Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1049 E. 2026/1116 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1049
- Karar No
- 2026/1116
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1049
KARAR NO:2026/1116
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13.04.2026 tarihli ara karar.
NUMARASI:2025/1201 E.
DAVANIN KONUSU:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen bono ve protokolün iptali ile ödenen bedelin istirdadı talepli dava dosyasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
İhtiyati haciz talep eden davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle;davalının,davacıların hiçbir şekilde ilgisi ve bağlantısının olmadığı bir borçtan dolayı davacılar ile dava dışı ... hakkında Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/287 Esas sayılı dosyasından ihtiyati haciz talepli nam-ı müstear davası açtığını,Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/287 Esas sayılı dosyasından ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilince kabul edilerek müvekkillerinin taşınmaz ve araçları üzerine ihtiyati haciz konulması kararı verildiğini, bu ara karar uyarınca davalı tarafça Aydın İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 14/11/2025 tarihinde müvekkillerimden ...'ün hayvan çiftliğine ve evine gidilerek haciz yapıldığını, haczedilen malların muhafaza işlemlerine başlandığını, davalının çok yakın zamanda da Aydın İcra Müdürlüğünün önce ... Talimat sayılı dosyasından ve kısa bir süre sonra da Aydın İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından, alacaklı ve borçlu arasındaki alacak verecek ilişkisiyle hiçbir alakası olmayan müvekkillerinin işletmesine gelerek borçla ilgisi olmayan müvekkillerinin malların borçluya ait olduğunu iddia ederek cebri icra baskısıyla borcu ödetmeye çalıştığını, bu dosyadan dolayı haciz işlemi zaten yapıldığını, davacı ...'ün kayınpederi ... aleyhine İstanbul 30. İcra Müdürlüğ'nün ... sayılı dosyadan açılmış olan icra takip dosyanın kesinleşmesi sonucu Aydın İcra Müdürlüğü’nün ... Talimat sayılı dosyasına yazılan talimat uyarınca, söz konusu talimat dosyasından 30/10/2025 tarihinde hacze başlandığını, dosya kapsamında gerçekleşen haciz işlemi neticesinde müvekkillerine ait Aydın İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasındaki 30/10/2025 tarihli haciz tutanağında da görüleceği üzere canlı hayvan, araç, saman , yem ve malzeme haczedildiğini, ancak, müvekkilleri ile borçlu arasında ticari yada haczedilen mallar üzerinden herhangi bir bağlantı veya ilişki bulunmadığını, bu nedenle, tutanakta belirtilen tüm haczedilen malların davacıların olduğunu, davacılar ile birlikte dava dışı ...'ın 2018 yılından beri gayri resmi ortak olarak beraber hayvancılık işi yaptığını, dava dışı ... ayrıca kendisine ait hayvan çiftçiği bulunduğunu, davacıların aynı zamanda tarım ... sigortalısı olduğunu, davalının bundan kısa bir süre sonra da Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/287 Esas sayılı dosyasından ihtiyati haciz talepli nam-ı müstear davası açtığını,ihtiyati haciz kararı aldığını, ihtiyati haciz baskısı altında 14/11/2025 tarihli protokol ve ekindeki adi yazılı kağıda yazılmış 2 adet bononun (14/11/2025 Tanzim 27/11/25025 Vade Tarihli 350.000,00 TL.lik Bono ve 14/11/2025 Tanzim 29/12/25025 Vade Tarihli 2.750.000,00 TL.lik Bononun)'nun imzalanmaması durumunda evdeki ve işletmedeki araçların ve hayvanların ihtiyati hacizle kaldırılıp yediemine götürüleceğinin söylenmesi üzerine davacıların da çaresiz bir şekilde hayvancılık işletmeleri daha fazla zarar görmesin diye önlerine sunulan protokolü ve de ekindeki adi yazılı evrakların bono olduğunu dahi anlamadan imzalamak zorunda kaldığını, davalının Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2028/287 Esas sayılı dosyasından davacı ...'nin onlarca taşınmazına ihtiyati haciz koydurmasına rağmen cebri icra baskısıyla imzalatmış olduğu protokol