Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1297 E. 2026/1380 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1297
Karar No
2026/1380
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1297 - 2026/1380 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1297 KARAR NO : 2026/1380 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/03/2020 NUMARASI : 2018/267 E. - 2020/130 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/03/2020 tarih ve 2018/267 E. - 2020/130 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı şirketin 2017/35240 sayılı "..." ibareli markanın 04, 16, 35, 37, 39, 41 vd 42. sınıflarda adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından 04, 16 ve 42. sınıflarda kısmen reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait 2002/21178 sayılı "..." ibareli marka arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasının müvekkiline ait ticaret unvanını içerdiğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ve davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 2018-M-4389 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, 6/5. maddesi anlamında davacının markasının "taşımacılık, nakliyecilik ve depolama" alanında tanınmış marka olduğunun kanıtlandığı, ancak bu hizmetler ile ilişkili emtiaların YİDK aşamasında reddedildiği, kalan emtialar bakımından tanınmışlığın sonuca etkisinin olmayacağı ve kazanılmış hak teşkil ettiği ileri sürülen davalının "..." ibaresini içerir şekilde ... kayıtlarında toplam 97 marka kaydın yer alıyor ise de, müktesep hak iddiasına dayanak markaların hiçbirinin dava konusu başvuru açısından çekişme konusu olmaktan çıkmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 2018-M-4389 sayılı YİDK kararının 16. sınıf "Büro makinaları" 35. sınıf "büro hizmetleri sekreterlik hizmetleri gazete aboneliği düzenleme hizmetleri istatisliklerin derlenmesi büro makinalarının kiralanması hizmetleri bilgisayar veri tabanındaki bilginin sistematik hale getirilmesi telefon cevaplama hizmetleri açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için büro makinaları mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir), 37. sınıf "sinai makinaların ve cihazların büro makinalarının ve cihazlarının tesisi bakım ve tamiri hizmetleri" ile 41. sınıf "sempozyum konferans kongre ve seminer düzenleme idare hizmetleri" yönünden iptaline, hükümsüzlük talebi yönünden benzer olduğu tespit edilen mal ve hizmetler yönünden kullanım ispatı talebinde bulunulmuş olup bu mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK 19/2 md gereğince kullanım ispat edilemediğinden hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, düzenlenen bilirkişi raporunun eksik inceleme ve yanlış değerlendirmelere dayandığı, ürünlerin hedef kitlesi, hedef kitlenin talepleri ve seçimleri analiz edilmeden bir karşılaştırma yapıldığını, müvekkile ait seri markalar ve özellikle: 2010/85492 sayılı "... " ibareli markaile 2012/07173 sayılı "..." ibareli markanın hiç değerlendirilmediğini, müvekkilinin 37. sınıfta yoğunlaşan marka portföyünün göz ardı edildiğini, 41. sınıf hizmetler ile 39. sınıf hizmetlerin nitelik, amaç, hedef tüketici, kullanım alanı bakımından tamamen farklı olduğunu, bu hizmetlerin ortalama tüketici nezdinde karıştırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bütünsel marka analizi yapılmadan, yalnızca "..." ibaresi esas alınarak bir değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı markasının tanınmış marka olmadığını, dolayısı ile davacı marka korumasının farklı sınıflara genişletilmesinin anlaşılmaz olduğunu, bünyesinde hem taşıma, hem enerji, hem özellikle gaz sektör uzmanlarının olduğu bir heyet tarafından inceleme yapılması gerektiğini, hiç kimsenin benzin istasyonuna giderek taşıma hizmeti almak istemeyeceğini, müvekkili şirketin enerji piyasasının dünyaca tanınmış firmalarından biri olduğunu, benzin istasyonlarında üçüncü kişilere nakliyecilik, sigortacılık, taşıma hizmetleri verilmediğini, tescil tarihinden itibaren bu yönde gerçekleştirilen yoğun kullanım, bu alanda yapılan yatırım ve reklamlarla müvekkilinin markasının sektörde bilinir ve ayırt edici niteliğe ulaştığını, dolayısıyla taraf markalarının arasında iddiaların aksine tüketici açısından aynılık, benzerlik bulunmadığını, halk nezdinde markaların algısının benzerlik göstermediğini, Yargıtay 11. HD’nin 12/04/2017 tarihli kararında "...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve tek başına esas unsur olamayacağı yönünde tespit bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu marka ile itiraza dayanak markalar arasında benzer olan mal ve hizmetlerin idari aşamada markadan kaldırıldığını, kalan mal ve hizmetler yönünden herhangi bir benzerlik bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli marka ile davacının "..." ibareli markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, ..." ibaresinin görece düşük bir ayırt ediciliğe sahip olduğu söylenebilirse de, yalnızca kelime unsurundan oluşan davaya konu markada yer alan diğer ibarelerin herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığı, "..." ibaresinin davaya konu markada değerlendirmeye alınabilecek tek unsur olup markalar arasında emtia benzerliği de gerçekleştiğinden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimali koşullarının mevcut olduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı davalılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1297, K. 2026/1380, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1297-e-2026-1380-k-9e4929807b51