Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1145 E. 2026/1484 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1145
- Karar No
- 2026/1484
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/1145
KARAR NO:2026/1484
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/07/2025
NUMARASI:2019/581 Esas - 2025/516 Karar
DAVA:Limited Şirket Ortaklığından Çıkma ve Kar Payı
DAVA TARİHİ:22/08/2019
İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/09/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili, davalı şirkette genel kurul toplantılarının yapılmadığını, müvekkiline aylık 2.500-TL ücret ve buna ek sigorta prim ücreti ödenmesi kararlaştırılmış olmasına rağmen 2015/Eylül ayından itibaren ücret ödemelerinin yapılmadığını, şirketin faaliyette olmadığını, şirket sermayesinin zayi edildiğini belirterek; müvekkilinin haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkmasına (çıkarılmasına), aksi kanaatte ise şirketin feshine, her hâlde müvekkiline ait hisse değerinin, yıllık kâr payının ve ücretlerinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı davaya cevap dilekçesi sunmamış; yargılama sırasında rapora beyan dilekçeleri sunmuş, şirketin tasfiyesine dair karar alınabilecekken çıkma payı istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının maaş veya kar payı alacağının olmadığını, şirketin gayrifaal olduğunu, stokta bulunan malların ekonomik bir değeri olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece;davacı bakımından şirketten beklenen ekonomik menfaatlerin artık beklenemez hâle geldiği,şirketin uzun süredir gayri faal olduğu, kâr payı dağıtamadığı, yıllık olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığı, ortakların hisselerinin eşit olması nedeniyle bir araya gelip karar alamadıkları gerekçesiyle TTK'nın 638. maddesi uyarınca ortaklıktan çıkma bakımından haklı sebebin oluştuğu, bilirkişi incelemesi sonucunda davacının hissesine isabet eden ayrılma payının 132.339,31-TL olduğu, davacının kâr payı ve aylık ödeme taleplerine ilişkin olarak bu hususlarda alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı, dava yolu ile kâr payı veya aylık ücret talep edilemeyeceği, TTK'nın 641. maddesi uyarınca ortağın şirketten ayrılması hâlinde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahip olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,davacının davalı şirket ortaklığından TTK'nın 632/2 maddesi gereği çıkmasına, 132.339,31-TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, aşan ayrılma akçesi ile ücret ödemesi ve kâr payı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:1-Davalı vekili, şirket ekipmanlarının teknolojik gelişmelere paralel yenilenmemesi ve şirketin sürekli zarar etmesi sebebiyle nakit sermaye konulması gerektiği hâlde konulamadığını, davacının fiilen şirketten ayrılmasıyla şirketin faaliyet konusunu yerine getiremediğini, yetkili ortağın kalp rahatsızlığı geçirmesi neticesinde şirketin sürekli zarar ettiğini, dağıtılacak kârı bulunmadığını, mevcut durumun meydana gelmesinde asıl kusurun davacıda olduğunu, asıl kusurlu olması nedeniyle açtığı davanın reddi gerektiğini, tarafların menfaatine en uygun çözümün, şirketin faaliyetsiz oluşu ve ticarete devam etme ihtimalinin bulunmaması sebebiyle şirketin feshi ve tasfiyesi olduğunu, fiilen feshedilen şirketin hukuken de feshine karar verilmesi gerektiğini, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, raporun davacı iddialarına dayandığını, kararın icrasının taraflar arasında yeni nizalara sebep olacağını, davacının hüküm altına alınan alacağı için icra takibine geçerek şirket mallarına haciz koyup satış isteyeceğini, akabinde diğer ortağın şirketi tasfiye edeceğini, tasfiyeye karar verilmiş olsaydı demirbaşların toplam tutarının yarısının davacıya isabet edeceğini ve tek işlemle sonuca ulaşılacağını belirterek; kararının kaldırılmasını, öncelikle davanın reddine, aksi hâlde davalı şirketin tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davacı vekili, dosyada birçok bilirkişi raporu bulunduğu hâlde gerekçeli karara esas alınan raporun dosyadaki diğer raporlardan daha düşük hesaplama içeren rapor olduğunu ve bunun hakkaniyete aykırı olduğunu, 27/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda şirketin mali