Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/578 E. 2026/1464 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/578
Karar No
2026/1464
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/578 - 2026/1464 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/578 KARAR NO : 2026/1464

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.03.2025 NUMARASI : 2025/1 Esas 2025/162 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 24.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 24.09.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.11.2022 tarihinde dava dışı ... adına kayıtlı davacı tarafından sigortalı ... plakalı ... sevk ve idaresindeki araç ile davalı adına kayıtlı dava dışı ... idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde davalının aracının zarar gördüğünü, meydana gelen kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında ... plakalı otomobil sürücüsünün kural ihlali yaptığı, ... plakalı otomobil sürücüsünün ise kural ihlal görülmediğinin tespit edildiğini, davalının başvurusu üzerine açılan hasar dosyasında zararın tespit edildiği ve ekspertiz raporu doğrultusunda davalıya 142.448,00-TL ödeme yapıldığını, ancak kaza tarihi itibari ile trafik sigorta poliçe limitinin 100.000,00-TL olduğunu, sehven yapılan limiti aşan miktarda ödemenin iadesinin yapılmaması üzerine fazla ödemenin tahsili amacıyla başlatılan Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2024/74151 esas sayılı icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu belirterek, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına ve disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, sigorta şirketinin poliçe limitini aşar mahiyette yaptığı ödemenin lütuf ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiğini ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak geri alınamayacağını belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından, davacıya borçlu olmadığı bir meblağın ödettirilmesi amacı ile aleyhine cebri icra yapılmadığı gibi alacağın bir mahkeme kararına dayalı olarak da ödenmediği, yapılan ödemenin davacı tarafından yaptırılan ekspetriz incelemesine dayandığı, davacının dava dışı sigortalısının karıştığı trafik kazasında davalıya poliçe limitinin üzerinde ödeme yaptığı ve poliçe limitinin üzerinde yapılan bedelin iadesi istemi ile eldeki davayı açtığı, davacının ancak sigorta poliçesi çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olup kendisi tarafından düzenlemiş poliçeye dayalı olarak ödeme yaparken basiretli bir tacir gibi davranarak gerekli incelemeyi yapması gerektiği ve poliçe teminatını aşar nitelikte bir ödemeyi iradi olarak gerçekleştirdiği, yapılan ödemenin lütuf (ex gratia) ödemesi olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu ödemenin davacı sigorta şirketine sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak talep hakkı vermeyeceği belirtilerek; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketi tarafından yapılan fazla ödemenin lütuf (ex gratia) ödemesi olarak değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, davacı tarafından ... plakalı aracın poliçesi kapsamında 04.11.2022 tarihli kazada hasar gören araç maliki davalıya toplamda 142.448,00-TL ödeme yapıldığını, kaza tarihi itibariyle trafik sigorta poliçe teminat limitinin 100.000,00-TL olmasına rağmen davalı şirket tarafından borçlu olunması nedeniyle teminat limitini aşan ödeme yapıldığını, sigorta hukukunda zenginleşme yasağı ilkesi olduğunu, sigortanın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, fazla ödenen tutarın sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında iadesi gerektiğini, davacı şirketin sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olduğunu, bu limit üzerinde yapılan tüm ödemelerin sebepsiz zenginleşme kapsamında kaldığını, lütuf ödemesinin sigortacının veya çalışanlarının ihmali veya hesap hatası nedeniyle gerçekleştirilen fazla ödemeden de farklı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişi davalıya yapılan fazla ödemenin tahsili amacı ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda, davacı nezdinde sigortalı aracın neden olduğu trafik kaza neticesinde aracı zarar gören davalının başvurusu üzerine davacı sigorta şirketi tarafından davalıya poliçe limiti aşan miktarda yapmış olduğu hasar ödemesinin, poliçe limiti aşan miktarının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdadı talep edilmektedir. TMK’nın 3. maddesine göre kanunun iyiniyette hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamayacaktır. İyi niyetin varlığı için kişideki mevcut bilgisizlik, mazur görülebilir nitelikte olmalıdır. Bilgisizliğin mazur görülebilirliği ise kişinin icabı hale göre, kendisinden beklenen özeni sarfetmesi halinde olur. Örneğin bir hakkı iktisap etmek isteyen kimse, o hakkın doğumuna engel bir durumun varlığı veya hakkın sonuçlarını meydana getirmesi için aranan bir unsurun yokluğu konusunda araştırma yapmak, olayın özelliklerinin gerektirdiği özeni göstermek zorundadır. Kanunun iyi niyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak TMK’nın 3/2. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamayacaktır. Davacı sigorta şirketi de ancak sigorta poliçesi çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olup, kendisi tarafından düzenlemiş olan poliçeye dayalı olarak ödeme yaparken basiretli bir tacir gibi davranarak gerekli incelemeyi yapması gerekirken bu şekilde davranmamış ve poliçe teminat limitini aşacak şekilde ödemeyi iradi olarak gerçekleştirmiştir. Her ne kadar TBK'nın 78/1 maddesinde borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimsenin bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceğine işaret edilmiş ise de davacı sigorta şirketinin, kendi düzenlemiş olduğu poliçeye dayalı olarak yaptığı ödemeyi " kendisini borçlu sanarak " yapmış olduğunu ileri sürmesi mümkün değildir. Bu durumda, poliçede teminat limitinin üstede yapılan ödeme lütuf (ex gratia) ödemesi olarak değerlendirilecek olup, bu durum davacı sigorta şirketine sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak talep hakkı vermeyecektir. Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar ile toplanan tüm deliller karşısında; davalı tarafından yapılan başvuru üzerine davacı tarafça açılan hasar dosyası kapsamında ödeme yapılmasına, davacı tarafından yapılan inceleme neticesinde ödeme yapmış olması nedeniyle yapılan ödemenin hataen yapıldığı iddiasının mesmu olmamasına, cebri icraya dayalı bir ödemenin de bulunmamasına, yapılan ödeme lütuf (ex gratia) ödemesi olup sebepsiz zenginleşmeye konu olacak haksız bir ödemenin söz konusu olmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00-TL istinaf harcından peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/578, K. 2026/1464, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-578-e-2026-1464-k-1285fa6102be