Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1068 E. 2026/1119 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1068
Karar No
2026/1119
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1068

KARAR NO:2026/1119

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:27/01/2026

NUMARASI:2024/261 E. - 2026/33 K.

DAVANIN KONUSU:Alacak (Şirket ortaklığından kaynaklanan)

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin yönetim işleri ve kayyımlık görevinin ilgili ... gereği ...'ye devredildiğini, sonrasında ilgili ... uyarınca ...' nın ilişkili olduğu başkan yardımcılığı makamı tarafından yönetim kurulu oluşturulduğunu, davalının davacı müvekkili şirkete karşı sermaye artırımı sonucunda taahhüt ettiği sermaye payı borcunu süresi içinde ödemediğini, temerrüte düştüğünü, şirketin, 50.000-TL olarak belirlenen ve 2.000 hisseden oluşan sermayesinin 28.10.2011 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artırımına gidilerek 32.000.000 TL'ye yükseltildiğini, her biri 16.000.-TL olan 2.000 hisseden oluşması kararlaştırıldığını, şirketin 16.05.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ise 32.000.000,00-TL olan sermayesinin yeniden artırılarak 51.056.000,00-TL olması kararı verildiğini, işbu sermayenin beheri 1,00-TL değerinde 51.056.000 adet nama yazılı paya bölünmesinin kararlaştırıldığını, sermaye artırımında davalının 1.280.000,00-TL sermaye tutarı karşılığında 1.280.000 pay ve % 3,7606 pay oranına sahip olduğunu, önceki sermayeyi teşkil eden 32.000.000,00-TL tamamen ödenmiş olup artırılan 19.056.000,00- TL ortaklar tarafından sahip oldukları paylar oranında nakden ve her türlü muvazaadan ari olarak tamamen taahhüt edilmiş olduğunu, nakden taahhüt edilen sermayenin 1/4'üne denk gelen 4.764.000,00- TL sermaye artırımının tescilinden önce ödendiğini, kalan 3/4'e karşılık gelen 14.292.000- TL'nin 24 ay içinde ödenmesinin ilgili pay sahiplerince taahhüt edildiğini, davacı şirketin 16.05.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararı gereğince, davalı tarafından ödenmesi öngörülen sermaye artırımında % 2.5071 oranında paya karşılık gelen 360.000,00-TL'nin de yine aynı kararda öngörülen 24 ay içinde ödenmesi gerekirken ödenmediğini, bunun üzerine, yönetim kurulu tarafından 16.05.2014 tarihinde usulüne uygun olarak alınan karar gereğince davalıya gönderilen Kayseri ... Noterliğinin 05.01.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ödenmeyen sermaye payı borçlarının 16.01.2017 tarihi mesai saati bitimine kadar ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının 16.01.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Türk Ticaret Kanunu'nun 482. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli şartların oluşmadığı, kanuna aykırı olarak sermaye koyma borcunun talep edildiği, temerrüt faizi talebinin de hukuka aykırı olduğu, söz konusu faiz oranının kanunen belirlenen sınırların çok üzerinde olduğu, sermaye koyma borçlarının hukuka ve kanuna uygun bir şekilde talep edilmesi halinde ifa etmeyi arzu ettiklerini, malvarlıkları üzerinde Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/342 Esas sayılı dosyasında yürütülen yargılama nedeniyle tedbir bulunmasından dolayı talebin karşılanamadığının belirtildiğini, bu şekilde davalı tarafından bakiye sermaye payı borcunun ifa edilmediğini, davacının 14.06.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile artırılan sermaye payını ödemeyen ortakların artırılan sermayeye isabet eden yeni pay alma esaslarının belirlendiğini, kararın Ticaret Sicili Gazetesinin 03.07.2019 tarihli ve 9861 sayılı nüshasında yayınlandığını, Beşiktaş ..... Noterliğinin 04.07.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile;16.05.