Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/398 E. 2026/1380 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/398
Karar No
2026/1380
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/398 KARAR NO : 2026/1380

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/339 KARAR NO : 2022/725 DAVA TARİHİ : 23/07/2015 KARAR TARİHİ : 27/10/2022 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 06.10.2026 KARARIN YAZ. TARİH: 06.10.2026

Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.10.2022 tarih ve 2021/339 Esas, 2022/725 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette yangın çıkması sonucu fabrikada oluşan moloz - hurda enkazlarının kaldırılması için sigorta şirketinin fiyat analizini yaptığını, 11.12.2014 tarihinde müvekkilinin fiyat teklifini kabul ettiğini, bu teklifte hizmet bedelinin KDV hariç 100.000,00-TL. olduğunu, bunun 55.000,00-TL.'sini yanan fabrikadan çıkacak hurdaların karşılayacağını, geri kalan 45.000,00-TL.'nin ise üstüne katılacağının kararlaştırıldığını, ancak daha sonra betonarme kolonların dışarı çıkarılıp kırılması davalı şirket tarafından talep edildiğinden ve bu ekstra maliyet getireceğinden bedelin 27.500,00-TL. arttırılarak 72.500,00-TL.+KDV'ye çıkartıldığını, taraflar arasında 15.12.2014 tarihinde sözleşme yapıldığını, müvekkilinin tamamen yanmış makine, tesisat ve bina enkazının kendisine bırakılması şartıyla sigorta şirketiyle anlaştığını, müvekkilinin sözleşme gereğince işe başladığını, ancak davalı şirketin hurda olarak müvekkili şirkete bırakılması gereken yanmış makine ve kabloları vermeyeceğini söylediğini, davalı şirket tarafından sözleşme şartlarına uyulmadığı için ve sözleşme gereğince işlemlerin yapılmasına engel olunduğu için işin yapılamaz hale geldiğini, işin sürdürülmesi mümkün olmayınca ve işin yapılmasının engellenmesi nedeniyle müvekkili şirketin sigorta şirketinin talimatı ile iş sahasından ayrılmak zorunda kaldığını, müvekkili şirketin sözleşmeye konu yanmış fabrika sahasında çalışmalara başladığını, masraf yaptığını, vinç kiraladığını, ayrıca konaklama bedelleri, nakliye ücreti ve işçilik bedeli ödediğini, yakıt bedelleri de dahil olmak üzere 60.866,00-TL. masraf yaptığını, bu bedellerin müvekkili şirkete ödenmediğini, işin bırakılmasından sonra davalı şirkete Üsküdar 16. Noterliği'nin 29.12.2014 tarih ve 54177 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme gereğince ödenmesi gereken bedelin ödenmesi için ihtarname keşide edildiğini, ancak borcun ödenmediğini, dava dışı sigorta şirketinin poliçe gereğince ödemenin davalı şirkete yapılması gerektiği gerekçesiyle sözleşme bedelini müvekkili şirkete ödemediğini, sözleşmeye konu para miktarının sigorta şirketi nezdinde olduğunu ileri sürerek, 60.866,00-TL.'nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 31.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. CEVAP: Davalı-karşı davacı taraf cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacının sözleşmede belirtilen işleri tam olarak yerine getirmediğini, binanın beton alanlarını, molozları kaldırmadığını, dava dilekçesinde teklif bedelinin 100.000,00-TL. olduğunun ileri sürüldüğünü, bu teklifi kabul etmediklerini, bu iddiaların davacının tek taraflı beyanı olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmede bedelin 72.500,00-TL.+KDV olarak belirlendiğini, davacının bir kısım metal hurda malzemeleri, plakaları ve az miktarda da molozları taşıdığını, ancak binanın beton alanlarını ve büyük oranda molozları kaldırmadığını, sözleşme gereğini tam olarak yerine getirmediğinden davacıya Menemen 2. Noterliği'nin 31.12.2014 tarih ve 12920 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek işe başlamasının bildirildiğini, buna rağmen davacının sözleşme şartlarını tam olarak yerine getirmediğini, Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/3 D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını, sözleşmenin 11. maddesine göre davacının sağlam makinelere zarar vermeyeceğini, zarar vermesi durumunda makinelerin bedellerini ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davacının sözleşmenin dışında yanmış metal makineleri kilosu 0.80 kuruş olarak bir kısmı sözleşme bedelinden mahsup edilerek bakiyesi de taraflarına ödenecek şekilde alacağını, kendilerine de kantar fişlerini