Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/523 E. 2026/1558 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/523
Karar No
2026/1558
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/523 KARAR NO : 2026/1558

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/12/2025 NUMARASI : 2025/197 E. 2025/1128 K. DAVA KONUSU : Tespit DAVA TARİHİ : 04/03/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2026

İSTEM: Davacılar vekili, 11.02.2010 tarihinde kurdukları ..... AŞ ile faaliyetlerine devam eden davacıların, yemek yapmayı seven, ancak şehir hayatındaki yoğun tempodan vakit ayıramayan kişiler adına bir uygulama yapma fikri üzerinde (...) çalıştıklarını, bu fikri uzun yıllardır birbirleri ile tanışıklığı ve karşılıklı güvene dayalı ilişkileri olan davalılar ile paylaştıklarında davalıların söz konusu inovatif fikrin, getirisinin yüksek olabileceğini düşünerek davacılar ile iş ortaklığı yürütmek istemeleri üzerine, tarafların kendi emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlenerek "... ." adı altında bir araya geldiklerini, adi ortaklık şahıslar arasında kurulmuş ise de ortak tüm şahıslar, sermaye şirketlerinin mal varlıklarını ortaklığa sermaye olarak koymayı taahhüt etmelerinin yanında, ortaklık ilişkisiyle başlayan güvene dayalı olan ortaklığın ve taraflar arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi amacıyla karşılıklı olarak hissedarı oldukları şirketlerinden birbirlerine hisse vermeyi de taahhüt ettiklerini, bu taahhüdün gereği olarak davacıların sahibi oldukları dava dışı .... AŞ'den herkeste eşit hisse olacak şekilde davalılara bila bedel hisse devirleri gerçekleştirmiş olmasına karşın, davalıların aynı şekilde taahhüt ettikleri pay devirlerini yapmadıklarını, hülasa davalıların, davalı şirket ... AŞ'nin hisselerini davacılara devretmeyi taahhüt etmiş olmalarına rağmen bu devirleri yapmaktan imtina ettikleri gibi, davacılara ve adi ortaklığa ait malvarlıklarını da kendi borçlarını ifa etmeksizin ele geçirmiş olduklarını, davalı .... AŞ'nin diğer davalılara ait mevcut hisselerin 2/6 oranının davacılara ait olduğunu ileri sürerek, davalı .... AŞ'nin davalı şahıslar adına kayıtlı hisselerinin 1/3üne tekabül eden kısmının davacılara ait olduğunun tespiti ile davalılar adına kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili, derdestlik ve husumet itirazında bulunarak, davacılar tarafından ... kapsamında borcunu yerine getirmeyen davalı ortakların edimlerinin yerine getirilmesi ile edimlerin aynen ifası ve sermaye borcu olarak konulan taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile ortaklar adına tapuda tesciline; aynen ifanın mümkün olmaması halinde ....'nın haklı sebeple feshi ve tasfiyesi istemiyle davalılar aleyhine açmış oldukları İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/367 Esas sayılı derdest dosya ile iş bu dava aynı maddi ve hukuki vakıalara dayalı olduğundan derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yine davacı yanca taraflar arasında kurulduğu iddia edilen adi ortaklığın ortağı olduğu ileri sürülmeyen davalı.... AŞ hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında kurulan bir adi ortaklık ilişkisi bulunmadığı gibi, davalıların davacılar ile adi ortaklık kurma yönünde hiçbir kabulü ve iradesi de bulunmadığını, davalı yanca hissedarı oldukları .... AŞ'de bulunan paylarının davacı yanca devredileceğinin taahhüt edilmemiş olduğu gibi devrine yönelik herhangi bir sözleşme veya anlaşma da akdedilmemiş olduğunu, davacılar tarafından "..." markasını geliştirilmesi ve büyütülmesi için hiçbir çaba sarf edilmemiş olduğunu, davalıları sürekli borçlandırarak zarara uğratmış olduklarını, davalılar tarafından "..." markasının geliştirilmesi için çok büyük teminatlar verilmiş olduğunu, davacıların "..." markasının sahibi olan .... AŞ'nin yönetim yetkilerini kötüye kullanarak sebepsiz zenginleşmiş ve şirketi büyük zarara uğratıp iflas noktasına getirmiş olduklarını, davalı gerçek kişilerin, davacılar ve dava dışı ... . ile birlikte hissedarı olduğu.... AŞ ile ... AŞ'nin bütün kredi borçlarına kefalet verdikleri gibi aynı zamanda şahsi gayrimenkullerini de teminat olarak göstermiş olduğunu, davacı yanca..... AŞ'nin ortaklarından olan dava dışı .. ..'e husumet yönetilmemiş olması adi ortaklık ilişkisinin kurulmadığının ve taşınmazlar'ın bu ortaklığa ait olmadığının en büyük ispatı niteliğinde olduğunu, ayrıca davacı yanın dayandığı el yazılı metinin; ... .. AŞ'nin bankalar nezdindeki itibarının ve kredi limitlerinin yükseltilmesi için davalıların verdiği teminat kapsamında olduğunu, bir sözleşme olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir. MAHKEME: "Davacı ... ve ...’ın davalı ... AŞ ile ...,...., ..... ve ... ile adi şirket kurduklarını,...nın kurulmasına ilişkin olarak davalıların taahhütte bulunmasına rağmen edimlerini yerine getirmediğini belirterek dava açmış ise de yapılan yargılamada davalıların adi şirket için gerekli olan unsurlardan olan sözleşme, kişi unsuru, sermaye unsuru, ortak amaç unsuru ve ortak amaç için çaba sarf edilmesi unsurlarının bulunmadığı belirlenmiştir. Şöyle ki her ne kadar davacı tarafın dosyaya sunduğu ve uzman görüşü olarak dosyada iddialarının ispatlandığını belirtir hukuki görüşte taraflar arasında sözlü olarak yapılmış olan bir adi ortaklık sözleşmesinin bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen buna ilişkin hiçbir delil dosyada yer almamaktadır. Davacılar ile davalılar arasındaki whatsapp görüşmelerinde de adi ortaklığın kurulduğuna, şartlarına, edimlerin ne olduğuna, neyin yapılacağına ve ne şekilde yapılacağına, kar paylaşımının nasıl yapılacağını, kimin ne katkı vereceğine, ne zaman edimlerin yerine getirileceğine ve uygulanacağına, üçüncü kişilere karşı temsil ilişkisinin kimler tarafından yerine getirileceğine, adi ortaklıkta sermaye ve emek unsurlarının kim tarafından hangi ağırlıkla yükümlendiğine ilişkin hiçbir delil bulunmadığı belirlenmiştir. Sadece adi ortaklığa ilişkin sözleşmenin yazılı değil sözlü olarak yapılabileceğine ilişkin genel kanun hükümleri ve doktrin görüşleri adi ortaklığın kurulduğu anlamına gelmemektedir. Kaldı ki dosyaya sunulan Yargıtay kararlarında da adi ortaklığın yazılı olarak yapılmasının ispat açısı bakımından bunu iddia eden tarafından HMK m. 200’de yer alan bir hakkın doğumu için yazılı belge / senetle ispat gerektiği belirtilmektedir. Ayrıca yine bu maddenin 2. Fıkrasında yazılı delille ispatlanması gereken bir husus hakkında tanık dinlenmesi de karşı tarafın açık muvafakatine bağlı olup böyle bir muvafakat da bulunmamaktadır. Somut olayda bu nitelikte bir yazılı belge bulunmadığı gibi yazılı delil başlangıcı da bulunmamaktadır. Tarafların whatsapp görüşmelerinde yer alan ibareler adi ortaklığın kurulduğunu ve ne iş yaptığını ispatlamamaktadır. Yine davacı tarafın dosyaya ibraz etmiş olduğu USB bellek içerisinde bulunan..., ..., ..., .... arasındaki para transferlerinde de herhangi bir açıklama yer almadığından bu paraların ne için gönderildiği, ortaklık yapılması amacıyla verildiğine dair bir kayıt da bulunmamaktadır. Dolayısıyla uzman görüşünde yer alan sözleşmenin sözlü olarak hazırlandığına dair tespiti de tamamen soyut olarak yer almaktadır. Yine adi ortaklığın kişi unsuru yönünden her ne kadar ..., ...., ...., .... davalı ve adi şirket ortağı olarak gösterilmiş ise de bu kişilerin tümü arasında whatsapp görüşmeleri bulunmadığı gibi tümünün de adi şirket kurulmasına ilişkin iradesinin bulunduğunu söylemek mümkün olmamaktadır. Hatta uzman görüşünün 10. sayfasında yer alan 19 numaralı dip notta adi ortaklığın kurulması için Yargıtay’ın verdiği