Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/433 E. 2026/1379 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/433
- Karar No
- 2026/1379
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/433 KARAR NO : 2026/1379
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/49 KARAR NO : 2023/838 KARAR TARİHİ : 19/12/2023 DAVA : İtirazın İptali KARŞI DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 14.09.2018 KARŞI DAVA TARİHİ : 08.10.2018 BİRLEŞEN DAVA : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2023/135 ESAS 2023/88 KARAR SAYILI DOSYADA; DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 20/02/2023 KARAR TARİHİ : 06.10.2026 KARARIN YAZ. TARİH: 06.10.2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.12.2023 tarih ve 2023/49 Esas, 2023/838 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. ASIL DAVADA; İSTEM: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 02.11.2016 tarihinde Karşıyaka İlçesi ... pafta ...ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerine, zemin dahil 6 katlı binanın yapılması konusunda imzalanan inşaat yapım sözleşmesi ile, inşaatın başından sonunu kadar alınacak, işin seçiminde kullanılacak inşaat malzemelerinin, kazı hafriyat masraflarının, işçi maaşlarının, mesai ücretlerinin, yevmiyelerinin, fazla mesailerinin, işyeri SGK prim, iş güvenliği, barınma, yiyecek giderlerinin, inşaat ruhsat harçlarının davalı arsa sahibine ait olacağının, işin yapımında iş bedelinin tayininde kullanılması mecbur tüm malzemelerin fatura mukabilinde arsa sahibince ödenmesinin, ayrıca müvekkilinin inşaatı takip edebilmek için gerekli koordinasyonu sağlamanın karşılığı olarak 100.000,00-TL.+ KDV hizmet bedelinin 50.000,00-TL. + KDV’nin işe başlamadan önce, bakiye 50.000,00-TL. + KDV’nin ise inşaat tamamlanıp anahtar teslimi yapıldığında davacıya ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından inşaatın yapımı ile ilgili olarak sözleşme gereği karşı tarafa kesilen 30.12,2017 tarihli 1.101.235,52-TL. bedelli faturanın içeriği ve yapılan imalatlar arsa sahibince bizzat seçilmesine ve kabul edilmesine, arsa sahibince müvekkili şirket ile borçlu arasında tutulmuş 01.01.2017-30.04.2018 tarihli cari hesapta kayıtlı 214.505,61-TL. bakiye fatura alacağı ile imalat bedeli alacağının tahsiline yönelik bütün çabalara rağmen ödenmemesi üzerine davalı hakkında girişilen Karşıyaka 2. Müdürlüğü’nün 2018/7998 E. sayılı icra takibinin, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'si oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen 02.11.2016 tarihli inşaat yapım sözleşmesine istinaden, sözleşmeye konu binanın en geç 02.10.2017 tarihinde teslim edilmesi gerektiği halde bugüne kadar sözleşmeye uygun olarak teslim edilmediğini, Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/73 D.iş sayılı dosyası ile tespit edilen ayıpların giderilmediğini ileri sürerek 60.000,00-TL. kira tazminatı ile 7.000,00-TL. inşaattaki hatalı işler bedeli toplamı 67.000,00-TL. alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen 02.11.2016 tarihli inşaat yapım sözleşmesinde davalının, davacıya ait taşınmaz üzerinde plan ve projesine uygun olarak zemin + 5 olmak üzere toplam 6 katlı bina inşa edeceği, sözleşme tarihinden itibaren 3 ay içinde inşaat ruhsatı alınması, inşaat süresinin ruhsat tarihinden itibaren 8 ay olduğu, inşaatın başından sonuna kadar alınacak tüm inşaat malzemeleri, kazı, hafriyat, tüm masraflar, işçilerin maaşları, mesai ücretleri, yevmiyeleri, fazla mesaileri, SGK.’na yatırılacak primleri, iş güvenliği, barınma, yiyecek giderleri, inşaat ruhsat harçlarının arsa sahibine ait olacağı, müteahhitin bu sözleşmede yazılı işi takip ve koordinasyonu için 100,000,00-TL.+KDV dışında hiçbir ücret talep etmeyeceği şartlarının yer aldığını, sözleşme uyarınca binanın en geç 02.10.2017 tarihinde teslim edilmesi gerektiği halde, bu güne kadar teslim edilmediğini, inşaat ile ilgili tüm masrafın arsa sahibine ait olacağının belirlenmesine rağmen, davacı tarafından yapılan harcamalara ilişkin olarak ısrarla talep edilmesine rağmen herhangi bir fatura ibraz edilmediğini, iş bitiminde ve yer tesliminde yapılan masraflara ait fatura ve ödeme belgelerini ayrıntılı olarak vereceğini beyan eden davacının, inşaatı tam olarak bitirmemesine ve taahhüt edilen tarihte teslim etmemesine rağmen, herhangi bir belge veya fatura ibraz etmeden davalıdan tahsilatlar yaptığını ve afaki miktarlarda talepte bulunduğunu, sözleşmeye konu inşaat 2017 yılında yapılmasına ve inşaat maliyetlerinin yapıldığı tarihteki değerlere göre hesaplanması gerektiği halde Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/73 D.iş. sayılı tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda 2018 yılı maliyet bedellerinin nazara alındığını, raporda belirlenen 652.919,40-TL. “müteahhit karı olmaksızın KDV hariç inşaat maliyet bedeli” yüksek olduğundan kabul etmemekle birlikte bu bedele taraflar arasında tanzim edilen sözleşmede, davacıya ödenmesi kararlaştırılan 100.000,00-TL.+KDV ücrete göre davacının davalıdan talep edebileceği KDV dahil toplam miktarın 888.444,39-TL. olduğunu, bunun karşılığında davacıya ve mal alınan 3. şahıslara toplam 905,869,00-TL. ödeme yapıldığını, müvekkilinin davacıya borcu olmadığı gibi 17.424,11-TL. fazla ödemesi bulunduğunu savunarak davanın reddine, %20 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir. Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile karşı davacı arasında, 02.11.2016 tarihinde düzenlenen sözleşme ile, öncelikle taşınmaz üzerinde mevcut binanın yıkımı ve harfiyatı, sonrasında inşa edilecek zemin dahil 6 katlı binanın, davacının seçeceği malzemelere göre, işin başından sonuna kadar alınacak tüm malzeme bedelleri, işçi maaşları, SGK bedelleri, fazla mesai ücretleri, SGK primleri, iş güvenliği, barınma, yiyecek, inşaat ruhsatlarına ait tüm harçlar arsa sahibine ait olmak üzere yapımı konusunda anlaşıldığını, karşı davacının seçilen malzeme ve işçilik maliyetleri ile müteahhitlik karı ve KDV esasına dayalı olarak anlaştığı halde, sanki bayındırlık birim maliyetlerine göre sözleşme yapılmış gibi hatalı ve tek taraflı bir tespit yaptırarak müvekkilinin alacağını ödemekten kaçındığını, karşı tarafın kullanılacak tüm malzeme seçimini bizzat yaptığını ve inşaatta karşı davacının seçtiği malzemelerin kullanıldığını, malzemelerin fiyatlarının bayındırlık birim maliyetine ve sınıfına göre değil, tamamen karşı tarafın seçimine göre, daha yüksek fiyatlı malzemelerden yapıldığını, müvekkilinin malzeme alımında dahi kendisine özel olarak yapılan iskontaların tamamını karşı taraf lehine kullandırdığını, karşı davacının inşaatta kullanılan malzemeleri bizzat kendisi almaya kalksa çok daha yüksek bedel ödemek zorunda kalacağını, müvekkilinin müteahhit olarak aldığı iskonto ile karşı davacıya malzeme alımında avantaj sağladığını, inşaat Karşıyaka ... içinde ve mesai dışında araç giriş çıkışına izin verilen bölgede olduğundan çoğunlukla fazla mesai ücreti ve çift yevmiye ödenerek ve işçilik maliyetleri normal işçilik maliyetin iki katını aşarak inşaatın tamamlandığını, karşı tarafın yaptırdığı tespitte gerçek işçilik ücreti ve maliyetleri ile ilgisi olmayan çok düşük bir bedel belirlendiğini, tespit raporunu kabul etmediklerini, karşı davacının yapı kullanma izni ile birlikte yeri teslim aldığını, usule ve yasaya aykırı olarak yokluklarında yapılan tespit üzerine düzenlenen 16.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda bile "inşaatın %100 tamamlandığının" belirtildiğini, seçilen mermer ve seramiklerin alınmasının ve diğer malzemelerinin seçiminin işveren tarafından aylarca geciktirilmesine, asansörün ve dış cephe kaplamasının seçilmesi ve bedellerinin ödemesinin geciktirilmesine rağmen inşaatın müvekkilince zamanında tamamlandığını, sözleşmede her türlü ruhsat ve harcın karşı davacı tarafından ödeneceği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen kullanma izni alınması için yatırılması zorunlu olan harç karşı davacı tarafından ödenmediğinden, kendi kusuru ile yapı kullanma izni alınmasını bizzat kendisinin geciktirdiğini, binanın süresinde ve eksiksiz olarak tamamlandığının ...'ten elde edilen fotoğrafların, davacının dükkana aylar öncesinden astığı kiralık levhası ve yapı denetim kontrolleri ile sabit olduğunu, rapora karşı sunulan itirazlarında bedeli 500,00-TL. bile tutmayacak işler için yoklukları fırsat bilinerek ve bilirkişi heyeti yanıltılarak 7.000,00-TL.'lik kusurlu imalat talebinde bulunulduğunu, iddia edilen kusurları kabul etmemekle birlikte eğer gerçekten bir kusur olsaydı bile bunun TTK'da belirtili 8 günlük süre içerisinde ihbar edilmesi gerektiği halde yasal ihbar süresi içinde bildirimde bulunulmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, karşı davacı iddiaların takibi kötü niyetli olarak uzatmaya yönelik, mesnetsiz olduğunu savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN DAVADA; İSTEM: Birleşen 20.02.2023 tarihli davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında tanzim edilen 02.11.2016 tarihli inşaat yapım sözleşmesinde, davalının, davacıya ait İzmir, Karşıyaka,... ada, .... parselde kayıtlı olan taşınmaz üzerinde plan ve projesine uygun olarak Zemin +5 (Beş) olmak üzere toplam 6 kat olarak bina inşa edileceği, sözleşme tarihinden itibaren (3) ay içinde inşaat ruhsatı alınacağı, inşaat süresinin ruhsat tarihinden itibaren (8) ay olduğu, inşaatın başından sonuna kadar alınacak tüm inşaat malzemeleri, kazı, hafriyat, tüm masraflar, işçilerin maaşları, mesai ücretleri, yevmiyeleri, fazla mesaileri, SGK'ye yatırılacak primleri, iş güvenliği, barınma, yiyecek giderleri, inşaat ruhsat harçlarının arsa sahibine ait olacağı, müteahhit bu sözleşmede yazılı iş takip ve koordinasyonu için ücret olarak 100.000,00-TL.+KDV dışında hiçbir ad altında ücret talep etmeyeceği şartlarının yer aldığını, sözleşme uyarınca binanın inşaat yapı ruhsatı 16.11.2016 tarihinde alınmış olup binanın müvekkil davacıya en geç 16.07.2017 tarihinde teslim edilmesi gerektiğini, kararlaştırılan vade gününde eser teslim edilmediğinden yüklenici taraf bir ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğünü, herhangi bir şekilde sözleşmede cezai şart veyahut götürü bedel-gecikme tazminatı kararlaştırılmamış olsa dahi, asıl borcun (teslim borcunun) ihlal edilmesi halinde, zararın hesaplanmasına ve tazminatın belirlenmesine ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiğini, davalı yüklenicinin teslim borcunu geç ifa etmesinde sorumluluğu çerçevesinde 16.07.2017'den 27.02.2018 tarihine kadar olan 7 ay 10 günlük gecikme süresinden kaynaklı olarak, o dönemde 6 katlı bina için emsal kira bedeli olan aylık 30.000,00-TL. üzerinden davacı müvekkilimize 220.000,00-TL. gecikme tazminatı ödemesi gerektiğini, taraflar