Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2249 E. 2026/1301 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/2249
Karar No
2026/1301
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/2249 Esas

KARAR NO : 2026/1301 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2024/593 Esas - 2025/851 Karar

TARİHİ: 10/09/2025

DAVA: İtirazın İptali (Hisse/Taşınmaz Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 25/06/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile dava dışı ...Limited Şirketi ortağı ... ve müteselsil kefil ... arasında 01.04.2022 tarihli şirket hisse ve taşınmaz devir sözleşmesinin akdedildiğini, davalı tarafından işbu sözleşmedeki edimler yapılan şifahi görüşme ve yazılı ihtarlara rağmen yerine getirilmediğini, sözleşmeye aykırı hareket edilmesi nedeni ile sözleşmede belirtilen ve ödenen bedele ilişkin olarak, ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte ödenmesi için Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile davalılar aleyhine icra takibinin başlatıldığını, icra takibine istinaden düzenlenen ödeme emrinin borçlu davalılara tebliğ edilmiş olduğunu, davalıların 12.06.2024 tarihinde borca, faize, sözleşmeye, borcun tüm ferilerine itiraz ettiklerini, borçlular tarafından yapılan itiraz üzerine 13.06.2024 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, dava konusu sözleşme ile, ortaklık konusu dava dışı ....Ltd.Şirketi tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından kiralanan İstanbul Cad.... ... Sk. No:...Bakırköy/İstanbul adresindeki taşınmaz üzerinde bulunan mevcut çay bahçesinin % 50-50 ortaklık şeklinde gerekli izinler alınmak suretiyle ... işletmesine dönüştürüleceği ve davalı ... adına kayıtlı İstanbul ili, Küçükçekmece İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Pafta, ... parsel sayılı 1.100 m2 büyüklüğündeki taşınmazın 300 m2'sinin müvekkile devredileceği, izin, tadilat, ekipman masraflarının taraflarca ortak şekilde karşılanacağı, müvekkili tarafından daha önce işletilen ve ardından tasfiye edilen ... işletmesinden kalan ürün ve ekipmanların bu işletmede kullanılacağı, yine işletmenin ...'ya çevrilmesi mümkün olmadığında dahi müvekkilinin, şirkete ve kiralanan yere % 50 oranında ortak olacağı ve ... parsel sayılı taşınmazın 300 m2'sinin devredileceği hususunda anlaşma sağlandığını, müvekkili tarafından, sözleşme doğrultusunda İstanbul Cad. ... ... Sk. No:... Bakırköy/İstanbul adresindeki işletmenin, ... işletmesine çevrilmesi için yoğun bir çaba sarf edildiğini, müvekkilinin, öncelikle ... yetkilileri ile şifahi olarak görüştüğünü, taşınmazın yetkililer tarafından mahallinde incelenmesi sağlandığını, ... yetkilileri tarafından taşınmazın üzerindeki yapının yeterli olmadığı ve fiziksel olarak ... işletmesine uygun olmadığı, uygun hale getirildiği takdirde gerekli izinlerin verileceği şifahen bildirildiğini, nitekim davalılar tarafından da şirket adına ... yönetimine 29.09.2023 tarihinde verdikleri dilekçe ile yazılı şekilde de başvuru yapılmış ise de, ... yönetimi tarafından 08.11.2023 tarihinde verilen cevapta gerekli koşullar sağlanmadığından olumsuz yanıt alındığını ve taşınmaz ... işletmesine dönüştürülemediğini, bunun üzerine, taşınmazın ... işletmesine uygun hale getirilmesi için müvekkili tarafından belediye yetkilileri ile resmi belgeler üzerinden görüşmeler yapıldığını, ancak belediye yetkililerince ilgili adreste işletilen kafenin, resmi belgelerde ''çay ocağı'' olarak göründüğü bildirilmiş ve ek yapılar veya eklenti yapılmasına da izin verilmediğini, ancak sözleşmede belirtilen madde ile taşınmazın ... işletmesine çevrilememesi halinde dahi sözleşmenin maddelerinin geçerliliğini koruduğu, müvekkilinin her türlü hak ve borçlara ortak olduğu hususunda anlaşma sağlandığını, bu hükümlere de davalılarca uyulmadığını, dava konusu sözleşme ile dava dışı .... Ltd. Şti.'nin % 50 hissesinin müvekkiline devri ile ... adına kayıtlı İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Pafta, ... parsel sayılı 1.100 m2 yüzölçümlü taşınmazın 300 m2'lik kısmının en geç bir hafta içerisinde müvekkiline devredileceğinin kararlaştırılması ve sözleşmenin diğer hükümlerinin karşılığı olarak, müvekkili tarafından 01.04.2022 tarihinde 420.000,00-USD karşılığı 6.000.000,00-TL ödenmesi hususunda anlaşma sağlandığını, sözleşme ile kararlaştırılan işbu bedelin 100.000-USD'ye tekabül eden kısmı davalılardan ... ile birlikte müvekkilinin göndermiş olduğu bankadan alınarak elden ödendiğini ve kalan bedelin ise davalı ...'in banka hesabına gönderildiğini, nitekim davalılara elden