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karar ve 14.06.2019 tarihli karar gereğince davalıya ait ortaklık payı ve artırılan sermaye sebebiyle ödenmesi gereken ana para tutarı ve ödeme vadesi sonundan itibaren işlemiş faiz tutarının 04.07.2019 tarihine kadar ödenmesi, aksi takdirde artırılan sermaye bedeline denk gelen miktarda yeni pay alma hakkından mahrum edileceği ve yönetim kurulunun yeni pay alma esaslarının belirlenmesine ilişkin kararı uyarınca işlem yapılacağı ihtar edildiğini, buna rağmen davalı tarafından sermaye koyma borcunun yerine getirilmediğini ileri sürerek, şimdilik, sermaye koyma borcundan kaynaklanan 360.000,00TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,savunmasında özetle; davacı şirketin harçtan muaf olmadığını, şirketin 16/05/2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında sermaye arttırım kararı alındığını ve pay sahiplerine taahhüt edilen pay miktarını ödemek için 24 ay süre verildiğini, söz konusu sürenin 16/05/2016 tarihinde son bulduğunu, mahkemece de bildiği gibi TBK 147/4 hükmü uyarınca ortaklık sözleşmesinden doğan veya ortaklık ile ortaklık arasındaki her türlü davanın 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacı şirket söz konusu alacağın en geç 16/05/2021 tarihine kadar talep edebilir olduğunu, bu nedenle söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin müvekkili yönünden ıskat hakkını kullandığını, buna rağmen alacak talebinin haksız olduğunu, davacı şirketin müvekkiline Kayseri ... Noterliğinin 05/01/2017 tarih ve ... yevmiye numarası ile sermaye taahhütlerinin yerine getirilmesi amacıyla ihtarname keşide ettiğini ve sermaye taahhüdünü yerine getirmesinin talep edildiğini, Beşiktaş ... Noterliğinin 04/07/2019 tarih ve ...yevmiye numaralı ikinci ihtarı ile de şirket yönetiminin 14/06/2019 tarih ve ... kararı ile TTK'nın 461 hükmü uyarınca sermaye taahhüdünü yerine getirmeyen pay sahibini ıskat edeceğini bildirdiğini, davacı şirketin kendi beyanı ile yönetim kurulu kararı alındığını ve ticaret sicile tescil edildiğini müvekkiline bildirildiğini, 03.07.2019 tarihli ...'ne bakıldığında, ilanın başlığının "Rüçhan Hakkı - İhtar- Iskat" olduğunu, söz konusu yönetim kurulu kararı ve ihtarname uyarınca davacı şirketin müvekkiline katılmadığı sermaye taahhüdü oranınca ıskat hakkını kullanmayı seçtiğini, ıskat hakkını kullanmayı seçen davacı şirketin tekrar müvekkili aleyhine işbu davayı ikame etmesinin hem hukuka hem de alınan ... numaralı yönetim kurulu kararına aykırı olduğunu, davacı şirketin 7 numaralı yönetim kurulu kararlarını özellikle dosyaya ibraz etmediğini, dolayısıyla davacı şirketin müvekkiline ıskat etme hakkını kullanmakla artık tekrar başa dönerek sermaye koyma borcunu talep etmesi açıkça hakkın kötüye kullanıldığını, seçimlik haklarından dilediğini kullandıktan sonra diğerini kullanmak ve akabinde tekrar ilk talebine dönmesi konusunda sınırsız bir yetkisi bulunmadığını, davalının davacı şirkette bulunan hissesinin tamamı Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2021/2528 Esas 2023/182 Karar sayılı ilamı ile müsadere edildiğini, davalının davacı şirkette hissesi kalmadığını, TTK'nın 501/3 madde hükmü uyarınca payını devreden kimsenin 2.fıkra hükmüne tabi değilse iktisap edenin pay defterine kaydedilmesi ile borcundan kurtulacağının düzenlendiğini, mahkeme kararı uyarınca müvekkilinin hissesinin Hazineye devredilmiş olduğunu, devrin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, Ticaret Sicil Gazetesinde pay devri yayınlanmış olmakla şirket pay defterinde de devir işleminin yapıldığının şüphesiz olduğunu, dolayısıyla davacının TTK'nın 501.madde hükmü uyarınca sermaye taahhüdünün yerine getirmesini talep edemeyeceğini, davalı tarafından şirket hisselerinin müsaderesine karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapıldığını, sonucun müvekkil lehine olması durumunda mevcut hukuki durum tamamen değişeceğini, bu nedenle belirtilen lehe durum nedeniyle şirkete karşı oluşacak her türlü hak, menfaat, istem ve dava haklarını saklı tuttuklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... TTK'nın 501/2 maddesi uyarınca esas sermayenin arttırılması sırasında iştirak taahhüdünde bulunan kimsenin payını başkasına devretmesi hâlinde bedelin henüz ödenmemiş olan kısmının kendisinden istenemeyeceği belirtilmiş olup anılan maddede payın başkasına devrinden bahsedilmekte ve devrin şekline ilişkin herhangi bir istisnaya yer verilmediği görülmektedir. Buna göre somut olayda, davalının davacı şirketteki hisselerinin müsaderesine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği ve hisselerin Hazine adına tescil edildiğinin 03.04.2023 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, bu hâliyle davalının dava tarihi itibariyle davacı şirkette hissedar olmadığı, 501/2 maddesine göre payın başkasına devredilmesi hâlinde bedelin henüz ödenmemiş olan