ve ekindeki 2 adet bonoyu da sanki yeni bir borç ilişkisiymiş gibi tahsili için yargıya başvurduğunu, Aydın İcra Müdürlüğü'nün ile Aydın İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından gelerek müvekkillerine sanki borçlularmış gibi muamele edilerek borcun ödenmesi, ödenmemesi halinde tüm canlı hayvan ve tarım araçları ile traktör gibi araçların haczi ile bunların işletme mahallinden kaldırılarak resmi yediemine götürülmesi konusunda adeta cebri icra tehdidi yapıldığını,oysa ki UYAP'tan yapılacak sorgulamada da açıkça görüleceği üzere davacı müvekkillerinin üzerine kayıtlı en az 20-25 adet tarla ve zeytinlik vasfında taşınmaz taşınmazları olduğunu,bu taşınmazların değeri ihtiyati hacze konu alacağın en az 10-20 katı olduğunu, davalının amacı gerçekten iyi niyetli olsaydı sözde alacağıyla ilgili mahkemenin ihtiyati haciz kararıyla taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz koydurabilecekken sırf davacılara cebri icra yoluyla baskı kurarak ödeme yapmalarını sağlamak için canlı hayvanları, traktörleri ve tarım araçlarını haciz ve muhafaza altına almaya çalışmasının davalı tarafın kötü niyetli olduğunu açıkça gösterdiğini, davalının amacının alacak borç ilişkisi ve taraflarla hiçbir ilişkisi olmayan davacılardan, hukuk ve yargıyı kullanarak dava ve ihtiyati haciz baskıları kurarak onları, borçlu ve taraf olmadıkları dosya borcu için ödeme yapmaya zorlamak olduğunu,işletmenin tüm mallarınon yerinden icra marifetiyle götürüldüğünü,bu durumun davacıların işletmesi resmen felce uğrattığını, davacının davalıya karşı herhangi bir hukuki ilişkileri, borç ilişkilerinin bulunmadığını, telafisi mümkün olmayan zararlar ortaya çıktığını,ihtiyati haciz ara kararına itiraz ettiklerini, itirazın da kabul edilerek kısmen kabul kararı aldıklarını ve araçlar üzerine konulan ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına, gayrimenkuller üzerine konulan ihtiyati hacizlerin devamına karar verildiğini,davalının, ihtiyati haciz kararı ile baskı uygulanarak davacıların işleri dolayısıyla Ankara'ya gittikleri gün 14/11/2025 günü cebri icra baskısıyla alacak ve borçla hiçbir ilgisi olmayan uzun yıllardan beri çiftçilik ve hayvancılık işi yapan davacılara 14/11/2025 tarihli protokol ve ekindeki adi yazılı kağıda yazılmış 2 adet bononun imzalanmasını sağladığını, davacıların çaresiz bir şekilde hayvancılık işletmeleri daha fazla zarar görmesin diye önlerine sunulan protokolü ve de ekindeki adi yazılı evrakların bono olduğunu dahi anlamadan imzalamak zorunda kaldığını, davacıların davalıya 4.168.554,00 TL. ödemek zorunda kaldığını, eldeki davanın İİK'nın 72/6-8 maddelerine göre ödenen bu bedelin istirdadı istemine ilişkin olduğunu, davacıların korkutma ve baskı ile protokol ve bonoları imzaladığını, davalının, önce Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/287 Esas sayılı dosyasından davalı davacıların onlarca taşınmazına ihtiyati haciz koydurmasına rağmen cebri icra baskısıyla imzalatmış olduğu protokol ve ekindeki 2 adet bonoyu da sanki yeni bir borç ilişkisiymiş gibi tahsili için ayrıca İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne 2025/1788 D. İş. İhtiyati haciz talep ettiğini, 2 bononun tahsilde tekerrür oluşturacak şekilde İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu edildiğini ileri sürerek, İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu edilmiş 14/11/2025 tarihli protokol ve ekindeki 14/11/2025 tanzim,27/11/25025 vade tarihli, 350.000,00 TL'lik, yine 14/11/2025 tanzim, 29/12/25025 vade tarihli, 2.750.000,00 TL'lik bononun TBK'nın 38 ve 39.maddeleri ile sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iptaline ve cebri icra tehdidi ile ödenen toplam 4.168.554 TL'nin işleyecek reeskont faizi ile davalıdan istirdadına ve %20 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 10.04.2026 tarihli dilekçesi ile, yargılamanın bekletici mesele, istinaf, temyiz aşaması