Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/765 E. 2026/1079 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/765
Karar No
2026/1079
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/765 - 2026/1079 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/765 KARAR NO : 2026/1079 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/12/2023 NUMARASI : 2023/223 E. - 2023/387 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2023 tarih ve 2023/223 Esas - 2023/387 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 2013/63966, 2012/84048, 2011/20664, 2010/82432, 2006/10103 sayılı "... ", "... ", "... ", "...", "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/064571 kod numarası alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, ancak kararın hatalı bulunduğunu, markaların benzer olduğunu, dava konusu marka başvurusunun, “...” ve “...” ibarelerinden oluştuğunu ve “....” ibaresinin yapılan işin ve hizmetin niteliğini belirtmesi nedeniyle tanımlayıcı bulunduğunu, taraf markalarını farklılaştırmaya yetmediğini, bu kapsamda dava konusu marka başvurusunda dikkat çeken unsurun “...” ibaresi olduğunu ve müvekkili şirket adına tescilli markalarda yer alan “...” ibaresi ile arasında işitsel, görsel ve kavramsal açıdan bir fark olmadığını, müvekkili şirket adına tescilli markaların seri markası olduğu izlenimini yarattığını, müvekkili şirketin de içerisinde bulunduğu “...” şirketlerinin yoğun emek ve mesai harcayarak üçüncü kişiler nezdinde ticari bir itibar oluşturduğunu, müvekkil şirketin piyasadaki konumunun ve tanınmışlığının dikkate alınması gerektiğini, bununla birlikte “...” şirketlerinden ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına ... numarası ile 30.12.2014 tescil tarihli “...” ibaresinin tanınmış marka statüsünde bulunduğunu, “...” ibaresinin, müvekkili şirketin ticaret unvanının esas ve vurgulayıcı unsuru olduğunu, dava konusu marka başvurusunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, YİDK'in 2023-M-2643 sayılı kararının iptaline, 2021/064571 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin sigortacılık alanında yıllardır Marmaris başta olmak üzere Türkiye’nin birbirinden farklı birçok şehrinde faaliyet gösterdiğini, kendi alanında belirli bir bilinirliğe sahip olduğunu, davacının, müvekkilinin ... Sigorta ismini kullanmasının, sırf “...” isminden faydalanmak, tanınırlığından yararlanmak için olduğu yönündeki iddiasının doğru olmadığını, ... isminin müvekkilinin soyadı olduğunu, müvekkili firmanın, 09.10.2014 tarihinde ... Sigorta unvanı ile bir şahıs şirketi olarak kurulduğunu, ... Sigorta ismiyle 2014 yılından bu yana faaliyetlerine devam ettiğini, davacının müvekkili firma ile benzer mal ve hizmetlere sahip olduğu iddiasını destekler delilleri ne itiraz dilekçesinde ne de dava dilekçesinde sunmadığını, aksine müvekkilinin ... Sigorta ismi ile sigortacılık alanında son derece bilinirliğe sahip olması bakımından davacının bu isim ile sigortacılık alanında faaliyet göstermesinin müvekkili firmaya zarar vereceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı şirketin “...” esas unsurlu kullanımlarının, dava konusu başvurunun kapsamında bulunan 36. sınıf “sigorta hizmetleri ve gümrük müşavirliği hizmetleri” bakımından olmadığı, davacının dosyaya sunduğu delillerin, markalarını bu hizmetler bakımından SMK’nın 9. maddesi uyarınca ciddi bir şekilde kullandığı iddiasını ispata yeterli bulunmadığı, ancak davacı şirketin faaliyet alanının ev, arsa, işyeri gibi gayrimenkullerin, inşaatların satışı, kiralanması, değişimi ve bunların satış fiyatı üzerinden komisyon alınması gibi işlemleri kapsadığı, buna göre davacının markalarını “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” bakımından kullandığı, “...” ibaresinin davacı markalarının esas unsuru olduğu, davacı markalarında yer alan “...” gibi diğer ibareler ile davalının markasında yer alan “...” ibaresinin ayırt edici ibareler olmadığı ve markalarda baskın unsurun “...” ibaresinden oluştuğu, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, dolayısıyla davalının markası ile davacının 2012/84048 sayılı “... ...” ve 2011/20664 sayılı “... ...” markalarının kullanımı ispatlanan “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” bakımından 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzer olduğu ve taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut bulunduğu, SMK'nın 6/5. maddesinde yer alan şartların oluşmadığı, davacının, “...” markalarının ilk tescil tarihi olan 2006 yılından davalının marka tescil başvurusunda bulunduğu 2021 yılına kadar ki süreç boyunca “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” bakımından kullanıldığı, bu nedenle “...” ibaresi üzerinde davalıya kıyasen gerçek hak sahibi/öncelik hakkı sahibi konumunda olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2023-M-2643 sayılı YİDK kararının 36. sınıf "Gayrimenkul komisyonculuğu müşavirliği ve idaresi hizmetleri" yönünden iptaline, 2021/064571 sayılı markanın 36. sınıftaki "Gayrimenkul komisyonculuğu müşavirliği ve idaresi hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin değerlendirmelerinin aksine dosyaya ibraz edilen kullanım delillerinin, müvekkili şirket adına tescilli markaların dava konusu marka başvurusu kapsamındaki tüm hizmetler bakımından ciddi şekilde kullanıldığını ispatladığını, dava konusu marka başvurusunun, SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca müvekkili adına tescilli markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal açıdan iltibasa yol açacak derecede benzer olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış nitelikte bulunduğunu ve SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiğini, "..." ibaresinin müvekkili Şirketin ticaret unvanının esaslı unsuru olduğu ve müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi bulunduğu ilk derece mahkemesi tarafından tespit edilmesine rağmen, işbu tespitler ile çelişecek şekilde davanın kısmen reddine karar verilmesinin hatalı bulunduğunu, davalı markasının kullanılmasının, yargılama sonucuna