Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/263 E. 2026/693 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/263
Karar No
2026/693
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO : 2025/263

KARAR NO : 2026/693

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/10/2024

NUMARASI: 2017/502 E. - 2024/646 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)|İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 09/04/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...uygulamaları için projeler yapan bir firma olduğunu, davalılardan ...'un ... isimli firma adına hareket ettiğini belirttiğini ve ticari ilişki başladığını, buna istinaden 3 adet çek keşide edildiğini ve ...'a teslim edildiğini, müvekkiline ürünlerin teslim edilmemesi üzerine teslim edilen 3 adet çekin iadesinin istendiğini, 2 adet çekin iade edildiğini ancak ... ... Şb. 30.04.2017 tarihli 90.000,00 TL bedelli ve ... no.lu çekin iade edilmediğini, iki adet çeki iade alındığında ...'un çekleri müvekkiline silinebilir kalem ile doldurttuğunu çekler üzerinde değişiklik ve tahrifat yapıldığını ve bazı kısımların silindiğinin anlaşıldığını , çeklere ilişkin fotokopiden de bu hususların anlaşıldığını, bu 2 adet çek aslının 11.04.2017 tarihinde İstanbul CBS 2017/22912 soruşturma no.lu dosyasına teslim edildiğini, teslim edilmeyen 30.04.2017 tarihli 90.000,00 TL bedelli ve ... no.lu çekin; bedelinin 270.000,00 TL olarak değiştirilip /tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, dava konusu çekin zorunlu unsurları taşımadığını, davalı ...'un davalılardan ...'e yazılan çeki teslim aldığını ancak ...'in çeki tekrar ...'a ciro ettiğini, davalılardan .... Şti. Firmasının ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu , müvekkili şirket aleyhine 90.000,00 TL üzerinden diğer davalılar aleyhine 270.000,00 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verildiğini, .... Şti. Tarafından başlatılan .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası sebebiyle menfi tespit davasının kabulü ile borçlu olmadığının tespitine, ödenmiş olan 90.840,32 TLnin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile istirdadına, %40'tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanaktan yoksun alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla açıldığını, dava konusu çekin yasal unsurları tamam bir çek olduğunu, TTK 687. maddesi gereğince, keşideci borçlu lehtara ve cirantalara karşı ileri sürebileceği şahsi def'ilerini, iyiniyetli hamile(müvekkil) karşı gibi ileri süremeyeceği gibi, keşidecinin(davacı), lehtar ciranta ile hamil arasındaki ilişkilere dayanarak def'ide bulunamayacağının da açık olduğunu, davacının, diğer davalı ...'a vermiş olduğu iki adet 90.000,00-TL yazılı çekleri (...seri numaralı) geri aldığını, dava konusu olan ... seri numaralı çekin de ... değiştirilerek ...'un elinden çıktığını beyan ettiğini, mağdur gibi görünerek hem adaleti yanılttığını , hem de hamil olan müvekkilini mağdur ettiğini, davacının bu güne kadar elinden çıkan çekler ile ilgili hep aynı şekilde beyanda bulunduğunu, ve müvekkili gibi iyi niyetlileri mağdur ettiğini, davacının beyanlarında geçen ... ... A.Ş.'nin ... Şubesine ait, ... no'lu, 30.04.2017 keşide tarihli “270. 000,00-TL” lik çek ile ilgili elinde “90 000,00-TL” yazılı halinin fotokopi görüntüsü dışında hiçbir delil de bulunmadığını, fakat davacının geri almış olduğu 2 çek ile ilgili yarım şekilde doldurulduğunu, şuan ki yazılı hallerinden farklı olan görüntülerinden hiçbir zaman bahsetmediğini, davacı vekili tarafından verilen bu çek görüntülülerinin açıkça gösterdiği gibi davacının iddia ettiği dolandırılma iddiasının gerçek dışı olduğunu, istirdat taleplerinin de haksız olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Menfi tespit ve istirdat istemli davanın tümüyle reddine, Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,