arasında Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/49 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan kısmi davada 2 aylık (60.000,00-TL.) gecikme tazminatı talebimiz dava konusu edildiğini, dolayısıyla kısmi davada fazlaya ilişkin olarak saklı tutulan 5 ay 10 günlük gecikmeye ilişkin 160.000,00-TL. gecikme tazminatı taleplerini dava tarihinden işleyecek avans faiz oranı ile beraber iş bu ek dava dilekçesi kapsamında dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline yargılamaya giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, zira iş bu davanın bir kısmi dava olduğunu, kısmi davalarda zamanaşımı sadece talep konusu miktar bakımından kesileceğini, dava dışı kalan bölüm bakımından zamanaşımı süresinin işlemeye devam deceğini, bu sebeple davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, iş bu dava ile 2023/49 Esas sayılı davanın taraflarının ve konusunun aynı olduğunu, bu sebeple de davanın derdestlikten reddinin gerektiğini, sözleşmenin en erken 02.10.2017 tarihinde ifa edilmesi gerektiğini, davalıdan süresinde taşınmazı teslim ettiğini, davacının ruhsat, harç ve otopark bedellerini yatırmadığı için yapı kullanım izninin geç alındığını, bu sebeple gecikme varsa da bunun davacıdan kaynaklandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 17/12/2019 tarih ve 2018/503 Esas, 2019/797 Karar sayılı kararında özetle; "Asıl davanın kısmen kabulüne; davalının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü’nün 2018/7998 E. sayılı icra takibine itirazın kısmen iptaline, takibin 193.957,61-TL. asıl alacak bedeli üzerinden, 10.08.2018 takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmek sureti ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karşı davanın kısmen kabulüne; 7.000,00-TL. eksik-ayıplı iş bedelinin 08.10.2018 karşı dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yürütülecek avans faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsil edilerek karşı davacıya ödenmesine, karşı davacının fazlaya ilişkin 60.000,00-TL. tazminat isteminin reddine" karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 15.12.2022 tarih ve 2020/1576 Esas, 2022/1735 Karar sayılı kaldırma kararı ile özetle; ''...İlk derece mahkemesince; ticaret şirketi olan her iki tarafın ticari defterleri üzerinde mali müşavir, mimar ve inşaat yüksek mühendisi bilirkişilerden oluşan kurula inceleme yaptırılarak, HMK.'nın 222. maddesi hükmüne uygun bir şekilde, denetime elverişli bir rapor düzenlettirilip bu rapordaki "asıl davadaki alacağın 193.957,61 TL olduğu" değerlendirmesine göre hüküm kurulması yöntem olarak doğrudur. Çünkü; takip miktarı olan 214.505,61-TL.'nin her iki tarafın usulünce tutulmuş defterlerinde kayıtlı olması ile 20.548,00-TL. miktarındaki ödemenin sadece davalı-karşı davacı defterlerinde bulunup bunun da çek ve banka dekontu gibi kesin delillerle ispatlanması karşısında, HMK.'nın 222. maddesine uygun bir tespit yapılmış olmaktadır. Ancak bu karar; karşı davadaki "ayıp bedeli ve gecikme tazminatı" tespit ve değerlendirmesi bakımından eksik araştırma nedeniyle usul ve yasaya uygun değildir. Şöyle ki: Taraflar arasındaki inşaat sözleşmesi 100.000 TL+ KDV olarak düzenlenmiş "götürü bedelli" bir sözleşmedir. Karşı davadaki ayıp iddiası ile ilgili olarak Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/73 D.İş sayılı delil tespiti raporunda "7.000 TL miktarında ayıp bedeli olduğu" belirlenmiş olup, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da bu bedelin rayiçlere uygun olduğu belirtilerek söz konusu rapora atıfta bulunmakla yetinilmiş ise de, götürü bedelli bir eser sözleşmesinde "fiziki oran yöntemi" uygulanmak suretiyle bir belirleme yapılmadığı, ayıbın gizli ya da açık olup olmadığının ve buna uygun ihbar sürelerine uyulup uyulmadığının değerlendirilmediği görülmüştür. Diğer taraftan; yapı ruhsatı 16/11/2016 tarihinde alınmış olup, sözleşme gereğince binanın teslim tarihi ruhsat alımından itibaren 8 ay olarak kararlaştırılmasına ve teslim süresi 16/07/2017 tarihine karşılık gelmesine, yapı kullanma izin belgesinin ise bu tarihten sonra olmak üzere 27/02/2018 tarihinde alınmasına rağmen, mahkemece "yapı kullanma izin belgesinin geç alınmasında arsa sahibinin kusurlu olduğu" şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile bu yöndeki isteğin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Çünkü, bina arsa sahibine anahtar teslim olarak kararlaştırılmış olup, daha öncesinde fiili oturma, kiraya verme ve satış gibi durum ve işlemler olmadığı takdirde, yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarih hukuki teslim tarihi kabul edilir. Bu durumda; somut olayda 16/07/2017 ile 27/02/2018 tarihleri arasında geç teslim söz konusu olup, sözleşmede kararlaştırılmış olmasa dahi yasal olarak arsa sahibinin rayiç kira bedelleri üzerinden gecikme tazminatı isteme hakkı bulunmaktadır. Bu konudaki delil tespiti raporundaki "binanın aylık getirisinin 30.000,00-TL. olduğu" yönündeki belirlemenin de denetime elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş: 1-Binanın teslim edilmesi gereken 16/07/2017 tarihinde teslim edilmemesi ve hukuki teslimin 27/02/2018 tarihinde olması nedeniyle, bu iki tarih arasında geçen süre için arsa sahibinin yasal olarak en az rayiç kira bedeli kadar olmak üzere gecikme tazminatı isteyebileceğinin gözetilmesi, 2-Dava konusu taşınmaz başında mevcut bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılarak; "re'sen temin edilecek emsal kira belgeleri doğrultusunda öncelikle dayanaklı bir şekilde aylık rayiç kira bedelinin belirlenmesi, daha sonra bu bedele göre 16/07/2017 ile 27/02/2018 arasındaki gecikme tazminatının hesaplanması, diğer taraftan delil tespiti raporundaki belirlemelerden de yararlanılarak; iddia olunan ayıp niteliğindeki hatalı imalatın gizli ayıp ya da açık ayıp olup olmadıklarının ve ayıplı imalatın yapılan tüm işe oranının tespiti, bu oran doğrultusunda 100.000,00-TL.