gibi oldukça uzun sürebileceği de göz önüne alındığında, davalının bu süreçte aktiflerini azaltması, devretmesi veya başkaca muvazaalı işlemlerle malvarlığını kağıt üzerinde boşaltması riskinin mevcut olduğunu, ülkede ve dünyada yaşanan ekonomik buhran, savaşlar ve benzeri durumlardan ötürü davalı şirketin konkordato - iflas ve benzeri nedenlerle öncelikle mahkemece takdir edilecek teminat karşılığında, dava konusu 4.168.554,00 TL ana para ve işleyecek ticari faizi karşılayacak miktarda davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine dosya üzerinden ihtiyati haciz konulmasını istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davacıların icra dosyasının tarafı (asıl borçlusu) olmadıklarından taraf sıfatına haiz olmadığını, yapılan ödemenin, asıl borçluların borcuna mahsuben icra dosyasına yapıldığını, üçüncü kişinin icra dosyasına yaptığı ödemenin, İİK m. 12 ve TBK ifa hükümleri uyarınca borçlunun borcunu sona erdiren bir ifa niteliğinde olduğunu, ödeme ile borçtan kurtulan kişinin asıl borçlu olduğunu, davacıların yan üçüncü kişilerin eğer bir zarara uğradıklarını iddia ediyorlarsa, rücu ilişkisi kapsamında muhataplarının alacaklı davalı değil borcu ödenen asıl borçlu olduğunu, davacıların aktif husumetinin bulunmadığını, dava dışı ... AŞ ile borçlu ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında düzenlenen bono borcunun vadesinde ödenmemesi üzerine, alacağın tahsili amacıyla İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nden ihtiyati haciz kararı alınmış,akabinde İstanbul 30. İcra Dairesi nezdinde ...yolu ile icra takibi başlatıldığını, bu banka alacağının, daha sonra usulüne uygun şekilde müvekkili şirkete temlik edildiğini, icra takip sürecinde yapılan araştırmalar ve fiili haciz işlemleri sırasında, borçlu ...’ün borcun doğumundan sonra kendi adına malvarlığı edinmekten sistematik şekilde kaçındığını, buna karşılık yakın akrabası olan gelini ... ve onun sözde ortağı ... üzerinden ticari faaliyetlerini fiilen sürdürdüğünün tespit edildiğini, bu kapsamda, İstanbul 30. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından yazılan talimat doğrultusunda, Aydın İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyası üzerinden 30.10.2025 tarihinde Aydın ili Koçarlı ilçesinde, davacılara ait olduğu ileri sürülen adreste fiili haciz işlemleri gerçekleştirildiğini, yapılan haciz sırasında, borçlu ...’ün haciz mahallinde fiilen faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığını, borçlunun, işbu davanın davacısı sıfatına haiz ... üzerinden ticari faaliyetlerini sürdürdüğünün tespit edildiğini, bu tespitler doğrultusunda, Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2025/287 E. sayılı dosyası ile nam-ı müstear davası ikame edildiğini, anılan dosyada davacılar aleyhine ihtiyati haciz kararı verildiğini, bu kararın infazı kapsamında davacılara ait adrese hacze gidildiğini,haciz sırasında ve sonrasında, borcun kendisine ait olmadığını iddia eden davacı ...’ün, buna rağmen dosya borcunun ödenmesi hususunda alacaklı vekili ile bizzat temasa geçerek pazarlık yapması ve ödeme taahhüdünde bulunmasının 30.12.2025 tarihli haciz tutanağında icra memuru tarafından haciz tutanağına işlendiğini, bu durumun taraflar arasındaki ekonomik birlikteliği ve muvazaalı ilişkiyi açıkça ortaya koyduğunu, icra takibi kapsamında gerçekleştirilen haciz işlemlerinin tamamen mahkeme kararına ve kanuni yetkiye dayanılarak usulüne uygun şekilde icra edildiğini, haciz sırasında düzenlenen tutanakların resmi belge niteliğinde olduğunu, bu tutanaklarda davacılar tarafından herhangi bir baskı, tehdit, zorlama veya hukuka aykırılığa ilişkin itiraz ya da beyanın yer almadığını, devamında taraflar arasında 14/11/2025 tarihli protokol imzalandığını, bu protokol kapsamında iki adet bono düzenlendiğini,protokol ve bonoların, davacıların serbest iradeleriyle imzalandığını, düzenleme aşamasında herhangi bir cebir, tehdit