Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1577 E. 2026/758 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1577
- Karar No
- 2026/758
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1577
KARAR NO : 2026/758
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/05/2024
NUMARASI: 2018/441 E. - 2024/423 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin iş yerine son zamanlarda haciz işlemleri için gelinmesiyle bir kısım çek yapraklarının çalındığı anlaşıldığı, müvekkili kendisine ait 40 koçan çek karnesi bulundurduğu, müvekkili şirkete ait, çek yapraklarının çalınması nedeniyle tarafımızca söz konusu suçları işleyen şüpheli ve/veya şüphelilere Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu, takibe dayanak yapılan çekleki imzalar şirketi temsile yetkili kişilere ait olmadığı, bu nedenler takibin iptaline, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddiaları haksız ve mesnetsiz olduğunu, Müvekkili faktoring şirketi olduğunu, dolayısıyla davacı ile arasında doğrudan ilişki söz konusu olmadığını, Faktoring Kanunu gereği aralarındaki defileri müvekkiline karşı süremeyeceğini, Ancak davanın sonucunda müvekkiline çekleri teslim eden ve müşterisi .... Şti.'ye rücu edilmesi söz konusu olabileceği için kendisine davanın ihbarını talep ettiklerini iş bu davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davacının davasının KABULÜ ile; Davacının, dava konusu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasından, takip konusu ...Şubesine ait... seri no'lu 50.000,00TL'lık 10.01.2018 keşide tarihli, ... seri no'lu 50.000,00TL'lık 10.01.2018 keşide tarihli ve ... seri no'lu 50.040,40TL'lık 10.01.2018 keşide tarihli çekler ve buna bağlı fer'ileri nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Davacının istirdat talebinin reddine,
3-Şartları oluşmayan kötüniyet tazminat taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin eksik ve hatalı incelemeye dayanan bilirkişi raporunu esas alarak hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, imza incelemesinin tek bir kurum tarafından yapılmasının kesin sonuç vermeyeceğini ve Yargıtay içtihatları gereği Adli Tıp Kurumu raporuna mutlak üstünlük tanınamayacağını, mukayeseye esas alınan belgelerin çek keşide tarihiyle yakın tarihli olmadığını ve imzanın zamanla doğal bir değişime uğrayabileceği gerçeğinin göz ardı edildiğini, davacı şirketin müşterek imza yetkilisi olan diğer şahıs yönünden imza incelemesi yaptırılmamasının eksiklik teşkil ettiğini, bilirkişi raporuna yönelik somut itirazların karşılanmadığını, davacının "basiretli tacir" gibi davranmayarak çeklerin çalındığı iddiasını ispatlayamadığını, müvekkili faktoring şirketinin ise mevzuat uyarınca tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve iyiniyetli hamil olduğunu beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın istinaf dilekçesinin hukuk temeli olmayan, soyut, yargılamayı uzatmaya yönelik iddialar olduğunu beyanla istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Davacı ekili, şirket merkezinden çalınan çeklerle ilgili olarak Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu, icra takibine konu edilen çeklerdeki imzaların şirket yetkililerine ait olmadığını ileri sürerek davacının .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve tazminata hükmedilmesini, icra dosyasına ödenmiş bedelin istirdadını talep etmiştir.
Davalı vekili, faktoring mevzuatı gereği temel ilişkiden doğan defilerin kendilerine karşı ileri sürülemeyeceğini, çeklerin müşteri firma tarafından devredildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında davacı şirket tarafından keşide edilen lehtarı .... Şti. olan 50.000 TL, 50.000 TL ve 50.040,40 TL bedelli , arka yüzünde lehtar ve davalı cirolarına havi , üç adet çeke dayalı toplam 165.537,72TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı görülmektedir.
Bilirkişi heyetinin 24.07.2020 tarihli ek raporunda ve 14.03.2024 tarihli ikinci ek raporunda, dava konusu çeklerde keşideci adına atılı imzaların şirket yetkilisi ...’ya ait olmadığı, onun imzalarından model alınarak taklit suretiyle atıldığı tespit edilmiştir.
Mahkemece, çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, taklit yoluyla atıldığı, imzanın özellikle belirli bir kişiyi taklit amacıyla atıldığı, bu nedenle diğer şirket yetkilisinin imzasının incelenmemesinin sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf talep etmiştir.
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı).
Dosya kapsamına göre ; “imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.Eldeki dosyada dava, imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim imza incelemesi yapılmıştır. İmza incelemesine esas raporların , uzman bilirkişi heyeti tarafından çeklerin düzenleme tarihi öncesi ve sonrasına tarihli borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belge asıllarının mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapıldığı ,imzanın kaligrafik ve karakteristik özelliklerinin ayrıntılı şekilde belirtildiği ve değerlendirildiği, imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının ve onun imzasına benzetilmek istenerek atıldığının dayanaklarının gösterildiği, raporların denetime elverişli ve yeterli olduğu,
ATK nın bu konuda üst veya son mercii olmadığı mevcut raporların hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunma anlaşılmıştır. Dava konusu çekler nedeniyle takip yapıldığı, ancak çekin keşidecisi olan davacı şirket adına atılmış olan imzanın davacı şirketin yetkilisi olan ...’ya ait olmadığı, onun imzalarından model alınarak taklit suretiyle atıldığı tespit edilmiş olup, bu tespit nedeniyle diğer yetkilinin imzası yönünden de inceleme yapılmamış olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı zira raporlardaki tespitin imzanın ...’nın eli ürünü olmadığı değil çeklerin adı geçen yetkilinin imzasının taklidi suretiyle düzenlendiğinin tespit edildiği bu durumda diğer yetkiliye ait imza incelemesinin sonuca bir katkısının olmayacağı ve sonuç olarak çekin davacı şirket tarafından ciro edilmemiş olması nedeniyle davacının sorumlu tutulamayacağı, davalının çekleri iktisap ettiği lehtardan temel ilişkide alacaklı olmasının da imzanın borçluya ait olmaması nedeniyle sonuç doğurmayacağı, anlaşıldığından menfi tespit talebinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvurusunun reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../05/2024 tarih ve 2018/.. E. 2024/. K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.307,84- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.826,96-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.480,88-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026