Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/539 E. 2026/1076 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/539
- Karar No
- 2026/1076
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/539 Esas
KARAR NO:2026/1076
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:05/12/2024
NUMARASI:2022/130 ESAS, 2024/306 KARAR
DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.)
KARAR TARİHİ:02/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ile davalılardan ...TV. arasında 12.10. 2017 tarihinde, ... isimli televizyon kanalında, 15 Ekim 2017 ila 14 Ocak 2018 tarihleri arasında yayınlanacak olan "..." isimli televizyon programının mali haklarının devri sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 2. maddesinde belirtildiği üzere ilk bölümünün 15 ekim 2017 tarihinde yayınlanacağı ve toplamda 13 bölümden ibaret olduğunu; söz konusu televizyon programının yayına hazır hale getirilmesine kadar süren bütün süreci/aşamaları kapsayan işlerin davacı tarafından tamamlandığını, bu durumun sözleşme ile sabit olduğunu, programın sözleşmenin 4.7 maddesinde belirtildiği gibi daha önce yayınlanmamış özgün bir eser olduğunu, davacının 13 bölümlük programı davalı kuruma yayına hazır halde devir ettiğini, aynı sözleşmenin 3. ve 5. maddeleri gereği sözleşmeye konu televizyon programının sponsorluk haklarının davacıya bırakıldığı ve belirtilen tarihler arasında davalı kanalda yayınlandığını, ilk yayın tarihinden itibaren büyük beğeni kazanan programın 14 Ocak 2018 yılı sonrasında da devam edilmesine ilişkin davacı yayıncı kuruluş ile yeniden sözleşme yapılması yönünde görüşmeler yürütülürken, davalı yayıncının, söz konusu programın sunumunu üstlenen diğer davalı ile anlaştığı ve programının devamı niteliğindeki yayınlara devam ettiğinin öğrenildiğini, davaya konu bu programın hala davalı kanal tarafından yayınlandığını, son olarak da 04.03.2018 tarihinde saat 12.15 ve 11.03.2018 tarihinde saat 12.15 te yayınlayarak açıkça haksız ve hukuka aykırı olarak ilgili programda sunum işini üstlenen diğer davalının anlaşma yaparak ve söz konusu eser de aynı isim, aynı format, aynı akış, aynı jenerik içerisinde "esinlenme ve yararlanma" serbestisini de açıkça aşan nitelikte yayın yaptığını; bu nedenle davacının fikri mülkiyete dair haklarının haksız ve hukuka aykırı şekilde ihlal edildiğini, yapımı tamamlanan ve yayını gerçekleştirilen 13 bölümün tüm hazırlanma masraflarının davacı tarafından karşılandığını, programın yeni yayın döneminde devam edeceğine olan inanç ile sponsorlar ile görüşmeler devam ederken, davalılardan sunucu ...'in bir takım bahaneler ile 24.12.2017 tarihinde davacıdan mail yoluyla edindiği teklif formunu sadece isim kısmına kendi adını yazdığını, beyanla 5846 sayılı Kanunun 77. maddesi uyarıca programın yayınının tedbiren durdurulmasını; davacıya ait “...” isimli TV programının 5846 sayılı Kanundan kaynaklanan haklarına davalılar tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespiti ve menine, davacının 5846 sayılı Kanundan kaynaklanan haklarını ihlal ile davalılarca elde edilen gelirin bilirkişi marifeti ile tespitine, bu gelirin üç katından az olmamak üzere fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının gerçekleştirdiği televizyon programında müvekkiline de iş teklifinde bulunduğunu, programın ülkemizin yöresel yemeklerinin tanıtıldığı bir yemek programı olduğunu, "..." adlı televizyon kanalında yayınlanmak üzere hazırlanacağını, programın adının "..." olup, müvekkili tarafından bulunduğunu ve kullanılması konusunda da ısrarcı olduğunu, müvekkilinin iddia edildiği gibi sadece "sunucu" olmayıp, tüm içeriği belirleyen ve metni hazırlayan kişi olduğunu, davacı ile diğer davalı ... arasındaki programın yayınlanmasına dair sözleşmenin sona ermesiyle birlikte, mali hak sahibi olan diğer davalı ... tarafından, büyük beğeni toplayan programın devamının müvekkilinden talep edildiğini, ancak davacının işbu davayı ikame etmesiyle birlikte müvekkilinin faaliyetlerini başlayamadan durdurmak zorunda kaldığını, davacının iddia ve beyanlara katılmanın mümkün olmayıp, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, esasa ilişkin olarak ise; müvekkili ...... A.