örnek bir kararda üç kişiden müteşekkil adi ortaklıkta bu kişilerin ortak olduğuna dair düzenledikleri faturaları üç kişi adına düzenlendiği ve basıldığı örneği de verilmiştir. Bu halde bir adi ortaklık için bunu ispatlayacak ibare / delil lazımdır. Bu ibare / delil bulunmadığı hallerde kabule göre kişilere adi ortak yapmak mümkün değildir. Yine sermaye unsuru yönünden de her ne kadar uzman görüşünde davalıların sermaye payını yerine getirmediği eksik edimde bulundukları belirtilmiş ise de bu sermayenin ne miktar olduğu, ödenmeyen borcun ne olduğu, yapılacak işin ne olduğu belirtilmemiştir. Sadece iddialar üzerinden davalıların (davacının davalılardan sermaye koyma borcu olarak yerine getirmediklerini iddia ettiği ancak hiçbir belgeye dayanmayan talepleri) edimlerini yerine getirmedikleri sonucuna varılmıştır. Oysa ki bu sonuca varmak için yapılacak edimin ne olduğunun belirlenmesi gerekir. Ortak amaç unsuru bakımından ise zaten esas sorun da ve ihtilaf da amaç unsurunda ortaya çıkmaktadır. Kurulacak adi şirketin amacı nedir? Ne gibi faaliyet kollarından oluşmaktadır? Buna ilişkin adi ortaklığın hangi pazarda faaliyet göstereceği, pazar, pazar payı, işletme unsuru, işletmenin nerede bulunacağı, ne gibi şartlarla oluşturulacağı da belirlenememiştir. Ancak uzman görüşünde bu husus varmış gibi kabul edilmiştir. Yine ortak amaç için çaba sarf edilmesi de unsur olarak adi şirketin unsurlarında yer almaktadır. Ancak burada yer alan dava dışı ... AŞ.’nin .... AŞ.’ye verdiği kredi de ...., .....,......, ....., .....,......., ....... Şti. ve .... AŞ.’nin kefil olması adi şirketin bir amacı olarak kabul edilmeyecektir. Yani adi şirket bir başka şirkete kefil olmak için kurulduğu da kabul edilmeyecektir. Bu sözleşme olsa olsa bir kefalet sözleşmesidir. Yine ... AŞ’ye 11.04.2022 tarihinde ... AŞ’ye gönderilen 70.446,00 TL para transferinin de adi şirket kurulmasına dair herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Bu yönde kabulü gerektirecek bir delil ibraz edilmemiştir. Kaldı bu miktar para ile bu nitelikte ve çapta faaliyet göstereceği belirtilen bir adi şirket kurulması da mümkün değildir. Bu nedenle varlığı ispatlanamayan bir adi şirketin tasfiyesi için açılan davada şartların bulunmadığı gerek bilirkişi raporu ve gerekse iddiaları ispatlayacak nitelikte unsurlara sahip olmayan uzman raporundan da belirleneceği üzere ispatlanamayan davanın reddi gerekmiştir." gerekçesiyle, "Davacının davasının reddine," karar vermiştir. BİLDİRİLEN İSTİNAF NEDENİ: Davacı vekili, yukarıda "istem" kısmında yer verilen iddialarına ek olarak, huzurdaki davanın taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisi nedeniyle üzerine düşen edimleri gereği gibi ifa etmeyen davalıların edimlerini Mahkeme yolu ile ifa etmesinin sağlanması maksadıyla ikame edildiğini, ancak Mahkeme tarafından deliller gereği gibi incelenmeden davanın reddine karar verildiğini, Mahkemece adi ortaklık ilişkisinin ispatlanamadığı kabul edilmiş ise de, adi ortaklar tarafından kurulan whatsapp gurubu, .... grubu ile dosyada mevcut whatsapp uygulaması üzerinden yapılan yazışmalar, mübrez yazışmalar, banka dekontları, sair belgeler ve uzman mütalaası, şirket hisse yapısının vergisel avantajın kaybolmaması için değiştirilmediği ancak şirkete ait taşınmazdaki hissenin tamamının “hepimizin içinde olduğu .... grubuna aittir” yönünde ibare içeren davalı.... tarafından kaleme alınan ...AŞ başlıklı yazı içeriği ile taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu ve faaliyete başladığının açık olduğunu,... adi ortaklığı davalı gerçek kişilerin sahibi ve hissedarı olduğu .... AŞ, .... AŞ, .... AŞ'nin tüm malvarlığını adi ortaklık kapsamına koymayı taahhüt ettiği bir ortaklık sistemi olduğunu, bu ortaklık sisteminde bahse konu şirketler üzerinden inşaat sektöründe