Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1947 E. 2026/1047 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1947
Karar No
2026/1047
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1947

KARAR NO:2026/1047

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:08/04/2022

NUMARASI:2019/379 Esas - 2022/236 Karar

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Satılanın ayıbından kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait Kartal'daki servisten 2.6.2017 tarihinde 2017 model (0) km aracı 120.417,50 TL bedelle satın aldığını, davalının araçta bir sorun olmadığını beyan ve taahhüt ettiğini, aracın tüm servis işlemlerinin de daha sonra yetkili serviste yapıldığını, aracın olağan servis işleri dışında tamir-bakım için tamirci veya servise gitmediğini, ancak 19.06.2019 tarihinde dava konusu araç ile ilgili ekspertiz yapma gereğinin ortaya çıkması sonucu, aracın sol ön çamurluğu ve her iki sol kapısında boya olduğunun belirlendiğini, aracın buna nazaran davalının Kartal'daki servisine götürüldüğünü, aracın orada bir gün kaldığını, ama davalı yanca sonuç hakkında davacıya bilgi verilmediğini, ihtara da cevap vermediğini, öte yandan dava şartı- zorunlu arabuluculuk sürecinde davalı yanın “araç davacıda iken hasarlandı” savunması yaptığını, aracın gizli ayıplı olduğunu iddia ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000, TL'nin aracın satış tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; araçta ayıp /gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığını, davaya konu araçtan faydalanmanın söz konusu olmadığını, araçta teknik müdahale gerektirecek bir sorun veya arızanın bulunmadığını, davacının ihbar yükümünü yasada belirlenen sürede ileri sürmediğini , araçta ayıp/gizli ayıp veya üretim hatası olmadığını, aracın hala kullanılmaya devam edildiğini, davacının şikâyetlerinin gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının davalıdan Kartal'daki servisten 2.6.2017 tarihinde 2017 model (0) km aracı satın aldığı, davacının aracın tüm servis işlemlerinin yetkili serviste yapıldığını ve aracın olağan servis İşleri dışında tamir-bakım için tamirci veya servise gitmediği, 19.06.2019 tarihinde dava konusu aracın yapılan ekspertiz sonucunda aracın sol ön çamurluğu ve her iki sol kapısında boya olduğunun belirlendiği iddia edilmektedir. Davalı taraf ise, araçta satım anında ayıp bulunmadığı yönünde savunmada bulunmaktadır.Davacının gizli ayıp iddiasıyla dava açmış olduğu, iddiasına ilişkin ayıbın şayet ispatlanabilirse gizli nitelikte bir ayıp olacağı ve dolayısıyla ağır kusur niteliğinde bulunacağı, TTK 23/1-c maddesindeki 2-8 günlük sürelerin ve TBK 231/2 gereği 2 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanamayacağı görülmekle zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Tarafların iddiaları, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile Mahkememiz tarafından alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davaya konu aracın bizzat alanında uzman bilirkişiler tarafından incelenmeden kesin bir değerlendirme yapılmayacağı anlaşılmaktadır. Davaya konu araç incelenerek, gerçekten davacının iddia ettiği gibi aracın sol ön çamurluğu ve her iki sol kapısında boya olup olmadığı, var ise bunun fabrika hatası olup olmadığı, fabrikadan çıktıktan sonra olup olmadığı, şayet belirlenebiliyorsa satıldıktan önce veya sonra olup olmadığı hususlarının aydınlatılması gerekmektedir. Mahkememiz tarafından davacı vekiline aracın davacı nezdinde durup durmadığı sorulmuş ve davacı vekilinin 27/10/2021 tarihli beyan dilekçesi ile aracın satıldığı ve müvekkilinde bulunmadığı beyan edilmiştir. Yine 08/04/2022 tarihli duruşmada davacı vekilinden, davaya konu aracın temin edilip edilemeyeceği, bilirkişi incelemesine sunulup sunulamayacağı hususu sorulmuş ve davacı vekili araç satıldığı için temin etmelerinin mümkün olmadığını beyan etmiştir. Davaya konu araç incelemeye sunulmadığından, davacının iddia ettiği gibi aracın sol ön çamurluğu ve her iki sol kapısında boya olup olmadığı, var ise bunun fabrika hatası olup olmadığı, fabrikadan çıktıktan sonra olup olmadığı, şayet belirlenebiliyorsa satıldıktan önce veya sonra olup olmadığı hususları belirlenememiş ve davacının iddiaları ispatlanamadığından..