durumu, varlıkları ve finansal tablolarının detaylı olarak incelenerek şirketin toplam rayiç değerinin 378.585,70-TL, davacının %50 hissesi karşılığı ayrılma payının ise 189.292,85-TL olarak tespit edildiğini, ayrılma akçesi olarak bu tutara hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, limited şirket ortağı olan davacının haklı sebeple ortaklıktan çıkmasına, bu talebin kabul görmemesi hâlinde şirketin fesih ve tasfiyesine, her hâlde esas sermaye payının gerçek değerine karşılık gelen ayrılma akçesi ile kâr payı ve ücret alacaklarının tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece haklı sebeplerin varlığı kabul edilerek, davacı ortağın ortaklıktan çıkmasına ve çıkma payı ödenmesine karar verilmiş, davacı çıkma payının ve kar payının eksik olduğunu, davalı çıkma payı verilemeyeceğini, ödenmesine karar verilen miktarın fahiş olduğunu, çıkma yerine fesih kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı yönünden ortaklıktan çıkmayı haklı kılan sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği, davalının talebi doğrultusunda çıkma yerine şirketin feshi ve tasfiyesine karar verilmesinin gerekip gerekmediği, ayrılma akçesinin hangi rapor ve hangi tarih esas alınarak belirleneceği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilip giderilmediği ile kâr payı ve aylık ücret istemlerinin genel kurul kararı olmaksızın dava yoluyla talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.TTK’nın 638/2. maddesine göre "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” Anılan düzenleme ile ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır. Ancak “haklı sebeplerin” nelerden ibaret olduğu belirtilmemiştir. Bu nedenle çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir. Bu durumda şirket kavramının doğuşu ve şirketlerin kuruluş gayesi dikkate alınarak; aynı amaç için birlikte sermaye koyup emek vererek çalışma, dayanışma ve karşılıklı güven ortamının sağlanması gayelerine aykırı düşen; şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulü gerekmektedir. Kuşkusuz haklı nedenler sınırlı olmayıp, iddia edilen eylemlerin haklı neden oluşturup oluşturmadığı her somut olayın özelliğine ve koşullarına göre değerlendirilmelidir.TTK'nın 641. maddesine göre, ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Ayrılma akçesinin belirlenmesinde, hissenin kaydi-nominal değerleri esas alınamaz. Şirkete ortaklar tarafından konulan sermaye, ortakların şirketten alacağı anlamındadır. Şirket, ortakların koydukları sermaye ile mal varlığı edinmiş ve bunları kullanarak kar elde etmeye yönelmiştir. Şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde, karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin esas alınması gerekmektedir. Zira ayrılma alacağı, mahkemenin karar tarihinde muaccel hale gelecektir.Somut olayda, son genel kurul toplantısını 16/01/2015 tarihinde yapan davalı şirketin gayri faal olduğu, ortakların bir araya gelemediği, kar elde edilmediği ve kar payı dağıtılmadığı, stokta kalan drone, helikopter ve bir kısım demirbaşlar dışında şirketin malvarlığının olmadığı her iki tarafın da kabulündedir.Davalı vekili, şirketin fiilen feshedilmiş halde olduğundan bahisle ortaklıktan çıkma kararı verilemeceğini ileri sürmüştür. Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan pay hakkı, oy kullanma hakkı gibi şahsi ve mali hakları mevcuttur. Bunlarda biri de TTK'nın 638 inci maddesinde düzenlenen, ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir. Bu bağlamda ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilecektir. Haklı sebep şirketin yönetimine, ticari faaliyetlere, şirketin ekonomik durumuna, ortağın diğer ortaklarla kişisel ilişkilerine ilişkin olabilir. Ayrıca haklı sebep ortağın kendisi yanında şirket tüzel kişiliğinden yahut diğer ortaklardan da kaynaklanabilir. Ancak burada önemle belirtilmelidir ki; çıkma davası açan ortağın haklı sebeplerin oluşumuna bilerek ve isteyerek yahut ihmal suretiyle katkı sağlamış olması durumunda bu sebeplere dayalı çıkma davası açması 4721 sayılı TMKnın 2 nci maddesine aykırılık teşkil eder. (Yargıtay, 11 HD, 2025/2796 esas, 2026/3253 karar sayılı ilamı) Somut olayda şirketi yönetim ve temsil yetkisi olmayan davacı ortağın şirketin gayri faal kalmasına, kar elde edememesine dair