ödenen ve banka hesabından gönderilen bedeller de sözleşmede açık şekilde belirtilmiş ve taraflarca kabul edildiğini, sözleşmede anlaşılan hükümlere istinaden müvekkili tarafından davalılar ile görüşülerek noterde sözleşme yapılması veya tapuda devir işleminin gerçekleştirilmesinin talep edildiğini, ancak davalıların sözleşmede düzenlenen işbu devre çeşitli bahaneler ileri sürmek suretiyle yanaşmadıklarını, müvekkili tarafından, sözleşmenin tüm taraflarca imzalandığı 01.04.2022 tarihinde, sözleşmede belirtilen bedellerin tamamının davalılara ödendiğini, işbu sözleşmenin imza tarihinden sonra, taşınmazın düzenlenmesi için ayrıca müvekkili ile vekili üzerinden davalılara elden başkaca borçlar da verildiğini, davalılar tarafından bu borçların bir kısmının ödenmiş olduğunu ancak büyük bir kısmı da halen ödenmediğini ve kötü niyetli hareket edildiğini, sözleşmenin yerine getirilmemesine karşılık, müvekkili tarafından Sivas 2. Noterliği'nin 27.03.2024 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile davalılara sözleşme hükümleri dikkate alınarak dava dışı .... Ltd. Şti.'nin %50 hissesinin müvekkiline devri ile, ... adına kayıtlı İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Pafta, ... parsel sayılı 1.100 m2 yüzölçümlü taşınmazın 300 m2'lik kısmının müvekkiline devri ile bu edimler de yerine getirilmediği takdirde sözleşme nedeniyle verilen 420.000,00-USD bedelin iadesini bu dahi kabul edilmediği takdirde ödenen bedelin ödeme tarihi itibari ile alım gücüne denk gelecek olan 13 Milyon TL bedelin ihtarnamenin tebliğinden itibaren üç iş günü içerisinde ödenmesi aksi takdirde her türlü cezai ve hukuki, icrai kanuni yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, Sivas 2. Noterliği'nin 27.03.2024 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi davalılara tebliğ edildiğini, ancak gönderilen ihtarname uyarınca da hiç bir sonuç elde edilemediğini, bu nedenlerle munzam zarara ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve bedele en yüksek ticari faizin uygulanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yapılan sözleşmenin niyet niteliğinde olduğunu, esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğunu, söz konusu işletmenin hakkının dava dışı .... Ltd. Şti.'nde mevcut olduğunu, sözleşmede işbu şirketin taraf olarak bulunmuş olsa da, dava ikame edilmediğini veya icraya konu edilmediğini, işbu şirketin zorunlu dava arkadaşlığı nedeniyle davaya dahil edilmesi gerektiğini, eğer şirket davaya dahil edilmeyecek ise, bu durumda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması gerektiğini, ayrıca parayı gönderen hesap sahibinin dava dışı ...olduğunu, iş bu davada davacı sıfatıyla bulunması gerektiğini, müvekkillerinin davacı tarafı tanımadığını, zira davacı tarafın müvekkillerinin avukatı olan ...'nin kardeşi olduğunu, müvekkillerinin kendi avukatları olan ...'nin getirmiş olduğu bu sözleşmeye güvenerek henüz kardeşini bile görmeden ve okumadan imzaladıklarını, imza bölümünde okuyup, anladıklarına dair şerhin de mevcut olmadığını, müvekkillerinin elden teslim aldığı bir paranın mevcut olmadığını, davacı tarafın sözleşme gereği vadettiği hiçbir şeyi yerine getirmediğini ve müvekilini mağdur ettiğini, davalı ...'in sözleşmede şahit olarak imza attığını, sözleşmenin üzerinde bulunan müteselsil kefil sıfatına itiraz edildiğini, davanın ... yönünden usulden reddinin gerektiğini, kaldı ki şirket yetkilisi olmamasına rağmen davanın tarafı olabiliyorken, davacının elden verdiği bir borcun bulunmadığını, denildiği gibi düğün veya şahsi harcamalar ile taşınmaz alımı vb. durumların davacıyı ilgilendirmediğini, verilen 4.535.000,00-TL'nin nereye harcanacağının sözleşme ile belirlenmediğini, Davacıya bir kısım ödemelerin gönderildiğini, kabul edilmemekle birlikte icra takibi öncesi işlemiş olan faiz başlangıç tarihi ve oranının hatalı olduğunu, sözleşme kapsamında faiz oranının belirlenmediğini, bir alacak mevcut olsa dahi kanuni faiz oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu hesaplamanın ihtarnamenin gönderildiği tarihten itibaren olması gerektiğini, bu sebeplerle öncelikle davacı yönünden haksız icra takibinden dolayı %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, dava dışı ... ...'in davaya dahil edilmesini ve arabuluculuk aşamasına mevcut olmadığı için davanın usulden reddini, davalı ... yönünden davanın usulden reddini, davalı ... yönünden davanın esastan reddini ve ücreti vekalet dahil yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 10/09/2025 tarih ve 2024/593 Esas - 2025/851 Karar sayılı kararında;