Davalı ... ... Ürünleri firmasının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği kabulü ile 270.000,00-TL'nin %20'si oranında 54.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalı ... ... Ürünleri firmasına verilmesine,Mahkemece verilen 20.06.2017 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına", karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; ATK raporunun çekteki "Doksan bin" ve "#...#" ibarelerinin silindiğini ve yerine "İki yüz yetmiş bin" ibaresinin yazıldığını açıkça tespit ettiğini, yerel mahkemenin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki 2017/22912 sayılı soruşturma dosyasının sonucunu beklemeden karar vermesinin usule aykırı olduğunu, şirket muhasebesindeki eleman değişiklikleri ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle çeklerin ticari defterlere kaydedilememesinin bir hata olduğunu ancak bu durumun tahrifat gerçeğini değiştirmeyeceğini, çekin zorunlu unsurlarındaki tahrifat nedeniyle çek vasfını yitirdiğini ve bu durumun mutlak defi niteliğinde olup iyi niyetli hamillere karşı da ileri sürülebileceğini, davalıların ağır kusurlu ve kötü niyetli olduklarını, taraflar arasındaki ticari ilişkilerin ve ikrazatçılık şüphelerinin yeterince araştırılmadığını savunarak kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE:

Dava, menfi tespit istemine ve icra takibi nedeniyle ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalılardan ...'un ... isimli firma adına hareket ettiğini belirttiğini ve davacı ile ticari ilişki başladığını, bu ilişki kapsamında üç adet çek keşide ederek davalıya teslim edildiğini, ancak ürünlerin teslim edilmemesi üzerine çeklerin geri istendiğini, iki çekin iade edildiğini, buna karşılık aynı seri grubunda yer alan bir çekin iade edilmediğini, iade edilen iki çekin kendilerine “...” doldurtulduğunu, çeklerde silinti ve değişiklikler bulunduğunu sonradan öğrendiklerini, bu iki çek aslını adli makamlara teslim ettiklerini, iade edilmeyen çek yönünden ise asıl bedelin 90.000 TL iken 270.000 TL’ye çevrildiğini ve çek üzerinde tahrifat yapıldığını , çek vasfını yitirdiğini belirterek borçlu olmadığının tespitini, ihtiyati haciz baskısı altında ödediği 90.840,32 TL’nin ticari faiziyle iadesini talep etmiştir.

Davalı ... ... Şti. Vekili, çekin yasal unsurları tam bir çek olduğunu, keşidecinin lehtar/ciranta ilişkilerinden doğan şahsi def’ileri iyiniyetli hamile karşı ileri süremeyeceğini, davacının sadece fotokopi görüntü dışında çekin 90.000 TL’lik halini kanıtlayan bir delil sunamadığını , davacının daha önce de benzer şekilde çeklerin “... elinden çıktığını ve değiştirildiğini” ileri sürerek iyi niyetli hamilleri mağdur ettiğini, davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, tahsil edilen bedelin istirdadı isteminin de dayanaksız bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Dava konusu çekin, ... ... A.Ş. ... Şubesi’ne ait, 30.04.2017 keşide tarihli, ... seri numaralı ve 270.000,00 TL bedelli, keşidecisi davacı, lehtarı ... Şti. olduğu, sırasıyla ..., ... A.Ş. Tarafından ciro edildiği , son ciro sahibi ve hamilin ... ... Şti.olduğu , çekin hamil ... Şti. tarafından .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiği, takip kapsamında davacı tarafından 90.840,32 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.

Talimat yolu ile, davalı alacaklı tarafın ticari defterleri üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenen 12/06/2020 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda, ... .... Şti.’nin 2016 ve 2017 yıllarına ait ticari defter kayıtlarına göre , ... A.Ş.’ye akaryakıt satışı yaptığı, bu satıştan kaynaklanan alacağına karşılık dava konusu 30.04.2017 tarihli, ... seri numaralı ve 270.000,00 TL bedelli ... çekini ciro silsilesiyle tahsil ettiği, çekin sırasıyla .... Şti., ... A.Ş. tarafından ciro edilerek ...’a geçtiği, ...’ın bu çeki 2016 yılı hesaplarına 270.000,00 TL bedelle kaydettiği, 2017 yılında çekten 90.231,27 TL tahsil edildiği, 31.12.2017 itibarıyla ... A.Ş.’den 179.768,73 TL alacaklı olduğu, ...’ın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu belirtilmiştir.

Davacı ... A.Ş. yönünden düzenlenen 22/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacının 2017 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde olduğu , dava konusu çekin (... seri numaralı) davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, aynı seri grubundaki diğer çeklerin de kayda alınmadığı davacı ile .... Şti., .... Şti., ... A.Ş. arasında davacı defterlerinde herhangi bir cari hesap kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir.

