Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1364 E. 2026/1065 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1364
Karar No
2026/1065
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1364 Esas

KARAR NO:2026/1065

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:21/09/2021

NUMARASI:2016/1478 Esas, 2021/694 Karar

DAVA:Yetkili Servis Sözleşmesinin Haksız Feshinden Kaynaklanan Kâr Mahrumiyeti, Yatırım Giderleri, Teminat Bedelinin İadesi, Portföy (Denkleştirme) Tazminatı ve Manevi Tazminat

KARAR TARİHİ:09/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın, 35 yıldan beri sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak tek taraflı feshedildiği tarihe kadar İstanbul ili Bahçelievler ilçesi ve yakın bölgesinde davalı firmanın yetkili servisi olarak davalıya ve müşterilerine hizmet verdiğini, müvekkilinin hizmetinin her aşamasının başarılarla dolu olduğunu, davalı tarafından takdir edilip ödüllendirildiğini ve müşteri memnuniyet anketlerinde yüksek notlar aldığını, müvekkilinin hizmetleri sayesinde davalı firmanın ürünlerinin kendi bölgesinde sevilmesine, müşteri nezdinde itibarının artmasına ve sonrasında da tercih edilmesine katkıda bulunduğunu, hatta müvekkilinin "..." olan unvanı ile davalının "..." markasının o kadar iç içe geçtiğini, müşterinin bu unvanı duyduğunda doğrudan davalı markasını anladığını, müvekkilinin uzun yıllar insan geçiş oranı yüksek ve cazibeli bir bölge olan Bahçelievler’de davalının markasını tabelasında taşıyarak hizmet sunduğunu, müvekkilinin hizmetinin çok beğenilmesi sebebiyle 2010 yılından itibaren davalının müvekkiline "..." unvanını verdiğini ve taraflar arasında ... Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin yetkili servis ve ... yetkili servis olarak davalıya sözleşmesel ilişki ile hizmet ettiğini, davalı ile müvekkili arasındaki hukuki ilişkinin sözleşmeye bağlı olarak belli bir bölgede davalıyı ilgilendiren işlerde aracılık etmekten ibaret olduğunu, davalı firmanın uzun yıllar bu hizmetten ve sağlıklı şekilde yürüyen ticari ilişkiden istifade ettiğini, ancak davalının "... " sözleşmesini tek taraflı ve gerekçe göstermeden feshettiğini, davalının gerekçe göstermeyerek fesih konusunda kendisini bağladığını, davalı tarafın Üsküdar ... Noterliğinin 09.07.2014 tarihli ihtarnamesi ile taraflar arasında mevcut 08.04.2011 tarihli sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, bu feshin haksız olduğunu ve feshin süresine riayet edilmeden yapıldığını, davalının fesih ihbarında sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olması gerekçesine ve sözleşmenin 7.1 maddesine dayandığını, davalının başkaca bir fesih nedeninin bulunmadığını, sözleşmenin 7.1 maddesinde yer alan sözleşme süresinin 31.12.2012 tarihinde sona ereceği düzenlemesine rağmen taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin bu tarihten sonra da aynı şartlarla uygulanmaya devam ettiğini, hukuken süresi sona eren sözleşmenin aynen devam etmesi halinde sözleşmenin uzamasından söz edileceğini ve kendiliğinden uzayan sözleşmenin artık belirsiz süreli sözleşme haline geleceğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 121. maddesi uyarınca belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde belirsiz süreli hâle geleceğini, belirsiz süreli sözleşmelerin en az üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedilebileceğini, davalı tarafın ise hiçbir hukuki sebep yokken ve yasal süreye riayet etmeden sözleşmeyi keyfi olarak tek taraflı feshettiğini, fesihten sonra müvekkili tarafından davalıya hitaben gönderilen Bakırköy ... Noterliğinin 03.12.2015 tarihli ihtarname ile stok malların iade alınmasının, zararın giderilmesinin ve teminat olarak alınan 20.000 Euro bedelin iadesinin ihtar edildiğini, ancak davalının bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini, davalının "... Sözleşmesi" ile müvekkiline servis genel görünüm standartı adı altında, yıllardan beri bu iş için dekore edilmiş işletmeyi baştan aşağıya yıktırdığını ve işletme henüz yeniyken ve ihtiyaç yokken kendi istediği şekilde yeniden dekore ettirdiğini, davalı tarafından yaptırılan bu dekorasyonun yetkili servis işleyişine uygun olmaması sebebiyle kullanılma olanağının da bulunmadığını, davalının müvekkiline "..." adı altında davalı tarafından belirlenen markada 20 adet araç aldırdığını ve personel sayısının en az 20 olması şartını getirdiğini, müvekkilinin davalının bu dayatması nedeniyle 20 kişi istihdam ettiğini ancak davalının haksız feshiyle bu personellerin kıdem ve ihbar tazminatı yükünün müvekkili üzerinde kaldığını, müvekkilinin davalının bu beklenti ve dayatmalarını sözleşmeye güven ilkesinin bir sonucu olarak harfiyen uyguladığını, bu yatırımları gerçekleştirebilmek amacıyla bankalardan krediler çektiğini ve arsalarını değerinin altında satmak zorunda kaldığını, müvekkilinin davalı tarafından ticari olarak aldatıldığını ve dayatılan bu işlemlere ilişkin faturaların mahkemeye sunulacağını, davalının sözleşmeyi feshetmeden önce müvekkiline kullanılmadığı halde stok malzemeler dayattığını ve aldırdığını, bu malzemeler içinde kullanılması yasak olan ve hakkında toplatılma kararı bulunan gaz ölçüm cihazlarının da bulunduğunu, bu ürünlerin halen müvekkilinin deposunda yer aldığını, davalı tarafından iade dahi alınmadığını, davalı tarafın "..." adı altında müvekkilinden 20.000 Euro teminat bedeli aldığını, hatta bu ödemenin kambiyo senetlerine bölünmek suretiyle tahsil edildiğini ve iş bu ödemelere ilişkin senet dökümlerinin mahkemeye sunulacağını, davalı tarafın 35 yıldır devam eden ticari ilişkiyi keyfi olarak ve usulüne uygun olmadan feshetmesiyle müvekkilinin ticari olarak itibar kaybettiğini, müşteri ilişkilerinin bozulduğunu, ekonomik şöhretinin yıprandığını ve diğer firmalar nezdinde de iş alamaz hale geldiğini, davalının bu eyleminin sadece maddi olarak değil manevi olarak da müvekkiline zarar verdiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 11.310,00 TL Teminat Bedeli, 13.571,99 TL ... Payı adı altında alınan bedel, 11.387,00 TL Vip Eğitim Bedeli adı altında alınan bedel, 20.000,00 TL davalının talimatıyla yapılan yatırım (dekorasyon, araç alım, personel ve bazı masraflar) bedeli, 20.000,00 sözleşmenin feshi nedeniyle mahrum kalının kar bedeli, 5.000,00 TL sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan doğrudan zarar bedeli, 10.000,00 TL davalıya sözleşme süresince kazandırılmış müşteri karşılığı portföy tazminatı, 5.000.00 TL davalının zorunlu olarak aldırmış olduğu ve iade almadığı stok mal bedeli,10.000,00 TL başlanmış işlerin tamamlanması tazminatı, 10.000,00 TL davalının sözleşme feshi nedeniyle ticari itibar kaybı karşılığı olarak manevi tazminat bedeli olmak üzere belirtilen bedellerin sözleşmenin haksız ve usulsüz olarak fesih edildiği tarihten itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından sözleşmenin müvekkili şirketçe haksız olarak feshedildiğinin ileri sürüldüğünü, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin müvekkil şirketin üretim ve satışını yapmakta olduğu sektörel ürünlerin satış sonrası hizmetlerini ve bu kapsamda tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini düzenlediğini, sözleşmenin süre ve feshe ilişkin hükümlerini içeren 7. maddesi gereğince, taraflar arasında yazılı olarak yeni bir sözleşme imzalanmadığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğini, müvekkili şirketin sözleşmenin devamı boyunca her zaman 10 gün önceden bildirmek suretiyle sözleşmeyi sebep ve gerekçe göstermeksizin feshetme hak ve yetkisinin bulunduğunu, yine aynı madde uyarınca sözleşmenin süresi sonunda sona ermesi veya müvekkili şirket tarafından feshedilmesi halinde yetkili servisin hiçbir nam adı altında tazminat veya benzeri bir ödeme talep edemeyeceğinin hüküm altına alındığını, yetkili servisin sözleşmenin süresi sonunda yenilenmeyeceğini özgür iradesi ile kabul ettiğini, sözleşmenin sona ermesi veya feshedilmesi halinde yatırım tutarı, gelir kaybı, pazar kaybı ve pazar geliştirmesi gibi adlar altında bir tazminat talep edemeyeceğinin açık bir şekilde düzenlendiğini, sözleşmenin tarafı olan davacının tacir olduğunu, ticari faaliyetleri kapsamında özgür irade ve sözleşme serbestisi içerisinde hareket ederek sözleşmeyi imzaladığını ve imzasının yanına herhangi bir ihtirazi kayıt da koymadığını, bu nedenle davacı tarafından talep edilen alacak ve tazminat kalemlerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, aynı zamanda taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirketin müşterisi ... tarafından yapılan şikayette, davacı şirketçe gerçekleştirilen tamir sonrasında ücreti mukabilinde parça değişimi yapılmış olmasına karşın şikayetin giderilmediğini, tekrar aynı servisin çağrılıp yeniden ücret karşılığı parça değişimi yapılmasına rağmen yine bir düzelme olmadığını, üçüncü kez iletişim kurulduğunda ise davacı tarafından yine aynı parçanın değişme ihtimalinin olduğunun söylenmesi üzerine başka bir servisten destek alındığını ve bu diğer servisin müşterinin kombisindeki anakartın orijinal olmadığını tespit ettiğini, başka bir müşteri olan ...'in de davacının on gün içerisinde beş sefer tamirat için geldiğini, hiçbirisinde çözüm bulmadığını ve her seferinde sadece ertelendiğini belirterek şikayette bulunduğunu, dosya içeriğinde bu gibi örneklerin çok olduğunu, müvekkili şirketin servis ağını oluştururken amacının satmış olduğu ürünlerde baş gösterebilecek sorunların sadece yetkili servislerce hızlı ve kaliteli şekilde yapılmasını sağlamak olduğunu, şikayette müşterinin başka servise gitmek zorunda kalmasının yanında özellikle orijinal parça kullanılmamış olmasının müvekkili şirketçe tartışmaya konu edilemeyecek kadar ciddi bir mevzu olduğunu, müvekkili şirketin ticari itibarını ciddi anlamda zedelediğini, müvekkilinin sektöründe öncü bir şirket olduğunu, bu başarının en büyük etkenlerinden birinin bu tarz aksaklıklara tahammül gösterilmemesi ve müşteri memnuniyetinin esas alınması olduğunu, müvekkili için servis hizmeti veren şahısların yahut şirketlerin değil nasıl hizmet verdiklerinin önemli olduğunu, davacı şirketin yıllarca işleri olabildiğince iyi devam ettirdiğini ancak bu referans üzerinden yola çıkılarak taraflar arasındaki sözleşmenin bir kenara bırakılmasının ve ticari ilişkilerin sonsuza dek süreceği kanısına varılmasının hakkaniyete aykırı olacağını, müvekkilinin yıllarca davacıyla çalışmış olmasının davacının işini o dönem içerisinde iyi yaptığını, sözleşmeyi feshetmiş olmasının ise gelen şikayetlerin müvekkilinin ticari itibarına gölge düşürecek düzeye gelmesinden kaynaklandığını, davaya konu fesihte müvekkili şirket tarafından sözleşmenin feshine ilişkin ihtarnamenin davacı tarafa şüpheden uzak bir şekilde yazılı olarak yapıldığını, keşide edilen ihtarnamenin usule, yasaya ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, davacının özgür iradesi ile imzaladığı sözleşme hükümleri çerçevesinde fesih veya sona erme halinde tazminat talep edilmeyeceğinin kabul edildiğini, davacının yetkili servis olarak müvekkili şirkete kazandırmış olduğu yeni bir müşterisinin bulunmadığını, davacının sadece müvekkili şirketin evvelce kazanmış olduğu müşterilerine hizmet sunduğunu, bu nedenle Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesi anlamında portföy tazminatı taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, taraflar arasında tekel hakkı veren hukuki bir ilişki bulunmadığından portföy tazminatı yönünden talep edilen alacak kaleminin hukuki yahut usuli bir dayanağının bulunmadığını, TTK m.122/5 uyarınca denkleştirme talebinin ancak tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde uygulanabileceğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre yetkili servisin sorumluluk alanının kesin olarak belirlenmediğini ve bu hususta sürekli ve etkili hizmet ölçütünün esas alındığını, bu doğrultuda tekel hakkı veren bir hukuki ilişkiden söz edilemeyeceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da bayilik ilişkilerinde tek satıcılık veya acentelik sözleşmelerinde uygulanan müşteri (denkleştirme) tazminatına hükmedilmesinin doğru bulunmadığının belirtildiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için mahkemece sözleşmenin sona ermediği kabul edilse dahi taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince müvekkili şirketin yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla dilediği zaman sebep ve gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshetme hak ve yetkisinin bulunduğunu, bu yönüyle de davacının iddiasının hem sözleşmeye hem de usule aykırı olduğunu, davacının yapmış olduğu her masrafın kendi seçimi ve kendi kararı ile yaptığı masraflar olduğunu, müvekkili şirketin davacıyı hiçbir zaman bu masrafları yapmakla yükümlü tutmadığını ve masraf yapmaya zorlamadığını, bunların davacının tacir olmasından kaynaklanan ve daha çok kazanç elde etmeyi hedefleyen ticari yatırımları olduğunu, her ticari yatırım gibi riskin de yatırımı yapana ait olduğunu, sözleşmenin hukuka uygun sona erdiği de düşünüldüğünde davacının iddia ettiği zararları talep etme hakkının bulunmadığını, tazminat taleplerinin sözleşmeye aykırılıktan ya da haksız fiilden doğan sorumluluk rejimlerine dayandığını ancak davaya konu olayda bu sorumluluk rejimlerinin kurucu unsurlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında 08.04.2011 tarihli, ... Sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmenin konusu, davacı şirketin, davalı şirketin satış sonrası hizmetlerini (mamullerin kullanım müddeti içinde ortaya çıkabilecek arızaların bakımı ve/veya tamiri hizmetini kapsamadığı, sözleşmenin 7. maddesinde, sözleşme süresi 31.12.2012 tarihinde bitecek olup, bu tarih