".....Sonuç olarak, davacının davaya konu sözleşme kapsamında davalı ...'e yaptığı sabit olan 6.000.000,00-TL ödemeye karşılık davalının karşı edimini yerine getiremediği, bu nedenle davacının sözleşme şekle aykırılık nedeniyle geçersiz dahi olsa verdiklerini iade hakkına sahip olduğu, davalının davacıya 230.000,00-TL iadede bulunduğu, bunun dışındaki ödeme iddialarını ispatlayamadığı, buna göre bu ödemenin mahsubu sonrasında davacının bakiye 5.770.000,00-TL asıl alacağının bulunduğu, işbu sözleşmede diğer davalı ...'in müteselsil kefil açıklaması altında imzasının bulunduğu, davalının imzaya itirazının bulunmadığı, bu nedenle davalının müteselsil kefil durumunda olduğu, Sivas 2.Noterliği'nin 27/03/2024 tarihli ihtarnamesi ile davalılara ödeme için 3 günlük sürenin verilmiş olduğu dikkate alındığında ihtarın davalılara tebliğ tarihi olan 04/04/2024 tarihine 3 gün eklenmek suretiyle davalıların 07/04/2024 tarihinde temerrüte düştüğü, temerrüt tarihi ile takip tarihi olan 28/05/2024 tarihleri arasında davacının isteyebileceği işlemiş faizin 417.218,42 TL olduğu anlaşıldığından davanın bu kapsamda kısmen kabulüne karar verilmiştir...," gerekçesi ile,

''1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,

-Davalının Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile takibin (5.770.000,00-TL asıl alacak ve 417.218,42-TL işlemiş faiz olmak üzere) toplam 6.187.218,42-TL üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmenin şirket hisse ve taşınmaz devir sözleşmesi olduğunu, içeriğinden temerrüt tarihlerinin belirlendiğini, yerel mahkemece faiz türü ile faiz başlangıç tarihinin hatalı şekilde belirlendiğini, 01.04.2022 tarihi itibari ile sözleşme karşılığı olan tüm bedellerin davalılara ödendiğinin kanıtlandığını, ancak davalıların sözleşmede belirlenen bir haftalık süre içinde sözleşme karşılığı olan edimlerini yerine getirmediğini, şirket hisseleri ile taşınmaz hisselerine müvekkile devretmediklerini, .... Ltd. Şti. ve taşınmaz hisselerinin müvekkil tarafından satın alındığı ve yatırım amacı ve gelir beklentisi ile hareket edildiği, sözleşmede söz konusu hisse devirleri için bir haftalık süre belirlendiği dikkate alındığında yerel mahkeme tarafından sözleşmenin imzalanmasından bir hafta sonrası olan 08.04.2025 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, faiz türü ile başlangıç tarihinin hatalı belirlendiği sabit olduğundan kararın faiz başlangıç tarihinin 08/04/2022 olarak düzeltilmesi ve anaparaya en yüksek ticari faizin uygulanması gerektiğini,

