Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/560 E. 2026/1046 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/560
- Karar No
- 2026/1046
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/560
KARAR NO: 2026/1046
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17/10/2024
NUMARASI: 2024/5 E. - 2024/190 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dünyaca meşhur "..." markası ve ilgili şekil, logo, yazı sözcüklerin TPMK nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin "..." markasını tüm ayakkabılarında kullanarak tanınmış hale getirdiğini, müvekkili markasının ayırt edici unsuru ve logosu olan "..." kelimesi, ... ve ... markaların TPMK nezdinde tescilli olduğunu, davalının ticaret unvanından ayakkabıcılık sektöründe faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığını, özellikle müvekkili firma gibi ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren davalının, müvekkiline ait şekil markalarından ve bu markalı spor ayakkabı ürünlerinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davalının TPMK nezdinde ... tescil numaralı markayı tescil ettirdiğini ve davalının söz konusu markayı tescil ettirdiği şekliyle kullanmasının tüketiciyi yanıltacak ve müvekkilinin tescilli, tanınmış markalarıyla benzerlik arz ettiğini, davalı yanın bu yolla haksız kazanç sağladığını ve davalının bu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünü, davalının bu markayı kullanmaktan men edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili adına tescilli olan ... tescil numaralı markanın, davacı markaları ile bir ilgisi ve benzerliğinin bulunmadığını, müvekkili adına kayıtlı olan "..." markasının uzun yıllardır Türkiye'de ve Avrupa nezdinde tescilli ve tanınmış bir marka olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin tanınmış markası olan "..." kelimesinin ilk harfi olan "..."nin bir versiyonu olan dava konusu markanın tescilinin kötü niyetli olduğu iddiasının gerçekle bağdaşmadığını, davacının müvekkilinin dava konusu markayı tesciline karşı kurum nezdinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, sessiz kaldığını ve müracaattan bunca zaman sonra işbu davayı açmasının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin 29/03/2022 Tarih ve 2021/165 Esas - 2022/92 Karar sayılı kararı ile "Davacının davasının reddine" dair verilen karar, davacı vekilinin istinaf talebi üzerine Dairemizin, 23/11/2023 tarih ve 2023/910 Esas - 2023/1433 Karar sayılı ilamı ile "Somut olayda, davanın konusu davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü, davalının bu markayı kullanmaktan men edilmesi talebi olup mahkemece bilirkişi raporu aldırılmış ise de davacı tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmesine rağmen itirazları karşılayacak şekilde bilirkişi raporu aldırılmadan eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır." gerekçesi ile mahkeme kararı kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosya mahkemesine iade edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince;" birbirini doğrulayan bilirkişi raporlarına göre, her iki taraf markası da şekil markasıdır. Davalıya ait şekil markasının tescil başvuru tarihi itibariyle davacının davaya dayanak yaptığı şekil markalarının tanınmışlığı söz konusu değildir. Davacı markaları ile davalı markası arasında iltibasa sebebiyet verecek düzeyde benzerlik arz etmediği, markalar arasında karıştırılma ihtimalini içeren düzeyde benzerliğin bulunmadığı, davalı markasının tescilli halinin, davacı markalarına yakınlaştırarak, ilişkilendirme ihtimali içeren iltibas tehlikesi taşımadığı, zira farklılıkların algılanabileceği, aralarında bağlantı bulunduğuna ilişkin algı yaratmayacağı, kaldı ki taraf ürünleri üzerinde davalı ve davacı tarafın “...” ve “...” lafzi markalarının bulunması nedeniyle tüketicinin, ürünün (ayakkabının) kaynağı/markası noktasında yanılgıya düşmeyeceği, dolayısıyla karıştırma veya bağlantı/ilişkilendirme ihtimali yaşamayacağı, markalar benzemediğinden tanınmışlık unsurunun sonuca etkili olmadığı, ayrıca seri marka algısı oluşturabileceği iddia edilen davacının diğer markası olan ... tescil nolu şekil markasının da herhangi bir tanınmışlığının olduğuna dair dosyada herhangi bir belgenin yer almadığı, hükümsüzlük davalarında incelemenin markanın sicile tescil edilmiş