itibariyle hiçbir ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, davalı şirketin, Üsküdar .... Noterliğinden, davacı şirkete gönderdiği 09.07.2014/... yevmiye sayılı ihtarnameyle; “Taraflar arasında imzalanan Yetkili Servis Sözleşmesi 7.1 maddesi uyarınca 31.12.2012 tarihinde kendiliğinden sona ermiştir. Taraflar sona erme tarihinden sonra sözleşmenin devamı için herhangi bir talepte bulunmamışlardır. Bununla birlikte devam eden süreçte, taraflar arasında ticari ilişki devam etse de müvekkil şirket yaptığı inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, taraflar arasında devam eden ticari ilişkiye son verme kararı almıştır.” gerekçesiyle tek taraflı feshedildiği, taraflar tacir olduklarından ve delil olarak ticari defterlere dayandıklarından ayrıca taleplerinin tespitinde kazançlarının belirlenmesi amacıyla defter incelenmesine karar verildiği, düzenlenen raporda davacının 2010–2016 yılı ticari defterlerinden; zorunlu kapanış tasdikine tabi 2010-2011 yılı Yevmiye ve Envanter defterlerinin noter kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, bu nedenle 2010-2011 yılı ticari defterlerin kanuna uygun tutulmadığı, zorunlu kapanış tasdikine tabi 2012, 2013, 2014, 2015, 2016 yılı yevmiye defterlerinin süresinde noter kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, bu yıllara ilişkin ticari defterlerin kanuna uygun tutulduğu, davacı şirketin 2011-2016 arasında 6 yıllık faaliyet kar ortalamasının; % 1.16 olduğu, 2011-2012-2013 yılındaki faaliyet kar ortalaması 7.057 TL/yıl iken, 2014 yılında 20.524 TL, 2015 yılında 4.088 TL zarar ettiği, 2016 yılında ise 2.485 TL faaliyet karına ulaştığı buna göre davacı şirketin 2011-2016 döneminde elde ettiği toplam faaliyet karı ortalamasının 250 TL/yıl olduğunun tespit edildiği; davacının 11.310.00 TL teminat bedeli talebi yönünden: davacının, davalı tarafından teminat bedeli olarak alınan 20.000 Euro teminat bedelinin 11.310 TL sinin tahsilini talep ettiği, davacının sözleşmenin feshi üzerine davalıya keşide ettiği 03.12.2015/... yevmiye sayılı ihtarnameyle teminat olarak alınan 20.000 Euro’nun iadesini istediği, ancak ihtara cevap verilmediğini öne sürdüğü, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 2.5.1 maddesinde; “... sistemine dahil olmaya onay alan tüzel ve gerçek kişi yetkili servis, yukarıda bahsi geçen ve 2010-2011-2012 yılları süresince verilecek eğitimler, servis genel görünüm standartları ve servis yapısal standartları kapsamında kendilerine verilecek hizmetler ve sağlanacak ekipman, giysi ve servis hizmetine bağlı diğer aletlerin karşılığında ...’e, bir defaya mahsus olmak üzere 20.000 Euro ödeme yapmayı kabul eder." 2.5.2 maddesinde de; “Söz konusu işbu ödeme sözleşmenin imzalanmasından itibaren Ek-2 de belirtildiği şekilde ödenecektir. Ödemeler TL olarak yapılacaktır.” düzenlemesi bulunduğu, bu durumda davacının 20.000 Euro karşılığı ödemeyi, davalı şirketçe kendisine verilecek hizmetler, sağlanacak ekipman, giysi, servis hizmetlerine bağlı diğer aletler karşılığında yapıldığı, davacı vekili itirazında, davalının eğitim verdiğine ilişkin dosyada bir belge olmadığını öne sürmüş ise de davacının sözleşmenin 2.5.1. maddesine uygun olarak davalıya taksitler halinde ödeme yapması, davacının davalı tarafa 26 adet bono ile toplam 50.342 TL ödeme yapması, teminat bedeli olarak ödendiğine ilişkin düzenlenen senetler üzerinde “malen” açıklamasının olması ve banka dekontları üzerinde de ödemelerin, teminat karşılığında yapılmış olduğuna ilişkin bir açıklama düşülmemesi karşısında davacının bu talebinin reddi gerektiği; davacının 13.571.99 TL ... Bedeli talebi yönünden: davacının dava dilekçesinde 13.571.99 TL’yi “... payı adı altında alınmış bedel” olarak tanımladığı, davacının, bu talebine delil olarak delil listesinin 9 nolu ekinde; davalı tarafından davacı adına düzenlenen 24.09.2010 tarihli 11.387.00 TL bedelli "..." açıklamalı, 25.02.2011 tarihli 25.379.44 TL bedelli "... " açıklamalı, 10.01.2012 tarihli 13.571.99 TL bedelli "..." açıklamalı toplam 50.338.43 TL bedelli tarafların ticari defterlerinde cari hesaba borç/alacak yazılan bu tutarların muhasebeleştirildiği, davacının davalı tarafça buna ilişkin bir fiili eğitimin verilmediğini öne sürdüğü, taraflar arasında düzenlenen vip sözleşmesinde, katılım bedeliyle ilgili bir düzenlemeye rastlanılmadığı, davacının, davalının düzenlediği bu faturaları defterine kayıt ettiği ve süresinde iade işlemine tabi tutmadığı dikkate alındığında eğitim ve danışmanlık hizmetlerini aldığının kabulü gerektiği, basiretli tacirin hizmetini almadığı bir faturaya süresinde itiraz etmesi ve defterine işlememesi gerekirken mali inceleme neticesinde defterlerine işlediği faturaları sonrasından inkar etmesi nedeniyle bu savunmaya itibar edilmediği, davacının faturaları defterlerine işleyerek ve süresinde iade veya itiraz etmeyerek ispat yükünü üzerine aldığı, bu aşamadan sonra faturaya konu iş ve mal veya hizmetin teslim edilmediğinin ispatının davacıda olduğu, davacı tarafça bu hususa ilişkin bir delil sunulmadığından bu talebin reddi gerektiği; davacının 20.000 TL yatırım (dekorasyon, araç alım, personel ) bedeli ile kar mahrumiyeti talebi yönünden: davacının davalı tarafından alınması şart koşulan alet ve ... için mecbur tuttuğu araç bedellerinin tahsilini talep ettiği, davacının delil dilekçesi (ek-10) olarak sunduğu masraf faturalarının dökümlerinin 07.10.2010 tarihli 7.758.50 TL bedelli "Çalışma tezgahı, tel sepet araba, raf" açıklamalı, 08.10.2012 tarihli 3.291.99 TL bedelli "..., kılıf, batarya, yazıcı" açıklamalı, 29.08.2012 tarihli 2.124.00 TL bedelli "Gaz toplama cihazı" açıklamalı ve 03.11.2010 tarihli 6.638.00 TL bedelli "Çalışma tezgahı, tel sepet araba, raf" açıklamalı toplam 19.812.49 TL olduğu, ilk ve son sıradaki fatura içerikleri aynı olup, ilk faturanın, dava dışı ... tarafından davacıya, 03.11.2010 tarihli son faturanın ise davalı tarafından davacı adına düzenlendiği, davacının, sözleşme kapsamında aldığı bu malzemeleri, ticari faaliyeti için kullandığı ve gider kayıt ettiği, bu hususların defter incelemesi sonucunda anlaşıldığı, davacı talepleri arasında kar mahrumiyeti isteminin de yer aldığı, kar mahrumiyeti hesaplanmasında, şirketin ticari faaliyeti için yaptığı giderler de dikkate alındığından yatırım bedeli ile kar mahrumiyetinin beraber değerlendirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından 09.07.2014 tarihli ihtarname ile feshedildiği, yapılan incelemede, sözleşmenin belirsiz süreli bir sözleşme niteliğinde olduğu, davacının, davalıdan haksız fesih sebebiyle 20.000 TL kar mahrumiyeti talep ettiği, davacının sözleşme, süresinden önce feshedilmeseydi, sözleşme sonuna kadar kar elde edeceği düşüncesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 20.000 TL müspet zararını talep ettiği, sözleşmenin 08.04.2011-31.12.2012 