Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1081 E. 2026/1135 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1081
Karar No
2026/1135
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1081

KARAR NO:2026/1135

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:22/01/2026

NUMARASI:2020/734 Esas 2026/42 Karar

DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari satımdan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... 1983 yılında suni deri, ayakkabı tabanı, kauçuk, yapıştırıcı ve boya gibi farklı sektörlere hammadde sağlamak amacı ile kurulduğunu ve 1999 yılında “...” yatırımı ile ayakkabı, otomotiv, mobilya, yapı ve inşaat sektörlerine yönelik poliüretan sistemlerinin üretim, satış ve dağıtımına başladığını, müvekkil şirketin teknoloji ve müşteri odaklı bir poliüretan sistem üreticisi olup üretim tesislerinde ileri teknoloji ile müşteri memnuniyeti ve sürdürülebilir, politikayı esas alarak üretimini sürdürmekte olduğunu, müvekkilinin sadece ülke genelinde değil yurtdışında da haklı bir tanınırlığının olduğunu, pek çok ülkeyle de ticari ilişkilerinin bulunduğunu, Azerbaycan'da bulunan davalı şirketin de müvekkil şirketin ham madde ihracatı yaptığı şirketlerden biri olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin 2012 yılına dayandığını, müvekkili tarafından, davalı firmaya ham madde ihracatı yapıldığını ancak davalı şirketin müvekkiline olan borcunu ödemediğini, ödeme konusunda sorun yaşamaya başlayan davalı ile müvekkilinin pek çok kez gerek telefon ve mail yolu ile gerekse de yüz yüze görüşme yaptıklarını ve her defasında davalının borcu ödeyeceğini söylediğini ancak herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkili ile ticari ilişkisini sürdürmek isteyen davalı tarafından bu kez de 121.436,49 Euro bedelli, 28.02.2015 vade tarihli senet düzenlendiğini ancak söz konusu senede konu borcun da davalı tarafından ödenmediğini, senedin de ödenmemesi üzerine 2019 yılında davalıyla yeniden görüşüldüğünü, davalının bizimle çalışmaya devam etmesi halinde ara ödemeler ile borcunu kapatmasının mümkün olacağını vaad etmesi üzerine davalı şirketle yeniden akreditifli işlem ile çalışmaya başlandığını, bu konuyla ilgili mail yazışmalarının da mevcut olduğunu, ancak davalının yine vaadini yerine getirmediğini, müvekkil şirketin telefonlarına bile cevap vermekten kaçındığından huzurdaki davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, davalının 121.436,49 Euro borcunun bulunduğunu, müvekkil ... ile senet üzerinde ünvanı yazan ... şirketi TTK 161/2.maddesine göre asimetrik bölünme yöntemiyle bölünerek, müşteri hesapları fabrika ve ticari grup olarak ayrıştırıldığını, davalı ... şirketinin fabrika ürün grup müşterisi olduğu için bakiye borcunun müvekkili ... Poliüretan'a devredildiğini, borca konu senetten de anlaşılacağı üzere, 28.02.2015 vade tarihli senedin davalı şirket tarafından ödenmediğini, davalı borçlunun mal varlığında meydana gelebilecek herhangi bir tasarrufun müvekkili alacaklının hakkını elde etmesini önemli ölçüde zorlaştırdığını, bu sebeple, davalının söz konusu borca yeterli olacak şekilde üzerine kayıtlı yeterli menkul, gayrimenkul mallarına, 3. Şahıslarda bulunan alacaklarına ve banka mevduat hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasını, dava konusu alacağın 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca Euro ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte aynen ve/veya fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası Efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL. Karşılığının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı .... Şirketinin davalı ... aleyhine "ödenilmemiş borcun davalıdan davacı aleyhine kesilmesi" talebine