+KDV şeklindeki götürü bedele söz konusu oran uygulanmak suretiyle ayıp oranında indirim miktarı belirlenerek hakedişin ve arsa sahibinin ayıp nedeniyle olan alacağının saptanması (fiziki oran yöntemi uygulanması), bu şekilde ayıp bedeli ile gecikme tazminatının bilimsel yöntemlerle denetime elverişli bir şekilde tespit edilmesi" konusunda rapor alınması, 3-Daha sonra, bilirkişi raporu ile tespit edilecek ayıbın gizli ya da açık olmasına göre ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı araştırılmak suretiyle, taraflar tacir olsa bile yerleşik yargı kararlarına göre ayıp ihbarının her türlü delille ispatlanabileceği de göz önünde bulundurularak, ayıp ile ilgili alacak kaleminin talep edilebilir olup olmadığının değerlendirilmesi, 4-Bu araştırmalar doğrultusunda oluşacak sonuca göre karar verilmesi olmalıdır. Yukarıda belirtilen nedenlerle; mahkemece esasa ilişkin deliller toplanıp değerlendirilmeksizin karar verilmiş olması nedeniyle taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurularının, HMK'nın 353/(1)-a-6.maddesi gereğince kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına'' dair karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin 19.12.2023 tarih ve 2023/49 Esas, 2023/838 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Mahkememiz dosyasında asıl davaya konu itirazın iptali davası bakımından davacının davadaki haklılığı ve alacağının miktarı, İzmir BAM 14. Hukuk Dairesi'nin 15/12/2022 tarih, 2020/1576 Esas, 2022/1735 Karar sayılı ilamında kaldırma sebebi yapılmadığından kesinleşmiş olup, mahkememizce aynı hüküm verilmekle yetinilmiştir. İzmir BAM 14. Hukuk Dairesi'nin 15/12/2022 tarih, 2020/1576 Esas, 2022/1735 Karar sayılı ilamında kaldırma sebepleri, karşı dava için ayıp bedeli ve gecikme tazminatına ilişkindir. Bu doğrultuda karşı dava ve birleşen davalardaki iddia ve savunmalar bakımından değerlendirme yapılacaktır. Mahkememizce kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda karşı davacının ayıp iddialarının açık ayıp kapsamında olduğu bildirilmiş ve karşı davacının ayıp ihbarına dair belge sunmadığı ifade edilmiştir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474), gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m. 477). Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Ne var ki, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının da mahkemece re'sen gözetilmesi mümkün değildir. Diğer bir anlatımla, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı mahkemece re'sen gözetilmeyip, yüklenicinin bu hususu def'i olarak ileri sürmesi gerekir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.) Somut olayda 27/02/2018 tarihinde alınan yapı kullanım izni ile karşı davada davacı tarafından eserin teslim aldığı sabit olup, ayıplar ilk olarak 16/07/2018 tarihli Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/73 D.İş sayılı dosyasında tespit edilmiştir. Arada geçen süre de dikkate alındığında, tespit edilen ayıplar için öncesinde ve karşı dava açılışına kadar karşı davada davacı tarafından yapılmış ayıp ihbarı bulunmamaktadır. Karşı davada davalının def'i olarak ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin beyanı bulunduğu gözetildiğinde, karşı davada davacının ayıba ilişkin kanunda tanımlanan gözden geçirme fiilini makul sürede gerçekleştirdiği ve ayıp ihbarında bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu doğrultuda karşı davada davacının eseri kabul etmiş olduğu belirlenerek, ayıptan dolayı karşı davada davalıdan talep hakkının olmayacağı anlaşılmış, bu konudaki istemin reddine karar verilmiştir. Karşı davada talep edilen eserin geç teslimi nedeniyle kira istemi ile birleşen dosyada eserin geç teslimi nedeniyle talep edilen kira istemine ilişkin değerlendirme; karşı davada davacı eserin teslim edilmesi gereken tarihten sonra teslim edilmesi nedeniyle kira alacağına ilişkin tazminat hakkı bulunduğunu iddia ederek kısmi dava açmış, bakiyesi içinde birleşen davada kira alacağı için tazminat talep etmiştir. Karşı davada ve birleşen davada, davalı taraf alacağın zaman aşımına uğradığını, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 149. maddesi uyarınca, zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Yine aynı kanunun 479. maddesinde, eser sözleşmelerinde iş sahibinin edimini oluşturan iş bedelinin muacceliyeti teslim şartına bağlanmıştır. Bu nedenle eser sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda, zamanaşımı süresinin işin yüklenici tarafından iş sahibine teslim edildiği tarihten itibaren başladığı kabul edilmektedir. Eser sözleşmelerinden doğan alacak talebi TBK 147/6. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Somut olayda karşı davada davalı yüklenici tarafından yapı kullanma ruhsatının 27.02.2018 tarihinde alındığı dosya kapsamı ile sabittir. İnşaat 27.02.2018 tarihinde alınan yapı kullanma ruhsatı üzerine teslim edildiğine göre, her iki istem için de zamanaşımı süresinin yapı kullanma ruhsatının alınış tarihinden itibaren başlatıldığında, 5 yıllık zamanaşımı süresinin 27.02.2023 tarihinde dolacağı tespit edilmiştir. Mahkememize açılan 08.10.2018 karşı dava tarihi ve 20.02.2023 birleşen dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda karşı davada davalı ve birleşen davada davalının zaman aşımına ilişkin savunmalarına itibar edilmemiştir. Karşı dava ile birleşen dava bakımından iş sahibinin tazminat talep edebileceği Bam 14. Hukuk Dairesi kaldırma ilamı ile yukarıdaki açıklamalarla anlaşılmakla, talep edilebilecek tazminat miktarı için bilirkişi heyetinden rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Bilirkişiler raporunda talep edilebilecek tazminat miktarını karşı davanın açılış tarihi olan 08.10.2018 tarihine göre hesaplayarak 387.265,67 TL belirlemişlerdir. Ancak karşı davacı, birleşen davada davacının talep edebileceği tazminata ilişkin gecikme 16.07.2017 tarihi ile yapı kullanım iznini alındığı tarih olan 28.02.2018 tarihleri arası için hesaplanması gerektiğinden, bilirkişinin hesapladığı tarih aralığındaki tazminat miktarına iştirak edilmemiş, mahkememizce TÜİK tüfe endeksine göre yeniden hesaplama yapılması gerekmiştir. TÜİK tüfe endeksi dosyaya kazandırılmıştır. Buna göre 2017 Yılı Temmuz Ayı aylık kira rayici için; rapor tarihi itibari ile aylık birim rayiç (300-TL) X 2017 Yılı Temmuz Ayı tüfe endeksi (310,24 TL) / 2023 Yılı Tüfe Endeksi (1614,31) = 57,65-TL/m2 olarak çıkmaktadır. Pazarlık payı ile dava konusu taşınmazın m2 birim fiyatının 55,00-TL üzeninden kiraya verilebileceği saptanmıştır. Dava konusu taşınmaz 751m2'dir. 16.07.2017 ile 28.02.2018 tarihleri arasında 7 ay 12 gün bulunmakta olup, (7 ay X 751 X 55,00 =289.135,00 TL) + (55 TL X 751m2 X 12 gün/30gün=16.522,00 TL)= 305.657,00 TL talep edilebilecek tazminat miktarı olarak bulunmaktadır. Karşı davada davacı 60.000,00 TL birleşen davada da davacı 160.000,00 TL inşaatın geç teslimi sebebiyle gecikilen günler için tazminat talep etmiş olup, talep edilen tazminat miktarı mahkememizce hesap edilen tazminat miktarından düşük olduğundan taleple bağlı kalınarak'' 1-Asıl Davanın Kısmen Kabulüne; -Davalının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2018/7998 esas sayılı icra takibine itirazın kısmen iptaline, takibin 193.957,61-TL asıl alacak bedeli üzerinden, 10.08.2018 takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmek sureti ile devamına, -Davacının fazlaya İlişkin 20.548,00-TL isteminin reddine. 2- Karşı Davanın Kısmen Kabulüne; A) Karşı davacı tarafından talep edilen eksik ayıplı iş bedeli talebinin reddine, B) Karşı davacı tarafından talep edilen 60.000,00-TL geçikme tazminatı (kira bedeli) isteminin kabulüne, kabul edilen 60.000,00-TL gecikme tazminatına (kira bedeline) 08.10.2018 karşı dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yürütülecek avans faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsil edilerek, karşı davacıya ödenmesine, 3- Birleştirilen Davanın Kabulüne; Birleştirilen davada talep edilen 160.000,00-TL gecikme tazminatına (kira bedeli), 20.02.2023 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yürütülecek avans faizi ile birlikte birleşen davada davalıdan tahsil edilerek, birleşen davada davacıya ödenmesine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı/Karşı davalı-birleşen davada davalı vekili tarafından verilen 30.01.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Asıl davada; müvekkili şirketin, 02.11.2016 tarihli inşaat yapım sözleşmesine göre, 30.04.2018 tarihli, 214.505,61-TL bedelli cari hesaba istinaden davalıdan olan alacağı için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz etmesi sebebi ile itirazın iptali istemi ile dava açıldığını, müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğunun, davacı ve davalı ticari defterleri üzerinde daha önce yapılan inceleme sonucunda ortaya çıktığını, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmede, arsa sahibinin sözleşmenin imzalanmasından işin bitimine kadar bu inşaat ile ilgili tüm giderleri ödemekle yükümlü olduğu, sözleşmenin imzalanmasından işin bitimine kadar bu inşaat ile ilgili tüm masrafların arsa sahibine ait olduğu, her türlü vergi, resim, ve harçlar, alım bedellerinin arsa sahibini ileride ödeyeceği denetim firması bedelleri, inşaat imalat bedelleri, işçilik ve malzeme bedelleri, nakliye ve harfiyat bedelleri, muhtasar, vergi ve SGK primleri ve hasıl olacak bu işle ilgili tüm giderlerin arsa sahibine ait olduğunun sözleşmede kararlaştırıldığını, davalının sözleşmeye göre kendi üzerine düşen edim ve ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu durumun taraf ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkili şirketin yükümlülüğünin inşaatı bitirmek olduğunu, sözleşmede inşaatın bitirilmesinin yapı kullanma izninin alınması şartına bağlı tutulmadığını, dolayısı ile müvekkilinin inşaatın bitirilmesinde hiçbir gecikmesinin olmadığını, kaldı ki inşaatın süresinde tamamlandığını, inşaatta en son yapılan iş olan asansörlerin dahi teslim süresinden önce takıldığını, SGK'da inşaatın bittiği tespitinin yapıldığını, bu hususların hiçbiri değerlendirilmeden mahkemece eksik araştırma ve inceleme sonucu hatalı karar verildiğini, SGK tarafından verilen ilişiksiz belgesi ve yapı denetim firmasınca tutulan