Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1761 E. 2026/1753 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1761
Karar No
2026/1753
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1761

KARAR NO : 2026/1753

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/08/2026

NUMARASI : 2026/584 Esas - 2026/564 Karar (Değişik İş)

DAVA: İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile karşı taraf arasında müvekkili şirketin .../MUĞLA da bulunan inşaatında kullanılacak olan malların teminine ilişkin ticari görüşmeler yapıldığını, müvekkili şirket tarafından toplam bedeli 1.800.000,00 TL olan çeklerin davalıya teslim edildiğini, buna rağmen davalı tarafından müvekkiline herhangi bir mal teslimi edilmediğini, mahkememizin yetkili olduğunu belirterek ilgili çek bedellerinin ödenmemesine ve çekler üzerine ödeme yasağı verilmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için "Yaklaşık ispat" yeterlidir yani çekişmeli vakanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesine gerekir. "Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür," hükmü yazılı olup buna göre asıl olanın peşin satış olduğu düzenlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/07/2023 tarih ve 2022/2251 Esas 2023/4410 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verilir. Çek bedeli kadar davalı tarafça mal teslim edilmediği ve çekin bedelsiz olduğu yönündeki iddianın ispat yükü tedbir talep edenin üzerindedir. Somut olayda taraflar arasında alım satım ilişkisinin olduğu, talep eden tarafından ödeme aracı tedbir konusu çeklerin teslim edildiği, satış sözleşmesinde aslolanın peşin satış olduğu, peşin satışlarda malların teslim edildiği hususunun karine teşkil ettiği, aksini yani malların teslim edilmediği hususunun talep edence ispatlanması gerektiği, talep ekinde ihtarname haricinde başkaca bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla talep eden tarafça yaklaşık ispatın sağlanamadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında ihtiyati tedbirin hukuken mümkün olmadığı, görev veya yetki bulunmadığı yahut çekler hakkında ödeme yasağı tesis edilemeyeceği yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmamış; ret kararı yalnızca yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği kabulüne dayandırıldığını, ancak HMK 390/3 uyarınca ihtiyati tedbir aşamasında hakkın varlığının tam ve kesin biçimde ispatlanması değil, yaklaşık olarak ortaya konulmasının yeterli olduğunu, kesin hüküm kuracak yoğunlukta ispat aranmasının, ihtiyati tedbir kurumunun amacına aykırı olduğunu, malın teslim edilmediğinin olumsuz bir vakıa ve ihtiyati tedbir aşamasında müvekkilden “teslim edilmediğine ilişkin belge” sunmasının beklenmesinin fiilen imkânsız bir ispat yükü doğurduğunu, müvekkile herhangi bir fatura, sevk irsaliyesi, teslim-tesellüm belgesi veya benzeri objektif teslim belgesi sunulduğuna ilişkin kayıt bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin söz konusu uyuşmazlığı, “peşin satışta mal teslim edilmiş sayılır” yaklaşımıyla değerlendirmesinin de somut olayın özellikleriyle örtüşmediğini, HMK 389’da öngörülen hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ve ciddi zararın doğması tehlikesinin somut olayda fazlasıyla mevcut olduğunu, ilk derece başvurusunun aynı gün ve herhangi bir delil tamamlama imkanı tanınmaksızın karara bağlandığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Talep, icra takibi bulunmayan, açılması düşünülen menfi tespit davasından önce iki adet çekin bankaya ibrazı anında ödemelerin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulması istemidir.

İlk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı tedbir isteyen vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.

İİK 72/2.maddesi "İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde icra takibin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir."

6100 Sayılı HMK 389. Maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanın 390/3 Maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır."Şeklinde düzenlenmiştir.

6100 sayılı HMK 357/1 maddesindeki "...Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz." düzenlemesini içermektedir.

Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.

İİK 72. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden, geçici hukuki koruma kararlarının genel olarak düzenlendiği HMK hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin koşulları kapsamında haklığının yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

Somut olayda; tedbir isteyen talep dilekçesine müvekkilinin karşı tarafa keşide ettiği bir ihtarname eklemiş, bunun dışında herhangi bir belge ve bilgi dosyaya sunulmamıştır. İstinaf aşamamsında bir kısım yazışma sunulmuş ise de HMK 357 hükmünce bu yazışmaların değerlendirilme imkanı yoktur. İhtiyati tedbir isteyenin tüm iddiaları ihtilaflı ve tespite muhtaç olduğu, dosyaya toplanan deliller ve ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince değerlendirildiği tarih itibari ile yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla tedbir talebinin reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1761, K. 2026/1753, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1761-e-2026-1753-k-ea0ff9884e92