediği teknik şartları karşılayan ... sistemini temin ettiğini ve yine ekli 06.01.2026 tarihli yazılar ile mebbis ekranının açılması ve entegrasyon verilmesi ile ilgili hem davalı ... Şirketine hem de ... Bakanlığına
başvurulduğunu, müvekkilinin başvurusuna karşı süresi içinde herhangi bir cevap verilmediğini ve entegrasyon/bağlantı verilmediği gibi MEBSİS ekranının da açılmadığını, müvekkili davalı ... Bakanlığı'nın istediği sistemi temin ettiğini ve davalı ... Şirketinin davalı ... Bakanlığı'na yazdığı 08.10.2024 tarihli yazısından da anlaşılacağı üzere kasten ve kötüniyetle müvekkile ait kuruma entegrasyon/bağlantı vermemesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin eğitim faaliyetlerinin, davalı ... şirketinin kasıtlı ve kötüniyetli eylemleri sebebiyle sekteye uğramasından dolayı hem öğrencileri eğitim alamadığı için gelir kaybına uğradığını, hem de müvekkili şirketin gelir kaybına uğrayarak mağdur olduğunu, eğitimin Anayasal bir hak olduğunu, davalı ... Şirketinin fiili durum yaratarak MEBSİS ekranını kapatarak eğitim faaliyetini sekteye uğratmasının açıkça Anayasa ve kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini ve tedbir verilmesi gerekçesi olduğunu, müvekkilinin 01/01/2026 tarihinden bu yana eğitim veremediğini ve telafisi imkansız zararlar ile karşı karşıya kaldığını, bu bakımdan davalı ... şirketi ile müvekkili arasındaki muarazanın giderilmesine ilişkin yargılama süresi boyunca müvekkiline ait kuruma entegrasyon/bağlantı verilmesi hususunda tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen 23/01/2026 tarihli ara kararı ile; "...Davacının ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile; İhtiyati tedbir talep eden ... LİMİTED ŞİRKET'nin 11/07/2025 tarihli yönetmelik uyarınca belirlenen teknik şartları karşılayan sistemi temin etmiş olması halinde, MEBBİS ekranının ve entegrasyonun açılmasına, bu yöndeki kısıtlamanın kaldırılmasına,..." karar verilmiş olup, bu karara karşı davalılar vekili itiraz etmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen 14/04/2026 tarihli ara karar ile; "...Davalıların Mahkememizin 26/01/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazlarının reddine,..." karar verilmiş olup bu karar karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; "...Yerel Mahkemece dava konusunda verilen İhtiyati Tedbir Kararına karşın, tarafımızca yapılan itirazın reddine karar verilmekle, verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılmasını talep etme zarureti tarafımızda hasıl olmuştur. Yerel Mahkemece verilen tedbir kararı, davacının esas dava dilekçesi neticesindeki taleplerini, henüz davanın başında karşılar niteliktedir. Ayrıca İhtiyati Tedbir' e konu işlem, diğer davalı ... Bakanlığı' nın bir idari işlemi olduğu, dolayısıyla İdari bir davanın konusu olduğu hususu da göz ardı edilmiştir. Burada özellikle belirtmek isteriz ki, davacının dava dilekçesi talep kısmındaki talebi, henüz davanın başında tedbir kararı ile yerine getirilmiştir. Dosyaya sunulan hangi delillerle tedbir kararı verildiği hususu açıklığa kavuşmamıştır. Dava konusu uyuşmazlık, idari işlem niteliğinde olup adli yargının görev alanı dışındadır. Dava konusu olayda, davacı tarafından ileri sürülen iddialar her ne kadar özel hukuk ilişkisi gibi gösterilmeye çalışılmış ise de, uyuşmazlığın kaynağını ... Bakanlığı tarafından tesis edilen, kamu gücüne dayalı, tek taraflı ve icrai nitelikteki bir idari işlem oluşturmaktadır.Somut olayda; MEB tarafından getirilen ... uygulaması kapsamında, müvekkil kurumun MEBBİS sistemine erişiminin engellenmesi, tamamen idarenin kamu gücüne dayalı olarak aldığı bir kararın sonucu olup, taraflar arasında eşitler arası bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-c maddesi uyarınca, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. Aynı Kanun’un 115. maddesi gereğince ise mahkeme, dava şartlarının varlığını tarafların ileri sürmesine gerek olmaksızın kendiliğinden incelemekle yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarında da bu husus açıkça belirtilmiştir:“Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır.” (YHGK, E.2017/4-1241, K.2019/876)Bu kapsamda, işbu davanın adli yargıda görülmesi mümkün olmayıp, mahkemenizce görevsizlik kararı verilmesini talep ederiz. İhtiyari tedbir kararları geçici hukuki korumaları olup Yerel Sayın Mahkemenizce