veya baskının varlığına dair somut bir olgu bulunmadığını, daha da önemlisi, davacıların istirdat iddialarını ileri sürmelerine rağmen, zorunlu arabuluculuk sürecinden sonra, 19/12/2025 tarihinde hukuk bürolarına gelerek borcun kalan kısmını ödediğini, bu ödeme karşılığında bonolarını teslim aldıklarını, yapılan ödemelerin tarihleri ve mahiyetinin mahkemece icra dosyasının celbi halinde açıkça görüleceğini, dosya borcunun arabuluculuk başvuru tarihinden ve istirdat iddiasının ileri sürülmesinden sonra, herhangi bir icra baskısı bulunmaksızın ödendiği tereddütsüz şekilde ortaya çıkacağını, bu kronolojik sürecin, davacıların ödeme işlemlerini kendi serbest iradeleriyle gerçekleştirdiklerini açıkça gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 13.04.2026 tarihli ara kararında; "...İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kural olarak; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun bulunması ile alacaklının alacağının varlığını ve miktarını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir.Dosya kapsamı, iddia ve savunmalar birlikte değerlendirildiğinde;Huzurdaki uyuşmazlığın temelini, 14/11/2025 tarihli protokolün ve akabinde tanzim edilen bonoların irade sakatlığı altında imzalanıp imzalanmadığı ile bu kapsamda ödenen paranın istirdadının gerekip gerekmediği hususları oluşturmaktadır.İstirdat ve menfi tespit taleplerinde haklılığın ortaya konulabilmesi; davacıların asıl borçlu ile olan organik bağ iddialarının incelenmesini, taraf iradelerinin fesada uğratılıp uğratılmadığının araştırılmasını, sunulan delillerin çekişmeli yargı kuralları çerçevesinde tam ve eksiksiz bir biçimde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.Bu aşamada, dava gereği alacağın varlığı, muacceliyeti ve likit olup olmadığı hususları yargılamayı gerektirmekte olup, İİK m. 257 anlamında ihtiyati haciz için aranan "yaklaşık ispat" koşulunun şu an itibarıyla somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.Ayrıca, davacı tarafça ileri sürülen davalı şirketin mal kaçırma hazırlığında olduğuna veya iflas/konkordato riski taşıdığına yönelik iddialar soyut nitelikte olup, İİK m. 257/2 kapsamındaki istisnai şartları destekler mahiyette somut, inandırıcı delillerle desteklenmemiştir.Açıklanan nedenlerle, yasal şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir.Bu ara karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamındaki delillerin cebri icra tehdidi altında yapılan ödemeleri ve davalının kötü niyetli hareket tarzını açıkça ortaya koyduğunu,Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/287 Esas sayılı dosyası üzerinden alınan ihtiyati haciz kararı doğrultusunda, işletmelerine yönelik fiili haciz ve muhafaza işlemleriyle davacıların ağır baskı altına alındığını, bu baskının etkisiyle, bonoların protokolün imzalandığını, iradelerinin fesada uğradığını, haksız ödemenin yapıldığı tarihlerde müvekkillerinin alacağının muaccel hale geldiğini, herhangi bir rehinle teminat altına alınmadığını, yargılamanın bekletici mesele, istinaf ve temyiz aşamaları nedeniyle uzun süreceğini, davalının bu süreçte aktiflerini azaltma, devretme veya muvazaalı işlemlerle malvarlığını boşaltma riskinin yüksek olduğunu, ülkemizde ve dünyada yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve şirketin konkordato/iflas riski de dikkate alındığında, ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde telafisi güç zararlar doğacağının açık olduğunu, davalının, aynı alacak için hem mevcut icra takibi varken hem de cebren imzalattığı bonolar üzerinden yeni takip başlatmak suretiyle tahsilde tekerrür yaratmış, hukuki süreci kötü niyetli şekilde bir baskı aracı olarak kullandığını,bunun dosya kapsamındaki delillerle sabit odluğunu, davalının mal kaçırma riskini somutlaştırdığını, davalı şirketin iflas etmesi veya buna benzer bir durum yaşaması halinde davayı kazanmaları halinde davacıların bu alacaklarını