Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/853 E. 2026/989 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/853
- Karar No
- 2026/989
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/853 Esas
KARAR NO: 2026/989
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/01/2024
NUMARASI: 2022/493 E. - 2024/55 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile davacı tarafından davalı alacaklıya ... ... Şubesine ait çekler verildiğini, çek bedelleri keşideci ve konkordato komiserleri tarafından süresinde ödenmeyince müvekkilinin zor durumunda kaldığını ve davalı tarafından ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine konu edildiğini, takip öncesi, ... çek seri nolu, 16.01.2021 keşide tarihli, 200.000,00-TL bedeli çeke istinaden 25.01.2021 tarihinde takipten önce 40.000,00-TL ödenmiş olmasına rağmen alacaklı tarafından bu ödeme mahsup edilmeden takip başlatıldığını, takip öncesinde 40.000,00-TL ve sonrasında takibe konu çeklere mahsuben 675.000,00-TL olmak üzere toplam 715.000-TL, davacı ... Şubesindeki hesaplarına ödeme yapıldığını, alacaklı vekili tarafından borç ve ferileri ödenmesine rağmen icra dosyasına haricen tahsilatların bildirilmediğini ve yapılan 100.000,00-TL fazla ödeme haricinde 200.000,00-TL daha borç olduğundan bahisle ekstra ödeme talep edildiğini, alacaklı vekili icra dosyasına bildirildiği 10.06.2022 tarihli haricen tahsil bildirimi dilekçesi ile takip tarihinden önce olmak üzere 25.01.2021 tarihinde ... nolu çeke ilişkin 40.000,00-TL, takip tarihinden sonra 08.02.2021 tarihinde ... nolu çeke ilişkin 40.000,00-TL , 15.02.2021 tarihinde ... nolu çeke ilişkin 90.000,00-TL 18.03.2021 tarihinde ... nolu çeke ilişkin 100.000,00-TL, 02.04.2021 tarihinde ... nolu çeke ilişkin 50.000,00-TL olmak üzere borçlu tarafından cari hesap ve iade çeklerine ilişkin yapılan ödemeler sonrasında dosyasına ilişkin olarak 07.10.2021 tarihinde 7.120,00-TL, 19.10.2021 tarihinde 75.000,00-TL , 03.01.2022 tarihinde 20.000-TL, 20.01.2022 tarihinde 20.000,00-TL, 17.02.2022 tarihinde 20.000,00-TL, 19.04.2022 tarihinde 40.000,00-TL tutar ve tarihli ödemeleri icra dosyasına bildirdiğini, alacaklı vekilince takibe konu çeklere istinaden yapılan ödemelerin eksik bildirildiğini, toplam borç 85.240,41-TL olmasına rağmen eksik bildirim nedeni ile icra müdürlüğü 26.06.2022 tarihli kapak hesabına güncel borç tutarının 349.437,34-TL olarak hesap edildiğini beyan ederek ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası nedeniyle haricen yapılan ve bildirilmeyen ödemeler nedeni ile dosya hesabı raporunda fazladan hesap edilen 264.196,93-TL nedeni ile borçlu olunmadığının tespitini, alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı alacaklı müvekkili ile davacı arasında 2020 yılı Nisan ve Ağustos ayları arasında süt ticareti olduğunu, süt bedellerinin davacı tarafından gerektiği gibi ödenmediğini, fatura edilen süt bedellerin tahsili için taraflarınca 20.08.2022 tarihinde ...-...Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile 1.537.319,23-TL takip çıkışlı ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinden sonra takibi sürüncemede bırakmak amacı ile davacı tarafından ödeme emrine itiraz edildiğini, davacı borçlu firma yetkililerinin firmaya gelip toplam 1.540,00-TL bedelli keşidecisi .... Şti. cirantası .... Şti.l olan toplam 6 adet çeki cirolayarak teslim ettiğini, bu çeklerin ödeme günleri geldiğinde çeklerin karşılıksız çıktığını ve neticesinde davalı firmanın zor durumda kaldığını, davacı tarafından çek bedellerinin peyderpey ödemeye başladığını, Kasım 2020 tarihli toplam 925.000-TL değerinde 3 adet çekin firmaya iade edilmesi karşılığında 380.000,00-TL'lik kısmı araç satışı kaynaklı bir fatura olmak üzere toplam 705.000,00-TL tahsil edilebildiğini, bu çeklerden kalan 220.000,00-TL alacağın üzerine Ocak 2021 tarihli toplam 615.000,00-TL tutarında 3 adet çek karşılıksız kaldığını, 3 adet çekin davacıya iade edilmediğini ve bankadan tahsil edilen 3 karşılıksız çek bedelinin çek toplamından düşülürek 607.880-TL kalan karşılıksız çek bedeli hakkında ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını beyan ederek davanın reddine, davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davacının dava konusu ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalıya toplamda 14.012,92-TL BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin yasal şartlar oluşmadığından dolayı reddine,