dair 2 nolu Bakü İdari-İktisat Mahkemesi'nde dava açıldığını, mahkemenin 28/09/2017 tarihli ... nolu kararı ile davacı .... Şirketinin davalı .... Aleyhine "ödenilmemiş borcun davalıdan davacı aleyhine kesilmesi" talebine dair dava dilekçesinin mahkemenin icraatına kabul edildiğini, bunun yanı sıra .... İle davacı ... aleyhine "sözleşme taahhütlerinden muaf tutulma, maddi ve manevi zararın ödenilmesi" talebine dair dava dilekçesi ile mahkemeye başvuruda bulunduğunu, adı geçen her iki dava talebi üzerine davanın 10/08/2018 tarihinde 2 nolu Bakü İdari İktisat Mahkemesi'nde görüldüğünü, davacı ... şirketinin davalı ... şirketi aleyhine "ödenilmemiş borcun davalıdan davacı aleyhine kesilmesine dair dava talebi ve ... şirketi aleyhine "sözleşmenin taahhütlerinden muaf tutulma, maddi ve manevi zararın ödenilmesi" ve ... nolu kararnamesi ile kabul edildiğini, zira mevzuatta ön görülen bir ay içinde hukuki dava üzere her iki taraf yani davacı ... şirketi ve davalı ... tarafından istinaf davası açılmadığını, mahkeme kararnamesinin kesinleştiğini, İstanbul 16 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin icraatında olan uyuşmazlık dava görüldüğünden aynı konu ve aynı taraflar arasında yeniden dava görülemeyeceğini, zira dava talebi üzere davanın icraatına son verildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " Mahkememizde açılan işbu alacak davasında davacı şirket tarafından, davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin 2012 yılına dayandığı, müvekkil tarafından, davalı firmaya ham madde ihracatı yapıldığını ancak davalı şirketin müvekkiline olan borcunu ödemediğini, ödeme konusunda sorun yaşamaya başlayan davalı ile müvekkilinin pek çok kez gerek telefon ve mail yolu ile gerekse de yüz yüze görüşme yaptıklarını ve her defasında davalının borcu ödeyeceğini söylediğini ancak herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkili ile ticari ilişkisini sürdürmek isteyen davalı tarafından bu kez de 121.436,49 Euro bedelli, 28.02.2015 vade tarihli senet düzenlendiğini ancak söz konusu senede konu borcun da davalı tarafından ödenmediğini, senedin de ödenmemesi üzerine 2019 yılında davalıyla yeniden görüşüldüğünü, davalının bizimle çalışmaya devam etmesi halinde ara ödemeler ile borcunu kapatmasının mümkün olacağını vaad etmesi üzerine davalı şirketle yeniden akreditifli işlem ile çalışmaya başlandığını, bu konuyla ilgili mail yazışmalarının da mevcut olduğunu, ancak davalının yine vaadini yerine getirmediğini, müvekkil şirketin telefonlarına bile cevap vermekten kaçındığından huzurdaki davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, davalının 121.436,49 Euro borcunun bulunduğunu, müvekkil ... ile senet üzerinde ünvanı yazan ... şirketi TTK 161/2.maddesine göre asimetrik bölünme yöntemiyle bölünerek, müşteri hesapları fabrika ve ticari grup olarak ayrıştırıldığını, davalı ... şirketinin fabrika ürün grup müşterisi olduğu için bakiye borcunun müvekkil ... ...'a devredildiğini, borca konu senetten de anlaşılacağı üzere, 28.02.2015 vade tarihli senedin davalı şirket tarafından ödenmediği iddiasına dayalı işbu alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizde açılan işbu davalı ile, tarafları ve konuları aynı olan Azerbaycan 2 nolu ... Mah. 10.08.2018 tarihli ve 2-2(82) - 62/2018 sayılı kararının verildiği kesinleştiği, davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmüş ve yargılama devam ederken, İstanbul 13 ATM'nin 2023/188 Esas, 2024/83 Karar sayılı dosyasında bahsi geçen Azerbaycan mahkemesi kararının tenfizine karar verildiği ve kararın yargı yolu itirazlarından geçerek, Yargıtay tarafından onanarak 20/10/2025 tarihinde kesinleştiği, böylece derdest olan yabancı ülkede