belgelerle, ... fotoğrafları ve iş yerine asılan kiralık ilanı ile inşaatın süresinde tamamlandığının müvekkilince dosyada belgelendiğini, ancak davalının kendisinin yatırması gereken otopark harcını geç yatırması ve sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle davalıdan kaynaklı sebeplerle yapı kullanma izninin inşaat bittikten sonra alındığını, mahkeme kararının aksine, taraflar arasındaki inşaat sözleşmesinde her türlü harç ve yapı kullanma izni masraflarının “Her ne kadar sözleşmede süreç içerisinde ortaya çıkacak masrafın arsa sahibine ait olduğu kararlaştırılmış ise de, yapı kullanma izin belgesinin alınması aşamasında ruhsat için gerekli harcamaların öncelikle yüklenici tarafından ödenip sonrasında arsa sahiplerinden talep edilmesinin mümkün olduğu” gerekçesi ile yapı kullanma izninin gecikmesinden taraflar arasındaki sözleşmenin aksine yüklenicinin de sorumlu bulunduğu şeklinde, açıkça hukuka ve dosyadaki diğer bilirkişi raporlarına aykırı biçimde rapor düzenlediklerini, dosyadaki önceki bilirkişi raporlarına ve inşaat sözleşmesi hükümlerine tamamen aykırı usul ve yasaya uygun olmayan bilirkişi raporunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin 2017 yılı bayındırlık birim fiyatları üzerinden yapmış olduğu hesaplamanın da hatalı olduğunu, bilirkişinin kira hesabı için TÜİK verilerini ve yeni kira bedelini dikkate alırken, 2017 yılındaki inşaat maliyetleri üzerinden müvekkilinin inşaat ve imalat alacağını belirlediğini, müvekkilinin koca inşaattan alacağının 2017 yılı fiyatları esas alınarak belirlenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olup, usul ve yasaya aykırı kararı kabul etmediklerini, müvekkili şirketin, sözleşmeye göre inşaatı bitirme yükümlülüğünü süresinde yerine getirdiğini, SGK tarafından verilen belgede ... ada,.... parselde kayıtlı özel bina inşaatı konusu işin sözleşme tarihi itibari ile tam olarak bitirildiği tespit edilerek ilişiksiz belgesi verildiğini, davalının sözleşmeye göre yükümlülüklerini yerine getirmediği halde, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müddei iddiasını ispat etmekle mükellef olduğunu, davalı-karşı davacı inşaatla ilgili her türlü vergi, resim harç ve otopark harcını zamanında ve süresinde yatırdığına dair dosyaya hiçbir delil ve makbuz sunamadığını, dolayısı ile davalı-karşı davacının iddiasını ispatlayamadığını, dolayısı ile inşaatın tamamlanmasında müvekkilinden kaynaklı hiçbir gecikme olmadığı ve davalının kira kaybı talep edilemeyeceğini, müvekkili şirketin inşaatı süresinde tamamladığı halde, arsa sahibi gerekli ruhsat ve harçları, otopark bedellerini yatırmadığı için inşaatın yapı kullanma izninin alınması, otopark harcının yatmasına bağlı olduğundan, arsa sahibinin gecikmesi sebebi ile uzadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek üzere karşı tarafın birleşen dosya dava dilekçesinde, müvekkilinin teslim borcunu en geç 16.07.2017 tarihinde ifa etmesi gerektiğinin ifade edilmiş olup bu durumun gerçeği yansıtmadığını, taraflar arası akdedilmiş olan sözleşmenin 02.11.2016 tarihli olduğunu, sözleşmede özel şartlar başlığı altında düzenlenen hükümlere göre müvekkili şirketin kiracıların binayı boş olarak tesliminden ve inşaatın ruhsatlandırılmasıyla ilgili bir engelin çıkmaması halinde sözleşme tarihinde itibaren 3 ay içinde inşaat ruhsatı alacak, inşaat ruhsatının alınması akabinde 8 ay içinde (davalı-karşı davacıdan kaynaklı ruhsat ve masraf ödemelerine ilişkin gecikmeler hariç olmak üzere) inşaatın bitirileceğini, yalnızca inşaatın tamamlanması hususunun müvekkilinin sorumluluğunda olup sözleşmede hüküm altına alındığı üzere zamanında ve eksiksiz olarak müvekkili tarafından inşaatın tamamlandığını, inşaatın tamamlanmasının müvekkilinin sorumluluğunda olmakla birlikte yapı kullanım izin belgesinin alınmasının arsa sahibinin sorumluluğunda olduğunu, nitekim yerel mahkeme dosyasında daha önce alınan gerekçeli, 27.09.2019 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda "Yapı kullanım izin belgesinin alınmasının işin teslimi açısından şart olarak belirlenmediği"nin belirtildiğini, müvekkilinin kira kaybından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, borçlu-davalı/karşı davacının kendi temerrüdünün sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, ancak yerel mahkemece davalının-karşı davacının kendi temerrüdünden kaynaklı durumlardan müvekkilinin sorumluluğuna karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ispat yükü ve sözleşme hükümlerindeki açık somut deliller yerel mahkemece yok sayılarak ek davanın ve karşı davanın kabülüne yönelik verilen kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, karşılıklı taahütleri havi akitte kendi edimini yerine getirmekte temerrüde düştüğü sabit olan davalının, müvekkilinden talepte bulunamayacağını, davalının karşı davasını kabul etmemekle birlikte davalının kira kaybı talebi 02.10.2017 tarihinden itibaren aylık 30.000-TL.'den 2 ay ile sınırlı olduğunu, davalının davasının niteliği belirsiz alacak davası olmadığından ve davayı belirsiz alacak olarak açmadığından karşı davada fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmasının da mümkün olmadığını, bu sebeple davalı-karşı davacının istinaf bozması sonrası yerel mahkemede açtığı birleşen ek davanın dinlenebilmesi mümkün değilken, yerel mahkemece davalının usul ve yasaya aykırı taleplerinin kabulü yönünde