hali üzerinden yapılabileceği, markanın tescilli halinden farklı kullanımının ise hükümsüzlük davasında değil markaya tecavüz noktasında değerlendirilmesinin mümkün olabileceği, davacının seri marka olarak algılanacağını ileri sürdüğü ... tescil nolu şekil markasının, davacının kendine ait diğer şekil markaları ile de benzer olmadığı ve kök marka olarak kabul edilebilecek, tanınmışlığı kabul edilen şekil markasının, bir serisi olarak değerlendirilemeyeceği ve seri marka olma özelliği göstermediği, keza davacıya ait ... tescil nolu marka ile davalıya ait ... tescil nolu markanın benzer olmadıkları ve farklı olarak algılandıkları ve seri marka algısı oluşmayacağı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya ait ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğü istemiyle dava açıldığını, ilk derece mahkemesinin davayı reddettiğini, ancak istinaf başvurusunun kabul edilerek kararın kaldırıldığını ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderildiğini, ilk derece mahkemesinin yeniden reddine karşın ikinci istinaf başvurusunun da kabul edilerek kararın kaldırıldığını, ilk derece mahkemesinin son kararında da davalı markası ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davalının kötü niyetli olmadığı ve davacı markalarının tanınmışlığının dikkate alınmadığı yönündeki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış ve ayırt edici nitelikte olduğunu, davalının markayı benzer formda tescil ve kullandığını, bu durumun haksız yararlanma amacı taşıdığını, ayrıca aynı markanın kullanımına ilişkin daha önce açılan marka tecavüzü davasının kabulüne ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının değerlendirilmediğini belirterek, bu durumun kararlar arasında çelişki yarattığını, mahkeme yalnızca davalının markasının tesciline odaklandığını, davalı ayakkabısında kullanılan şekil müvekkili markalarıyla neredeyse aynı olduğunu, davalının kötü niyetli olmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkilinin "..." markalarının tanınmışlığı dikkate alınmadığını, mahkemece eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden incelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının istinaf başvuru dilekçesinde yer alan hususlar, maddi vakalara, somut olayın özelliklerine, hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davacı dilekçesinde müvekkiline ait birçok ilgisiz marka görsellerine yer verdiğini, somut olay ile ilgisi olmayan genel beyan ifade ve beyanlardan hareketle istinaf talebinde bulunduğunu, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu, davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ve davalının bu markayı kullanmaktan men edilmesi talebidir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin dünyaca meşhur "..." markası ve ilgili şekil, logo, yazı sözcüklerin TPMK nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin "..." markasını tüm ayakkabılarında kullanarak tanınmış hale getirdiğini, müvekkili markasının ayırt edici unsuru ve logosu olan "..." kelimesi, ... ve ... markaların TPMK nezdinde tescilli olduğunu, davalının ticaret unvanından ayakkabıcılık sektöründe faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığını, özellikle müvekkili firma gibi ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren davalının, müvekkiline ait şekil markalarından ve bu markalı spor ayakkabı ürünlerinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davalının TPMK nezdinde ... tescil numaralı markayı tescil ettirdiğini ve davalının söz konusu markayı tescil ettirdiği şekliyle kullanmasının tüketiciyi yanıltacak ve müvekkilinin tescilli, tanınmış markalarıyla benzerlik arz ettiğini, davalı yanın bu yolla haksız kazanç sağladığını ve davalının bu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünü, davalının bu markayı kullanmaktan men edilmesini talep ve dava etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 15/04/2021 Tarih, 2020/223 Esas ve 2021/432 Karar sayılı ilamı ile, "Davacı vekili davalının markasını müvekkilinin markasına yakınlaştırarak kullandığını, müvekkiline ait ... tescilli marka ile davalı markasının, seri marka algısı oluşturduğunu iddia etmesine rağmen, bilirkişi tarafından, yakınlaştırarak ilişkilendirme ihtimalini de içeren iltibas tehlikesi ve haksız yararlanma amacını taşıyıp taşımadığı, dava konusu