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğini ancak dava konusu aracın sol ön çamurluğu ve her iki sol kapıda boya olduğunun ekspertiz raporu ile ispatlandığını, 19.06.2019 tarihli ekspertiz raporu alındığını ve bu tarihte araçta gizli ayıp tespit edildiğini, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğunu, bilirkişi heyeti tarafından aracın satış öncesi boyalı olması halinin gizli ayıp niteliğinde olduğunu belirttiğini, eksper tarafından matbu evrak üzerinde rapor tarihinin sehven eski bir tarih olarak kaldığını, eksper raporunun 22.07.2019 tarihinde yapıldığını, faturanın dosyaya sunulduğunu, müvekkilinin aldığı aracın garantisi bulunduğundan tüm işlemleri yetkili servise yaptırdığını, aracın müvekkili elinde hasarlanmış olması durumunda zaten yetkili servisin aracı bu sebeple tutanakla garanti kapsamından çıkarması gerektiğini, yetkili servis tarafından araçta hasar ve sonrasında boya yapıldığına ilişkin bir tespit bulunmadığını, bu sebeple aracın satış sonrası boyandığı iddiasının ispatlanamadığını, aracın müvekkili tarafından satın alınmasından önce boyandığını, yetkili servis tarafından gizlendiğini, aracın boyalı olduğunun eksper raporu ile kanıtlandığını, cevap dilekçesinde tevil yollu boya kalınlığının farklı olabileceği belirtilerek boya farkının bulunduğunun davalı tarafça kabul edildiğini, her ne kadar müvekkiline ait araç satıldığı için temin edilememiş ise de mahkemece dosyaya sunulan eksper raporu ve yetkili servis tarafından yapılan boya ölçüm raporlarının konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek araçta boya olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken rapor alınmadan davanın reddine karar verildiğini, yine bilirkişi tarafından değer kaybı miktarının hatalı değerlendirildiğini, değer kaybının yeniden tespitinin gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TBK'nın 227.maddesi uyarınca, ticari satım konusu araçtaki ayıp nedeniyle değer kaybının tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacının davalıya ait "0" km araç satın almış olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, aracın sol ön çamurluğu ile her iki kapıda yer alan boya kalınlığının üretimden kaynaklanan gizli ayıp olup olmadığı, aracın ayıplı olduğuna dair iddianın ispatlanıp ispatlanamadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı tarafça dava dışı şirketten 02.06.2017 tarihli fatura ile bir adet "0" km hususi aracı satın aldığı, satım bedelinin toplam 120.417,50 TL olduğu, davacı tarafça araçla ilgili olarak 22.07.2019 tarihinde ekspertiz incelemesi yaptırıldığı, ekspertiz raporunda, ... plakalı 2017 model hususi aracın boyanan parçalarının üç adet olduğu, ayrıca kaynak yapılan parçaların ise kaporta aksamı, düzeltme yapılan kaporta aksamı olmak üzere toplam değişen kaporta aksamının 7.225,05 TL, boyanan parçalar toplamının 2.709,39 TL olmak üzere toplam değer kaybı tutarının 9.934,44 TL olarak belirlendiği, açıklama kısmında aracın rayicinin hesaplama geçmiş hasarların değerlendirildiği hususuna yer verildiği, davacı tarafça eksper raporu sonrasında davalı şirkete tarihsiz ihtarnamenin düzenlendiği, söz konusu ihtarnamede, "0" km aracın satın alındığı, 2017 ...model aracın satış sırasında herhangi bir sorununun olmadığının beyan edildiği, ancak şirket yetkilisinin 19.06.2019 tarihinde boya ölçümü ile araca ekspertiz incelemesi yaptırdığını, inceleme neticesinde aracın sol ön çamurluğu ile sol her iki kapısında boya olduğunun rapor edildiğini bunun üzerine aracın aynı gün servise götürüldüğünü, aracın boyalı çıkması durumu garanti kapsamında olduğundan durumun yetkiliye iletildiğini, araçtaki ayıbın gizli ayıp olduğunun tespit edildiğini, aracı alıkoyup satış bedelinden ayıp oranında indirim isteme seçimlik haklarını kullandıklarını belirterek, yedi gün içerisinde aracın ayıpsız bir araçla değiştirilmesi mümkün olmadığı durumda ise şimdilik 20.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği ve daha sonra aynı iddialarla iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ile birlikte dosya üzerinde bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 02.08.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; incelemenin görevlendirme içeriğine nazaran dosya üzerinde olduğu gözetilmek kaydıyla, eğer davacının savlarını maddi yönüyle kanıtladığı mahkemece benimsenerek olursa dosyada yer alan değer kaybı ekspertiz raporunun son derece mufassal incelemeye ve tek tek kuruşlandırmaya müstenit olduğu buna göre davacının TBK 50.maddesi kapsamı mahkemeye ait kalarak TTK 23.maddenin atıf yaptığı, TBK 223.hükmü ve TBK 225.hükmü gözetilerek davacının değer kaybı giderimi olarak TBK 227.