tarihleri arasında geçerli olduğu, sözleşmenin her yıl yenilendiği dikkate alındığında, 31.12.2014 tarihinde sona erecek olan sözleşmenin 07.07.2014 tarihinde davalı tarafından feshedildiği, Sözleşmenin 7. maddesinde, sözleşme feshedilmeden önce davacıya bir önel tanınmasının kararlaştırıldığı, davalı tarafından bir önel vermeden ve sözleşmenin 31.12.2012 tarihinde sona erdiği gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasında önel verilmesi sözleşmede kararlaştırılmasına rağmen uygun bir önel verilmeyip derhal feshi haklı gösterecek bir neden de sunmayan davalının feshinin haksız olduğu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshi bakımından bir önel süresi sözleşmeye konmadığından, işin niteliği bakımından benzer acente sözleşmesi için kanunun 3 aylık, adi şirketin feshi için 6 aylık süre aradığı nazara alınarak taraflar arasındaki sözleşmenin feshi bakımından davacının davalı tarafa en az 3 aylık önel tanıması gerektiği, sözleşmenin her yıl yenilendiği dikkate alındığında 31.12.2014 tarihinde sona erecek olan sözleşmenin 07.07.2014 tarihinde davalı tarafından feshedildiği, bu durumda, davacının, 07.07.2014 – 31.12.2014 arasındaki (177 günlük) süre için, müspet zararını (kar mahrumiyetini) talep edebileceği, bu kapsamda davacının son altı yıllık verileri nazara alınarak yapılan hesaplamada davacının 2.514,00 TL kar mahrumiyetinin olduğu gerekçesiyle 2.514.00 TL mahrum kalınan kar bedelinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, alacağa 30.12.2016 dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesi gerektiği; davacının sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan doğrudan zarar talebi yönünden; davacının doğrudan zarar kalemi olarak davalının talimatı ile yaptırılmak zorunda kalınan dekorasyon masraflarını, fesihten önce davalı tarafından araç alım bedelleri ile fesih sonrasında satılmak zorunda kalınan araçlar ve satım bedellerini gösterdiği, söz konusu bedellerin davalının talimatıyla yapıldığına dair bir delile dosya kapsamında rastlanılmadığı gibi bu masrafların yetkili servis ilişkisinin devamı için yapılan masraflar olduğu, bu kalemlere ilişkin taleplerin yukarıda belirtilen davacı taleplerinin tekrarı niteliğinde olduğu ve kar mahrumiyeti talebi içerisinde değerlendirildiği için bu talebin reddi gerektiği; davacının portföy tazminatı talebi yönünden; davacının yetkili servis olduğu, davalının tabelasını astığı veya hizmetleri sebebiyle davacının müşteri çevresini artırdığı iddia edilmiş ise de davacının yetkili servis olduğu ve satış sonrası hizmet verdiği nazara alındığında davalı tarafa müşteri kazandırmada katkısı olmadığından davacının bu talebinin reddi gerektiği; davacının stok mal bedeli talebi yönünden; davacı tarafça Bakırköy .... Noterliği 03.12.2015 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnameyle stok malların davalı tarafından iade alınmasını ihtar edildiği, ancak bu malların iade alınmadığı, müvekkili kusursuz olduğundan elinde kalan malların rizikosunu çekmesinin müvekkilinden beklenemeyeceğini ileri sürdüğü, davacı tarafından gönderilen ihtarnamede, “... markasına ait yedek parçalar depoda atıl durmaktadır. Söz konusu bu yedek parçaları mecbur kıldığınız ..., ... olmadığımdan iade alınmasını istiyorum. Dilekçemin ekinde kodlarıyla, isimleriyle ve adetleriyle belirtmiş olduğum yedek parça listesinin Fatura İADE edebilmem için fiyatlandırılmasını rica ederim. İş bu talebime 10 gün içerisinde geri dönüş yapmanızı aksi takdirde tarafımdan fiyatlandırılarak ve İADE faturası kesilerek kargo ile İADE edeceğimi ihtaren bildiririm.” ifadelerine yer verildiği, davalı tarafından davacının bu ihtarnamesine cevap verilmediği, stokta kalan malların iade alınmadığı, davacının on gün içinde cevap verilmezse stokta kalan malları fiyatlandırarak iade edeceğini bildirmesine rağmen iadeyi gerçekleştirmediği, mali incelemede davacının stok malzemelerine ilişkin olarak bir kısım sevk irsaliyeleri ve ödeme dekontları sunduğu, bu irsaliyelere ait satış faturalarını sunmadığı, ödeme dekontlarının da neye istinaden ve kime ödendiği hususunun da anlaşılamadığının tespit edildiği, bu kapsamda davacının iadeyi gerçekleştirmeden ya da tevdi mahali tayin ettirip malları yediemine teslim etmeden stoktaki mallara ilişkin bedel talebi uygun olmadığından talebin reddi gerektiği; davacının manevi tazminat talebi yönünden; davacı vekili sözleşmenin feshi nedeniyle ticari itibarının zedelendiği gerekçesi ile manevi tazminat isteminde bulunmuş ise de manevi tazminat istemini haklı kılacak bir husus olmadığından bu talebin reddi gerektiği, sözleşmenin olağan bitiş tarihi ile fesih tarihi arasında 177 günlük bir süre olması ve buradan doğan zararların istenmesi, ticari hayatta sözleşme kurulması kadar sözleşmelerin sona erdirilebilmesinin de doğal olduğu, sözleşmenin sona erdirilmesinde bir tarafın ticari itibarını zedeleyici, tüzel kişiliğin acı, elem, ızdırap duymasına sebebiyet verici hareketlerin olması gerektiği ancak davada bu unsurlar gerçekleşmediğinden bu talebin de reddi gerektiği; gerekçeleriyle neticeten davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 2.514,00 TL mahrum kalınan kar bedelinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, alacağa 30.12.2016 dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; ... payı adı altında müvekkilden tahsil edilen teminat bedeli konusunun incelenmediğini, davalı firmanın ana firma olduğunu ve müvekkiline yetkili servis hakkı verilmesi karşılığı sözleşmeler imzalatıldığını, iş bu sözleşmelerden ... sözleşmesi isimli sözleşmede taraflar arasındaki sözleşmenin 2.5.1 maddesinde, ... sistemine dahil olmaya onay alan tüzel ve gerçek kişi yetkili servisin, bahsi geçen ve 2010, 2011, 2012 yılları süresince verilecek eğitimler, servis genel görünüm, standartları ve servis yapısal standartları kapsamında kendilerine verilecek hizmetler ve sağlanacak ekipman giysi ve servis hizmetine bağlı diğer aletlerin karşılığında ... bir defaya mahsus 20.000 Euro ödeme yapmayı kabul ettiğinin açıkça düzenlendiğini, sözleşmenin 2.5.2 maddesinde ise söz konusu iş bu ödemenin sözleşmenin imzalanmasından itibaren ek 2'de belirtildiği şekilde TL olarak yapılacağının hüküm altına alındığını, iş bu maddeye istinaden davalının, müvekkili yetkili servisten 20.000 EURO teminat aldığını, bu ödemenin iadesinin önüne geçmek için ise bunu TL'ye çevirip müvekkiline ödettiğini, sözleşme maddesi ile iddiaları örtüştüğü halde mahkemece bu hususun yeterince araştırılmadığını, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında ele alınmadığını, bu konuda yerinde inceleme dahi yapılmayarak soyut bilirkişi raporu ile yetinildiğini, oysa ki teminat bedeli konusunda davalı şirket yetkilisi isticvap edilerek davalı şirketin müvekkilinden ... payı-teminat olarak herhangi bir bedel alıp