İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/364 E. 2026/552 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/364
Karar No
2026/552
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/364 KARAR NO : 2026/552

DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2017 KARAR TARİHİ : 03/07/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : ASIL DAVA VE İSTEM : ... 24.Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye no'lu ihtarnamesi gereği, taraflarca imzalanan ... numaralı İş Ortaklığı Çalışma Formu Sözleşmesi ve 09.06.2016 tarihli Organizasyon Liderliği Sözleşmesinin haksız fesh edildiğinin tesbiti ile, haksız fesih sebebi ile müvekkilimin uğradığı manevi zararlara karşılık 100.000,00-TL manevi, şimdilik fazlaya ilişkin haklanmızı saklı tutmak koşulu ile maddi zararlanmız için 100.000,00-TL maddi tazminat ile birlikte davalı şirketten 4.000,00-TL müvekkil prim alacağının yasal faizleri ile birlikte tahsili ile davacı müvekkilime ödenmesi konusunda karar oluşturulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirket tarafından ödenmesine, kötüniyetle davanın açılmasına sebep olması sebebi ile ayrıca müvekkil ile imzalanan yazılı sözleşme gereği, dava değerinin kazanılan miktar üzerinden %25 + KDV oranında avukatlık ücretinin davalı şirket tarafından aynca Ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Gerek asıl gerekse karşı dava yönünden mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, davacının, davalının çalıştığı diğer iş ortaklan ve organizasyon liderlerini adeta küçük düşürücü, onlara hakaret eder içerikte beyanlarda bulunduğunu, bu şekilde davalı şirketin ticari itibarının, ürünlerinin itibarının zedelenmesine yol açtığını, davacının ticari iş etiğine aykırı tüm bu açıklamaları sebebi ile, Türkiye pazarında ticari itibarı ve ürünlerinin itibarı zedelenen müvekkilim davacının sözleşmesini haklı nedenle fesh etmek zorunda kaldığını, davacının, sözleşmeleri haklı nedenle fesh edildiğinden, Yargıtayın yerleşik içtihatları ve kıyasen uygulanabilecek yasal düzenlemeler uyarınca, iddia ettiği zararlardan dolayı maddi -manevi tazminat talep etme hakkının olmadığını, sözleşmeleri haklı nedenle fesih eden davalının davacıya feshi ihbar süresi verme yükümlülüğünün de bulunmadığını, bu sebeple davacının feshi ihbar süresi verilmeden sözleşmesinin fesih edildiği yolundaki iddiasının da hukuken haklı ve tutarlı bir yanı olmadığını, davalının davacıya kendisi ile 5 yıl daha çalışma sözü ve taahhüdü hiçbir zaman vermediğini, bu sebeple 5 yıllık iddia edilen muhtemel kazancın hiçbir şekilde esas alınamayacağını, davacının davalının ürünlerini 2 yıl civarında sattığını, bunun son 1 yılında organizasyon liderliği yaptığını, davacının bu dönemde davalıdan satın aldığı ve 3. kişilere sattığı ürünlerle ilgili aylık ortalama 5.000.-TL ile 6.000.-TL arası bir kazancının olduğu iddiası da mesnetsiz olduğundan davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir. KARŞI DAVA VE İSTEM: Davalı şirket kayıtları ile ispat edileceği gibi, davacı/ karşı davalı, sözleşmelerin feshinden önceki dönemde kendisi için öngörülen en düşük satış rakamlarını tutturamadığı aylara ilişkin olarak, kullandığı araç kira bedellerinden dolayı davalıya toplam 2.500,00-TL borçlu olduğunu, davacı/karşı davalı, kullanımına verilen aracı, sözleşmelerin feshine rağmen davalıya veya kiralama şirketine teslim etmediğinden, haksız olarak uhdesinde tuttuğundan ve haksız olarak kullanmaya devam ettiğinden, davalının fesih tarihi olan 10.08.2017 tarihinden sonra da kiralama şirketine aylık araç kira bedellerini ödemeye devam ettiğini, sözleşmelerin feshinden sonra, davacının aracı teslim etmemesi sebebi ile, davalının kiralama şirketine ödemek zorunda kaldığı kiralardan dolayı( yukarıda delil olarak belirttiğimiz kiralama şirketine yapılan ödemelerin belgeleri ve faturalar ile ispat edilecektir), davacı/karşı davalıdan rücuan tazminini talep edeceği doğan zararı, Kasım 2017 ayı itibari ile toplam: 9.226,97-TLolduğunu, bu sebeplerle davacı/karşı davalının Kasım 2017 itibari ile davalıya ödemesi ve tazmin etmesi gereken borçları toplam: 2.500.