kadar engellenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri." bakımından davacı markalarının kullanıldığının ispat edildiği yönündeki tespitin doğru olmadığını, taraf markaları arasında itiraza konu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunmadığını, zira çifte benzerlik şartının gerçekleşmediğini, dava konusu marka başvurusunun kapsamında kalan hizmetler açısından SMK'nın 6/3 maddesinde aranan düzeyde bir davacı kullanımının ispat edilemediği, davacı tarafa ait alan adının, davalının marka başvurusunun reddine gerekçe olacak koşulları taşımadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının marka başvurusuna itirazı üzerine davalı tarafından kullanım ispatı talebinde bulunulduğu, davacının itirazına mesnet markaların, başvuru kapsamında yer alan "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri." bakımından kullanıldığının ispat edildiği, buna karşılık başvuru kapsamında yer alan "sigorta hizmetleri ve gümrük müşavirliği hizmetleri" yönünden kullanımın ispat edilemediği, dolayısıyla davacı markalarının yalnızca kullanımı ispat edilen hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında değerlendirilebileceği, buna göre dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında başvuru kapsamında yer alan "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri." yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira belirtilen hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleştiği gibi taraf marka işaretlerinin de benzer olduğu, "sigorta hizmetleri ve gümrük müşavirliği hizmetleri" yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının bulunmadığı, bu hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesinde öngörülen hallerin ortaya çıkacağının da ispat edilemediği, SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddesi koşullarının da yalnızca başvuru kapsamında yer alan "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri." yönünden oluştuğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/7 maddesinin yollamasıyla hükümsüzlük davası yönünden de uygulama kabiliyeti bulunan aynı Kanun’un 19/2 maddesine göre SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca açılan hükümsüzlük davasında, dayanılan markanın ilgili mal ve hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi olarak kullanılmadığı def’inin ileri sürülmesi mümkündür. Ancak bu talebin, açık, net ve koşulsuz olarak yapılması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04.12.2024 tarih, 2024/66-8624 E.K. sayılı ilamında da bu hususlar kabul edilmiştir. Somut olayda, davalı Şirket tarafından cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde, açık ve net bir biçimde kullanmama def'i öne sürülmediği gibi ön inceleme duruşmasında da bu konuda bir beyanda bulunulmamıştır. Bu durumda, marka hükümsüzlüğü davası yönünden davalı Şirketin usulüne uygun bir kullanmama defi olmadığından, davacı markalarının kullanımının aranması mümkün olmayıp, kapsamlarındaki tüm mal ve hizmetler yönünden davacı markalarının, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu marka kapsamında yer alan "sigorta hizmetleri ve gümrük müşavirliği hizmetleri", davacının itirazına mesnet markalarının kapsamlarında aynen yer almaktadır. Buna göre, belirtilen hizmetler yönünden de emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiş olup yukarıdaki bentte açıklandığı üzere işaret benzerliği de bulunduğundan, "sigorta hizmetleri ve gümrük müşavirliği hizmetleri" yönünden de taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali mevcuttur. O halde, hükümsüzlük davası yönünden davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiğinden, Dairemizce davacı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 3-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemine gelince, davacı vekili istinaf dilekçesi ile dava konusu markanın kullanılmasının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. HMK'nın 389. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin düzenelendiği, bu hükümden anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin, ancak dava konusu olan şey hakkında verilebileceği, eldeki davanın konusunun ise YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü olduğu, bu tür bir davada, dava konusu olmayan markanın kullanımının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2023 gün ve 2023/223 Esas - 2023/387 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ YİDK'in 03.03.2023 tarih, 2023-M-2643 sayılı kararının 36. sınıftaki "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" yönünden İPTALİNE, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 4-Dava konusu 2021/064571 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.300,00-TL bilirkişi ücreti, 190,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 268,00-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.927,40-TL yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 2.463,70-TL'ye, 179,90-TL başvurma harcı, 179,90-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.823,50-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 584,70-TL'sinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, bakiyesinin davalı Kurum üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı Şirket tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 12-Harçlar Kanunu uyarınca davalı ...ndan alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, istinaf başvurusunda yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalı Kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 13-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 15-Yukarıda (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/05/2026 tarihinde, istinaf başvurusunun esası yönünden kurulan (1) ve (2) numaralı hüküm yönünden HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair (15) numaralı hüküm yönünden HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/05/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/765, K. 2026/1079, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-765-e-2026-1079-k-357b5443e9a8