vereceğini söylediğini, ancak metal hurdaların büyük kısmını götürmesine rağmen daha sonra fabrika bahçesinde bulunan zarar vermemesi gereken sağlam makineleri talep ettiğini, davacının asıl amacının metal makine ve hurdaları almak olduğunu savunarak davanın reddine, karşı davada ise sözleşmenin başlangıcının 15.12.2014 tarihi olup bu tarihten itibaren 20 iş günü içinde işi bitirip yeri temiz olarak kendilerine teslim edeceğini, Menemen 2. Noterliği'nin 31.12.2014 tarih ve 12920 yevmiye numaralı ihtarnamesine rağmen işe başlamadığını, işyerinin geç faaliyete geçmesinden dolayı zararları olduğunu, sözleşmenin 5. maddesinde belirtilen gün başına 1.000,00-TL. cezai tazminatı talep ettiklerini, ayrıca karşı davalının metal makine hurdalarını satıp paraya çevirmesine rağmen kendilerine bu parayı vermediğini, davacının metal hurdaları götürdüğü araçların, kişiler ile ilgili fotoğrafların ve bir kısım kantar fişlerinin delil listesinde sunulduğunu, karşı davalının yarım bıraktığı binanın beton alanlarının sökümü, molozların kaldırılması, atılması harcamalarının kendileri tarafından yapıldığını ileri sürerek, 10.000,00-TL.'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 09.11.2018 tarih ve 2015/425 Esas, 2018/500 Karar sayılı kararında özetle; ''...Asıl dava bakımından kök raporda da belirtildiği üzere dosyadaki belge ve bilgiler dikkate alındığında, Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi'nin yapılan işleri belirlemeye uygun bilgiler içerdiği, bu nedenle Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/3 D.iş sayılı dosyasındaki bu tespit raporuna iştirak edildiği, bu çerçevede Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/3 D.iş sayılı dosyasında, yangın mahallinde bina duvarları, kolonlarının ve çatının birçok kısmının sökülmemiş durumda yerinde olduğu, makine ve ekipmanlarının çoğunun götürüldüğü, az miktarda hurda malzeme kaldığı belirtilerek, yapılan işlerin tüm işin %20'sini oluşturduğu belirtilmiş olup davacının yaptığı işin oranına göre sözleşmede kararlaştırılan götürü bedele bu oran uygulanmak suretiyle tespit edilen iş bedelini davalıdan isteyebileceği ve buna göre, davacının davalıdan talep edebileceği KDV hariç iş bedelinin (72.500,00-TLx%20=) 14.500,00-TL. olabileceği, ancak kök rapordan farklı olarak bu tutara KDV dahil toplam iş bedelinin (14.500,00x%1,18=) 17.110,00-TL. olduğu, karşı dava bakımından; Menemen 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/3 D.iş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda, yangın mahallinde bina duvarları, kolonların ve çatının birçok kısmının sökülmemiş durumda yerinde olduğu, makine ve ekipmanlarının çoğunun götürüldüğü, az miktarda hurda malzeme kaldığı belirtilerek, yapılan işlerin, tüm işin %20'sini oluşturduğu belirtilmiş olup, bu haliyle davacı karşı davalının sözleşmeye konu işi kararlaştırılan sürede tamamlamadığı ve bu sebeple sözleşmenin 5. maddesinde öngörüldüğü üzere, verilen sürenin uzaması durumunda davacı karşı davalı.... Şti.'nin davalı karşı davacı ... AŞ.'ye gün başına 1.000,00-TL. tutarında ceza ödeyeceği belirtilmiş olup, davalı karşı davacının karşı dava kapsamında davacı karşı davalıdan burada kararlaştırılan gecikme cezasını talep edebileceği, diğer yandan, davalı karşı davacı tarafından noter kanalıyla davacı karşı davalıya gönderilen 31.12.2014 tarihli ihtarnamede, davacı karşı davalının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde işe başlaması ve aksi takdirde sözleşmenin feshedileceği hususunun bildirildiği görülmekle, davalı karşı davacı tarafından verilen 3 günlük sürenin sonunda işe başlanmamış olması nedeniyle bu sürenin sonu itibariyle davalı karşı davacının iradesinin sözleşmenin feshi yönünde olduğu, dolayısıyla da davalı karşı davacının 3 günlük süre için kararlaştırılan toplam 3.000,00-TL. tutarındaki cezayı karşı dava kapsamında davacı karşı davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle, asıl davada 17.110,00-TL.'nin davalı karşı davacıdan 31.12.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte tahsiline, karşı davada 3.000,00-TL.'nin davacı karşı davalıdan 11.01.