Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/590 E. 2026/1467 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/590
Karar No
2026/1467
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/590 - 2026/1467 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/590 KARAR NO : 2026/1467

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.01.2025 NUMARASI : 2023/763 Esas 2025/11 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 24.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 25.09.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23.11.2018 tarihinde davacıya ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketine ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde davacının aracının zarar gördüğünü, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğunu, zararın 36.000,00-TL’lik kısmının ZMMS teminat limitleri dahilinde dava dışı ... Sigorta’dan tahsil edildiğini, bakiye hasar tazminatının tahsili için İMMS sigorta şirketi olan ... AŞ’ne karşı Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde dava yoluna gidildiğini, tahkim dosyası kapsamında bakiye alacaklarının 49.000,00-TL olarak belirlendiğini, yargılama neticesinde söz konusu dosya kapsamında 49.000,00-TL hasar tutarının davalı sigorta şirketi tarafında tahsil edilebilecek olsa da davalı tarafça temyiz kanun yoluna başvurulduğundan hasar tazminatı talebinin geç ödenmesi veya ödenmemesi durumunda aşkın zarar doğduğunu, davalı sigorta şirketinin ihbar tarihi ile öğrenilmiş olup zarar ödemesinin kötü niyetli olarak sürüncemede bırakıldığını, yargılamanın uzamasına ve davacının gerçek zararının tazminine ulaşamamasında davalı sigorta şirketinin sorumluğu bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla munzam zarar tazminat talebine ilişkin şimdilik 10,00-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin sorumluğunun 100.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, davalı şirket tarafından açılan hasar dosyası kapsamında 30.06.2022 tarihinde 49.000,00-TL tutarında maddi hasar tazminatı ödemesi, 15.786,00-TL tutarındaki faiz ödemesi dahil olacak şekilde diğer ferileri ile birlikte ödendiğini, ayrıca kazada zarar gören ...'in aracının onarım ve bakımı için 22.12.2018 tarihinde 18.245,00-TL tutarında maddi hasar tazminatı, 10.01.2019 tarihinde 218,30-TL maddi hasar tazminatı ödemesi yapıldığını, yapılan tüm bu ödemeler ile birlikte davalı şirketin sorumluğunu yerine getirdiğini, davacı yanın manzum zarar talebinin haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu davacıya ait aracın ... plakalı... model, ... marka, ... tipi, otomatik şanzımanlı, dizel kayıtlı 184 hp içten yanmalı motorlu, beyaz rekli, 69.359 km de bulunan sedan otomobil olduğu, dava konusu 23.11.2018 tarihinde meydana gelen kaza sonrasında hasarlanarak ağır hasara maruz kaldığı, araçta meydana gelen hasar sonrası, davacı yanın zarar bedelinin 85.000,00-TL olduğu ve davalı yan tarafından ZMMS kapsamında tahsil ettiği 36.000,00-TL'nin tenzili sonrası davalı sigorta şirketinin İMM teminatı kapsamında 49.000,00-TL bakiye tazminat bedeli bulunduğu, Sigorta Tahkim Komisyonunun 2019.E.3427-K-2019/43154 ve 16.06.2019 tarihli kararının Yargıtay incelemesi sonrasında 30.06.2022 tarihinde 49.000,00-TL tutarında maddi hasar tazminatı ödenmesinin ve 15.786,00-TL tutarındaki faiz ödemesinin davacı yana ödenmiş olduğu, ancak davacı yan munzam zararına yönelik talebini somutlaştıramadığı gibi temerrüt faizini aşan munzam zarar varlığına dair hiç bir delil de ibraz edilmediği, davacı yanca dava dilekçesinde sadece alacağın geç tahsil edildiği ileri sürülmüş ise de bu iddianın somut olarak geç ödemeden dolayı uğranılan zararın varlığı için yeterli olmadığı gibi gecikmenin davalının kusurundan değil Yargıtay inceleme süresinden kaynaklandığını, davacının uğradığını ileri sürdüğü munzam zararının varlığını somut delillerle kanıtlayamadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı borçlunun davacıya meydana gelen olay sonucunda zararını karşılayacak kadar ödeme yapmaktan imtina ettiğini, davacıyı zarara uğratma amacıyla sorumluluğunda bulunduğu miktarı ödenmekten kaçındığını, bu sebeple davalının bu söz konusu munzam zarardan sorumluluğu bulunduğunu, poliçe sözleşmesinde munzam zarardan kaynaklanan tutarları ödemeyeceğine dair bir hüküm koydurmayan sigorta şirketinin bu zararı ödemekle yükümlü olduğunu, munzam zarar sorumluluğunun ortadan kalkması için borçlunun kusuru bulunmadığını ispat etmesi gerektiğini, kaza 23.11.2018 tarihli olup davalı sigorta şirketinin zararının tamamını tazmin etmekten kaçınması üzerine yargılama yoluna gidildiğini, davalı tarafın temyiz yoluna başvurması sonucunda yargılamanın 15.02.2022 tarihinde sonuçlandığını, zararın kazadan yıllar sonra 30.06.2022 tarihinde tahsil edildiğini, yüksek enflasyon ortamında ödenen miktarın davacının zararını tazmin etmekten uzak kaldığını, sigorta şirketinin 2018 yılında ödemekle yükümlü olduğu parayı bir banka gibi dört sene boyunca elinde tutup bundan kar ettiğini, ödemeyi de ancak 2022 yılında yaparak davacıyı açık bir şekilde aşkın zarara uğrattığını, her ne kadar munzam zarar talebinde bulunulabilmesi için zarara uğrayan kişinin bu zararını ispat etmesi gerekse de bu ispatın yaklaşık ispat olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan hasar nedeniyle ihtiyari imali mesuliyet sigorta ( İMMS ) poliçesi kapsamında munzam zarar istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının davasının reddine karar verilmiştir. Davacı olay tarihi ile davacının aracı ve davalı sigorta şirketi nezdinde İMMS ile sigortalı olan aracın karıştığı trafik kazası neticesinde davacının aracının zarar gördüğünü, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında asli ve tam kusurlu olduğunu, zararın 36.000,00-TL’lik kısmının ZMMS poliçe teminat limitleri dahilinde dava dışı ... Sigorta’dan tahsil edildiğini, bakiye hasar tazminatının tahsili için İMMS sigorta şirketi olan ... AŞ’ne karşı Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde dava yoluna gidildiğini, tahkim dosyası kapsamında yapılan yargılama neticesinde bakiye alacağına karşılık 49.000,00-TL'nin işlemiş faizi ile birlikte ödendiğini, sigorta şirketinin ödeme yaptığı tarih itibariyle hasarın rayiç değeri dikkate aldığında davacının munzam zararın bulunduğunu, davalının oluşan bu munzam zarardan sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup, trafik kazaları haksız fiilin bir türü olup zarar verenin zararı giderme borcu kaza tarihinde oluşur ve zarar veren zarar görenin gerçek zararından sorumludur. Bu nedenle trafik kazası sonucu zarar görenin gerçek zararı olay tarihindeki koşullara göre belirlenir ve olayın meydana gelmesi ile temerrüt oluştuğundan zarar veren olay tarihinden itibaren işleyecek faiz ile sorumludur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122. maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir. Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının mal varlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını somut vakalarla ispatlaması gerekir. Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar ile tüm deliler karşısında; munzam zararın borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zarar olmasına, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden 6098 Sayılı Borçlar Kanununun 122. maddesinde karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durum olmasına, eldeki davada aranan şartlarının davacı tarafça ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle hasar bedelinin kanun yoluna başvurulmuş olması nedeniyle geç ödenmesinin tek başına munzam zarar olarak değerlendirilememesine göre, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 24.09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/590, K. 2026/1467, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-590-e-2026-1467-k-4ad86fc700ce