almadığının, ... sözleşmesinin imzası için 20.000 EURO teminat-katılım payı ödemesinin mevcut olup olmadığının ve diğer servislerden de bu şekilde bir tahsilat uygulamasının bulunup bulunmadığının sorulması gerektiğini, mahkemece yeterli inceleme yapılmadığını ve bu kapsamda delillerinin de tam olarak toplanmadığını, ısrarla dosyanın aydınlatılması adına bilirkişi heyetine sektör uzmanı bilirkişinin eklenmesi taleplerinin reddedildiğini, oysaki davanın niteliği gereği dosyanın aydınlatılmasında salt tarafların ticari defterlerinde yer alan muhasebesel kayıtların incelenmesinin yeterli olmayacağını, dosyada gerekçeli karara da dayanak yapılan bilirkişi kök ve ek raporlarının davayı aydınlatmaktan uzak olduğunu, keza bilirkişi heyetinin birçok noktada sözleşmeyi hatalı yorumlayarak çelişkili yorumlara sebep olduğunu, bilirkişi heyetinin delil olarak sunulan faturaların muhasebeleştirildiği ve hizmetin alınmadığı iddiasının yerinde olmadığı noktasında sözleşmenin yorumlanmasında hataya düştüğünü, şöyle ki taraflar arasındaki sözleşmede eğitim bedeli düzenlenmesinin yukarıda atıf yapılan 2.5.1 maddesinde yer aldığını ve bunun için 20.000 Euro ödeneceğinin hükme bağlandığını, müvekkilince bu rakamın eğitim bedeli olmadığı, teminat olarak (bir nevi hava parası) alındığının açıklandığını, bilirkişinin 20.000 Euro ödemeyi hem eğitim bedeli olarak yorumladığını hem de müvekkiline eğitim bedeli adı altında alınan ödemelerin muhasebeleştirildiği çelişkisine düştüğünü, salt faturanın muhasebeleştirilmiş olmasının bu hizmetin davalı tarafından ifa edildiği anlamına gelmeyeceğini, ancak itirazların mahkemece dikkate alınmadığını ve bu çelişkilerin hükme esas alındığını, yine 22.06.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde bilirkişinin müvekkilinin kar oranlarını da hatalı hesapladığını, ancak mahkemece bu hususun da dikkate alınmadığını, davalının müvekkilinden 20.000 Euro tahsil ettiği halde dürüst davranmadığını, davalının sözleşme ile aldığı 20.000 EURO'yu tamamen kötüniyetli olarak tahsil ettiği tarihte çeşitli faturalar ile TL şeklinde alarak sözleşmesel hakkını kötüye kullandığını, müvekkilinin tekel olarak münhasır bölgeye hizmet vermesi iddiasının araştırılmadığını, bu konuda sadece defter incelemesi ile yetinildiğini ve bilirkişinin soyut yorumlarının gerekçeye dayanak yapıldığını, oysa ki bu konuda tanık deliline başvurduklarını ve bu durumun hukuki fiil teşkil etmesine rağmen mahkemece tanıklarının dinlenilmediğini, müvekkilinin 35 yıldır davalının Bahçelievler bölgesindeki tek yetkili servisi olduğunu, yetkili servis sözleşmelerinde sektörel olarak ana firmanın düzenlediği hiçbir sözleşmede tekel hakkı maddesinin bulunmadığını, keza tanıkların dinlenmesi ve heyette sektörel bir bilirkişinin yer alması halinde bu durumun bilirkişi raporu ile de açıklığa kavuşabileceğini, ana firmaların belli bir bölgeyi belli bir yetkili servise verdiğini ve bu bölgeden müşterileri o bölgede bulunan servise yönlendirdiğini, her ne kadar sözleşmesel olarak tekel hakkı belirtilmese de veya yasaklayıcı bir hüküm olmasa da fiilen belli bir bölgeye sadece o servisin baktığını ve başka bir servise yönlendirme yapılmadığını, mahkemece bu iddialarının da araştırılmadığını ve delillerinin toplanmadığını, portföy tazminatı hesabına esas olmak üzere müşteri listesi içeren (ki bu listenin dahi fiilen tekel hakkı olduğunu gösterdiğini) flash diskin bilirkişiye teslim edildiğini, ancak bu listeden raporda bahsedilmediğini, dolayısıyla eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kar mahrumiyetinin 3 ay değil 12 ay olması gerektiğini, bilirkişi raporunda hukuki dayanaktan uzak şekilde kar mahrumiyetinin 3 ay olarak hesaplanmasının yerinde olmadığını, bildirim süresine uyulmadan yapılan feshin başlı başına feshi haksız kılacağını, bu nedenle kar mahrumiyetinin sözleşme döneminin sonuna kadar hesaplanması gerektiğini, keza somut olayda müvekkilinin davalının haksız feshi sonucu başka bir firma ile yetkili servis sözleşmesi akdetmediğini, stok mal bedellerinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, sözleşmenin haksız olarak feshi ile müvekkili elinde kalan ve bilirkişi raporunda maddi karşılığı hesaplanan stok malların bedellerinin davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, mahkeme tarafından stok malların iade edilmediği yolundaki tespitin bu açıdan hukuka uygun olmadığını, stok mal bedellerinin müvekkiline ödenmesi ile ancak tesliminin söz konusu olabileceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dairemizce HMK m. 355 uyarınca, istinaf eden davacı vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan inceleme neticesinde;Dava,Yetkili Servis Sözleşmesi kapsamında sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasından doğan zarar, kâr mahrumiyeti, yatırım giderleri, teminat bedelinin iadesi, portföy (denkleştirme) tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın kısmen kabulü ile kar kaybı talebinin kısmen kabulüne, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinafa konu uyuşmazlık; davacının ... Payı Adı altında ödediği teminat bedelini talep edip edemeyeceği, tekel olarak münhasır bölgeye hizmet verilmesi iddiasının araştırılıp araştırılmadığı, kar mahrumiyeti bedelinin 3 Ay üzerinden değil 12 ay üzerinden hesap edilmesi gerekip gerekmediği, stok mal bedellerinin davacıya ödenmesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 08.11.2019 tarihli raporda; Sözleşme'nin 7.1. maddesinde 31.01.2012 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığı, ancak bu tarihten sonra da sözleşme ilişkisinin örtülü olarak devam ettiği ve sözleşmenin belirsiz süreli hale dönüştüğü, Sözleşme ilişkisini sona erdirecek nitelikte bir haklı sebebin varlığının mevcut olmadığı, davalı tarafça belirsiz süreli hale dönüşen sözleşmenin feshi için dürüstlük kuralına uygun bir süre verilmediği, davacının en azından 3 aylık ihbar süresi bakımından mahrum kalınan kar miktarını davalıdan talep edebileceği, davacının stoklarında kalan malları davalıya iade edebileceği ve bu stokların bedelinin davalıdan talep edilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 08.11.2019 tarihli ek raporda; davacının kâr mabrumiyetinin sözleşme süresinin sonuna kadar değil, benzer bir sözleşme akdetmesi için gereken süre esas almarak hesaplaması gerektiği, kök raporda da belirtildiği üzere, kanunlarımızda yer alan çeşitli düzenlemelerde öngörülen ihbar süreleri (TTK 121/1; TBK 640/1) ve somut olayın diğer özellikleri göz önünde bulundurularak, ihbar süresinin en az 3 ay olabileceği, mali incelemede tespit edilen veriler ışığında ve ihbar süresinin 3 ay kabul edilmesi halinde kar mahrumiyetinin (90 x 5.184) / 365 = 1.278.00 TL olarak hesaplanabileceği yönünde görüş bildirilmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili hükümleri şu şekildedir:

2.5. ...-Ücretler

2.5.1.... sistemine dahil olmaya onay alan tüzel ve gerçek kişi yetkili servis, yukarıda bahsi geçen ve 2010-2011-2012 yılları süresince verilecek eğitimler, servis genel görünüm standartları ve servis yapısal standartları kapsamında kendilerine verilecek hizmetler ve sağlanacak ekipman, giysi ve servis hizmetine bağlı diğer aletlerin karşılığında ... e bir defaya mahsus olmak üzere 20,000 Euro ödeme yapmayı kabul ve taahhüt eder. 2.5.2. Söz konusu ödeme işbu Sözleşme'nin imzalanmasından itibaren (EK-2 de) belirtildiği şekilde ödenecektir. Ödemeler TL olarak yapılacaktır.

3.2. Sorumluluk Bölgesi

3.2.1.... prensip olarak faaliyetlerin serbest rekabet ortamında yapılmasını ve bu sayede servis hizmet kalitesinin artırılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

3.2.2.Bu nedenle ...” in “sorumluluk alanı” kesin sınırlarla çizilmemekle birlikte, sürekli ve etkili hizmet verebileceği mesafedeki yerler olarak belirlenmiştir.

4.3. İşyeri: ..., işbu sözleşme kapsamında üstlendiği hizmetleri yukarıda adresi verilen işyerinde yürütmeyi kabul eder. ..., İşyerinin dekorasyon ve iç tasarımını (EK-3) de tarif edilen kriterlere uygun olarak gerçekleştirecektir. Sözkonusu kriterlerin yerine getirildiği ... yetkilileri tarafından incelenecek olup, gerektiğinde eksikliklerin giderilmesi talep edilebilir. ... işbu sözleşmede tarif edildiği gibi İşyerini EK-3 de belirtilen kriterlere uygun olacak şekilde muhafaza etmeyi kabul ve taahhüt eder. İşbu Sözleşme'nin süresi boyunca ... ...” ün yazılı onayı olmaksızın hiçbir şekilde işyeri adresini değiştiremeyecektir. ... işyeri dekorasyon ve iç tasarımını ... önceden alınmış onayı olmaksızın bir değişikliğe gitmeyecektir.

4.4. Araçlar: ..., ... tarafından tavsiye edilen avadanlık ve taşıt araçlarını temin etmek, hizmete hazır bulundurmak mecburiyetindedir. ... araçlarının ...'ün belirlediği özelliklerde olması ve standart olarak belirlenen şekilde görselleri taşır olması zorunludur. Standart dışı yazılar hiç bir şekilde servis araçlarına yazılamaz, ... servis imajı zedeleyecek hiç bir yazı yazılamaz, görünüm verilemez. ..., EK-4'de belirtilenler ile Karayolu Trafik Kanunu ve ilgili mevzuatın gerektirdiği izin ve belgeleri temin etmek ve bulundurmak ile yükümlüdür.

4.5. ... hizmetinin mükemmel yürütülebilmesi için ... tarafından eğitilerek teknisyen kimlik kartı almış, iş kapasitesine uygun şekilde en iyi hizmeti verebilmek bakımından ... tarafından belli dönemlerde belirlenecek miktarda eleman kullanmak zorundadır. ... çalışmalarından memnun olmadığı ... elemanlarının kimliğini iptal edebilir. ... kimliği iptal edilen elemanı hiçbir şekilde servis hizmetlerinde kullanamaz.

4.6. ... hizmeti aksatmayacak seviyede ...'ün serbestçe belirleyeceği miktarda yedek malzemeyi stoklamakla yükümlüdür.

4.14. ...'in bu madde ile belirlenen yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğinin denetim raporları ile tespit edilmesi halinle ... ...'i sözkonusu durumun derhal düzeltilmesini talep ederek yazılı olarak uyarır. Durumun düzeltilmemesi halinde, ... ...'e yazılı uyarı cezası ya da para cezası verebileceği gibi, herhangi bir önele gerek kalmaksızın sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih etme hakkına sahip olacaktır. İşbu cezai şart ... in ... uhdesindeki teminatın paraya çevrilemesi ile de tahsil edilebilir. Bakiye alacaklar için ... 'ün diğer yasal hakları saklıdır.