çerçevesinde değer kaybının ekspertiz raporunda belirtilen 9.934,44 TL'yi davalı yandan talebi hakkı olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; değer kaybının nispi metot yöntemine göre hesap yapılmış olduğundan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, mahkeme tarafından davacının talep edebileceği tazminat miktarının uzman bilirkişi aracılığıyla ile nispi olarak adlandırılan hesaplama yöntemi ile tespit edilerek karar verilmesi gerektiğini belirtip ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili rapora itiraz dilekçesinde; raporun bilimsel inceleme yapılmadan hazırlandığını, eksik ve yetersiz incelemeye dayalı olduğunu, araçta gizli ayıp ve üretim hatasının bulunmadığını, satım tarihi itibariyle herhangi bir ayıp bulunmadığını, davaya konu mahkeme başvurusunda aracın ikinci el satılması sırasında ekspertizin sol ön çamurluk, sol ön kapı ve sol ön arka kapıdan oluşan bölgenin boyalı olduğunun tespit edildiği şeklinde iddianın ileri sürüldüğünü, aracın 19.06.2019 tarihinde 11.851 km'de servise girişinin gerçekleştirildiğini, araç üzerinde boya konulu ölçüm ve inceleme yapıldığını, aracın boya kalınlığının üretici ve Alman otomobil üreticileri için belirlenin sınır değerler (dikey - yatay yüzeyler 350 mikrona kadar) içinde olduğunun tespit edildiğini, inceleme sonucunun davacı ile paylaşıldığını, boya kalınlığı nedeniyle teknik müdahale gerektirecek bir bulgunun bir oluşumun söz konusu olmadığının yetkili servis tarafından yapılan bir ayar, sökme, takma veya boya vs gibi bir kaydın bulunmadığı, araçta imalattan kaynaklanan problem veya gizli ayıbın söz konusu olmadığının belirtilerek ayrıntılı şekilde bilgilendirme yapıldığını, boya kalınlıklarının aracın her yerinde aynı olmasının mümkün olmadığı gibi farklı boya kalınlıklarının ölçülmesinin ürün kaynaklı bir boya sorunu olduğunu göstermediğini, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, uzman bilirkişiler tarafından tekrar inceleme yapılması gerektiğini, davacı tarafın iddialarında haklı olup olmadığının ispatı için araç üzerinde keşfen inceleme yapılarak uygun bir rapor aldırılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 22.10.2021 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı gereğince, 27.10.2021 tarihli dilekçede; dava konu aracın satıldığını ve müvekkilinde bulunmadığını belirtmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden yeniden inceleme yaptırılmaksızın davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Tacirler arası satım sözleşmelerinde TTK’nın 23. maddesi ile bu madde yollamasıyla TBK’nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.TBK'nın 219. maddesinde ayıptan sorumluluk başlığı ile; satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik ve niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olacağı düzenlenmiştir.TBK'nın 227. maddesinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Satıcının, satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılananın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabileceği, ayrıca alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde durumun bunu haklı göstermesi halinde hakimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği, satılanın değerindeki eksikliğin satış bedeline çok yakın ise alıcının ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabileceği belirtilmiştir. Dönmenin sonuçları ise aynı Yasa'nın 229. Maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi yargılama giderleri ile yapılan giderlerin ödenmesini, 3. fıkrada, ayıplı maldan doğrudan zararının giderilmesini isteyebileceği ile birlikte satıcının kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlü olduğuna yer verilmiştir.Somut olayda, davacı, "0" km olarak satın almış olduğu araçta ,ekspertiz incelemesi aşamasında aracın belirli yerlerinde boya kalınlığının olduğunun tespit edildiğini ve aracın ayıplı olduğunu iddia ederek, ayıp oranında satış bedelinden indirim talepli olarak iş bu davayı açmıştır. Mahkemece, dosya üzerinde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır. Ayıp iddiasına ilişkin bu tür uyuşmazlıkta mümkün olduğu sürece ayıp iddiasında bulunulan ürün üzerinde teknik inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınması isabetli olacaktır. Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda bilirkişi raporu düzenlenmiş ise de rapor dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olmadığı gibi raporda tarafların iddia ve delilleri de incelenmemiştir. Dava konusu aracın satılmış olması nedeniyle araç üzerinde keşfen teknik inceleme yapılması imkansız ise de tarafların tüm delillerinin ve özellikle araç kayıtları ile servis kayıtlarının dosya içerisine celbi sonrasında uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden tarafların rapora beyan ve itirazları da değerlendirilmek suretiyle rapor alınarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda verilen karar isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.04.06.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1947, K. 2026/1047, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1947-e-2026-1047-k-23feb0a60511