25/02/2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda ise, çekin bedel hanesinde daha önce “Doksan bin” ve “...” ibarelerinin bulunduğu, bunların kalem baskı izlerinin mevcut olduğu, sonradan bu ibarelerin yerine “iki yüz yetmiş bin” ve “270.000” yazıldığı yönünde teknik bulgular tespit edilmiştir.

İlk derece mahkemesince , davacının çekin imzasını inkar etmediği, yalnızca tarih ve bedel kısmında tahrifat olduğunu ileri sürdüğünü, davacı tarafından çekin ... doldurtulduğu ve sonradan tahrif edildiği iddiasının, çekin keşideci tarafından kendi hakimiyet alanında ve serbest iradesiyle düzenlendiği kabulü karşısında hayatın olağan akışına uygun görülmediği, kişinin kendi kusurundan yararlanamayacağı, ayrıca kambiyo ilişkisine güvenen üçüncü kişi konumundaki hamile karşı bu savunmanın ileri sürülemeyeceği, davalı alacaklının ticari defter kayıtlarıyla alacak iddiasını ispatladığı, davacının ise çekin 90.000 TL tutarlı “orijinal” halinin kendi defterlerinde dahi kayıtlı olmaması ve ileri sürdüğü tahrifat iddiasını, üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilecek şekilde ispatlayamaması nedeniyle menfi tespit ve istirdat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafa başvurmuştur.

Davacı taraf, çekin aslında 90.000,00 TL bedelli olarak düzenlendiğini, tarih ile bedelin ... doldurulduğu, bedel ve tarih hanesinin sonradan silinerek bedel kısmına “iki yüz yetmiş bin” ve “270.000” ibarelerinin yazıldığı ve tarihinde değiştirildiğini ileri sürmektedir.

Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu 30.04.2017 keşide tarihli, çek üzerindeki imzanın davacı keşideciye ait olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacının imzayı inkar etmediği, bedel hanesinde sonradan tahrifat yapıldığının iddia edildiği , Adli Tıp Kurumu raporunda çekin bedel hanesinde önceki “90.000” ibarelerine ilişkin kalem baskı izlerinin bulunduğu belirtilmiş ise de, çekin dolaşıma sokulmadan önce 90.000,00 TL olarak düzenlendiği, dolaşıma girdikten sonra davalılar tarafından bedel kısmının değiştirildiği ve bu suretle çekin tahrif edildiği yönünde delil bulunmadığı, ayrıca davacının lehine delil niteliğinde olan ticari defterlerinde dahi çekin 90.000,00 TL olarak düzenlendiğini gösterir bir kayıt bulunmadığı dikkate alındığında çekin 90.000,00 TL olarak düzenlendiği ve sonradan davalılarca değiştirildiği iddiası ispat edilememiştir.

Çekin şeklen düzgün ciro zinciri ile davalı son hamil konumundaki alacaklıya geçtiği , davalının ticari defterlerinde 270.000,00 TL bedelle kayıtlı olduğu, kendisinden önceki ciranta ile aralarındaki ticari ilişkinin bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu dolayısıyla davalının iyiniyetli yetkili hamil konumunda olduğu, keşideci sıfatıyla çeki düzenleyip imzalayan davacının, çekin ... doldurtulduğu ve bu suretle sonradan değiştirildiği yönündeki iddiasının da ispatının bulunmadığı, iyiniyetli hamil yönünden tahrifat iddiası ispatlanamadığından davacının keşideci olarak çek bedelinden sorumlu olduğu,

İstanbul CBS 2017/22912 soruşturma sayılı dosyasında keşideci şirket tarafından, çeklerin ... doldurtulduğu yönünde aynı iddialar ile ...ve ... şirketi yetkilileri hakkında şikayetçi olunduğu ve bu dosyanın derdest olduğu görülüyorsa da davalı çek hamilinin ceza soruşturmasının tarafı olmadığı, toplanan deliller karşısında ceza soruşturmasının sonucunun beklenilmesi yönünden HMK m. 165 uyarınca bekletici mesele şartlarının oluşmadığı , ilk derece mahkemesince menfi tespit ve istirdat taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../10/2024 tarih ve 2017/... E. 2024/....K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/263, K. 2026/693, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-263-e-2026-693-k-35099d514983