Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1033 E. 2026/1265 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1033
Karar No
2026/1265
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1033 - 2026/1265 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1033 KARAR NO : 2026/1265 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2024 NUMARASI : 2023/116 E. - 2024/41 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/02/2024 tarih ve 2023/116 E. - 2024/41 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 40 yıldan fazla süredir her türlü kamp malzemeleri ile sair dayanıklı tüketim ürünlerinin ticaretini yaptığını, 2007 45387 sayılı "..." markasının 18, 21, 22, 25, 28 ve 35. sınıflara giren emtia bakımından müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin ticari faaliyet alanına uygun olarak 09, 11, 12, 20, 24 ve 27. sınıflara giren emtia yönünden de aynı markayı tescil ettirmek için başvuru yaptığını, 2021/182368 başvuru sayılı bu markanın ilanına diğer davalı firmanın “...” ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazın 11 ve 12. sınıflara giren emtia yönünden kabul edilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, davalının markasında geçen Almanca “...” kelimesinin Türkçe’de “...”, davacının markasında geçen İngilizce “...” kelimesinin Türkçe’de “...” anlamlarına geldiğini, yani taraf markalarının kavramsal açıdan farklı olduğunu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin birçok dilde “...” anlamına gelen, markasal hüviyette zayıf bir ibare olduğunu, davacının “...” markasını uzun yıllardır kullandığını ve bu markanın davacı adına tescilli de olduğunu, ilgili sektörde bu markanın davacı ile özdeşleşmiş olduğunu, dolayısıyla davacının ticari faaliyet alanı ile uyumlu olan 11 ve 12. sınıflara giren emtialarda bu markanın davacı adına tescil edilmesinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK’in 2023-M-418 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı firma vekili, uyuşmazlık konusu olan “...” ibareli markanın davalı firma adına 11 ve 12. sınıflara giren emtiada ... nezdinde tescilli olduğunu ve davalı tarafından kullanıldığını, davalının 2021/174174 numaralı marka başvurusunun henüz tescile bağlanmamış olmasına rağmen başvuru tarihinden itibaren korunduğunu ve bu korumanın dava konusu edilen markanın koruma tarihinden önceki bir tarih olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu olan 11 ve 12. sınıflara giren emtia yönünden markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, ayrıca taraf markalarının birebir aynı emtiada kullanılacağını, bu halde taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, ayrıca davalının “...” markasının dünyaca tanınmışlığı göz önüne alındığında davacının markasının tescili halinde davacının davalının markasının bu tanınmışlığından haksız bir fayda elde edeceğini, davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davacının davalının tanınmış markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, dolayısıyla dava konusu edilen marka başvurusunun kötüniyetle ve davalı ile haksız rekabet saikiyle yapılmış olduğunun aşikar olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtia yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleşmiş olduğu, davacının markasının kısmen reddedildiği 11 ve 12. sınıflardaki emtianın hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin özen seviyelerinin düşük olmadığı, karşılaştırılan markaların esas unsurları olan “...” ve “...” ibareleri arasında tek harf farklılığı bulunmakta ve bu kelimelerde geçen diğer yedi harf, diziliş sıraları/dizinleri itibariyle dahi birebir aynı olarak yer aldığı, bu ibareler arasındaki tek harf farklılığı, markalarda esas unsur olan bu ibarelerde geçen diğer ortak harflerin yaratmış olduğu benzerliği ortadan kaldıracak, yani esas unsurları itibariyle karşılaştırılan markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtaracak güçte ve nitelikte olmadığı, taraf markalarında esas unsur olarak kullanılan kelimelerin yedi harfinin, dizinleri de dahil olmak üzere aynı olması, markaların okunuşlarını, kulakta bıraktıkları “tını”ları işitsel açıdan çok yakınlaştırdığı, taraf markalarında ortak olan “...” kelimesinin dilimize “...”, yani; “...” (TDK) anlamlarıyla geçmiş olması ve yerleşik anlamı ülkemizde de yaygın olarak bilinen/kullanılan bu kelimenin taraf markalarında, yabancı dillerdeki sıfatlarla birleştirilerek/ birleşik yazılmış sıfat tamlamaları oluşturarak kullanılmış olmasının, tüketici zihninde yarattığı ilk algı yönünden de taraf markalarını yakınlaştırdığı, “...” ibaresinin, yukarıda yer verilen yerleşik anlamı itibariyle, uyuşmazlık konusu olan 11 ve 12. sınıflara giren emtialar yönünden markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, bu emtialar ile doğrudan ilişkili bir anlamı olmadığı, dolayısıyla da söz konusu emtialarda kullanılabilecek herhangi bir kelimeden daha düşük ayrıt ediciliği haiz/zayıf bir marka olmadığı ve bu orijinalliği itibariyle bu emtialar yönünden marka hüviyetinde kullanılması durumunun herkesin aklına gelemeyeceği, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı 2007/45387 sayılı markanın emtia listesine bakıldığında, bu markanın davacının dava konusu edilen markasının kısmen reddedildiği 11 ve 12. sınıflara giren emtia yönünden tescilli olmadığı, davacının “...” markasının fiili kullanımına ilişkin dava ve/veya marka işlem dosyalarına herhangi bir delil de sunulmadığı, davacının önceki tarihlerde tescile bağlanmış olan markasına dayalı olarak somut uyuşmazlıkta müktesep bir hak iddia edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, İtiraza rağmen ek bilirkişi raporu veya yeni rapor alınmadığını, her iki marka arasında görsel açıdan bir benzerlik bulunmadığının kuşkuya mahal vermeyecek düzeyde açık olduğunu, müvekkilinin markasının dilinin İngilizce, davalı şirketin markasının ise Almanca dilinde olduğu, tüketicinin bilgi, bilinç, dikkat ve algı düzeyi dikkate alındığında müvekkili şirket markası ile diğer markayı karıştırmayacağını, markalar arasında yazılış, okunuş, şekil, görüntü, renk vs. özellikler bakımından herhangi bir benzerlik bulunmadığı gibi; kelime anlamları bakımından da benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli marka başvurusu ile "..." ibareli itiraza mesnet marka arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira, esas unsurları olan “...” ve “...” markalar arasında tek harf farklılığı bulunduğu, markalarda geçen diğer yedi harfin, diziliş sıraları/dizinleri itibariyle birebir aynı olduğu, markaların okunuşlarının yakın bulunduğu, “...” kelimesinin yabancı dillerdeki sıfatlarla birleştirilerek/ birleşik yazılmış sıfat tamlamaları oluşturarak kullanılmış olmasının taraf markalarını yakınlaştırdığı, diğer yandan davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtia yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleşmiş olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile mesnet marka arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, davacının müktesep hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1033, K. 2026/1265, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1033-e-2026-1265-k-375c059d17b1