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte tahsiline'' dair karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine İzmir BAM 22. Hukuk Dairesi 21.05.2021 tarih ve 2020/510 Esas, 2021/596 Karar sayılı kaldırma kararında özetle; ''...Asıl ve karşı dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir. Davacı-karşı davalı yüklenici, davalı-karşı davacı ise iş sahibidir. Karşı davacı tarafından karşı davalının metal makine hurdalarını satıp paraya çevirmesine rağmen kendilerini bu parayı vermediğinden bahisle alacak talebinde bulunulmuş; mahkemece bu istem yönünden davacı delilleri değerlendirilmeden ve gerekçelendirilmeden istemin reddine karar verilmiştir. ... Aynı zamanda; karşı davacının dava dilekçesinde cezai şart, davalının uhdesinde olduğunu iddia ettiği metal hurda bedeli ve davalının yarım bıraktığı işlerin tamamlanması nedeni alacak istemi olmak üzere üç farklı alacak isteminde bulunduğu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 10.000,00-TL. talepte bulunduğu görülmüştür. Mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi gereğince her bir alacak kalemi yönünden davacının istemi ayrı ayrı somutlaştırılmaksızın, hangi alacak kalemi için ne kadar talep edildiği netleştirilmeksizin karar verilmesi de yerinde değildir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına'' dair karar verilmiştir. İzmir BAM 22. Hukuk Dairesi kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesi 27.10.2022 tarih ve 2021/339 Esas, 2022/725 Karar sayılı kararında özetle; ''...davacı/karşı davalı ile davalı/karşı davacı arasında yapılan anlaşmanın 72.500,00-TL.+KDV olduğu, davacı/karşı davalının ileri sürdüğü fabrika sahasından çıkacak hurdaların kendisinde kalacağı yönünde ya da ek maaliyet kapsamında sonradan belirlenen ücretin artırıldığı yönünde herhangi bir delil olmadığı ve davacı tarafından yerine getirme oranın %20 olup talep edilebilecek miktarın 17.110,00-TL. olduğu yönündeki tespitler yönünden herhangi bir değişiklik olmamıştır... Anılan nedenlerle davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. ...taraflar arasında kararlaştırılan cezai şartın ifaya eklenen cezai şart olarak kabulünün ve TBK'nun 179/2. fıkrasında yer alan düzenleme doğrultusunda değerlendirilmesinin daha doğru olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Yani, davalı/karşı davacı, sözleşme kapsamında davacı/karşı davalıdan ifa ile birlikte gecikilen gün sayısına göre hesaplanacak cezai şartı talep edebilecektir. Sözleşmeden dönme ve fesih iradesinin ortaya konulması halinde ise bu cezai şart talep edilemeyecektir. Zira sözleşmeye göre taraflar arasında kararlaştırılan cezai şart, ifayı engelleyen cezai şarttır. TBK'nun 179/1 ya da 179/3 fıkrasında yer alan cezai şart olarak kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca davalı karşı davacının cezai şart talebinin yerinde olmadığı'' denilerek; asıl davanın kısmen kabul ile 17.110,00-TL.'nin 31/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile, 33.752,00-TL.’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı-karşı davalı taraf 15.01.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; - Davacı/karşı davalı şirketin dava dışı sigorta şirketi ile anlaşma yaptığını, meydana gelen yangın nedeniyle davalı-karşı tarafın şirketin sigortasının bulunduğunu, hasarın sigorta şirketi tarafından karşılanmak üzere müvekkili şirketle anlaşma yapıldığını, bu nedenle sözleşmenin de bu hükümler yer almadığından geçerli olmadığı yönündeki mahkeme ilamının eksik incelemeye dayalı olduğundan açıkça hukuka aykırı olduğunu, -Taraflarınca dosyaya sunulmuş olan faturalardan anlaşılabileceği üzere, taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden yapılan işler ile ilgili; 25.12.2014 tarihli 8.260,00-TL. bedelli vinçe iki günlük çalışma ve çatı makas sökümü, 26.12.2014 tarihli 15.930,00-TL. bedelli 30 gün eskavatör çalışması, 06.01.2015 tarihli 5.310,00-TL. bedelli vinç çalışması ve işçilik bedeli, 25.12.2014 tarihli 1.323,59-TL. bedelli alınan makine parçaları, 17.12.2014 tarihli 16.510,00-TL. bedelli nakliye bedeli, 06.01.2015 tarihli 9.105,56-TL. bedelli alınan makine parçaları, 28.12.2014 tarihli 1.916,00-TL. bedelli oda kalış ücreti ve toplam 2.512,00-TL. bedelli kiralamış oldukları iş makinesine ait yakıt mazot fişlerine ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığını, yapılan hesaplamalarda taraflarınca yapılan harcamaların hiçbirinin dikkate alınmadığını, öncelikle ve