Yerel mahkemece anapara miktarının hatalı ve eksik şekilde belirlenmiş olduğunu, davalılar tarafından borca mahsuben gönderildiğini iddia ettiği bedellerin dava dosyasında sözleşme karşılığı verilen bedele istinaden gönderildiğinin kanıtlanamadığını, yapılan hesaplamaların kabulünün mümkün olmadığını, davalıların devam eden tarihlerde başkaca bedel gönderildiğine yönelik iddialarının olmadığı ve dekont sunulmadığı da dikkate alındığında ispat yükünün müvekkile yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıların kötü niyetli iddialarının hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini,

Yerel mahkeme dosyasına sunulan uzman görüşü raporu uyarınca faiz türü ile başlangıç tarihinin hatalı şekilde belirlendiğini, anaparadan 230.000,00 TL bedelin hukuka aykırı şekilde mahsup edildiğinin sabit olduğunu, buna rağmen uzman görüşü raporunun hükümde yer almaması ve herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamasının mesnetsiz olduğunu,

Davalılar tarafından yapılan ödemelerin sözleşmenin tarafı olmayan kişilere yapılmış ödemeler olduğu, dekont açıklamasının da bulunmadığı, işbu bedellerin borca karşılık ödendiğini gösterir herhangi bir delil bulunmadığı, bedellerin borca karşılık ödendiğine yönelik ispat yükünün ise davalılarda olduğu dikkate alındığında yerel mahkeme tarafından eksik ve hatalı şekilde karar verildiğini, davalıların elden aldıklarını iddia ettikleri ancak hiçbir suretle kanıtlayamadıkları soyut bedellerin dahi hesaplamaya dahil edildiğini, faiz türü ile başlangıç tarihlerinin işbu raporda hatalı şekilde alındığı ve uzman görüşü raporu ile arasında çelişkiler bulunduğu dikkate alındığında, yerel mahkemenin taraflarınca sunulan uzman görüşü raporunu değerlendirmemiş olmasının kabul edilemez olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALILAR VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; davaya konu sözleşmenin geçersiz ve kesin hükümsüz olduğunu, sözleşmenin içeriği veya niteliğinin tarafları bağlamadığını, ayırca davacının tacir olmadığını ve herhangi bir ticari defterinin bulunmadığını, müvekkiller de tacir olmadığından ve sözleşme geçerli olmadığından konu olay bakımından ticari işletmeyle alakalı herhangi bir bağlantı kurulamadığını, işbu davanın ticari nitelikte olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu,

Müvekkil tarafından davacıya birçok ödeme yapıldığını, işbu ödemelere ilişkin olarak dosyaya birçok video kaydı da sunulduğunu, işbu video kayıtlarının bilirkişi tarafından incelendiğini, bu halde kayıtların delil başlangıcı olarak sayılıp taraflarınca bildirilen tanıkların dinlenilmesi gerekmekte iken yerel mahkemece tanıklarının dinlenilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... hakkında husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 01/04/2022 tarihli sözleşmenin kesin olarak hükümsüz olduğunu, hal böyle olunca bu sözleşmeye bağlı kefaletin de hükümsüz hale geldiğini, ancak yerel mahkemece sadece imzaya itiraz olup olmadığına bakılarak karar verildiğini,

Yerel mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafından müvekkil aleyhine 9.000.000 TL üzerinden başlatılan takibin yerel mahkeme kararı ile 6.187.218 TL'ye düştüğünü, yani müvekkil bu takibe itiraz etmemiş olsa idi fazla ödeme yapacağını, ayrıca şartların oluşmadığı durumda icra inkar tazminatı da hükmedilmemesi gerektiğini, yerel mahkemenin tek yanlı karar vermesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu,

Yerel mahkemenin sözleşmenin geçersizliğini kabul ettiğini, ancak sözleşme geçersiz ise işin nasıl ticari nitelik kazandığının ve faiz konusunda taraflarınca ileri sürülen hususlar dikkate alınmadan hüküm kurulduğunun anlaşılamadığını, işbu hususların detaylı açıklanması gerektiğini,

