Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/136 E. 2026/1438 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/136
Karar No
2026/1438
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/136

KARAR NO:2026/1438

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:12/11/2025

NUMARASI:2025/207 Esas, 2025/1032 Karar

DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

DAVA TARİHİ:05/03/2025

İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/09/2026

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı şirket ortağı olduğunu, davalı şirkete ait 21/01/2025 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararın TTK.nun 407. Maddesine, şirketin iç yönergesinin 8. Maddesine, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğinin 17. Maddesine aykırı şekilde murahhas üyelerin tamamı ve bağımsız denetçilerin yokluğunda yapıldığını mevzuata, ... Kurumsal Yönetim Tebliği'ne, şirket esas sözleşmesine, aykırı olduğunu, pay defteri, faaliyet raporu, finansal tablolar hazır edilmeden toplantı yapıldığını ileri sürerek alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlarında özetle; davalı ... A.Ş. vekili; genel kurulda alınan kararın iptalini gerektirir herhangi bir hususun bulunmadığını, kararın mevzuata ve şirket ana sözleşmesine uygun olduğunu belirterek yasal dayanağı bulunmayan davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; hükme esas alınan 01/08/2025 tarihli raporda genel kurulun, yönetim kurulu üyelerini seçerken kanunda ve ortaklık sözleşmesinde öngörülen şartları dikkate almak zorunda olduğu, esas sözleşmede öngörülen kriterlere aykırı yapılan seçime ilişkin kararın iptalini gerektirdiği, yönetim kurulu üyesi olarak seçilen davacı ...'nun görevi kabul ettiğine ilişkin açık veya zımni iradesinin bulunmaması ile yönetim kuruluna seçilen bağımsız üyelerin esas sözleşmede öngörülen KYİ Tebliği'ndeki bağımsızlık kriterlerini taşımadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalı şirketin 21/01/2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; salt bilirkişi raporundaki değerlendirmeler doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, gerekçe olmadığını, seçilen bağımsız üyelerin bağımsızlık kriterlerini taşımadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu; KYİ Tebliği'ne aykırılık halinde izlenecek yolun ...'ya verilen yetkiler çerçevesinde belirlendiğini, bu tür aykırılıkların genel kurul kararının iptal sebebi dahi olmadığını, Mahkemenin, davacıların dava dilekçesinde yer verdiği iptal gerekçelerini aşarak, davacı ...'nun seçimine ilişkin kararın görevi kabul etmemesi nedeniyle geçersiz olduğu gerekçesine dayandığını, bu suretle taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, her bir üye için ayrı oylama yapılmadığından bahisle genel kurulun bütün olarak iptal edilebileceği yönündeki değerlendirmenin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, TTK'da birden çok yönetim kurulu üyesinin tek bir genel kurul kararıyla seçilmesine dair açık bir yasak bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE :Dava, anonim ortaklık genel kurulunda alınan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararın, kanuna ve esas sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı olarak iptali istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, davalı ... A.