Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1097 E. 2026/1301 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1097
- Karar No
- 2026/1301
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1097
KARAR NO:2026/1301
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:07/04/2026
NUMARASI:2025/581 Esas - 2026/184 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... işletme adı ile catering- yemek işi ile uğraştığını, davalının ... Küçükçekmece/İstanbul adresinde ... işletme adı ile üniversite öğrencileri için özel öğrenci yurdu işlettiğini, Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği 28/2- a maddesi gereğince yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti sunan özel barınma kurumlarında sabah kahvaltısı verilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilinin 2022 yılı Eylül ayından (dahil) 2025 yılı Temmuz ayına kadar davalı borçlu şirketin işletmekte olduğu ...'nda öğrenci kahvaltısı ve personel yemeği hizmeti verdiğini, davalı şirketin işletmekte olduğu öğrenci yurdunda erkek- kız olmak üzere toplam 220 öğrenciye kahvaltı ve 16 personele kahvaltı ve personel yemeği hizmeti verildiğini, müvekkili tarafından ilgili ay sonunda fatura düzenlendiğini ve davalı şirkete iletildiğini, davalı şirket personellerinden 4'ünün gece vardiyasında çalıştığını, bu personellerin kahvaltı ve personel yemeğini gece vardiyasında yediklerini, davalı şirket tarafından mezkur faturalardan; 30.04.2025 tarihli ... nolu 200.000,00 TL bedelli fatura, 27.06.2025 tarihli ... nolu 48.490,00 TL bedelli fatura ve 30.06.2025 tarihli ... nolu 243.540,00 TL bedelli faturaların ödenmediğini, 30.04.2025 tarihli ... nolu 200.000 TL bedelli fatura için Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasından, 27.06.2025 tarihli ... nolu 248.490,00 TL bedelli fatura ve 30.06.2025 tarihli ... nolu 243.540,00 TL bedelli faturalar için Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasından davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, 31.05.2025 tarihli ve ... numaralı faturanın davalı şirket tarafından sistem üzerinden reddedildiğini ve yeniden düzenlendiğini, davalı şirket tarafından her iki icra takibine haksız, dayanaksız ve kötü niyetli olarak hiçbir borcu bulunmadığı iddiası ile asıl alacaklara, işlemiş faize, takip öncesi faiz işletilmesine, faiz oranına, işleyecek faize itiraz edildiğini, asıl alacak yönünden 692.030,00 TL ve işlemiş faiz yönünden şimdilik 1.000,00 TL işlemiş faize ve faiz oranına itirazlarının iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa TTK 1530. Madde gereği ticari temerrüt faizi oranında faiz uygulanmasına, takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davanın ticari dava niteliğinde olmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca bir davanın ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması veya kanunda açıkça düzenlenmiş bulunması gerektiğini, somut olayda dava konusu işin TTK. kapsamında olmadığını, davacının tacir olduğuna dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığını, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili şirketin öğrenci yurdu işlettiğini, davacının ise yurtta kahvaltı ve personel yemeği hizmeti sunduğunu, taraflar arasındaki anlaşmaya göre ödemelerin sabit değil fiilen verilen hizmet adedine göre yapıldığını, 2025 yılı itibariyle hizmet kalitesine ilişkin şikayetlerin arttığını, davacı yanın birim fiyat artışı talep ettiğini, ancak bu talebin kabul edilmediğini, yapılan incelemelerde, davacının fiilen verilen hizmet miktarında fatura düzenlediğinin tespit edildiğini, söz konusu faturalara noter aracılığıyla itiraz edildiğini, davacının sunduğu yazılı belgelerin güvenilir olmadığını, belge tarihlerinde öğrencilerin yurtta bulunmadığını ve bu hususun kayıtlarla ispatlanabileceğini, öğrencilerin geleceğe yönelik hizmet alımını taahhüt etmelerinin hukuken bağlayıcı olmadığını, HMK m.190 uyarınca ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının faturalardaki hizmet miktarını ispat edemediğini, davacıya borçlu olmadıklarını, aksine alacaklı olduklarını savunarak, davanın reddi ile %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayda; mutlak ticari dava olarak kabulü gerektiren bir uyuşmazlık bulunmayıp, bu nedenle ancak her iki tarafın tacir sayılması/ davanın nispi ticari dava niteliğinde olması halinde Ticaret Mahkemelerinin görevli olması söz konusu olabilecektir. Davanın nispi ticari dava olup olmadığı bakımından yapılan incelemede ise; Güngören Vergi Dairesi'nin 02/03/2026 tarihli cevabi yazısı uyarınca davacı ...'nin ikinci sınıf tüccar/esnaf olup işletme hesabına göre defter tuttuğu, yazı ekinde gönderilen beyannamelere göre VUK. 177. maddesi uyarınca esnaf haddini aşmadığı, keza Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde yapılan araştırmada da davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, Güngören Birleşik Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olup söz konusu kaydının halen devam ettiği, bu durum karşısında davacının tacir sayılamayacağı anlaşılmıştır. Açıklanan hususlar karşısında tek başına davalının tacir olması davayı nisbi ticari dava haline getirmeyeceğinden, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliğine dair..." gerekçesiyle, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın HMK'nın 114-1c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli Küçükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, HMK'nın 20/1 maddesi gereğince, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması hâlinde kesinleşme tarihinden veya kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddine ilişkin kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, kararda yargılama gideri ve vekalet ücreti ile harç konusunda görevli mahkemece karar verilmesine dair hüküm kurulduğunu ancak Avukatlık Kanunun 168. maddesine dayanılarak hazırlanan AAÜT'nin 7. maddesi uyarınca görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen kararda tarifeye göre vekalet ücretine hükmolunması gerektiğini iddia ederek, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden kararın kaldırılmasını ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma ilişkin faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, mahkemenin görevi ile ilgili dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması durumunda davalı yararına AAÜT gereğince vekalet ücreti takdirinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Mahkemece, yapılan yargılama neticesinde yukarıda yer verilen gerekçeye istinaden, davalının esnaf olduğu, gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, esnaf ve sanatkarlar odasına kayıtlı olduğu gerekçesiyle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olacağı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan ötürü usulden reddine karar verilmiştir. Kararda, HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına dair ifadelere yer verilerek yargılama giderleri hakkında karar verilmemiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 331/2. maddesine göre, "Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder." Bu yasal düzenlemeye göre, görevsizlik kararı ile birlikte yargılama giderine hükmedilmeyeceği, görevsizlik kararı üzerine dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi hâlinde bu mahkemece yargılama giderleri hakkında karar verileceği, aksi hâlde yasal sürenin geçmesi ile mahkemenin dosyayı ele alarak yargılama giderleri hususunda karar vereceği anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.07.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.c maddesi uyarınca karar kesindir.