-TL+ 9.226,97-TL =11.726,97 olduğunu beyanla bu bedelin davalıya kiralama şirketine ödemeler yaptığı tarihlerden itibaren işlemiş-işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARŞI DAVA CEVAP: Davacı - karşı davalı vekili karşı dava cevap dilekçesinde özetle; Tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında yetki sözleşmesi yapılabileceğini, davalı kamu tüzel kişisi olduğunu, ancak müvekkilinin tacir olmadığını, müvekkilin vergi mükellefi olmadığını, bu sebeple, davalının yetki itirazının reddine karar verilmesini, karşı dava ile talep edilen 2.500-TL'nin yasal dayanağı bulunmadığını, aynı kapanmasına 13 gün kala müvekkilin sözleşmesi haksız bir şekilde fesh edildiği, fesihten önceki dönem olarak söz edilen dönem tamamlanmadan haksız fesih gerçekleştiği ay tamamlanmış, haksız fesih yapılmamış olsaydı, en düşük satış rakamının çok çok üzerinde satış yapılmış olacağını, karşı davacı şirket kötüniyetle hareket ettiğini, karşı davacı taraf, haksız bir şekilde müvekkilimin sözleşmesini fesh ettiğini, bu sebeple müvekkilimin maddi ve manevi zararları doğduğunu, bu sebeple sayın mahkemede dava açılmış, feshin haksız olduğunun tesbiti ile maddi ve manevi müvekkil zararlarının tazmini talep edildiğini, araç kullanma hakkı, sözleşme gereği müvekkilime tanılan bir olanak olduğunu, sözleşme haksız fesh edilmişse; bu hakta sözleşme gereği bir hak olduğundan, ya araç kullanma hakkı devam edecek yada bu hak karşılığı bir bedel belirlenerek müvekkilime bu bedel verileceğini beyanla araç ile ilgili, kira bedeli talebi yerinde olmadığından bahisle karşı davanında reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap ve karşı dava dilekçesi ve ekleri, akdedilen sözleşme, protokol, fesih ihtarı, tanık beyanları, vergi dairesi kayıtları, uzman görüşü, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı... Taraf delilleri toplanmış, dava konusu sözleşme ve kayıtlar dosyamız arasına alınmış, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava konusu edilen alacak bakımından deliller toplandıktan sonra ticari defterlerde incelenerek alacağın hesaplanmasının yapılması için dosya alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve SMMM bilirkişisi ...ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi ... tarafından 19/03/2022 tarihinde Mahkememize ibraz edilen raporunda özetle; "Davalı şirketin 2015-2016-2017 takvim yıllarına ait ticari defterleri incelenmiştir. Davalı şirketin, dava konusu işlemlerin olduğu 2015-2016-2017 yıllarına ait yasal defterlerinin açılış tasdiklerine ait bilgilerin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin (E-DEFTER) 6762 T.T.K. (Mülga) 66-70-71 ve 72 hükümlerine uygun olarak yasal süresi içinde yapılmış olduğu, 6762 T.T.K. (Mülga) 82 ve 85 Mad. hükümlerine göre sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, davalı şirketin ticari defterinin kayıt nizamı bakımından VUK 215-219 Mad. hükümleri ile muhasebe sistemi uygulama tebliğlerine uygun olduğu kanaati edinilmiştir. 5-2)- Davalı ... Şti.'nin incelenen 2015-2016-2017 yıllarına ait resmidefter ve belgelerinde, davalı ... 320.01.101 hesap kodu ile “Satıcılar” hesabında hareket gördüğü, taraflar arasında herhangi bir borç-alacak bakiyesi olmadığı, 2015-2016-2017 dönemlerine ait 29 aylık çalışması olduğu, toplamda 99.966,71 TL'lik ödeme aldığı, ortalama aylık kazancının 3.447,12 TL (99.966,71 TL / 29 ay) olduğu tespit edilmiştir. 5-3)- Davalının fesih iradesi haklı sebeple fesih olarak değerlendirilmesi halinde davacının tazminat talep edemeyeceği, dosya kapsamında davacının şirket çalışanlarından birine “fahişe” dediğine dair belgeye/sosyal medya paylaşımına rastlanılamamasına rağmen, dosya kapsamındaki paylaşımların şirkete zarar verip çalışanlar arasındaki birlik ve bütünlüğe zarar verdiği şeklinde algılanmaya da açık olduğu, 5-4)- Sayın mahkemenin davalının feshinin olağan fesih hakkının kullanımından ibaret olduğuna kanaat getirilmesi halinde, gerekli bildirim sürelerine riayet edilmediği için yukarıda açıklanan gerekçelerle 2 aylık kazanç kaybı olan 6.894,24 TL tazminata hükmedilebileceği" şeklinde raporun ibraz edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce bilirkişi heyetinden itirazlar üzerine ek rapor alınmasına karar vermiş ve alınan 