kasıt veya ihmal içeren bir davranışı mevcut olmadığından, haklı sebeplerin de varlığı ortaya konulduğundan davacının ortaklıktan çıkma talebinde bulunmasına engel bulunmamaktadır. Fesih ve tasfiye, ortaklık ilişkilerini kökten sona erdiren en ağır sonuç olup; yerleşik yargı uygulamasında ancak daha hafif ve amaca elverişli bir çözümün bulunmaması hâlinde başvurulabilecek son çare olarak kabul edilmektedir. Ortağın ayrılma akçesi ödenerek şirketten çıkmasına karar verilmesi , hem talep eden ortağın menfaatini karşılayan hem de tüzel kişiliğin varlığını koruyan daha ölçülü bir çözümdür; davacının asli ve öncelikli talebinin çıkma olduğu, feshin ikincil talebi olduğu gözetildiğinde mahkemenin tercihi ölçülülük ilkesine uygundur.Davalı vekilinin ; birincil talebin reddi ile fesih kararı vermesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Çıkma payının miktarı yönünden ise; çıkma payının belirlenmesinde, hissenin kaydi (nominal) değerleri esas alınamaz. Şirkete ortaklar tarafından konulan sermaye ortakların şirketten alacağı anlamındadır. Şirket, ortakların koydukları sermaye ile mal varlığı edinmiş ve bunları kullanarak kar elde etmeye yönelmiştir. Şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde, karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin esas alınması gerekmektedir.Zira ayrılma alacağı, mahkemenin karar tarihinde muaccel hale gelir.Somut olayda mahkemece, birinci heyetten 16/10/2020, 23/02/2022, 29/03/2022, 05/01/2023 tarihli raporlar alınmış, itirazlar doğrultusunda ikinci heyetten 27/07/2023, 15/04/2024 tarihli raporlar alınmış, makina mühendisi bilirkişi değişikliğine gidilerek 26/09/2024, 18/03/2025 tarihli raporlar alınmıştır. Davalı şirketin faaliyet konusu havadan video ve fotoğraf çekimi olup, kalan mevcut malvarlığında en önemli varlığı iki drone ve bir helikopterdir. Drone ve helikopterlerin şirketteki kaydi değeri ile hesap yapan birinci heyetin raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. İkinci heyetin ilk makina mühendisi (...) drone ve helikopter için 310.000 TL rayiç değer tespitinde bulunurken, değiştirilerek atanan diğer makina mühendisi (...) 275.000- TL rayiç değer tespit etmiştir. Ayrılma akçesi hesabında ki aradaki fark buradan kaynaklanmıştır. Mahkemece, atanan son makina mühendisi bilirkişinin (...) raporu benimsenmiş, 26/09/2024 ve 18/03/2025 tarihli raporlar hükme esas alınarak davacının 132.339,31-TL ayrılma akçesine hükmedilmiştir.Hükme esas alınan raporda stokların pazar değerine ilişkin araştırma yapıldığı, makinaların yerinde inceleme ile değerlerinin tespit edildiği, raporun denetlenebilir ve dosya kapsamına uygun olduğu, davacının 27/07/2023 tarihli rapordaki daha yüksek bulunan çıkma payının neden tercih edilmesi gerektiğine dair somut bir sebep ortaya koyamadığı görülerek davacının çıkma payının azlığına, davalının çıkma payının çokluğuna dair istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Ortağın ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi kararı,yenilik doğurucu bir işlem olduğundan, ayrılma akçesi karar tarihinde muaccel olur. Bu sebeple ayrılma akçesine ancak karar tarihinden itibaren faize hükmedilebilir. Kâr payı hakkı, ancak genel kurulun kâr dağıtımına ilişkin geçerli bir kararı ile talep edilebilir hâle gelir; şirketin kar ve zararı ayrılma akçesi hesabında dikkate alınmış olup ayrıca kar payına hükmedilemeyeceği gibi, daha evvel kar payı dağıtımına ilişkin alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı, davacıya aylık ücret ödeneceği de geçerli bir organ kararına dayanmadığından davacı vekilinin,faizin başlangıç tarihine ,kar payı ve aylık ücret ödenmesi isteğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin karara ilişkin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiş; kararda kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir husus da tespit edilmediğinden, her iki yan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubuyla kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Alınması gereken 9.040,09-TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin yatırılan 2.261-TL harcın mahsubu ile 6.779,09-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Taraflarca yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/09/2026