Ş 'nin, ... logosu ile uydu, kablo ve karasal ortamlar üzerinden yayınlarını sürdüren ve Türkiye'nin en büyük ve en çok izlenen televizyon kanallarından biri olan ... TV 'nin mutlak yayın hakkı sahibi ve tek yetkili kullanıcısı olduğunu, dava konusu programın formatının müvekkiline ait olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde "..." isimli programın formatını oluşturduğunu ve programın ismini kendisinin yarattığını iddia ettiğini, ancak davacının tüm bu beyanlarının gerçek dışı olduğunu, televizyon program formatının müvekkili tarafından oluşturulduğunu, dava konusu programdan doğan mali hakların tümünün süre, yer, mecra, sayı, muhteva sınırı olmaksızın 12.10.2017 tarihli sözleşme ile davacı tarafından müvekkiline devredildiğini, "..." isminin müvekkili tarafından yaratılmış olup, davacı tarafın "..." ismi üzerinde herhangi bir hakkı bulunmadığını, davacı tarafın, program ismini kendisinin belirlemiş olduğunu iddia etmiş ise de bu beyanların gerçek dışı olduğunu, davacıya program ismini belirleme işinin verilmediğini, davacı tarafın imzaladığı sözleşmede program ismi üzerinde hiçbir hak iddiasında bulunmadığını belirterek, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 05.09.2019 tarihli 2018/109 Esas 2019/226 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi neticesinde Dairemizin 2020/44 Esas 2022/830 Karar sayılı ilamı ile kaldırılmasına karar verilmiştir.
YENİDEN YAPILAN YARGILAMADA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 05.12.2024 Tarih 2022/130 Esas 2024/306 Kararı; "...Bu tespitten sonra öncelikle dava konusu "..." isimli televizyon programının eser mahiyetinde olup olmadığı hususu değerlendirilmiş, dava konusu ... isimli programın 30 dakika süreli ülkemizin yöre ve insanlarının tanıtıldığı, sohbet şeklinde geçen bir program formatında olduğu, yapımcısının davacı ve sunucusunun davalı ... olduğu, programın gezi ve tadım üzerine kurulu bir program olduğu, programın bilirkişi raporları ile de belirlendiği üzere sahibinin hususiyetini taşıyan bir unsurun bulunmadığı, formatın benzer formatlardan ayıran özgün bir yanının bulunmadığı, dikkate alındığında eser mahiyetinde olmadığı ve eser korumasından yararlanamayacağı kabul edilmiştir. Bu tespitten sonra davacı tarafın korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığı hususu da değerlendirilmiş, FSEK 84. Maddesinde her ne kadar bir işaretin, resmin veya sesin, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tesbit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan yahut yayan kimse, aynı işaretin, resmin veya sesin 3 üncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını veya yayımlanmasını men etme hakkının bulunduğu, bu korumanın haksız rekabet hükümleri çerçevesinde talep edilmesinin mümkün olduğu, davacı tarafın yapımcısı olduğu hususiyet itibari eser vasfı bulunmayan televizyon programının eser vasfı bulunmasa da iş ürünü mahiyetinde olduğu ve haksız rekabet korumasından yararlanacağı alınan bilirkişi raporları ve Mahkememizce yapılan değerlendirme ile sabit görülmüştür. Davalılar her ne kadar davacı tarafın eserden kaynaklı hakların korunması talebi ile dava ikame ettiğini ve FSEk 84. Maddeden kaynaklı koruma talebinde bulunmadığını beyan ve iddia etmiş ise de maddi vakıa çerçevesinde hukuki vasıflandırma hakime ait olduğu gözetilerek uyuşmazlığın değerlendirilmesi ve uygulanacak hükümlere mahkememizce karar verileceği gözetilerek bu yöndeki savunmalara itibar edilmemiştir. Bu tespitlerden sonra davalılarca davacının haksız rekabet hükümleri çerçevesinde haklarının ihlali yönünden uyuşmazlık değerlendirilmiş, davacı şirket davalı televizyon arasında ile 12.10.2017 tarihli 13 bölümlük program yapım sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme gereği davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle davalı tarafa