önemle, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda taraflar arasındaki anlaşma uyarınca yapılan iş bedelleri ile ilgili taraflarınca dosyaya sunulan faturaların bilirkişi tarafından incelenmeden rapor hazırlandığını, bu yönüyle raporun açıkça hukuka aykırı olup, hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, -Dava dilekçelerinde ileri sürdükleri hurda bedellerinin 55.000,00-TL. götürü bedelle müvekkili şirkete ait olacağının iddialarını ispatladığını, mahkemeye sunulan sigorta kayıtlarında “... Şti’nin ekte teklifinden görüleceği üzere hurdalar alınmak şartı ile teklifi 45.000,00-TL.’dir. Sizin talebiniz uygun bulunmuş ve enkazın fabrika sahası dışında kırılmasına izin verilerek teklif 72.500,00-TL.’sına çıkartılmıştır. Genel Müdürümüz sadık bey ile yapmış olduğunuz görüşmede vergi dairesi ile sorunlarınız olduğunu ve bu sorunlar çözümlendikten sonra hurdaların verileceğini belirtmiştiniz. Sizin sözlşemede hurdaları yazmamış olmanız ... Şti’nin ekteki teklifinin değiştirmemektedir, bu durumda kalan hurdalar için hasar hesaplamasında hurda tenzili düşeceğimizi bilgilerinize sunarız.” denildiğini, dilekçeleri ekinde müvekkili şirkete ait fiyat teklifinin sunulduğunu, ancak bu delillerin ve tanık beyanlarının esas alınmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, sigorta şirketi yazışmalarının da bu hususu teyit ettiğini, buna rağmen mahkeme tarafından bu hususun hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, -Taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca müvekkili şirketin çalışmalara başladığı ancak davalı şirketin işin yapılmasına engel olması sebebiyle işin sürdürülmesi imkansız hale geldiğini, bu hususun gerek sözleşme ile belirlenen koşulların davalı şirket tarafından yerine getirilmemesi ile gerekse sigorta şirketi ile müvekkili şirket arasında yapılan yazılı görüşmeler ile sabit olduğunu, kaldı ki yanık hurda kablolarının davalı şirket yetkilisince toplatıldığına ilişkin fotoğrafların da dosyaya sunulduğunu, bilirkişi raporunda bu hususlar sabit iken, davalı yanca sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkili şirketin sözleşme bedelini ve kar kaybı talep edebileceğinin aşikar iken, bu konuda hiçbir inceleme yapılmamasının kabul edilemeyeceğini, bu konuda dosyada sunulan yazışmalar ve bizzat sözleşme konusunda anlaşma yapılan sigorta şirketinin sorumlusunun bu konuda beyanları ile işin yapılmasına engel olunduğunun ispatlandığını, yerel mahkeme tarafından karşı dava için verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; anlaşma gereğince hurda bedellerinin müvekkili şirkete ait olduğu sözleşme gereğince sabit olmasına rağmen yine mahkemece hukuki yanılgı nedeniyle bu bedelin müvekkili şirketten tahsiline dair karşı davanın kabulü kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının hem eksik inceleme hem de hukuka aykırılık nedeniyle kaldırılmasına, yargılama harç ve gideriyle, yasal vekalet ücretinin davalı-karşı davacı yana yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava ve karşı dava eser sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine ilişkin olup, davacı/karşı davalının yüklenici, davalı/karşı davacının ise iş sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında 15.12.2014 tarihli eser sözleşmesi akdedildiği uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasında akdedilen 15.12.2014 tarihli eser sözleşmesinin konusunun; davalı-karşı davacı .... AŞ.'ye ait fabrikada yangından sonra molozların atımı, kaldırılması, yanan çatının kaldırılması, kolonların kaldırılması, diğer alanın temizlenmesi ile ilgili işlerin davacı-karşı davalı ... Şti. tarafından yapılması olduğu, sözleşmenin 6. maddesine göre işin başlangıç tarihi 15.12.2014 olup, 3. maddesinde işin süresinin 20 iş günü olarak kararlaştırıldığı, 10. maddesinde işin bedelinin 72.500,00-TL.+KDV olarak kararlaştırıldığı görülmektedir. Davalı/karşı davacı taraf 21.04.2022 tarihli beyan dilekçesinde, fazlaya dair haklar saklı tutularak talep edilen 10.000,00-TL.'lik alacağın, 1.000,00-TL.'sinin cezai şart, geri kalan 9.000,00-TL.'sinin ise hurda bedeli olarak talep edildiği, dosyaya ilk verilen 12.08.2015 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde cezai şart ve hurda bedeli talep edildiği dikkate alındığında iş bu talebin içinde yarım kalan işler için herhangi bir talebin söz konusu olmadığı ifade edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 15.12.2014 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde sözleşme bedeli 72.500,00-TL.