12/11/2022 tarihli 1.ek raporda kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik olmadığı şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Dosyamız arasına bir kısım kayıtlar alındıktan sonra ve davacının sunduğu uzman görüşünden sonra sunulan evraklar uyarınca değerlendirmenin yapılması için dosya önceki heyete tevdi edilmiş ve bilirkişi heyetinden alınan 29/04/2025 tarihli 2.ek raporda gerek kök rapordaki gerekse ek rapordaki görüşlerinde değişiklik yapacak bir durum olmadığı, portföy tazminatının koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu şeklinde tespitler yapılmıştır. Mahkememizin 27/06/2026 tarihli celsesinde bilirkişi değişikliğine gidilmiş olup, yeni seçilen konuda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler SMMM bilirkişisi ..., Pazarlama yönetimi uzmanı bilirkişi ...ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi ...'dan alınan 06/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Yapılan mali, teknik ve hukuki inceleme neticesinde; Taraflar arasındaki sözleşmenin ... Defter kayıtlarına göre taraflar arasında bakiye alacak bulunmadığı, Fesih işleminin haklı olup olmadığının mahkeme takdirinde olduğu, Feshin haklı kabul edilmesi halinde davacının tazminat talep edemeyeceği, Davacı kazancının ticari defter ve kayıtlarına göre belirlendiği ortalama kazanç yönetiminin uygulandığı, fesih hakkının mevcut olduğu ancak ihbar süresine uyulmadığı bu nedenle tazminatın yalnızca hesaplanan süre ile sınırlı olduğu Feshin olağan fesih olarak değerlendirilmesi halinde, ihbar süresine uyulmaması nedeniyle 2 aylık kazanç kaybı olan 6.894,24 TL tazminata hükmedilebileceği" şeklinde raporun ibraz edildiği anlaşılmıştır. GEREKÇE: Asıl dava, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkin, Karşı dava ise sözleşmenin haklı nedenle feshi ile yapılan masrafların tahsili istemlerine ilişkindir. Davacı muris ...ile davalı şirket arasında 09.06.2016 tarihli "Organizasyon Liderliği Sözleşmesi" ile "İş Ortaklığı Çalışma Formu Sözleşmesi" akdedildiği, sözleşmenin devamı esnasından davalı şirket tarafından ... 24. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeleri haklı nedene dayanarak feshettiğini bildirdiği, davacının feshi kabul etmediği ve sözleşmenin haksız nedenle feshedildiğini iddia ederek uğradığı maddi ve manevi zararın tahsilini talep ettiği, davalının da kaşı dava ile sözleşmenin haklı nedenle feshedilerek yapılan masrafların tahsilini talep ettiği olayla ilgili olarak; Davacının iddiasının, fesih bildiriminin haksız olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın (iş akdinin haksız feshinden ötürü ticari itibarın zedelenmesi ve prim alacakları ile kiralama bedelleri düşüldükten sonra) ve 100.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili şeklinde olduğu, Davalının ise savunmasının ise; davacının sosyal medya (Facebook, Instagram vb.) üzerinden şirket ürünleri, çalışanları ve diğer organizasyon liderleri hakkında hakaret içeren, küçük düşürücü, dedikodu niteliğinde ve ticari itibarı zedeleyen paylaşımlarda bulunduğunu, bu durumun şirketin haklı fesih nedenini oluşturduğunu, ayrıca davacının prim alacaklarının bulunmadığını, aksine kiralama şirketine ödenmesi gereken borçlar nedeniyle takas mahsup ilişkisi oluştuğunu belirterek davanın reddini istediği anlaşılmakla; Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, davacının sözleşmenin haksız feshi halinde davalıdan alacaklı olup olmadığı, olması halinde ne kadar alacaklı olduğu, davalının alacak talebinde haklı olup olmadığı ve tarafların alacak miktarlarının ne kadar olduğu hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Yargılama devam ederken davacının vefat etmesi üzerine davacı vekili tarafından mirasçılarının davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce dosya kapsamı, taraflar arasındaki sözleşmeler, ihtarname içerikleri, tanık beyanları, SGK kayıtları, ticari defterler alınarak dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve 2 farklı heyetten tarafından yapılan bilirkişi incelemeleri ve ek raporlar bir bütün olarak değerlendirilmiştir. 