kısmının, müsadere kararının kesinleşmesi ile payı Hazineye devredilen davalıdan istenemeyeceği anlaşıldığından, mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiştir." gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının hisselerinin müsadere yoluyla Hazineye devredilmesinin normal bir pay devri olarak değerlendirilemeyeceğini, bu nedenle de TTK'nın 501. maddesi kıyasen uygulanamayacağını, ayrıca davalının cevap dilekçesinde, şirketteki hisselerinin müsaderesine karşı Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuru yaptığını ve sonucun lehine sonuçlanması halinde mevcut hukuki durumun tamamen değişeceğini belirttiğini, bu açıdan da, işbu davanın reddine karar verilmesi ve davalının şirketteki hisselerinin müsaderesi kararına ilişkin yapmış olduğu başvurusunun Anayasa Mahkemesi veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından lehine sonuçlandırılması halinde ise davalının söz konusu hisselerden sermaye koyma borcunu yerine getirmeden faydalanmış olacağını, yine, davalının sermaye koyma borcunu yerine getirmediği halde işbu sermayeden kaynaklı haklardan müsadere işlemine kadar da yararlandığını, bu nedenlerle de davalının sermaye borcunu yerine getirmesinin gerektiğini, diğer taraftan, müvekkil şirket tarafından başka bir ortağın sermaye koyma borcundan dolayı aynı şekilde İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/273 Esas sayılı dosyası ile açılan davada, Mahkemece Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. ...'dan alınan ekte sunulan emsal nitelikteki 03.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda da; ''Müsadere Bakımından: Genel bir ifadeyle müsadere; bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen veya bizatihi varlığı suç teşkil eden eşyanın veya suçun işlenmesi neticesinde elde edilen kazancın veya malvarlığı değerinin mülkiyetinin kamuya geçirilmesi yaptırımıdır. TTK. m. 501/ no.l uyarınca bedeli tamamen ödenmemiş bir payı devralan kişi, şirkete karşı geri kalan bedeli ödemekle sorumlu olur. Bedeli tam olarak ödenmemiş bir payın devri suretiyle sermaye borcu, sermayeyi taahhüt edenin halefine (=devralan) geçer. Devrin gerçekleşmesi ile birlikte esas sözleşmeden kaynaklanan pay sahipliği ilişkisinin yeni tarafları anonim şirket ve payı devralan kişidir. Müsadere yaptırımında TTK. m. 501'deki hükmün uygulanarak borcun Hazineye geçmesi ve böylece hisseleri müsadere edilenin borcunun sona ermesi söz konusu olmaz. Dolayısıyla, davalının, davacı şirketteki hisselerinin müsaderesine karar verilerek Hazineye devredildiği için, payını devreden kimsenin (f.2 hükmüne tabi değilse), iktisap edenin pay defterine kaydedilmesiyle borçlarından kurtulmuş olacağının düzenlendiği TTK. m. 501/no.3 hükmü uyarınca artık kendisinden sermaye taahhüdünün yerine getirilmesinin talep edilemeyeceği yönündeki savunması yerinde değildir." şeklinde tespit ve değerlendirmede bulunularak müsadere yaptırımında, TTK. m. 501'deki hükmün uygulanarak borcun Hazineye geçmesi ve böylece hisseleri müsadere edilenin borcunun sona ermesinin söz konusu olmayacağını, yani hisselerin müsadere edilmesi halinde TTK. 501. maddesinin kıyasen uygulanamayacağının ortaya konulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, anonim şirket sermaye borcunun tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.26.09.2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ilanına göre davacı şirkete, Kayseri 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 18.08.2016 tarih ve 2016/3005 D.İş sayılı kararı ve Kayseri 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.08.2016 tarih ve 2016/1391 D.İş sayılı kararı ile kayyım atandığı, daha sonra Kayseri 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2016 tarihli ve 2016/342 Esas sayılı dosyasından verilen ara karar ile kayyımlıklarının sona erdirilerek yetkilerinin ...'ye devredilmesine karar verildiği anlaşılmakta olup davacı şirket, davalının hissedar olarak sermaye arttırım kararı sonrasında kendi payına düşen sermaye koyma borcunu ifa etmediğinden bahisle eldeki alacak davasını açmıştır. 24.10.2007 tarihli, 6922 sayılı Ticaret Sicil Gazetesine göre, davacı firmanın kuruluş sermayesinin 50.000 YTL olduğu, ortaklarının, ... ..., ..., ... ... ve ... olduğu, 03.11.2011 tarihli 7935 sayılı Ticaret sicil gazetesine göre, şirketin sermayesinin 32.000.000 TL'ye çıkarıldığı, ortaklarının, ... ...