4-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin davanın kısmen kabulü nedeniyle ve yasal şartlar oluşmadığından dolayı reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kısmen kabul kısmen ret kararını istinaf ederek .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konulan toplam 615.000 TL bedelli üç adet ... çekinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun taraflar arasındaki tüm alacak verecek ilişkisini kapsayacak şekilde hatalı bir hesaplama yaptığını, bu durumun menfi tespit davasının niteliğine aykırı olduğunu, müvekkilinin söz konusu çeklerin keşidecisi olmaması nedeniyle kanunen ödemekle yükümlü olmadığı çek tazminatı, komisyon ve bunlara bağlı feri masraflardan sorumlu tutulmasının yasaya aykırı olduğunu, 31.12.2020 tarihinde gerçekleşen araç satışı ve iade edilen çekler sonrasında davalı tarafa bu üç çek dışında herhangi bir borcunun kalmadığını, ödeme dekontlarında yer alan "... çeklerine istinaden" ibaresinin ve TBK 101 ile 102. maddelerinde düzenlenen mahsup kurallarının göz ardı edilerek yapılan ödemelerin alakasız cari hesaba yönlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay içtihatları uyarınca ödemelerin öncelikle takibe konu borçtan mahsup edilmesi gerektiğini, bilirkişinin takip öncesi yapılan 40.000 TL'lik ödeme ile bankanın sorumlu olduğu miktarları hesaplamaya dahil etmediğini, araç satış bedelinin noter satışında düşük gösterilerek vekaletin kötüye kullanıldığını, cari hesaptaki borç görüntüsünün gerçeği yansıtmadığını, hatalı rapor ve eksik inceleme ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yeni bir bilirkişi heyetiyle dosyanın yeniden incelenerek davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava İİK'nın 72/1. Maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya çekler verildiğini, bu çeklerin karşılıksız çıkması üzerine davalı tarafından .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo takibi başlatıldığını, oysa takip öncesinde ve sonrasında toplam 715.000 TL ödeme yapıldığını, bu ödemelerin icra dosyasına eksik bildirildiğini, bu nedenle borcun gerçekte 85.240,41 TL olmasına rağmen icra dosyasında 349.437,34 TL olarak hesaplandığını ileri sürerek 264.196,93 TL yönünden borçlu olunmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatını talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında süt ticaretine dayalı ilişki bulunduğunu, davacının borcunu ödememesi üzerine ... ... Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacının borcuna karşılık toplam 6 adet çek verdiğini, bu çeklerin karşılıksız çıktığını, bir kısmının tahsil edildiğini ancak bakiye borç için .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo takibi başlatıldığını belirterek davanın reddini ve kötü niyet tazminatını talep etmiştir
.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında 3 adet çek bedeli (banka sorumluluk bedelleri sonrası kalan miktarları üzerinden) asıl alacak, çek tazminatı, komisyon ve faiz olmak üzere 672.787,77 TL alacak için kambiyo takibi başlatıldığı, takibe dayanak olarak 16.01.2021 tarihli 200.000 TL bedelli, 23.01.2021 tarihli 200.000 TL bedelli ve 30.01.2021 tarihli 215.000 TL bedelli toplam üç adet çekin gösterildiği, çeklerin keşidecisinin dava dışı firma olduğu , davacının bu çekleri ara ciranta sıfatıyla teslim ettiği anlaşılmıştır.
29.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda , ile tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş, 04.02.2021 takip tarihi itibarıyla takibe konu 3 çekin 16.01.2021 tarihli 200.000,00 TL, 23.01.2021 tarihli 200.000,00 TL ve 30.01.2021 tarihli 215.000,00 TL olduğu bu çekler yönünden bankadan tahsil edilen karşılıksız çek sorumluluk bedellerinin toplam 7.125,00 TL olduğu ilk çek yönünden takipten önce 40.000,00 TL tahsil edildiği, davacının bazı ödemelerinin davalı tarafından icra dosyasına bildirildiği, dekont açıklamalarında ödemelerin takibe konu çeklere ait olduğunun açıkça belirtilmediği bazı ödemelerin ise cari hesaba mahsup edildiği, davacı tarafından yapılan ödemelerin önce masraf, faiz, vekâlet ücreti ve diğer ferilere, ardından ana paraya mahsubu ile 08.02.2021, 15.02.2021, 18.03.2021, 02.04.2021, 07.10.2021, 19.10.2021, 03.01.2022, 20.01.2022, 17.02.2022 ve 19.04.2022 tarihli ödemeler mahsup edildiğinde 04.07.2022 dava tarihi itibarıyla davalının alacağının 335.424,42 TL olarak hesaplandığı, icra müdürlüğünün 26.06.2022 tarihli kapak hesabında bu tutarın 349.437,34 TL olduğu, aradaki 14.012,92 TL’lik fark yönünden davacının menfi tespit talebinin kabul edilmesi, talep ettiği 264.196,93 TL’lik fazla hesaplamanın kalan 250.184,01 TL’lik bölümünün ise reddedilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Mahkemece, davacının ödeme iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu davacı tarafından yapılan ödemelerden 14.012,92 TL’lik kısmın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.012,92 TL yönünden borçlu olunmadığının tespitine, kalan kısmın reddine ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf talep etmiştir.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek bedelsizliğe dayalı açtığı menfi tespit davasında kambiyo senedine bağlı temel alacağın sona erdiği ileri sürüldüğünden bedelsizlik iddiasını ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190 maddesi gereğince davacıya düşer ve yazılı ve kesin delil ile kanıtlanması gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 101 ve 102. maddeleri uyarınca; borçlu, yaptığı ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu açıklamamış ise, ödeme makbuzunda gösterilen borca, makbuzda da açıklık bulunmaması halinde ise kanunen muaccel borçlar arasında en önce muaccel olan borca mahsuben yapıldığı kabul edilir.