1. Sözleşmenin Hukuki Niteliği: Taraflar arasındaki hukuki ilişki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenen "sözleşme özgürlüğü" ilkesi çerçevesinde akdedilmiş olan, isimsiz (sui generis) nitelikte bir ... (Doğrudan Satış/Organizasyon Liderliği) Sözleşmesi'dir. Sözleşmenin muhtevası incelendiğinde; davacının bağımsız bir tacir sıfatıyla ürünleri kendi nam ve hesabına alıp üçüncü kişilere sattığı, kendi organizasyonunu oluşturduğu, prim ve bonus sistemi ile gelir elde ettiği anlaşılmaktadır. Davacının TTK m.122 kapsamında tam anlamıyla acente veya tek elden satıcı olmadığı, bağımsız ticari faaliyet yürüten atipik bir doğrudan satış elemanı konumunda olduğu, bu nedenle somut olayda acentelik/tekel hakkı veren benzeri ilişki unsurlarının ve dolayısıyla portföy tazminatı koşullarının mevcut olmadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda her ne kadar davacı vekili tarafından uzman görüşü raporu sunarak denkleştirme tazminatı talebinde bulunmuş ise de, açıklanan nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmede denkleştirme(portföy) tazminatı şartlarının oluşmayacağı anlaşılmış olup bu kapsamda dosyamız arasına alınan raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. 2. Feshin Haklılığı / Sosyal Medya Paylaşımları: Davalı şirket, feshin gerekçesi olarak davacının sosyal medya hesapları üzerinden şirket çalışanlarına ve diğer liderlere yönelik "fahişe" vb. aşağılayıcı, küçük düşürücü ve ticari itibarı zedeleyici paylaşımlarda bulunduğunu ileri sürmüştür. Dosya kapsamındaki tanık beyanları (Özhan Aktaş ve diğer tanıkların ifadeleri) incelendiğinde; davacının sosyal medya paylaşımlarında iş ahlakına ve şirket etik değerlerine aykırı, çalışma arkadaşlarını hedef alan fevri ve zedeleyici ifadeler kullandığı, bu durumun şirket içi huzuru ve organizasyon bütünlüğünü sarstığı açıkça anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı taraf bu paylaşımların doğrudan bir kişiye hedef alınmadığını ya da yanlış anlaşılmalar olduğunu savunmuş ise de; doğrudan satış ve organizasyon ağlarında şirket imajının, liderler arası uyumun ve ticari itibarın kritik öneme sahip olduğu, davacının eylemlerinin ticari ilişkiyi çekilmez kıldığı ve davalı şirket yönünden sözleşmenin devamını çekilmez hâle getirdiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davalı tarafça gerçekleştirilen feshin haklı nedene dayanmasa bile olağan fesih (bildirim sürelerine uyulmaksızın fesih) koşullarını doğurduğu kabul edilmiştir. Davacının iddiaları ve davalının savunmaları kapsamında tarafların ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılması için taraflara ticari defterlerini sunmak üzere kesin sürenin verildiği, davalının ticari defterlerinin yerinin bildirildiği, bu kapsamda davalının ticari defterlerinin Mahkememiz sınırlarında bulunması nedeni ile Mahkememiz yargı çevresinde bulunan ve alanında uzman SMMM bilirkişi tarafından incelenerek raporun dosyamıza sunulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporları ve ek raporlar doğrultusunda davalı şirketin ticari defterleri usulüne uygun tutulduğu, defter kayıtlarına göre taraflar arasında bakiye borç/alacak ilişkisinin bulunmadığı, davacının ödenmemiş prim alacağı olmadığı tespit edilmiştir. Sözleşmenin belirsiz süreli olduğu, feshin olağan fesih niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği gözetildiğinde; bildirim sürelerine riayet edilmediği için davacının 2 aylık kazanç kaybı tutarında ihbar tazminatına hak kazandığı kanaatine ulaşılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından davacının toplam çalışma süresi ve kazançları (29 ayda toplam 99.966,71 TL ödeme aldığı, ortalama aylık kazancının 3.447,12 TL olduğu) hesaplandığı ve buna göre davacının 2 aylık kazanç kaybının 6.894,24 TL olarak belirlendiği, davacının ise bunun aksin daha fazla gelirinin ve kazancının bulunduğunu somut deliller ile ispatlamadığı anlaşılmakla bu miktar üzerinden davacının alacağının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Netice olarak davalı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ve bu fesih nedeni ile davacının davalıdan 6.894,24 TL kazanç kaybı alacağının oluştuğu bu alacağında talep gibi fesih tarihi olan 08/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir. 3.Manevi Tazminat Talebinin