Limited Şirketlerde hisse devri sözleşmesi şartlarının TTK madde 595/1'de düzenlendiğini, esas sermaye payının devrinin yazılı şekilde yapılması ve noterce onaylanması gerektiğini, ayrıca esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğunu, kanundaki işbu şartların sözleşmenin geçerlilik koşulu olduğunu, şartlara uygun yapılmayan sözleşmenin kesin hükümsüz hale geleceğini, 01/04/2022 tarihli sözleşmenin geçersiz bir sözleşme olduğunu ve ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceğini, işbu sözleşmede ikinci olarak düzenlenen konunun ise taşınmaz devir sözleşmesi olduğunu, taşınmaz satışı konusunda TMK md. 237 hükmüne göre taşınmaz satışı / satış vaadi sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesinin şart olduğunu, sözleşmelerin işbu şartta uyulmadan yapılmış ise geçersiz olacağını, 01/04/2022 tarihli sözleşmenin bu yönden de geçersiz olduğunu, bir an için sözleşmenin geçerli olarak düzenlendiği düşünülse dahi bu kez de sözleşmede gabin hallerinin bulunması sebebiyle geçersiz olacağını, bu hususta yerel mahkemece inceleme yapılmadığını,

Sonuç olarak edimini yerine getirmeyen davacının iade talebini ticari olarak talep etme hakkı bulunmadığını, bu sebeple faizin adi kanuni faiz olması gerektiğini, yerel mahkemece bu durum gözetilmeden avans faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, 01/04/2022 tarihli hisse/taşınmaz devir sözleşme hükümlerinin yerine getirilmediği iddiasıyla sözleşme uyarınca yapılan ödemenin istirdadı talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Dosyaya ibraz edilen '' Sözleşme '' başlıklı 01/04/2022 tarihli adi yazılı sözleşme incelendiğinde; Sözleşmenin 1. Maddesinde; Sözleşmenin taraflarının, 2. Maddesinde; konusu ve amacının, 3. Maddesinde ise; Şartları ve Tarafların Yükümlülükleri düzenlenmiş, sözleşme altının davacı ..., ...Limited Şirketi'ni temsilen ..., Şirket Ortağı ..., Müteselsil Kefil-Şahit ..., Şahit ... tarafından imzalandığı görülmüştür.

Dava tarihinden önce davacı ... tarafından muhataplar ..., ..., ...'e Sivas 2. Noterliği'nden gönderdiği 27.03.2024 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı ihtarname ile; ''....Sözleşme hükümleri dikkate alınarak .... Ltd. Şti.'nin %50 (...'e ait % 80 hissesinin %30'unu kendi uhdesinde tutarak % 50'si) hissesinin devri ile, ... adına kayıtlı .....1.100 m2 yüzölçümlü taşınmazın 300 m2'lik kısmının devrinin, bu edimler de yerine getirilmediği takdirde sözleşme nedeniyle verilen 420.000,00 USD bedelin iadesini bu dahi kabul edilmediği takdirde ödenen bedelin ödeme tarihi itibari ile alım gücüne denk gelecek olan 13 Milyon TL bedelin ihtarnamenin tebliğinden itibaren üç iş günü içerisinde ödenmesi aksi takdirde her türlü cezai ve hukuki, icrai kanuni yollara başvurulacağı,'' ihtar edilmiştir.

Dava, şirket hisse devir/taşınmaz devir sözleşmesinden kaynaklı hisse devir bedelinin istirdadı talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olduğu, şirket hisse devir sözleşmeleri TTK.'da düzenlendiği ve ticari dava olduğundan asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. İlk derece mahkemesinin davalı tarafın görev itirazının reddine ilişkin ara kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; TTK.'da ortaklık pay devrinin, limited şirketlerde şekil şartlarına bağlandığını, limited şirketlerde pay devri yapılabilmesi için pay devrinin noterden yapılması ve ortaklar genel kurulunun bu konuda karar alması ve alınan bu kararın noterden onaylatılarak ticaret sicilinde tescil edilmesi gerektiğini, bu durumda dava konusu sözleşmenin geçerli bir sözleşme olmadığı ileri sürdüğü halde mahkemece, TTK ve TBK. da yazılı yasal düzenlemeler dikkate alınarak dava konusu adi yazılı şekilde yapılmış 01/04/2022 tarihli hisse/taşınmaz devir sözleşmesinin geçerli olup olmadığının değerlendirilmediği ve bu durumun istinaf sebebi yapıldığı görülmüştür.