(6.400.000 TL), ... (6.400.000 TL), ...(1.600.000 TL), ... (1.600.000 TL) ve ... AŞ (16.000.000 TL) olduğu, önceki sermayenin tamamının ödendiği, arttırılan sermayenin ¼' ü olan 7.987.500 TL’nin tescil tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde kalan ¾' ü olan 23.962.500 TL'nin ise 3 yıl içinde ödeneceği, 26.05.2014 tarihli ... sayılı ...'ne göre, ... AŞ firmasının 16.05.2014 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan karar uyarınca sermayenin 51.056.000 TL'ye çıkarıldığı ve eski sermaye tutarı 32.000.000 TL'nin tamamının ödendiği, arttırılan 19.056.000 TL'nin ¼'ünün sermaye arttırım tescilinden önce ödendiği, ¾'üne denk gelen 14.292.000 TL'nin 24 ay içinde ödeneceği hususlarının kararlaştırıldığı ve bu kararın 20.05.2014 tarihinde tescil ve ilan edildiği, davalının payına düşen miktarın 360.000 TL'nin ödenmediği anlaşılmıştır.Dosyada mevcut 26.05.2014'li ...'de ilan edilen sermaye arttırım kararına göre 1.280.000,00 TL karşılığı 1.280.000 adet (%2,05071) hisse sahibi olduğu, 03.04.2023 tarihli ve tarihli ve ... sayılı ...'nde yer alan ilanda 29.03.2023'te düşülen kayda göre payların Hazine adına tescili husunun kayıt edildiği görülmektedir.Davalı hakkında Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/342 Esas, 2018/707 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet kararı verildiği, ayrıca davalı sanığın ortağı olması nedeniyle kayyım atanan ve kayyımlık görevi... Fonu'na devredilen tüm şirketlerdeki hisselerinin müsaderesine, soruşturma aşamasında sanıkların ortaklıklarındaki şirketlere ...'nin kayyım olarak atanması kararlarının hüküm kesinleşinceye kadar aynen devamına karar verildiği, hükmün Yargıtay 3.Ceza Dairesinin temyiz incelemesinden geçerek '' hükmün ... Şirketi'nin, iyi niyetli pay sahipleri ile üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsaderesine'' ifadesi eklenerek düzeltilerek onandığı, buna göre hükmün 23.01.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Nitekim, Ticaret Sicil Gazetesi'nin 03.04.2023 tarihli nüshasında davacı şirketin ''Tek Ortaklık Bilgisi (Müsadere)'' başlıklı ilanının yer aldığı, ilanda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu İştirakler ve Gayrimenkuller Daire Başkanlığının ... sayılı ve 14.03.2023 tarihli yazısında, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/342 Ceza Dava dosyasından kurumlarına gönderilen müzekkerede özetle, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 23.01.2023 tarihli ve 2021/2528 Esas, 2023/182 Karar sayılı "düzeltilerek onanmasına" karar verilen ilam gereği iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla, TCK’nın 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verildiği ve kesinleşmiş ilamın yasal gereği takdir ve ifası için gönderildiğinin belirtildiği, bu kapsamda; anılan yargı mercilerinin kararları uyarınca şirketin iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla müsaderesine karar verildiğinden şirketin "iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla TCK’nın 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine" kaydının işlendiği, Maliye Hazinesi adına tescil ve ilan edildiğinin belirtildiği görülmektedir.TTK'nın 501/2 maddesi uyarınca esas sermayenin arttırılması sırasında iştirak taahhüdünde bulunan kimsenin payını başkasına devretmesi hâlinde bedelin henüz ödenmemiş olan kısmının kendisinden istenemeyeceği belirtilmiş olup anılan maddede payın başkasına devrinden bahsedilmekte ve devrin şekline ilişkin herhangi bir istisnaya yer verilmediği görülmektedir.Buna göre somut olayda, davalının davacı şirketteki hisselerinin müsaderesine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği ve hisselerin Hazine adına tescil edildiğinin 03.04.2023 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, bu hâliyle davalının dava tarihi itibariyle davacı şirkette hissedar olmadığı, 501/2 maddesine göre payın başkasına devredilmesi hâlinde bedelin henüz ödenmemiş olan kısmının, müsadere kararının kesinleşmesi ile payı Hazineye devredilen davalıdan istenemeyeceği anlaşıldığından, mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1068, K. 2026/1119, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1068-e-2026-1119-k-144ec3a1c23e