Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/925 E. 2026/1383 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/925
Karar No
2026/1383
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/925 - 2026/1383 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/925 KARAR NO : 2026/1383

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :13/03/2026 tarihli ara karar NUMARASI :2026/181 Esas (derdest dosya)

DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :12/03/2026 TALEP :İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ :12/03/2026

KARAR TARİHİ :08/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ :14/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Koza Ziraat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi sermayesinin %40'ını temsil eden payların sahibi olduğunun mahkeme kararıyla sabit olduğunu, şirketin tek yönetim kurulu üyesi olan davalı ...'nin görev süresi boyunca Türk Ticaret Kanununun 369. ve 553. maddelerinde düzenlenen özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı hareket ederek şirketi ağır zarara uğrattığını, bu kapsamda davacının usulüne uygun çağrılmadığı hukuka aykırı sermaye artırımları yapıldığını, şirket mülkiyetindeki çok sayıda kıymetli taşınmazın muvazaalı işlemlerle ve gerçek değerinin çok altında bedellerle davalı ile ilişkili şahıslara devredilerek şirket malvarlığının boşaltıldığını, davalının şirket kaynaklarını şahsi menfaatleri için kullandığını ve şirket merkezini aile konutu olarak göstererek fiili bir ticari faaliyet yürütmediğini, ayrıca şirketin ticari defter ve kayıtlarının kasten gizlendiğini ve davacının bilgi alma hakkının engellendiğini beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00-TL şirket zararının ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek şirkete ödenmesine, şirkete tedbiren yönetim veya denetim kayyımı atanmasına, şirket ve davalı malvarlığı ile banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davacı vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin TTK'nın 630/2. hükmünü anonim şirket için uygulamasının hatalı olduğunu, yerel mahkemenin " Şirkete ait malvarlığının devir ve temlikinin önlenmesi bakımından kanaat oluşturacak yeterli delil sunulmadığı" gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, dosya kapsamında şirkete ait mal varlığının davalı tarafça satılarak şirketin zarara uğratıldığına dair tüm delillerin sunulduğunu, şirketin zarara uğratılmasının engellenmesi amacıyla tedbiren Koza Şirketine yönetim ve temsilinin sağlanması için tedbiren yönetim ve temsil kayyımı atanması, aksi kanaate ise tedbiren denetim kayyımı atanmasını taleplerinin reddi gerekçelerinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yerel mahkemenin dosya üzerinden ve duruşmasız şekilde ihtiyati tedbir taleplerine yönelik karar vermesinin delillerin yeterince değerlendirilmemesine yol açmış olup, duruşmasız şekilde verilen red kararının hukuka aykırı olduğunu, Hakimin öncelikle ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi hususunda duruşma günü vererek taraflara bu hususu davetiye bildirmesi gerekmekte iken dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen kararın usul yönünden de hatalı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin talebin niteliğini doğru belirlediğini, HMK'nın 389. maddesi vd. hükümlerini doğru uyguladığını, taraf menfaat dengesini gözettiğini ve tam isabetle ihtiyati tedbir taleplerini reddettiğini, HMK'nın 389. maddesi kapsamında tedbir şartlarının somut olayda bulunmadığını, dava para alacağına ilişkin olup tedbir taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, kayyım talebinin hukuka aykırı ve ölçüsüz olduğunu, davacının “fiili yönetimsizlik” iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ceza soruşturmasında suç unsurunun bulunmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/03/2026 tarih, 2026/181 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; yöneticinin sorumluluğu kapsamında tazminat istemine ilişkindir. Talep ihtiyati tedbirin istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın Koza Ziraat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi sermayesinin %40'ını temsil eden payların sahibi olduğunun mahkeme kararıyla sabit olduğunu, şirketin tek yönetim kurulu üyesi olan davalı ...'nin görev süresi boyunca Türk Ticaret Kanununun 369. ve 553. maddelerinde düzenlenen özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı hareket ederek şirketi ağır zarara uğrattığını, ayrıca şirketin ticari defter ve kayıtlarının kasten gizlendiğini ve müvekkilinin bilgi alma hakkının engellendiğini beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00-TL şirket zararının ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek şirkete ödenmesini, şirkete tedbiren yönetim veya denetim kayyımı atanmasını, şirket ve davalı malvarlığı ile banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava ettiği, Mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 389/2. maddesi; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesi; "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmünü içermektedir. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri; ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara karar verilirken, haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Davalının ve dava dışı şirketin mal varlığına ihtiyati tedbir konulması talebi açısından yapılan değerlendirmede; İhtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı Yasanın 389. maddesinde sayılmış olup, anılan yasal düzenlemeye göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Davanın, tazminat davası olduğu, dolayısıyla davalının ve dava dışı şirketin mal varlığının dava konusu yapılmadığı, ihtiyati tedbir kararının ise yalnızca uyuşmazlık konusu yapılmış şey hakkında verilebileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının bu yöndeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Kayyım talebi açısından yapılan değerlendirmede; Eldeki olayda, davacı tarafın talebinin tazminata ilişkin olduğu, davalının yönetici olarak atandığı genel kurul kararlarının iptaline, davalının azline ilişkin bir talebin de bulunmadığı, dolayısıyla dava şirket yönetiminin dava konusu olmadığı, sadece tazminat talep edildiği; yine Türk Ticaret Kanununda denetim ve onay kayyım atanmasına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinde; TTK'nın 4721 sayılı TMK'nın ayrılmaz bir parçası olduğu hüküm altına alınmakla 4721 sayılı TMK'nın 426. vd. maddelerinin uygun düştüğü ölçüde şirketler için de kıyasen uygulanması gerektiği, dava dışı şirkette organ boşluğu olmadığı, şirket müdürünün azlinin istenmediği eldeki talebin sadece tazminata ilişkin olduğu nazara alındığında HMK'nın 389. maddesine aykırı olarak davanın konusu olmayan hususta tedbir kararı verilemeyeceği hususu dikkate alınarak davacı yanın tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Mahkemece, ara karar başlığında; tarafların T.C. kimlik numaralarının yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 391/2-a maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların ilk derece mahkemesince kurulacak esas hükümle birlikte yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/07/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/925, K. 2026/1383, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-925-e-2026-1383-k-8ada0bb218fd