ki, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın tenfiz ile kesin hüküm haline dönüşmesi nedeniyle kesin hüküm itirazının yerleşik yargıtay kararlarına göre haklı ve hukuka uygun olduğu mahkememizce benimsenmiştir. Bu nedenle;mahkememizde açılmış bulunan işbu davanın konusu, tarafları ve sebebi aynı olan davadan önce Azerbaycan mahkemelerinde açılmış bulunan davanın sonuçlandığı ve (Azerbaycan 2 nolu ... Mah. 10.08.2018 tarihli ve ... sayılı kararı ile) davamızın davacısının açtığı davanın reddedildiği ve kararın kesinleşmesi üzerine İstanbul 13. ATM 2023/188-2024/83 Karar sayılı kararı ile işbu hükmün tanınması ve tenfizine karar verildiği, kararın yargı yolu incelemesinden geçerek yargıtayca onanması suretiyle 20/10/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, artık derdest bir davanın değil kesin hükmün bulunması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-i maddesi gereğince aynı davanın daha önceden karara bağlanmış ve yargılama sırasında tanıma ve tenfizi nedeniyle Türk Mahkemelerinde geçerli, uygulanabilir bir hüküm haline dönmesi nedeniyle 6100 sayılı HMK 114/1-i ve 115/2.maddeleri gereğince davanın usulden reddine "gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu alacağın, senede dayalı olup sözleşmeden bağımsız olduğunu, somut olayda davanın, 28.02.2015 vadeli 121.436,49 Euro bedelli senede dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olduğunu, senetlerin, mücerret (soyut) borç ikrarı niteliğinde olup, temel ilişkiden bağımsız olarak alacak hakkı doğurduğunu, bu nedenle senede dayalı talep ile sözleşmeden doğan talebin hukuken farklı nitelikte olduğunu, tenfiz kararı verilen kararın ticari sözleşmeden kaynaklı bir alacağa ilişkin olduğunu, mahkemece görülen dava ile dava konusu ve sebebi yönünden tamamen farklı olduğunu, dava konusu alacağın senede dayalı bir alacak olduğunu, senedin davalı şirket tarafından ticari ilişkiden kaynaklı alacağa dair verilmediğini, müvekkili şirkete olan borcunu ödemeyen davalı şirketin, müvekkili şirket ile ticari ilişkisinin devamını sağlamak amacıyla verildiğini, davaya konu 28.02.2015 vadeli 121.436,49 Euro bedelli senedin vadesi geçmiş olsa dahi, söz konusu senedin yazılı delil başlangıcı niteliği taşıdığını, yabancı mahkeme kararında senede ilişkin herhangi bir değerlendirme bulunmadığını, tenfiz edilen yabancı mahkeme kararının incelenmesinde, hükmün yalnızca taraflar arasındaki ticari sözleşmeden doğan alacağa ilişkin olduğunu, davaya konu bono hakkında herhangi bir inceleme, değerlendirme veya hüküm içermediğini, kesin hüküm şartlarının somut olayda oluşmadığını, kesin hükümden bahsedilebilmesi için dava taraflarının, dava konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerektiğini, mahkemece, yalnızca taraflar arasındaki temel ilişkinin aynı olduğu gerekçesiyle kesin hüküm kabul edilmesinin yerleşik içtihatlara ve kambiyo senetlerinin bağımsızlığı ilkesine aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında davalıya satıldığı iddia edilen ham madde bedelinin tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, kesin hüküm bulunmamasına dair olumsuz dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı şirket davalı şirkete ham madde ihracatı yapıldığını ancak davalı şirketin borcunu ödemediğini, müvekkili ile ticari ilişkisini sürdürmek isteyen davalı tarafından bu kez de 121.436,49 Euro bedelli, 28.02.2015 vade tarihli senet düzenlendiğini ancak söz konusu senede konu borcun da davalı tarafından ödenmediğini ileri sürmektedir.Davalı ise; davacı .... Şirketinin davalı ... aleyhine "ödenilmemiş borcun davalıdan davacı aleyhine kesilmesi" talebine dair 2 nolu Bakü İdari-İktisat Mahkemesi'nde dava açıldığını, .... ile davacı ... aleyhine "sözleşme taahhütlerinden muaf tutulma, maddi ve manevi zararın ödenilmesi" talebine dair dava dilekçesi ile mahkemeye başvuruda bulunulduğunu, Mahkeme kararının kesinleştiğini, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış olan tanıma ve tenfiz davasında davanın kabulüne karar verildiğini, aynı konu ve aynı taraflar arasında yeniden dava görülemeyeceğini savunmaktadır.İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/188 E. Sayılı dosyasının incelenmesinde; .... tarafından ... AŞ aleyhine Azerbaycan 2 No'lu Bakü İktisadi-İdari Mahkemesinin 10.08.2018 tarih ve ... numaralı kararının Türkiye'de geçerli olabilmesi için tanınmasına ve tenfizine ilişkin dava açıldığı, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, söz konusu kararın 20/10/2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.Davacı vekili tenfiz kararı verilen kararın ticari sözleşmeden kaynaklı bir alacağa ilişkin olduğunu, mahkemece görülen dava ile dava konusu ve sebebi yönünden tamamen farklı olduğu, dava konusu alacağın senede dayalı bir alacak olduğunu, senedin davalı şirket tarafından ticari ilişkiden kaynaklı alacağa dair verilmediğini, müvekkili şirkete olan borcunu ödemeyen davalı şirketin müvekkili şirket ile ticari ilişkisinin devamını sağlamak amacıyla verildiğini, kesin hükümden bahsedilebilmesi için dava taraflarının, dava konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerektiğini, dolayısıyla kesin hüküm bulunmadığını belirterek kararı istinaf etmiştir.Davacı taraf davasını tenfiz kararının kesin hüküm teşkil etmediği temeline dayandırmıştır. 5718 sayılı MÖHUK'un 50(1). maddesi gereğince,Türk mahkemelerince yabancı mahkeme kararı tanınıp tenfiz edilmedikçe, Türkiye'de kesin hüküm gücüne sahip olamazlar ve icra edilemezler. Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilen yabancı karar, Türk hukuku bakımından kesin hüküm oluşturur. Buna bağlı olarak tanınıp tenfiz edilen yabancı karar, aynı konudaki uyuşmazlığın tekrar Türk mahkemelerinde görülmesini engeller. Buna yabancı mahkeme kararının kesin hüküm etkisi denmektedir. Yine MÖHUK'un 59. maddesine göre, yabancı mahkeme kararlarının kesin hüküm ve kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının verildiği ülke hukuku uyarınca kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Kuşkusuz 59. maddeye göre yabancı mahkeme kararının kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabancı kararın bir Türk mahkemesi tarafından tanınması şartına bağlıdır. (Prof.Dr.Cemal Şanlı, Milletlerarası Özel Hukuk, s.749)Davacı taraf davaya konu alacağın, senede dayalı olup sözleşmeden bağımsız olduğunu, senetlerin, mücerret (soyut) borç ikrarı niteliğinde olup, temel ilişkiden bağımsız olarak alacak hakkı doğurduğunu, tenfiz kararı verilen kararın ticari sözleşmeden kaynaklı bir alacağa ilişkin olduğunu, mahkemece görülen dava ile dava konusu ve sebebi yönünden tamamen farklı olduğunu, dava konusu alacağın senede dayalı bir alacak olduğunu, senedin davalı şirket tarafından ticari ilişkiden kaynaklı alacağa dair verilmediğini ileri sürmekte ise de; istinaf başvuru dilekçesinde açıkça müvekkili şirkete olan borcunu ödemeyen davalı şirketin, müvekkili şirket ile ticari ilişkisinin devamını sağlamak amacıyla senetlerin verildiğini beyan etmiş olup, bu beyan karşısında senetlerin ticari ilişki kapsamında alacağa ilişkin verilmediğini kabul etmek mümkün değildir.Tenfiz kararı kesinleşmiş olup, kesin hüküm niteliği kazanmıştır. Yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilerek tenfiz kararının kesinleştiği anlaşılmakla, davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1081, K. 2026/1135, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1081-e-2026-1135-k-ae67f7294e86