programların teslim edildiği, bu 13 bölüm yönünden davalı tarafın yapımcı tarafa bedeli ödediği tarafların kabulündedir. Bu çekilen 13 bölüm sonrasında dava konusu programın davalı ...'in sunumunda ve aynı formatta 66 bölüm daha çekildiği ve yayınlandığı da davalı şirket kayıtları ile sabittir. Bu yayınlanan bölümler yönünden aynı formattaki yayın sebebiyle az yukarıda ifade edildiği üzere davacı şirketin iş ürünü dolayısıyla haklarının haksız rekabet hükümleri çerçevesinde ihlal edildiği, yapılan araştırma sonrası bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere piyasa şartlarına ve yayın yılına göre bölüm başı program maliyet bedelinin 20.000 TL + KDV olacağı, bu haliyle bölüm başı kar marjının % 25 olabileceği, bu durumda maliyet bedelinin % 25’i ( 20.000 TL. X 0,25) = 5.000 TL. bölüm başı ortalama kar elde edebileceği, bu haliyle davalıların yayıncı şirketin elde edebileceği kar miktarı : (66 Bölüm x 5.000,00 TL).= 330.000,00 TL. Olacağı ve davacı tarafın haksız rekabet hükümleri çerçevesinde haksız eylemi birlikte gerçekleştiren davalılardan bu miktar yönünden talepte bulunma hakkı bulunduğu kabul edilmiş ve maddi tazminat talebi yönünden davanın bu miktar yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, az yukarıda ifade edildiği üzere davacı tarafın iş ürünlerinin haksız kullanılması sebebiyle davalı eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu kabul edildiğinde davacı tarafın bu ihlaller dolayısıyla TTK'nın 56 ve TBK'nın 58. Maddesine göre manevi zararının oluşacağı kabul edilerek, ihlalin mahiyeti, günün koşulları ve talep miktarı nazara alınarak 10.000,00-TL Manevi tazminat alacağının haksız ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın kararın yayınlanması talebi de değerlendirilmiş, FSEk 84. Maddesi ve TTk'nın 59. Maddesindeki düzenleme çerçevesinde "davayı kazanan tarafın istemiyle, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebilir" hükmü çerçevesinde kararın yayınlanmasını talep hakkı bulunduğu kabul edilmiş ve kararın bir gazetede bir kez ilanının kararın mahiyeti ile uyumlu olduğu kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle ;Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1- Davalıların "..." isimli programı yayınlaması dolayısıyla FSEK 84. Maddesi dikkate alınarak davacının hak sahibi olduğu sinema mahsulleri yönünden haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabet oluşturan yayınlamalarının MEN'İNE ,2-330.000,00-TL Maddi tazminat alacağının ıslah tarihi olan 15.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3-10.000,00-TL Manevi tazminat alacağının ıslah tarihi olan 15.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,4-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle verilen kararın hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Öğretide; birçok uyuşmazlıkta haksız rekabete ve fikri mülkiyet haklarına ilişkin taleplerin iç içe geçmiş durumda olduğu, günümüzde fikri mülkiyet hakları ile haksız rekabetin önlenmesine ilişkin kurallar arasındaki ilişki yönünden ağırlıklı görüşün kümülatif koruma ilkesi olduğu, bu ilkeye göre, haksız rekabetin önlenmesine ilişkin kurallar ile fikri mülkiyet haklarına ilişkin kurallar şartların varlığı halinde doğrudan ve birinci dereceden uygulanabileceği ,Mahkemenin dava dilekçesinde belirtilen ve ıslah talebi ile davalıların elde ettiği karın 3 katı oranındaki maddi tazminat talebimizin reddinin hukuka, hakkaniyet ve nesafet kurallarına aykırı olduğunu, Mahkemece manevi tazminat talebinin de ıslah edilmiş olduğu varsayılarak "(...)10.000,00-TL Manevi tazminat alacağının ıslah tarihi olan 15.