Ş.'nin 21/01/2025 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 1 no.lu kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin bağımsızlık kriterlerini taşıyıp taşımadığı, ilk derece mahkemesince taleple bağlılık ilkesine riayet edilip edilmediği ve kararın gerekçe yönünden usule uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.TTK'nın 445. maddesi uyarınca, kanuna, esas sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabilir. TTK'nın 447 maddesi anlamındaki butlan halleri dışında, iptal edilebilirlik için kararın kanunun emredici hükümlerine veya esas sözleşmeye aykırılığının bulunması gerekir. Anonim ortaklıkta genel kurul, yönetim kurulu üyelerini seçerken TTK'nın 359 ve devamı hükümleri ile esas sözleşmede öngörülen şartları gözetmek zorunda olup, seçilen kişinin göreve ilişkin açık veya zımni kabul iradesinin bulunması aranır. Öte yandan, salt düzenleyici (yol gösterici) nitelikteki idari düzenlemelere aykırılık, genel kurul kararının geçerliliğini tek başına etkilemeyip; koşulları varsa ilgili idari makamın yetkisi ve yönetim kurulunun sorumluluğu kapsamında değerlendirilir. TTK'nın 359. maddesi uyarınca anonim şirketin yönetim kurulu, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş üyelerden oluşur; yönetim kurulu üyelerinin seçimi TTK'nın 408/2-b maddesi uyarınca genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasındadır. TTK'nın 407/1 maddesi gereğince pay sahipleri, şirket işlerine ilişkin haklarını genel kurulda kullanır ve genel kurul, kanunda ve esas sözleşmede öngörülen şartlara uygun olarak toplanır ve karar alır. Halka açık anonim şirketlerde TTK'nın 407/3 maddesi uyarınca genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisinin bulunması ve tutanağın imzalanması zorunlu olup, sermaye piyasası mevzuatı hükümleri saklıdır; ...'nın m. 17/3 ve buna dayanan ...'nın II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği (KYİ) ile yönetim kurulunun oluşumu, bağımsız üye sayısı ve bağımsızlık kriterleri düzenlenmiştir. Bağımsızlık kriterleri Tebliğ'in ekindeki 4.3.6 no.lu ilkede sayılmış olup, üyenin kendisi, eşi ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhrî hısımları ile şirket arasında son beş yıl içinde önemli görev ve sorumluluk üstlenecek yönetici pozisyonunda istihdam ilişkisi bulunmaması ve üyenin çıkar çatışmalarında tarafsız kalabilecek nitelikte olması aranmaktadır.Bağımsız üyelerin bağımsızlık niteliği, Kurumsal Yönetim Tebliği'nin 4.3.6 maddesinde sayılan bu ölçütler davalı şirket esas sözleşmesinin 31. maddesiyle esas sözleşme hükmü hâline getirilmiştir.Anılan maddenin (a) bendine göre bağımsız üyenin kendisi, eşi ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımları ile şirket arasında son beş yıl içinde önemli görev ve sorumluluk üstlenecek yönetici pozisyonunda istihdam ilişkisinin bulunmaması, %5'ten fazla pay sahipliğinin olmaması ve önemli nitelikte ticari ilişkinin kurulmamış olması gerekir. Aynı maddenin (e) bendi ayrıca üyenin, şirket ile pay sahipleri arasındaki çıkar çatışmalarında tarafsızlığını koruyabilecek ve özgürce karar verebilecek nitelikte olmasını aramaktadır.Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, genel kurulun yönetim kurulu üyelerini seçerken kanunda ve ortaklık sözleşmesinde öngörülen şartları dikkate almak zorunda olduğu, esas sözleşmeye aykırı yapılan seçime ilişkin kararın iptalini gerektirdiği tespit edilmiştir.Davalının bağımsızlık kriterine ilişkin itirazı yönünden; şirket esas sözleşmesinin 31. maddesiyle ... Kurumsal Yönetim Tebliği'ndeki bağımsızlık kriterleri esas sözleşmeye alınmış ve bağımsız üye seçimine ilişkin kriter olarak kabul edilmiştir. ... bakımından; kardeşi ...'ın davalı şirketin Kurumsal Yönetim Komitesinde ve Yatırımcı İlişkileri bölümünde görev aldığı bilirkişi incelemesiyle saptanmıştır. Davalı vekili, adı geçen kardeşin kadrolu olmadığını ve hizmeti haricen danışmanlık şeklinde verdiğini savunmakta ise de; Yatırımcı İlişkileri ve Kurumsal Yönetim Komitesi işlevlerinin niteliği itibarıyla üstlenilen görevin (a) bendinde aranan "önemli görev ve sorumluluk" kapsamında değerlendirilmesi gerekir. ... bakımından ise kendisinin ve eşinin şirkete hukuki ve mali konularda danışmanlık verdiği sabittir. Kesilen faturaların bedelinin yüksek olmadığı savunulmakta ise de, verilen hizmetin niteliği (hukuki danışmanlık) dikkate