Değerlendirilmesi: Davacı sözleşmenin haksız feshi nedeni ile manevi olarak zarara uğradığını belirterek manevi zararının tahsilini talep etmiştir. Manevi tazminat, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi ile yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ve 58. maddelerinde düzenlenmiştir. Bir tüzel kişinin veya gerçek kişinin manevi tazminata hak kazanabilmesi için; kişilik haklarının, ticari itibarının, şeref ve haysiyetinin hukuka aykırı bir saldırıya uğraması ve bu saldırı neticesinde objektif olarak ağır bir manevi zararın (elem, keder, yıpranma veya ticari güven kaybı) doğması gerekir. Davacının, sırf iş akdinin feshedilmesinin şahsi kişilik haklarının doğrudan zedelenmesine sebebiyet vermeyecektir. Taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshinin sözleşmesel bir aykırılık olup, davacının piyasadaki genel ticari onurunu, itibarını ve şerefini kasten küçültmeye, lekelemeye yönelik ağır ve haksız bir saldırı boyutuna ulaştığına dair dosyada yeterli delil bulunmamaktadır. Ayrıca dosyada davacının şahsını hedef alan, onun kişilik değerlerini doğrudan zedeleyen hukuka aykırı somut bir eylemin varlığı davacı tarafından iddia edilmediği gibi bu durum davacı tarafından ispatlanamadığında davacının manevi tazminat istem şartlarının oluşmadığından reddine karar verilmiştir. 4.Karşı Davanın Değerlendirilmesi; Davalı karşı davacı vekili 12/11/2019 tarihli dilekçesi ile; her ne kadar alacak talebinde bulunulmuş ise de bu taleplerinden dosyadan feragat ettiklerini, feragat beyanı doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Usulüne uygun vekaletname sunan davalı-karşı davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde, davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Feragat yapıldığı andan itibaren maddi anlamda "kesin hükmün" tüm neticeleri ile doğuran ve davayı esastan sona erdiren bir hukuki işlemdir. Mahkemenin yaptığı ise bu durumun tespitinden ibarettir. Davalı karşı davacının davasından feragat ettiği, davanın kamu düzenine ilişkin bir dava olmadığı anlaşılmakla, davanın 6100 sayılı HMK'nın 307 ve devamı maddeleri gereğince karşı davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : 1-)Asıl Davanın KISMEN KABULÜNE, Taraflar arasında imzalanan 09/06/2016 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin TESPİTİ ile, haksız fesih nedeni ile davacının 6.894,24 TL kazanç kaybı alacağının fesih tarihi olan 08/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE, Fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin REDDİNE, Manevi tazminat isteminin şartları oluşmadığından REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 3.483,81- TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 2.751,81-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 31,40-TL, posta ve bilirkişi ücreti gideri 24.608,00-TL olmak üzere toplam 24.639,40-TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 1.700,11-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlasının davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan toplam 940,75 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 875,83-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlasının davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 6.894,24 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine , Davalı maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10.maddesi gereğince hesap ve takdir edilen 6.894,24 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine , Davalı manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine , 2-)Karşı davanın feragat nedeni ile REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir yazılmasına, Davalı tarafından karşı dava için yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı karşı davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 11.726,97- TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine , 6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine, HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03.07.2026

KATİP e-imzalıdır

HAKİM e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2018/364, K. 2026/552, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-364-e-2026-552-k-6e876bcae156