verilen kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasını talep ettiklerini, davalının karşı davasını ve gecikmeyi ispatlayamadığının daha önce dosyada yapılan kök ve ek bilirkişi incelemelerinde açıkça da belirtildiğini, ancak istinaf bozması sonrası yerel mahkemece itiraz ettikleri son bilirkişi raporunun teknik olarak hatalı olması ve gerekçesiz olması sebebiyle, hükme esas alınması mümkün değilken, yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, yerel mahkemece, usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporuna göre taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini yok sayarak yorum yoluyla harç ve masrafların arsa sahibince geç ödenmesinden, hukuka ve akde aykırı şekilde yüklenici-müvekkilini sorumlu tuttuğunu, hiç kimsenin kendi kusuruna ve temerrüdüne dayalı olarak karşı taraftan talepte bulunamayacağını, bu sebeple karşı davayı ve ek davada verilen usul ve yasaya aykırı mahkeme kararını kabul etmediklerini, daha önce dosyada ayrıntılı yapılan incelemelerde gecikmenin ispatlanamadığı, sözleşmede kira kaybına kararlaştırılmadığı açıkça belirttiğinden, önceki bilirkişi raporlarına ve dosyadaki delillere aykırı şekilde, kira kaybı bakımından davalı tarafça açılan, karşı davanın ve birleşen davanın kabülüne yönelik Yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak davanın reddine, istinaf başvurularının kabulüne, hükmün davalı tarafça açılan karşı dava ve davalının birleşen ek davası yönünden bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 2-Davalı-karşı davacı vekili tarafından verilen 02.02.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Karşı dava yönünden; mahkemece karşı davamızda eksik ayıplı iş bedeli taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/73 D. İş sayılı dosyası ile yapılan tespit sonucunda ibraz edilen 16.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda inşaattaki hatalı işler bedelinin 7.000,00-TL. olarak tespit edildiğini, 20.09.2023 tarihli bilirkişi raporu ile bu hatalı işler bedelinin 7.000,00-TL. olduğu tespitinin doğrulandığını, ancak bu ayıpların açık ayıp olduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, zira yapılan işlerdeki ayıbın müvekkilleri tarafından direkt olarak tespit edilebilecek ayıplı işler olmadığını, kaldı ki bunların tespiti için tespit raporu tanzim edildiğini, davacı-karşı davalının açtığı asli dava yönünden; sayın mahkemece davanın kısmen dahi olsa kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek gerek karşı davada, gerekse davacı-karşı davalı tarafından müvekkiline karşı açılmış asli davada verilen kararların müvekkili şirket lehine kaldırılmasına karar verilmesi talep etmiştir. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Asıl dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ile ilgili itirazın iptali, karşı dava ile birleşen dava ise; sözleşme gereğince ayıplı imalat ve geç teslim iddiasına dayalı tazminat davasıdır. Davacı-karşı davalı/birleşen dosya davalısı "arsa sahibi olan karşı tarafla yaptıkları inşaat sözleşmesi gereğince, tüm malzeme ve işçilik giderleri arsa sahibine ait olmak üzere, yüklenici olan kendisi tarafından bina yapılması konusunda anlaşma olduğunu, kendisinin tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak arsa sahibinin malzeme ve işçilik ile bir kısım hakediş bedellerini ödemediğini" iddia etmektedir. Davalı-karşı davacı/birleşen dosya davacısı ise "sözleşme gereğince binanın yüklenici tarafından zamanında teslim edilmediğini, ayrıca ayıplı imalatlar bulunduğunu, yükleniciye ödenmeyen herhangi bir borcunun da bulunmadığını" iddia etmektedir. Taraflar arasında; noterden yapılmış resmi bir inşaat sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme gereğince yüklenici tarafından binanın yapılıp arsa sahibine teslim edildiği konularında uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık; "inşaat sözleşmesi gereğince yapılan binanın sözleşmede belirlenen süre içinde teslim edilip edilmediği, ayıplı imalat durumlarının bulunup bulunmadığı, yüklenicinin ödenmeyen malzeme ve hakediş bedellerinin olup olmadığı" noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasında İzmir İli, Karşıyaka İlçesi, ... ada,....parsel sayılı taşınmaz üzerine zemin dahil 6 katlı binanın yapılması amacıyla Karşıyaka 1. Noterliği'nin 02/11/2016 tarih ve 13460 yevmiye numaralı götürü bedelli "İnşaat Yapım Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşme bedelinin 100.000,00-TL.+KDV olduğu, yapı ruhsatının 16/11/2016 tarihinde alındığı, sözleşme gereğince binanın teslim tarihinin ruhsat alımından itibaren 8 ay olduğu, dolayısıyla teslim süresinin 16/07/2017 tarihine karşılık geldiği, yapı kullanma izin belgesinin ise bu tarihten sonra 27/02/2018 tarihinde alındığı anlaşılmaktadır. Davacı/karşı davalı-birleşen dosya davalısı her ne kadar iş bu gecikmeden kendisinin kusurlu olmadığını, arsa sahibinin kusurundan yapı kullanım izin belgesinin geç alındığını savunmuşsa da, dairemizin 15.12.2022 tarih ve 2020/1576 E., 2022/1735 K. sayılı kararında açıkça tespit edildiği üzere; bina arsa sahibine anahtar teslim olarak kararlaştırılmış olup, daha öncesinde fiili oturma, kiraya verme ve satış gibi durum ve işlemler olmadığı takdirde, yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarih hukuki teslim tarihi olara kabul edilir. Bu durumda; somut olayda 16/07/2017 ile 27/02/2018 tarihleri