kimden ne şekilde tahsil edeceklerinin tamamen muamma olduğu gibi davalı şirketin iflas etmeyeceğinin garantisi de bulunmadığını,mahkeme kararında, davalı şirketin mal kaçırma hazırlığında olduğuna veya iflas/konkordato riski taşıdığına ilişkin iddiaların soyut olduğu belirtilmişse de, sunulan haciz tutanakları, ödeme dekontları ve protokol/senetler, cebri icra tehdidi ve baskı altında yapılan ödemeleri açıkça ortaya koyduğunu, özellikle ödeme dekontlarında yer alan "dava açma haklarım saklı kalmak üzere" şerhinin ödemenin rızai olmadığını ve borcun kabul edilmediğini gösterdiğini,bu sebeple davalı şirketin menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması gerektiğini, Anayasanın 36. maddesi gereği, hak arama özgürlüğü kapsamında, dava sonunda alınacak ilamın infazının güvence altına alınması için ihtiyati haciz gibi koruma tedbirlerinin etkin şekilde uygulanması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, dava konusu protokol ve ekindeki bonoların korkutma ve baskı altında imzalandığı iddiasıyla iptali ve cebri icra tehdidi altında ödenen bedelin iadesi istemine; istinaf, ihtiyati haciz isteminin reddi ara kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddi kararına karşı, ihtiyati haciz talep eden davacılar vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi,HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar vekili dava dilekçesinde; 14/11/2025 tarihli protokolün ve bu protokol ekindeki 14/11/2025 tanzim, 27/11/25025 vade tarihli, 350.000,00 TL'lik, yine 14/11/2025 tanzim, 29/12/25025 vade tarihli, 2.750.000,00 TL'lik bononun TBK'nın 38 ve 39.maddelerine göre baskı ve korkutma sonucu imzalandığını,davacıların davalıya bir borcu bulunmadığını, icra tehdidi altında icra dosyasına konu edilen bu bonolar için ödeme yapılmak zorunda kalındığını ileri sürerek, protokol ve bonoların iptaline ve ödenen 4.168.554 TL'nin işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 09.04.2026 tarihli dilekçesi ile ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.Mahkemece yaklaşık ispatın sağlanamadığı, alacağın varlığı ve muacceliyetinin yargılamayı gerektiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır.İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır.Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir.İİK'nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulması aranmaktadır. Somut olayda, ihtiyati haciz talep eden tarafça alacağın varlığına dair ve ihtiyati haciz kararı verilmesini sağlayacak kanaat verici delil sunulamadığı, mevcut delillerin yaklaşık ispata yeterli olmadığı, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.Zira davacıların iddia ettiği gibi bono ve protokol sebebiyle davacıların davalıya borçlu olup olmadıkları, bunları korku ve baskı ile imzaladıkları konusunda yaklaşık ispatın sağlanamadığı bu aşamada ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.Yargılamanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delil durumuna göre talep edilmesi ve şartların oluşması halinde her zaman ihtiyati haciz kararı verilmesinin mümkün olduğu da nazara alındığında bu aşamada dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgeler yaklaşık ispat için yeterli kabul edilecek nitelikte olmayıp ilk derece mahkemesince verilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Buna göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Her ne kadar mahkemece, "talebin yargılamayı gerektidiği'' şeklinde yasada yer almayan bir gerekçeye de ara kararda yer verilmiş ise de ara karar sonucu itibariyle doğru olduğundan bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen 13.04.2026 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- İhtiyati haciz talep eden davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-İhtiyati haciz talep eden davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.11.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.