Somut olayda, ...Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız takip dosyasında davacının borç miktarının 1.537.319,23 TL olduğu, bu borca karşılık davacının toplam 1.540.000,00 TL bedelli 6 adet çek verdiği, ancak bunların karşılıksız çıktığı, 925.000,00 TL’lik ilk 3 çekin iade edildiği ve bu çeklere ilişkin ödemelerin banka havaleleri ve araç alım mahsubu ile kısmen karşılandığı, kalan kısım bakımından ise davalıya verilen 615.000,00 TL’lik 3 çekin de karşılıksız çıkması üzerine davalı tarafından .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı kambiyo takibinin başlatıldığı, davacı tarafından yapılan ödemelerin bir kısmının önceki çeklerden kaynaklanan cari hesap bakiyesine mahsup edildiği, taraflarca sunulan defterlere göre ödemelerin miktarları konusunda tam mutabakat olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiği, dosya kapsamındaki dekont ve ödeme belgeleri incelendiğinde; davacı tarafından yapılan ödemelerden bir kısmında “... çeklerine istinaden" şeklinde açıklama bulunduğu bir kısmında ise icra takibine ve takibe konu çeklere açıkça atıf bulunduğu ve bu ödemelerin davalı tarafından icra dosyasına bildirildiği, buna karşılık somut açıklama içermeyen ödemelerin ise taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden mahsup edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda TBK’nın 101 ve 102. maddeleri uyarınca, açıkça takip konusu çeklere atfedilmeyen ödemelerin takibe konu çek borcuna mahsup edildiğinin kabulü mümkün değildir. Taraflar arasında ticari ilişkiye dayalı cari hesap bulunduğu davacının takip konusu çek borcunun ödendiğini veya çeklerin bedelsiz kaldığını yazılı delillerle ispatlayamadığı, buna karşılık davalının yaptığı mahsup işlemlerinin TBK hükümlerine uygun olduğu, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin devam ettiği ve davacının bakiye borcunun bulunduğu bedelsizlik iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Takibe konu alacak kalemleri arasında yer alan çek tazminatı yönünden ise, çek tazminatı, karşılıksız çıkan çekin yaptırımı niteliğinde olup kural olarak çek keşidecisine özgü bir sorumluluktur. Somut olayda davacının takibe konu çeklerde ciranta sıfatıyla yer aldığı, keşideci olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının çek tazminatından sorumlu tutulması mümkün değildir. Ancak komisyon bedeli ve ferilerden sorumluluğu bulunmaktadır. (TTK m. 783/3 ve 810/1-d). Bu nedenle takip ile talep edilen 19.372,50 TL-19.732,50 TL-21.232,50 TL olmak üzere toplam: 60.337,50 TL çek tazminatından davacının sorumluluğu bulunmadığı hususunun gözetilmemesi yerinde değildir.
Sonuç olarak davacının borçlu olmadığı toplam miktarın 60.337,50 + 14.012,92 = 74.350,42 TL olduğu davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulü gerektiği anlaşılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, 6100 Sayıı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının takip nedeniyle 74.350,42 TL miktarında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2- İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../01/2024 tarih, 2022/... E., 2024/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın KISMEN KABULÜ ile;
- Davacının dava konusu ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında takip nedeniyle 74.350,42 TL miktarında borçlu olmadığının TESPİTİNE,
-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.078,87 TL karar harcından peşin alınan 4.511,83 TL'nin mahsubu ile 567,04 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 4.511,83 peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.604,03 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/c- Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.850,00 TL bilirkişi ücreti, 323,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 4.173,50 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.289,12 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
4/d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026