4.15. ...; işbu sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde ... Markalarını ve sair fikri mülkiyet haklarını kullanmayı derhal sona erdirecek, üzerinde ... Markası bulunan ve her türlü, tabela, hizmet belgesi, kimlik kartı, kırtasiye, kalem, broşür gibi promosyon malzemesi ve benzeri mülkiyeti ... ait olan ve kendisine zimmet edilen her türlü eşyayı derhal ... e teslim etmeyi; mağaza, araba, alet ve gereçler gibi mülkiyeti kendisine ait ve maddi değeri haiz eşya üzerindeki ... markalarını ise derhal silecektir. Aksine davranış marka hakkına tecavüz teşkil edecektir. Marka hakkına tecavüzün ...'ün yazılı bildirimine rağmen devam etmesi halinde ... ... ün uğrayacağı tüm maddi ve manevi zararları karşılamayı kabul eder.İşbu cezai şart, ...'in ... uhdesindeki teminatın paraya çevrilemesi ile de tahsil edilebilir. Bakiye alacaklar için ...'ün diğer yasal hakları saklıdır.

4.16. ...'in yetkisi olmaksızın veya yetkisini aşarak yaptığı sözleşme ve işlemlerden bizzat sorumlu olup, bu yüzden ...'ün uğrayacağı zararları tazminle yükümlüdür. ...'in yukarıdaki madde hükmüne uymaması sözleşmenin Şirket tarafından re'sen ve tazminatsız feshi için haklı bir sebep teşkil eder.

Madde 7: Süre Ve Fesih

7.1. İşbu sözleşme imza tarihinden itibaren geçerlilik kazanacak olup, 31.12.2012 tarihinde hiçbir ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. ...' in Sözleşme süresinin bitiminden en geç 3 (üç) ay önce karşı tarafa ulaşacak şekilde sözleşmeyi uzatmak istemediğini yazılı olarak bildirmesi halinde sözleşme sona erer.

7.2.Yukarıdaki fıkra hükmünden ve daha önce belirtilen fesih nedenlerinden ayrık olarak ...'ün sözleşme süresinin devamı boyunca her zaman sözleşmeyi 10 (ON) işgünü öncesinden yazılı olarak bildirimde bulunmak kayıt ve şartıyla, hiçbir sebep ve gerekçe göstermeksizin derhal etkili olacak şekilde tek taraflı olarak feshetme hakkı saklıdır.

7.3.İşbu hakkın ... tarafından kullanılması halinde ... her ne nam altında olursa olsun ...'den hiçbir şekilde tazminat ya da benzeri bir ödeme talep etmeyeceğini kabul beyan ve taahhüt etmiştir. Sözleşmenin sona ermesinden sonra ...; ...'e ait sağlam ve ambalajlı yedek parça ve malzemeleri geri alıp almamakta serbest olacaktır. ...' ün iade almayı kabul ettiği malzemeler ... tarafından kendisine fatura edilen fiyattan fatura edilir.

8.2.Bu anlaşmanın hiçbir maddesi ...'in ... ile bir ortaklık, acente, vekil ya da temsilcilik ilişkisi kurduğu anlamında yorumlanamaz. İşbu sözleşme kapsamındaki edimlerini ifa ile ilgili olarak ... tarafından istihdam edilen personelin iş ve çalışma mevzuatı açısından her türlü sorumluluğu ...'e aittir.

9.1.İşbu sözleşme gereğince yapılacak tüm bildirimler işbu sözleşmede bildirilen taraf adreslerine teyitli faks, iadeli taahhütlü mektup ya da e-posta yoluyla yapılır. Tarafların bu bildirimleri teslim aldığı tarih bildirimin yapıldığı tarih olarak kabul edilir. Taraflar bu adreslere yapılacak her türlü tebligatın geçerli ve yasal olduğunu kabul ederler. Tarafların adres ve iletişim kod ya da numaralarında olacak değişiklikler ivedilikle diğer tarafa bildirilmediği takdirde eski adres ve numaralara yapılacak bildirim geçerli sayılacaktır.Delil Anlaşması 13.1Taraflar arasında işbu sözleşme nedeniyle doğabilecek her türlü ihtilaf ...'ün defter ve kayıtları münhasır delil kabul edilerek çözülecektir. İşbu hüküm HUMK .287.maddesi uyarınca delil sözleşmesi niteliğindedir.

EK-2-ÖDEME ŞEKLİ ... sistemine dahil olmaya onay alan tüzel ve gerçek kişi yetkili servis, yukarıda bahsi geçen ve 2010-2011-2012 yılları süresince verilecek eğitimler, servis genel görünüm standartları ve servis yapısal standartları kapsamında kendilerine verilecek hizmetler ve sağlanacak ekipman, giysi ve servis hizmetine bağlı diğer aletlerin karşılığında ...” e bir defaya mahsus olmak üzere Madde 2.6.1”de belirtilen ödemeyi yapacaktır.Ödemelere ilişkin esaslar aşağıdaki gibidir;... ilk ödeme olan 5,000 Euro (Beşbin Euro) için Ağustos 2010, ikinci ödeme olan 7,500 Euro (Yedibinbeşyüz Euro) için Ocak 2011 ve son ödeme olan 7,500 Euro (Yedibinbeşyüz Euro) için Ocak 2012 tarihlerinde fatura düzenlenecektir. Yukarıda belirtilen miktarlara KDV dahil değildir. Faturalar TL olarak düzenlenecek olup, uygulanacak kur fatura düzenleme tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru olacaktır...., ... tarafından düzenlenecek beher fatura tarihinden itibaren en geç 10 gün içerisinde, ... tarafından belirlenen vadelere uygun düzenlenen ve ... gerçek kişi şahsi çek ve borç senetlerini, tüzel kişi olmaları halinde, şirket ortaklarının şahsi kefaletini içerir çekler ve borç senetlerini ... e teslim etmeyi kabul ve taahhüt eder...., vadesi gelen ödemeleri ... cari hesabından mahsup etme hakkına sahiptir. Vadesi gelen ödemelerden herhangi birinin zamanında yapılmaması halinde, başkaca ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın ilgili yıla ait toplam miktar muacceliyet kesbeder. Muacceliyet kesbeden ve temerrüde düşülen toplam bedel için ... ... tarafından sunulan teminatları paraya çevirme hakkına sahip olacaktır.Taraflar arasındaki bayilik ve yetkili servis sözleşmesi, belirli bir süre için yapılmış olmasına rağmen, süre bitiminden sonra da taraflarca herhangi bir itiraz olmaksızın uygulanmaya devam etmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 121/2. maddesi ve borçlar hukuku genel ilkeleri uyarınca; belirli süreli bir sürekli borç ilişkisi, sürenin bitmesine rağmen zımni olarak sürdürülürse belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Doktrinde de kabul edildiği üzere, belirsiz süreli sürekli sözleşmelerin tek taraflı irade beyanıyla ihbarda bulunulmaksızın ani (derhal) feshedilebilmesi, ancak karşı tarafın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi ve dürüstlük kuralı uyarınca ilişkini sürdürülmesinin artık imkansız hale gelmesi (haklı sebep) şartına bağlıdır (TBK m. 435). Davalı şirket her ne kadar cevap dilekçesinde müşteri şikayetlerine ve orijinal olmayan parça kullanımına dayanmış ise de bu iddialarını fesih ihbarnamesinde açıkça bir gerekçe olarak göstermemiş ve yargılama aşamasında da somut delillerle ispatlayamamıştır. Dolayısıyla, davalının herhangi bir makul önel vermeksizin ve haklı sebep sunmaksızın gerçekleştirdiği derhal fesih işlemi haksızdır. İlk derece mahkemesinin feshin haksız olduğuna dair tespiti bu yönüyle hukuka uygundur.