de faaliyete başlanarak.... ortaklığının ekonomik getiri getirebilecek tüm alanda çalışması hedeflendiğini, yargılama aşamasında sunulan uzman görüşünün incelenmemiş olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE: Dava, adi ortaklık ilişkisi kapsamında davalı yanca devredileceği taahhüt edilen davalı ... AŞ'nin davalı gerçek kişiler adına kayıtlı hisselerinin 1/3üne tekabül eden kısmının davacılara ait olduğunun tespiti ile davacılar adına tecili istemine ilişkin olup, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri ile kamu düzeni kapsamında Daire önüne gelen uyuşmazlıklar dikkate alınmak sureti ile yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu; Bekletici sorun (mesele-i müstehire), görülmekte olan bir davayı doğrudan ilgilendiren bir konunun derdest başka bir davada görülmesi halinde, davanın karara bağlanması için o dava sonucunun beklenmesi zorunluluğu veya gereğini ifade eder. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "bekletici sorun" başlıklı 165. maddesine göre, "bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece, o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir." hükmünü içermektedir. Dosya içeriğine göre davacı yanca, davalılar ile dava dışı ....AŞ ve... AŞ aleyhinde, taraflar arasında akdedilen ... kapsamında borcunu yerine getirmeyen davalı ortakların edimlerin aynen ifası ile sermaye borcu olarak konulan taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile ortaklar adına tapuda tesciline, aynen ifanın mümkün olmaması halinde; ...nın haklı sebeple feshi ve tasfiyesi istemiyle açılan davanın İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/367 Esas sayılı dosyasının yargılamasının devam ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda; İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/367 Esas sayılı davanın sonucunun, eldeki davanın sonucunu etkileyeceği açık olduğundan, bu dava dosyasının eldeki dava bakımından bekletici sorun olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Hâl böyle olunca mahkemece; davacılar tarafından, davalılar ile dava dışı .... AŞ ve .... AŞ aleyhinde, taraflar arasında akdedilen .... kapsamında borcunu yerine getirmeyen davalı ortakların edimlerin aynen ifası ile sermaye borcu olarak konulan taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile ortaklar adına tapuda tesciline, aynen ifanın mümkün olmaması halinde; ....nın haklı sebeple feshi ve tasfiyesi istemiyle açılan İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/367 Esas sayılı dava dosyasının, eldeki dava açısından bekletici mesele yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve esas yönlerden hukuka uygun bulunmamıştır. Bu çerçevede, yukarıda belirtilen, kuşku ve duraksamaya yer olmayacak şekilde yargılamanın sonuçlandırılabilmesi için, gereken deliller toplanmaksızın ve değerlendirmeler yapılmaksızın karar verilmiş olduğu belirgin olup, açıklanan eksiklikler ikmal edilerek sonuca ulaşılması için 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı; 1)Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2025 tarih, 2025/197 E. 2025/1128 K. sayılı kararının HMK'nin 353/1-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2)Açıklanan eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3)Ödedikleri istinaf karar ve ilam harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 4)İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, yeniden kurulacak hükümde gözetilmesine, artan istinaf gider avansının HMK’nin 333/1. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK’nin 362/1-g maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile 10/07/2026 günü karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/523, K. 2026/1558, T. 10.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-523-e-2026-1558-k-070a81636a98