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili" ne karar verilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın, 12.10.2017 tarihli sözleşme ile, "..." isimli programa ait tüm hakları yer, süre ve içerik bakımından sınırsız bir şekilde müvekkiline devir edildiğini ...grubu bünyesindeki ... Gazetesi’nde 2016 yılından bu yana “...” başlıklı köşesinde, yemekler ve yöresel lezzetler konularında yazılar kaleme alan ve bu alanda işinin ehli bir isim olan diğer davalı ... tarafından sunulacak bir yemek programı yapmaya karar vermiş, programın adını “tadında hikâyeler” olarak belirlemiş, yayınlanacak programın formatını oluşturmuş ve diğer davalı ... ise programın sunuculuğunu üstlendiğini,davacı taraf ile de, “tadında hikâyeler” isimli tv programının yalnızca yapım hizmetlerini gerçekleştirmesi amacıyla 12.10.2017 tarihli yapım sözleşmesi (dosyada mübrez) akdedildiğini, sözleşme’nin süresiz olarak yürürlükte kalacağı da davacı tarafından 5.3. ve 16.2. maddelerinde açıkça kabul ve beyan edildiğini, mahkeme tarafından , 12.10.2017 tarihli sözleşme'nin hükümleri yanlış yorumlandığını ve yalnızca "13 bölümün" mali haklarının devredildiğinden bahisle 14 ocak 2018 tarihinden sonra yayınlanan bölümlerin ihlal teşkil edip etmediği konusunda değerlendirme yapıldığını, devrin konusunu oluşturan mali hakların hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın müvekkiline devredildiğini, sözleşme'nin 5. maddesinde "13 bölüm" ibaresi yer almamakta olup, mali hakların devri hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmadığını, davacının tazminat taleplerini haksız rekabet hükümlerine dayandırmadığını, yerel mahkeme tarafından haksız rekabet hükümlerine göre hüküm kurulmasının usul ve hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf program formatını ve program ismini belirlediğini iddia etmekte ise de, bu iddialarını ispata elverişli hiçbir delil sunamadığı gibi, dava konusu sözleşmede de iddialarına dayanak teşkil eden hiçbir ibare bulunmadığını,12.10.2017 tarihli sözleşme kapsamında davacının tek görevinin yapım hizmetlerinin gerçekleştirilmesi olduğunu, davacının program isminin belirlenmesi ve program formatının hazırlanmasında hiçbir görevi ve katkısı olmadığını, davacı dosyaya hiçbir tescil belgesi sunmadığı halde, program isim ve formatının kendisine ait olduğunu iddia etmesi de abesle iştigal olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; Taraflarınca bilirkişi raporlarına itiraz edildiğini, delillerin tamamı toplanmadığını ve değerlendirilmediğini, müvekkiline ait hangi eylemlerin haksız rekabet oluşturduğu somut olarak tespit edilmediğini,Aşağıda detaylıca açıklanacağı üzere her şeyden önce programın isminin ve formatının davacıya ait olup olmadığı konusu eksik/hatalı değerlendirildiğini, müvekkilinin programın isim sahibi olduğunu, aksi yönde tespitte bulunulduğunu, Haksız rekabet niteliğinde eylem gerçekleştirilmediğini,müvekkilinin kendisinin gerçek hak sahibi olduğunu,müvekkili ile davacı arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, ancak diğer davalı ile davacı arasında sözleşme ve belirli bir iş ilişkisi mevcut olduğunu, Mahkeme tarafından hak sahipliğine ait beyan ve deliller ve özellikle de whatsapp yazışmalarının incelenmediğini, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmediğini,Mahkemece BAM kararına uygun yargılama yapılmadığını, KABUL ETMEMEKLE BİRLİKTE bir an için programın eser mahiyetinde olmadığı ve iş ürünü olduğunun kabulü halinde dahi müvekkilinin programın konseptini, hikâyelerini, sunum biçimini ve özgün ismini bizzat geliştirdiğini, bu hususta gerek yapım sürecine ilişkin e-postalar, gerekse WhatsApp yazışmaları ve tanık beyanları dosyaya sunulduğunu, Davacının davasını FSEK kapsamında düzenlenen mali hak ihlaline dayanarak ikame ettiğini, FSEK 84 vd. Maddeleri uyarınca da herhangi bir talepte bulunmadığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, eser sahipliğine dayalı mali hakların ihlali iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince;" Davanın kısmen kabulü ile,1- Davalıların "..." isimli programı yayınlaması dolayısıyla FSEK 84. Maddesi dikkate alınarak davacının hak sahibi olduğu sinema mahsulleri yönünden haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabet oluşturan yayınlamalarının MEN'İNE, 2-330.000,00-TL Maddi tazminat alacağının ıslah tarihi olan 15.