1. Kâr Mahrumiyeti Belirsiz süreli sürekli sözleşmelerin haksız ve önelsiz feshi halinde davacı taraf, sözleşme usulüne uygun olarak feshedilseydi makul ihbar süresi içinde elde edebileceği kârı (müspet zararını) tazminat olarak isteyebilir. Yetkili Servis Sözleşmelerinin niteliği ve işin hacmi göz önünde bulundurularak bu makul ihbar süresi asgari 3 ay (90 gün) olarak kabul edilmektedir. Somut olayda da, feshi ihbar süresi olan 3 ay üzerinden sözleşmenin devam ettiği süre göz önünde bulundurularak ortalama kar üzerinden bilirkişilerce hesaplama yapılması da yerinde olmuştur. Bu nedenlerle, davacının kâr mahrumiyetinin 12 ay üzerinden hesaplanması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

2. Stok Malların İadesi Davacı tarafından davalıya gönderilen Bakırköy .... Noterliği 03.12.2015 tarihli ihtarnamede, "... markasına ait yedek parçalar depoda atıl durmaktadır. Söz konusu bu yedek parçaları mecbur kıldığınız ..., ... olmadığımdan İADE alınmasını istiyorum. Dilekçemin ekinde kodlarıyla, isimleriyle ve adetleriyle belirtmiş olduğum yedek parça listesinin Fatura İADE edebilmem için fiyatlandırılmasını rica ederim. İş bu talebime 10 gün içerisinde geri dönüş yapmanızı aksi takdirde tarafımdan fiyatlandırılarak ve İADE faturası kesilerek kargo ile İADE edeceğimi ihtaren bildiririm. ” ifadelerine yer verilmiştir. Dosya kapsamından davalı tarafından davacının bu ihtarnamesine cevap verilmediği, stokta kalan malların iade alınmadığı, davacının da on gün içinde cevap verilmemesine rağmen stokta kalan malları fiyatlandırarak iade edeceğini bildirmesine rağmen, iadeyi gerçekleştirmediği anlaşılmıştır. Davacının mali bilirkişi incelemesine stok malzemelerine ilişkin olarak bir kısım sevk irsaliyeleri ile ödeme dekontlarını sunduğu, bu irsaliyelere ait satış faturalarını sunmadığı, ödeme dekontlarının incelenmesinde de ödemelerin neye istinaden ve kime ödendiği hususlarının anlaşılamadığı tespit edilmekle davacının iadeyi gerçekleştirmeden ya da tevdi mahali tayin ettirip malları yediemine teslim etmeden stoktaki mallara ilişkin bedel talebi uygun olmadığından ilk derece mahkemesince bu talebin reddine karar verilmesi yerinde olduğundan davacının bu talebine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

3. Portföy (Denkleştirme) Tazminatı ve Münhasırlık Şartı;TTK m. 122/5 uyarınca, acenteler için öngörülen denkleştirme (portföy) tazminatının bayilik veya yetkili servis sözleşmelerine kıyasen uygulanabilmesi için sözleşmenin davacıya "tekel (münhasırlık) hakkı" vermiş olması kurucu unsurdur. Sözleşmede açıkça coğrafi veya sektörel bir ... hakkı tanınmayan, "etkili ve sürekli hizmet" kriterine dayalı düz bayilik veya servis ilişkilerinde müşteri tazminatına hükmedilemez. Taraflar arasındaki sözleşmede davacıya mutlak bir tekel hakkı verildiğine dair hiçbir yazılı hüküm bulunmamaktadır. Fiilen belli bir bölgedeki müşterilerin o servise yönlendirilmesi, sözleşmeyi hukuki anlamda tekel niteliğine kavuşturmaz. Taraflar arasında acentelikten doğan veya tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sözleşme ilişkisi bulunduğu ispat edilemediğinden denkleştirme tazminatı talebi de mümkün değildir. Bu nedenle sonuca etkili olmayan tanık dinletme talebinin reddedilmesi ve portföy tazminatı isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. (Yargıtay 11. HD. 09.07.2025 T. 2025/130 E. 2025/4980 K.; Yargıtay 11. HD. 17.04.2014 T. 2013/2986 E. 2014/7611 K.; Yargıtay 19. HD. 18/09/2019 T. 2019/2802 E. 2019/4398 K.)4. Teminat Bedeli, ... Payı, Yatırım Masrafları ve Manevi TazminatSözleşmenin 2.5.1 maddesinde 20.000,00 Euro ödemenin eğitim, ekipman ve standartlar karşılığı bir defaya mahsus yapılacağı açıkça kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin bitiş süresi olan 31.12.2012 tarihine kadar “yetkili servis bayiliği” devam ettiğine göre, bu bedelin iadesi gerekmeyecektir. Davacı tacir olup, bu ödemelere ilişkin faturaları ticari defterlerine itirazsız kaydetmiş ve yasal süresi içinde TTK m. 21/2 uyarınca iade veya itiraz yoluna başvurmamıştır. Bonolar üzerinde de "malen" kaydı bulunması karşısında, bu bedelin geri alınmak üzere verilen bir teminat olduğunu ispat yükü davacı üzerindedir ve davacı bu iddiasını yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Yatırım bedeli olarak talep edilen masrafların, davacının bağımsız bir işletme olarak, yetkili servis ilişkisini sürdürmek için ... Sözleşmesi kapsamında yaptığı harcamalar olduğu, bunun dışında davalının talimatıyla, özellikle sözleşme ilişkisinin 2014 yılının Temmuz ayından sonra devam edeceği konusunda güven temin edilerek davacıya yaptırılan bir yatırımın varlığına ilişkin de dosya kapsamında bir delile rastlanılmadığı, dolayısıyla bu alacak talebinin de yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, sözleşmeye güvenilerek yapılan dekorasyon, araç alımı ve personel istihdamı gibi harcamalar, tacirin işini büyütmek ve daha fazla kâr sağlamak amacıyla kendi ticari kararı ile üstlendiği olağan işletme riskleridir. Sözleşmenin haksız feshi tek başına bu yatırımların davalıdan tahsil edilmesini haklı kılmaz; zira bu yatırımların karşılığı makul ihbar süresine ilişkin kâr mahrumiyeti tazminatıyla karşılanmaktadır. Sözleşmeye aykırılık olgusu, tek başına davacının ticari itibarının veya kişilik haklarının zedelendiği anlamına gelmeyeceğinden ve dosyaya bu hususta somut bir zarar delili de sunulmamıştır.Yukarıda belirtilen nedenlerle, ilk derece mahkemesinin teminatın iadesi, ... payı, yatırım giderleri ve manevi tazminat taleplerinin reddine dair kararı da isabetli olmuştur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1478 Esas, 2021/694 Karar sayılı ve 21/09/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1364, K. 2026/1065, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1364-e-2026-1065-k-3b3516b5ec79