verilen karar tedbir kurumunun amacını aşmakta ve davanın esasını çözümleyecek nitelikte olmaktadır. Bu durum HMK’nın 389.madde ve devamında düzenlenen ihtiyati tedbir hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca Davacı tarafın iddiası kesin ve tartışmasız bir hakka yönelik değildir. Davacının iddiaları tamamen soyut bir yoruma dayanmaktadır. Tedbir kararı özellikle müvekkil şirket açısından doğrudan ticari, teknik ve fikri mülkiyet zararları doğurabilecek niteliktedir. Yerel Mahkemece verilen iş bu tedbir kararında davalı müvekkilin fikri mülkiyet haklarını da tehlikeye düşürmektedir. Özellikle Davacı iş bu dava ile Zorla sözleşme ilişkisi kurmaya çalışmakta ve diğer firmaların nasıl fiyatlandırma yaptığı hususu tam olarak açıklığa kavuşmadan özellikle bedelsiz ve irade dışı hizmet talebini ortaya çıkarmaktadır. Açıklamalarımız ve itirazlarımız doğrultusunda, usuli eksiklikle ve esası etkileyecek nitelikte verilen İhtiyati Tedbir ara kararına karşı itirazlarımız sonrası verilen tedbirin devamına ilişkin kararın kaldırılması talep ederiz. Yukarıda detaylıca açıklanan ve re’sen değerlendirilecek konular doğrultusunda; Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi 14.04.2026 tarihli tedbirin devamına ilişkin Kararın Kaldırılmasını..." talep etmiştir.
Davalı ... Bakanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işlemlerin idari niteliğinden dolayı yargı yerinin idari yargı olduğunu, ihtiyati tedbir şartları oluşmadığını talebin reddine karar verilmesinin gerektiğini, tedbirin devamına ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Talep, ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 389 – 391.maddelerinde ihtiyati tedbir kararının usul ve esasları düzenlenmiş olup, bu yasal düzenlemeye göre; HMK m. 389- "(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır."
HMK m. 390- "(1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. (2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
HMK m. 391- "(1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. (2) İhtiyati tedbir kararında; a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı, c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği, ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği, yazılır. (3) İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır." şeklinde düzenlenmiştir. Tarafların ihtiyati tedbir talepleri yönünden bu usul ve esaslara uygun inceleme yapılması ve tensip ara kararından ayrı olarak gerekçeli ihtiyati tedbir talebi ara kararı oluşturulup, taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilerek karara itiraz edilmesi veya istinaf yoluna başvurulması halinde yasal süreler göz önüne alınarak gerekli kararın verilmesi ve gerekli işlemin yapılması zorunludur.
6100 s.HMK.nun 394.m.sinde ihtiyati tedbire itiraz;"İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz (1) Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.
(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/42 md.) Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir...
(4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.
(5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
6100 s.HMK.nun 397.m.si hükmüne göre;"(1) İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.
(2) İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder.
(3) Tedbir kalkmış veya kaldırılmış ise bu husus ilgili yerlere bildirilir.
(4) İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır."
Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı ile ihtiyati tedbire itirazın reddi kararlarının tüm dosya kapsamında sunulan belgeler kapsamına göre yaklaşık ispat kuralına uygun olarak ilerde eğitim yönünden telafisi imkansız zararlara yol açılmaması için usul ve yasaya uygun olduğu, davalı tarafın istinaf isteminin yerinde olmadığı görülmüştür.
Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davalıların istinaf başvurularının HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalıların istinaf başvurularının esastan REDDİNE,
2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3.Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından harç alınmasına yer olmadığına,
4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep edenler üzerinde bırakılmasına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 16/07/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.