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3-10.000,00-TL Manevi tazminat alacağının ıslah tarihi olan 15.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,4-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle verilen kararın hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına,..." karar verilmiştir. Karara karşı, taraflar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.FSEK Madde 84 – "Bir işareti, resim veya sesi, bunları nakle yarıyan bir alet üzerine tesbit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan yahut yayan kimse, aynı işaretin, resmin veya sesin 3 üncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını veya yayımlanmasını menedebilir.Tevacüz eden tacir olmasa bile birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında haksız rekabete mütaallik hükümler uygulanır.Eser mahiyetinde olmıyan her nevi fotoğraflar, benzer usullerle tesbit edilen resimler ve sinema mahsulleri hakkında da bu madde hükmü uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.Davacı tarafından; 12/10/2017 tarihli sözleşme ile 15 Ekim 2017 ila 14 Ocak 2018 tarihinde yayınlanacak olan "..." isimli TV programının mali haklarının davalılardan ...A.Ş.’ ye devrettiği, ancak bu tarihten sonra davalı yayın kuruluşunun, diğer davalı ... ile sözleşme yaparak, programı aynı isim, aynı format ve aynı akış, aynı jenerik içerisinde yayınlamaya devam ederek müvekkilinin maddi ve manevi haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek davacının 5846 sayılı Kanunu'ndan kaynaklanan haklarına davalılar tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespiti ve men'i ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuştur.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 12/10/2017 tarihli sözleşme ile davaya konu TV programının 13 bölümünün yapımcısının davacı olduğu, 13 bölümün mali haklarının davalı ...'ya devredildiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, yapılan bilirkişi incelemesi ile davalıların, davacı programını aynı biçimde işlediği ve yayınladığı, programın gezi ve tadım üzerine kurulu bir program olmakla birlikte sahibinin hususiyetini taşıyan bir unsurun bulunmadığı, formatın benzer formatlardan ayıran özgün bir yanı bulunmadığından "eser" mahiyetinde olmadığı ve eser korumasından yararlanamayacağı, ancak iş ürünü mahiyetinde de olduğundan FSEK 84. Madde kapsamında haksız rekabet korumasından yararlanacağı, davacı şirket ile davalı televizyon arasında ile 12.10.2017 tarihli 13 bölümlük program yapım sözleşmesi imzalandığı, çekilen 13 bölüm sonrasında dava konusu programın davalı ...'in sunumunda ve aynı formatta 66 bölüm daha çekildiği ve yayınlandığının davalı şirket kayıtları ile sabit olduğu, piyasa şartlarına ve yayın yılına göre bölüm başı program maliyet bedeli ve bölüm başı kar marjının % 25 olabileceği tespiti ve maliyet bedeli nazara alınarak davalıların yayıncı şirketin elde edebileceği kar miktarının 330.000,00 TL. Olarak belirlendiği, davacı iddiasının ileri sürülüş şekli ve neticei talebi dikkate alındığında talebin FSEK 84. Madde kapsamında değerledirilmesinin mümkün bulunduğu, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarında ve ihlal edilen hakkın niteliğine göre takdir edilen manevi tazminat miktarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından taraflar vekillerinin istinaf istemlerinin ayrı ayrı reddi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı ... vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
3-Davalı şirket vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
4- Davacı yönünden Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5- Davalı ... yönünden Alınması gereken 23.225,40 TL nispi harçtan, peşin alınan 5.806,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.419,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6- Davalı şirket yönünden Alınması gereken 23.225,40 TL nispi harçtan, peşin alınan 5.807,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.418,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/07/2026