+KDV olarak belirlenmiş olup, davacı/karşı davalının ileri sürdüğü fabrika sahasından çıkacak hurdaların kendisinde kalacağı yönünde ya da ek maaliyet kapsamında sonradan belirlenen ücretin artırıldığı yönünde herhangi bir bilgi ya da belge bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 200. ve 201. maddeleri dikkate alındığında söz konusu iddianın tanıkla ispatı da mümkün değildir. Taraflar arasındaki 15.12.2014 tarihli sözleşmeni götürü bedelli olup, 6098 sayılı TBK'nın 480. maddesinde düzenlenen götürü bedelli sözleşmede, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorundadır. Kural olarak götürü bedelli eser sözleşmelerinde, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorundadır. Kural olarak götürü bedelli eser sözleşmelerinde, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Bilirkişi tarafından davacının sözleşme konusu işi %20 oranında yerine getirdiği, bu sebeple davacı/karşı davalının sözleşme bedelinin %20'sini talep edilebileceğinden 17.110,00-TL. talep edebileceğinin kabulü yerindedir. Yine davacı/karşı davalı taraf dava dışı sigorta şirketi ile anlaştıklarını iddia etmişse de, sigorta şirketi dava dışı 3. kişi konumunda olduğundan, iş bu iddia olunan anlaşma davalı/karşı davacıyı bağlamadığı gibi, sigorta şirketi tarafından hurdaların bedellerinin davalı/karşı davacıya ödendiği ve hurdaların mülkiyetinin sigorta şirketine geçtiğine dair dosya içerisinde herhangi bir iddia ya da delil de bulunmaktadır. Bu durumda söz konusu hurdalar ile ilgili dava dışı sigorta şirketinin tasarruf yetkisinin bulunduğundan bahsedilemez. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede, hurda bedellerinin davacı/karşı davalıda kalacağına dair herhangi bir düzenleme de bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacı/karşı davalının hurdaların kendisine bırakılmadığından bahisle fabrika sahasından ayrılması kendisi bakımından sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup sözleşmenin imzalanması nedeni ile yaptığını iddia ettiği masrafları davalı/karşı davacıdan talep hakkı da bulunmadığına dair ilk derece mahkemesinin kararı yerindedir. Sözleşmenin ifası bizzat davacı/karşı davalının kusurundan kaynaklı olarak davalı/karşı davacı tarafından haklı nedenle feshedilmiştir. Bu nedenle davacı/karşı davalının sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklı herhangi tazminat talebinde bulunması mümkün değildir. Dosya içerisine sunulan kantar fişleri, fotoğraflar ve tanık beyanları dikkate alınarak kantar fişlerinde yer alan ve tartımı yapılan atıkların hurda metal olduğunun kabulü ile yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacı/karşı davalının uhdesinde 34.752,00-TL. değerinde hurda bulunduğu tespit edilmiş olup, bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin yerinde olduğu, hükme esas alınmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak ilk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirilmesine, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunmasına, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulmasına, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edilmesine, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olmasına, mahkeme hükmünün yasal unsurları taşımasına göre ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.10.2022 tarih ve 2021/339 Esas, 2022/725 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 304,40 TL harcın asıl davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, karşı dava yönünden alınması gereken 2.305,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 576,40 TL'nin mahsubu ile kalan 1.729,20 TL harcın karşı davada davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı-karşı davalı tarafından asıl ve karşı dava için yatırılan toplam 2.338,80 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/(1) maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 06.10.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/398, K. 2026/1380, T. 27.10.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-398-e-2026-1380-k-31616e88fbab