Davalılar tarafından sunulan dekontlarda ... hesabına ... tarafından 20.06.2022 ve 27.06.2022 tarihlerinde 100.000,00 TL'er olmak üzere toplam 200.000 TL gönderildiği ve ...hesabına da 16.11.2022 tarihinde ... Tarafından 30.000 TL gönderildiği, banka dekontlarında ne için gönderildiğine ilişkin açıklama olmadığı, mahkemece bu ödemeler davacı alacağından mahsup edilmiş ise de, havale yapan kişilerin davalı tarafla ve havale yapılan kişilerin de davacı tarafla ne gibi ilgisi olduğu, havalelerde açıklama olmadığı halde yapılan ödemelerin dava konusu alacağa istinaden yapıldığına ilişkin iddia/savunmanın davalı tarafça yazılı delillerle ispat edilmesi gerektiği halde ispat yükünde hataya düşülmesi yerinde görülmemiştir.

Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesinde, davalı tarafın sözleşmede belirtilen süre içerisinde edimini yerine getirmediğinden belirtilen süre sonunda temerrüde düştüğü belirtilerek rapora itiraz edildiği halde mahkemece verilen hüküm gerekçesinde davacı tarafın bu iddia ve itirazının tartışılıp değerlendirilmediği ve davacı tarafın bu itirazı istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü görülmüştür.

HMK'nın 297/2 maddesine göre mahkemenin tarafların taleplerinin her biri hakkında karar vereceği düzenlenmiş olup, yine 297/1-c. fıkrasına göre gerekçe yazılması zorunlu bulunmaktadır. HMK'nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır.

6102 Sayılı TTK'nın 595. maddesinde limited şirketlerde pay devrine ilişkin düzenleme mevcut olup, 6102 Sayılı TTK'nun 595/1. Maddesinde;'' Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onanması,'' geçerlilik şartı olarak düzenlenmiş ve TTK'nın 595/2. Maddesinde ise;'' Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu ve devrin bu onayla geçerli olacağı,'' düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, devir işleminin yazılı şekilde yapılıp noter tarafından onanması, devrin ortaklar genel kurulunca onaylanması şartıyla payın devri hüküm ifade eder. Yine TBK'nın 29 maddesi uyarınca limited şirket hisse devri vaadi sözleşmesi de aynı şekil şartına tabidir.

TBK. 237/2 maddesinde ise, gayrimenkule dair satım vaadi sözleşmesinin resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmayacağı, TMK 706.maddesinde de taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının resmi şekilde yapılmış olmalarına bağlı olduğu düzenlenmiş ve TBK. nın 29/2 maddesinde ise, ön sözleşmenin geçerliliği ileride kurulacak sözleşmenin şekline tabi olduğu düzenlenmiştir.

Somut olaya döndüğümüzde mahkemece, yukarıda yazılı yasal düzenlemeler dikkate alınarak dava konusu adi yazılı şekilde yapılmış 01/04/2022 tarihli hisse/taşınmaz devir sözleşmesinin geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi, geçersiz olduğunun kabul edilmesi halinde taraflar geçersiz olan anlaşmanın aynen ifasını talep edemeyeceği gibi yasanın öngördüğü şekil şartına uyulmadığından geçersiz sözleşmeye dayalı olarak her iki tarafın verdiği şeyleri geri alması mümkündür. Öte yandan kefaletin fer'i niteliği gereği kefalet sözleşmesi şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olsa dahi, kefil olunan sözleşmenin geçersizliği nedeniyle, kefaletin de geçersiz olduğu, zira feri hakkın geçerli olarak doğup varlığını sürdürebilmesinin, asıl alacağın geçerli olarak doğmasına ve varlığını devam ettirmesine bağlı olduğu, sözleşme altını müteselsil kefil olarak imzalayan davalı ...'in kefaletinin TBK. 583 madde hükmü de gözetilerek geçerli olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmeden ve taraflara yemin delilleri hatırlatılmadan eksik inceleme ile yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Bu durumda mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda ispat yüküne göre taraflara yemin delili de hatırlatılarak sonucuna göre tarafların her bir iddia ve savunmaları hakkında istinaf denetimine elverişli gerekçe yazılarak karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 297, 353/1-a.6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı ile davalıların istinaf başvurularının KABULÜ ile;

Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2025 tarih ve 2024/593 Esas - 2025/851 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine,

4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/2249, K. 2026/1301, T. 10.09.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-2249-e-2026-1301-k-14c01a356fbb