Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1034 E. 2026/1269 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1034
- Karar No
- 2026/1269
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1034 - 2026/1269 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1034 KARAR NO : 2026/1269 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/01/2024 NUMARASI : 2022/388 E. - 2024/14 K.
DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/01/2024 tarih ve 2022/388 E. - 2024/14 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2009/53984, 2015/94821 sayılı "...", "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2020/98754 kod numarasını alan davalı şirket başvurusunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, bu itirazın ve kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedildiğini, ancak bu ret kararının yerinde olmadığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduklarını, somut uyuşmazlık kapsamındaki YİDK kararında müvekkilinin SMK m. 6/3, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümleri kapsamındaki iddialarının yeterli delille ispat edilemediği tespitinin de haksız olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-9321 sayılı kararın iptali ile 2020/98754 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerinden çok farklı olduklarını, taraf markalarında geçen ibarelerde bir kısım harfler ortak ise de bu harflerin aynı sırada yer almadığını ve birbirlerinden farklı kelimeler oluşturduklarını, ayrıca davacının markalarının dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen tüm mal ve hizmetler yönünden tescilli olmadığını, nitekim davacının markalarının 44. sınıfa giren mal/hizmetleri kapsamadığını, davacının ”... markasını tescilli olduğu 05. sınıftaki emtialarda kullanmadığını, “...” markasının da alerjik durumların tedavisine yönelik birer ilaç olduğunu, davalının “...” markalı ilaçlarının ise kanser ve tedavisi zor diğer bazı hastalıklara yönelik olduğunu, bütün bu ilaçların reçete ile satılıyor olması nedeniyle markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının davasına/ itirazlarına mesnet aldığı markalarının tanınmışlığını, gerçek hak sahipliğini ve davacının kötü niyetli olduğunu da ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının “...” markalı “aşırı çalışan idrar torbası belirtilerinin tedavisinde kullanılan bir ilaç” ürününün 2017-2021 tarihleri arasında Türkiye’de satışa arz edildiğinin, yani ciddi bir biçimde kullanıldığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispatlanabildiği, davacının, sadece “tıbbi müstahzarlar” yönünden tescilli olan 2009/53984 sayılı markasına dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki korumadan yararlanabileceği, dava konusu edilen markanın kapsamına giren 05. Sınıftaki emtia özelinde somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleştiği, 44. Sınıfa giren hizmetler yönünden ise bu şartın düşük bir seviyede gerçekleştiği, dava konusu işaretlerde “...”, “...” ve “...” ibarelerinin markaların esas unsurları olduğu, her biri beşer harften oluşan bu ibarelerde geçen bu harflerin bir kısmının ortak olduğu, ayrıca bu harflerden “...” harflerinin dizinlerinin de aynı kurgulandığı, ancak bu ibarelerin diğer harflerinin dizinlerinin farklı olmasının ibarelerin okunuşlarını yeterli derecede farklı kıldığı, ibarelerde “...” harflerinin dizinleri de dahil olacak şekilde geçiyor olmasının, karşılaştırılan işaretleri “benzer” olarak nitelendirilebilecek derecede bir yakınlaşma yaratmadığı, markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olarak nitelendirmeye yetmediği, SMK'nın 6/3. maddesinin tescil hakkı vermeyip, sadece itiraz hakkı verdiğinden, somut olayda davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şirketin kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı firmanın müvekkilin ... ve ... markalarındaki birkaç harfi değiştirerek ... markasını yarattığının çok açık olduğunu, ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinin yerinde olmadığını, tüketici kitlesinin iltibas ihtimalini azaltmadığını, gerekçeli karardaki hususların aksine SMK'nın 6/3, 6/5 ve 6/9 maddeleri kapsamındaki iddiaların yerinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli marka başvurusu ile itiraza mesnet "..." ve "..." esas unsurlu markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markalarda “...” harflerinin ortak olarak yer aldığı görülmekte ise de, harflerin dizinlerinin farklı olmasının ibarelerin okunuşlarını yeterli derecede farklı kıldığı, ibarelerde “...” harflerinin dizinleri de dahil olacak şekilde geçiyor olmasının, karşılaştırılan işaretleri “benzer” olarak nitelendirilebilecek derecede bir yakınlaşma yaratmadığı, markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olarak nitelendirmeye yetmediği, markaların esas unsurlarının farklılaştığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayacağı, diğer yandan SMK'nın 6/3. maddesinin tescil hakkı vermeyip, sadece itiraz hakkı verdiğinden, somut olayda davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir etkisinin olamayacağı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği ispatlanamadığından 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, ayrıca taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.