markaların seri marka algısı oluşturup oluşturmadığı konusunda yargı denetimine açık karar vermeye yeterli rapor verilmediğinden davacı vekilinin bu sebebe ilişkin istinaf talebinin de kabulü" gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2023 gün 2023/910 Esas ve 2023/1433 Karar sayılı ilamı ile," davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü, davalının bu markayı kullanmaktan men edilmesi talebi olup mahkemece bilirkişi raporu aldırılmış ise de davacı tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmesine rağmen itirazları karşılayacak şekilde bilirkişi raporu aldırılmadan eksik inceleme neticesinde karar verildiği" gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
08/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı markaları ile davalı markası arasında iltibasa sebebiyet verecek düzeyde benzerlik arz etmediği, markalar arasında karıştırılma ihtimalini içeren düzeyde benzerliğin bulunmadığı, davalı markasının tescilli halinin, davacı markalarına yakınlaştırarak, ilişkilendirme ihtimali içeren iltibas tehlikesi taşımadığı, zira farklılıkların algılanabileceği, aralarında bağlantı bulunduğuna ilişkin algı yaratmayacağı, kaldı ki taraf ürünleri üzerinde davalı ve davacı tarafın “...” ve “...” markalarının bulunması nedeniyle tüketicinin, ürünün (ayakkabının) kaynağı/markası noktasında yanılgıya düşmeyeceği, dolayısıyla karıştırma veya bağlantı/ilişkilendirme ihtimali yaşamayacağı,Markalar benzemediğinden tanınmışlık unsurunun sonuca etkili olmadığı, kaldı ki tanınmış marka olarak kabul edilen davacı şekil markasının tanınmışlığının 2021 yılı olduğu ve davalı şekil markasının tescil tarihi itibariyle tanınmış olduğunu gösterir dosya içinde herhangi bir belgenin mevcut olmadığı, ayrıca seri marka algısı oluşturabileceği iddia edilen davacının diğer markası olan ... tescil nolu şekil markasının da herhangi bir tanınmışlığının olduğuna dair dosyada herhangi bir belgenin yer almadığı,
hükümsüzlük davalarında incelemenin markanın sicile tescil edilmiş hali üzerinden yapılabileceği, markanın tescilli halinden farklı kullanımının ise
hükümsüzlük davasında değil markaya tecavüz noktasında değerlendirilmesinin mümkün olabileceği, davacının seri marka olarak algılanacağını ileri sürdüğü ... tescil nolu şekil markasının, davacının kendine ait diğer şekil markaları ile de benzer olmadığı ve kök marka olarak kabul edilebilecek, tanınmışlığı kabul edilen şekil markasının, bir serisi olarak değerlendirilemeyeceği ve seri marka olma özelliği göstermediği, keza davacıya ait ... tescil nolu marka ile davalıya ait ... tescil nolu markanın benzer olmadıkları ve farklı olarak algılandıkları tespit edilmiş olmakla, seri marka algısı oluşturmayacakları" belirtilmiştir.
İade kararımız üzerine mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Marka vekili ..., Endüstri ürünleri tasarımı uzmanı ..., ve Marka Vekili...'den oluşan .../08/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" ... no.lu “...+şekil”, ... no.lu şekil, ... no.lu şekil, ... no.lu şekil, ... no.lu şekil, ... no.lu şekil, ... no.lu şekil, ... no.lu şekil ve ... no.lu şekil markalarının 25. sınıfta “...” dahil olmak üzere muhtelif sınıflarda davacı adına tescil edilmiş olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil no.lu şekil markasının “...” dahil olmak üzere 25. sınıfta davalı adına tescil edilmiş olduğunu, davalının ... tescil no.lu şekil markasının davacı tarafa ait şekil markaları ile ortalama tüketicide yarattıkları etkilerin farklı olduğu değerlendirilmiş olmakla, ... tescil no.lu şekil markasının (mülga) MarKHK m. 8/1-a, b’ye (SMK m. 6/1) dayalı hükümsüzlük koşullarının olmadığını, davalının davacıya şantaj yapmak, baskı altında tutma vs. sebeplerle marka tescili yaptığını ispat eder deliller dosyaya sunulmamış olmakla kötüniyete dayalı hükümsüzlük koşullarının olmadığını, davalının ... tescil no.lu şekil markasından farklı bir şekil kullandığı ve bu kullanımın davacının şekil markalarına yaklaştığı; davalının 25. sınıf kapsamında olan ayakkabılar üzerinde davacı markasındaki şekil unsuru ile benzer şekil unsurunu kullanmış olmasının ortalama tüketici nezdinde taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimaline sebebiyet verebileceğinden marka hakkına tecavüz şartlarının olduğunu " bildirmiştir.
Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/218 esas sayılı 2019/191 Karar sayılı ve 23.05.2019 tarihli ilam ile “davalının davacı adına tescilli ... tescil nolu şekil markasından doğan haklarına tecavüzün tespitine, bu markaya tecavüz oluşturan davalı ürününün piyasadan ve
gümrüklerden toplatılmasına, internet sitelerinden kaldırılmasına, Toplam 5.000,00 TL manevi tazminat ve 11.907,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verildiği, İşbu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/11/2024 Tarih, 2023/6729 Esas ve 2024/7975 Karar sayılı ilamı onandığı anlaşılmıştır.
Somut olayda toplanan tüm deliler birlikte değerlendirildiğinde, her iki taraf markasının da şekil markası olduğu, davalıya ait şekil markasının tescil başvuru tarihi itibariyle davacının davaya dayanak yaptığı şekil markalarının tanınmışlığı söz konusu bulunmadığı, davacı markaları ile davalı markası arasında iltibasa sebebiyet verecek düzeyde Benzerlik ve markalar arasında karıştırılma ihtimalini içeren düzeyde benzerlik bulunmadığı, davalı markasının tescilli halinin, davacı markalarına yakınlaştırarak, ilişkilendirme ihtimali içeren iltibas tehlikesi taşımadığı, taraf ürünleri üzerinde davalı ve davacı tarafın “...” ve “...” lafzi markalarının bulunması nedeniyle tüketicinin, ürünün (ayakkabının) kaynağı/markası noktasında yanılgıya düşmeyeceği, dolayısıyla karıştırma veya bağlantı/ilişkilendirme ihtimali yaşamayacağı, markalar benzemediğinden tanınmışlık unsurunun sonuca etkili olmadığı, Davacı şekil markasının tanınmışlığının 2021 yılı olduğu ve Davalı şekil markasının tescil tarihi itibariyle tanınmış olduğunu gösterir dosyada herhangi bir belgenin bulunmadığı,
ayrıca seri marka algısı oluşturabileceği iddia edilen davacının diğer markası olan ... tescil nolu şekil markasının da herhangi bir tanınmışlığının olduğuna dair dosyada herhangi bir belgenin yer almadığı,bağlantı/ilişkilendirme ihtimali yaşamayacağı, hükümsüzlük davalarında incelemenin markanın sicile tescil edilmiş hali üzerinden yapılabileceği, markanın tescilli halinden farklı kullanımının ise hükümsüzlük davasında değil markaya tecavüz noktasında değerlendirilmesinin mümkün olabileceği, davacının seri marka olarak algılanacağını ileri sürdüğü ... tescil nolu şekil markasının, davacının kendine ait diğer şekil markaları ile de benzer olmadığı ve kök marka olarak kabul edilebilecek, tanınmışlığı kabul edilen şekil markasının, bir serisi olarak değerlendirilemeyeceği ve seri marka olma özelliği göstermediği, davacıya ait ... tescil nolu marka ile davalıya ait ... tescil nolu markanın benzer olmadıkları ve farklı olarak algılandıkları ve seri marka algısı oluşmayacağı, mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunun dosya kapsamına göre yerinde olduğu anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../10/2024 tarih ve 2024/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026