alındığında bu ilişkinin bağımsızlık kriteriyle bağdaşmadığı yönündeki değerlendirme yerindedir. Zira bağımsızlık, salt parasal eşiklerle değil, üyenin çıkar çatışmalarında tarafsız kalabilme kabiliyetiyle de ölçülmekte olup, süreklilik arz eden vekâlet/danışmanlık ilişkisi bu tarafsızlığı zedelemektedir.Davalı vekili, Tebliğ'in 7. maddesi uyarınca bağımsızlık kriterine aykırılığın yaptırımının ...'nın alacağı kararlar olduğunu ve İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/358 Esas sayılı kararına atfen bu aykırılığın iptal sebebi oluşturmayacağını ileri sürmüş ise de somut olayda ölçütler esas sözleşmeye alınmış olduğundan, aykırılık artık salt tebliğe değil esas sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğinden her iki bağımsız üye yönünden bağımsızlık kriterinin sağlanmadığı gerekçesiyle verilen iptal kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalının, ilk derece mahkemesince taleple bağlılık ilkesinin aşıldığı ve kararın gerekçeden yoksun olduğu yönündeki iddiaları da yerinde görülmemiştir. Zira mahkeme, davacıların dava dilekçesinde ileri sürdüğü esas sözleşmeye ve bağımsızlık kriterlerine aykırılık iddiaları çerçevesinde inceleme yapmış; seçilen üyenin göreve ilişkin kabul iradesinin bulunmaması ile bağımsızlık kriterlerinin taşınmaması hususlarını, davanın esasını oluşturan iddialar kapsamında değerlendirerek hüküm kurmuştur.Ayrıca toplantı sırasında hazır bulunan davacı ...'nun yönetim kurulu üyeliğini kabule dair açık veya örtülü bir iradesinin bulunmadığı açıktır. Nitekim ...'nun sicil müdürlüğünün geçici tescil işleminin iptali için açtığı dava İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/149 Esas 2025/334 Karar sayılı dosyada görülmüş, mahkemece geçici tescil koşulları mevcut olduğundan esastan red kararı verilmiş; karar sicil müdürlüğünce istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi sonucunda,Dairemizin 2025/1235 Esas 2026/538 Karar sayılı kararıyla, sicil işlemine karşı itiraz davası açılmadan önce sicil müdürlüğüne başvuru yapılmasının dava şartı olmasından bahisle karar kaldırılarak, dava şartı yokluğundan davanın reddine dair yeniden hüküm oluşturulmuştur.Dosya kapsamındaki evraklardan davacı ...'nun yönetim kurulu üyeliği görevi kabul etmemesine dayalı olarak 22/01/2025 ve 14/02/2025 tarihlerinde tescilin yapılmaması için talep dilekçeleri sunduğu görülmektedir. Eldeki davalı istinafına dönülecek olursa, bilindiği üzere Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in 30/3 maddesine göre de genel kurul toplantısında hazır bulunmayanların yönetim kurulu üyeliklerine seçilmesi halinde, bunların bu göreve aday olduklarını veya görevi kabul ettiklerini belirten yazılı beyanlarının bulunması şarttır. Davalı vekili, ...'nun toplantıya katılmış ve sessiz kalmış olmasının zımnen onay anlamına geldiğini, iptal talebinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürmüşse de; adı geçen davacının açıkça sicil müdürlüğüne görevi kabul etmediğine dair toplantıdan hemen sonra 22/01/2025 tarihli başvurusu ile iradesini ortaya koyduğu nazara alındığında artık zımnen onay verildiği söylenemez.Son istinaf sebebi de oylamanın tümden geçersiz sayılmasına ilişkindir. Gerçekten de esas sözleşmede yönetim kurulu üyelerinin seçiminde her bir grup için ayrı oylama yapılacağına dair bir düzenleme yoktur. Ancak somut genel kurulda tek bir kararla liste şeklinde seçim yapılmış olup, seçime ilişkin 1 no.lu kararın bölünerek ayakta tutulması mümkün olmadığından, kararın tümüyle iptaline ilişkin istinaf sebebi de yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,60-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacılar tarafından yapılan 45-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/136, K. 2026/1438, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-136-e-2026-1438-k-03a857093166