arasında geç teslim söz konusu olup, sözleşmede kararlaştırılmış olmasa dahi yasal olarak arsa sahibinin rayiç kira bedelleri üzerinden gecikme tazminatı isteme hakkı bulunmaktadır. Somut olayda yapı kullanım izin belgesinin geç alınmasından davalı/karşı davacı-birleşen dosya davacının sorumlu tutulması ise mümkün değildir. İş bu sebeplerle ilk derece mahkemesinin kararı yerindedir. Davacı/karşı davalı-birleşen dosya davalısının karşı tarafında açmış olduğu iş bu dosya ile birleşen 2023/135 E., 2023/88 K. sayılı ek davanın dinlenmesinin mümkün olmadığına dair istinaf başvurusuna ilişkin olarak yapılan incelemede, asıl dava dosyası kapsamında açılan karşı davada karşı davacı tarafın sair haklarını saklı tutarak 7.000,00-TL. hatalı iş bedeli ve 2 aylık kira kaybı tazminatı olarak 30.000,00x2=60.000,00-TL. kira tazminatı talebinde bulunduğu, birleşen dosya kapsamında ise iş bu karşı dava kapsamında ki 60.000,00-TL.'na ek olarak 160.000,00-TL. gecikme tazminatına karar verilmesinin talep ettiği anlaşılmaktadır. Açılan birleşen dava karşı davanın eki niteliğinde olup ilk derece mahkemesince davanın görülmesinde derdestlik, kısmi dava ...vb. herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca dairemizin 15.12.2022 tarih ve 2020/1576 E., 2022/1735 K. sayılı kararında açıkça tespit edildiği üzere; davacının asıl davadaki alacağın 193.957,61-TL. olduğunun kabulü yerinde olmakla birlikte, iddia olunan ayıp niteliğindeki hatalı imalatın gizli ayıp ya da açık ayıp olup olmadığının ve ayıplı imalatın yapılan tüm işe oranının tespiti, bu oran doğrultusunda 100.000-TL.+KDV şeklindeki götürü bedele söz konusu oran uygulanmak suretiyle ayıp oranında indirim miktarı belirlenerek hakedişin ve arsa sahibinin ayıp nedeniyle olan alacağının saptanmasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince dairemiz kaldırma kararına uyularak yeniden mahallinde bilirkişi heyeti ile keşif yapılmış ve alınan bilirkişi raporunda eserdeki ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu ayıplar açık ayıp niteliğinde olduğundan 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi gereğince eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz uygun sürede yükleniciye bildirilmesi gereklidir. Dosya kapsamında söz konusu ayıpları 27.02.2018 tarihli yapı kullanıp izin belgesinin alınmasından 16.07.2018 tarihli tespit raporunun yükleniciye tebliğine kadar yükleniciye bildirilmediği görülmektedir. Bu durumda iş sahibi tarafından ayıba ilişkin ihbar mükellefiyetinin uygun bir sürede yerine getirildiğine dair herhangi bir delil sunulamadığı ve taraflar arasındaki sözleşmede garanti şartı da bulunmadığı dikkate alındığından götürü bedelde indirim yapılması mümkün değildir (Yargıtay 15. HD. 16.10.2017 tarih ve 2016/4744 E., 2017/3440 K.). Bu sebeple ilk derece mahkemesince 193.957,61-TL. bakımından itirazın iptaline karar verilmesi yerindedir. Tarafların bilirkişi raporuna ve bilirkişi raporunda tespit edilen ayıpların niteliğine ilişkin tespitlerine yönelik yapmış oldukları istinaf başvurularına ilişkin olarak, hükme esas alınan bilirkişi raporunun daha önceden dairemizin 15.12.2022 tarih ve 2020/1576 E., 2022/1735 K. sayılı kararında denetlenen önceki rapor ile birbirini doğrular nitelikte olmasının yanı sıra, iddia edilen ayıpların bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere sözleşmeye konu eser teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile görülebilecek nitelikte olması sebebiyle açık ayıp niteliğinde olduğu sabittir. Bu kapsamda ilk derece mahkemesinin kararı yerinde olup, tarafların istinaf başvurularının reddi gerekmektedir. Sonuç olarak dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurularının HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.12.2023 tarih ve 2023/49 Esas, 2023/838 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı-karşı davalı/birleşen davada davalı .... Şirketi vekili ile davalı-karşı davacı .... Şirketi vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı-karşı davalı/birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, karşı dava yönünden alınması gereken 4.098,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.024,65 TL'nin mahsubu ile kalan 3.073,95 TL harcın karşı davada davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı-karşı davalı/birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, birleşen dava yönünden alınması gereken 10.929,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam (683,10 TL + 2.049,30 TL) 2.732,40 TL'nin mahsubu ile kalan 8.197,20 TL harcın karşı birleşen davada davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, asıl dava yönünden alınması gereken 13.249,24 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 3.312,31 TL'nin mahsubu ile kalan 9.936,93 TL harcın asıl davada davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, karşı dava yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 304,40 TL harcın karşı davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı-karşı davalı/birleşen davada davalı tarafından karşı dava ve birleşen dava için yatırılan toplam 2.338,80 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı-karşı davacı tarafından asıl ve karşı dava için yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/(1) maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 06.10.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.