Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/182 E. 2025/150 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/182
- Karar No
- 2025/150
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/182 - 2025/150 T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 13. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : 2024/182 KARAR NO : 2025/150
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KÂTİP : ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/865 KARAR NO : 2023/1250 KARAR TARİHİ : 26/10/2023 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 19/12/2023 (Davalı ...), 25/12/2023 (Davalı ...) ASIL DAVADA DAVACILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...
BİRLEŞEN (Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/318 Esas) DAVADA DAVACILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av.... İHBAR OLUNAN : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) B.A.M. KARAR TARİHİ : 16/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/01/2025
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde, 07.03.2016 tarihinde ... kavşağında saat 06:00 sıralarında sigortalı ...'nin sevk ve idaresinde bulunan davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı araç ile meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkillerinin kızları 06.05.2015 doğumlu ...'nin hayatını kaybettiği, söz konusu kazanın ... Müdürlüğü tarafından alınması zorunlu olan güvenlik tedbirleri alınmaksızın gerçekleştirilen yol çalışması nedeni ile sigortalı ...'nin idaresindeki aracın toprak yığınına çarparak kontrolden çıkması sonucunda meydana gelmiş olup, kazada 3. kişi konumunda yer alan müteveffanın kazının oluşumunda hiçbir kusuru bulunmadığı, müvekkillerinin davalı sigorta şirketine yapmış oldukları başvurunun sürüncemede bırakılarak 2 ay sonrasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile imzalamış oldukları protokol ile cüzi bir miktarda kendilerine ödeme yapıldığı ancak poliçedeki teminat limitleri göz önüne alındığında eksik ödeme nedeni ile iş bu davanın açılması gerektiği, davanın kabulü ile müvekkilleri yönünden şimdilik 1.000,00 er TL den toplam 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde, ... Müdürlüğüne karşı açılan davada yukarıda belirtilen sebeplerle yine davacılar yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 1.000,00 er TL den toplam 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 10.01.2023 tarihli ıslah dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı anne ... için toplam 2.000,00.-TL olan destekten yoksun kalma tazminatı talebini 592.913,10TL artırarak 594.913,10 TL'ye, davacı baba ... için toplam 2.000,00.-TL olan destekten yoksun kalma tazminatı talebini 382.611,65TL artırarak 384.611,65.-TL olmak üzere toplam 979.524,75-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı ... Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde, kazanın meydana geldiği yerde kaza noktasının 500 metre gerisinde yol çalışması olup kaza yerindeki hız limitinin 30 km/saat olduğuna ilişkin trafik işaretlerinin mevcut bulunduğu, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'nin kusurlu olduğu, trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara dikkat etmeyip kavşaklara yaklaşırken yapım ve onarım alanlarına girerken hızlarını azaltmak, hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kurallarını ihlal ettiğinden kusurlu bulunduğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, müteveffanın içinde bulunduğu kazaya karışan ...plaka sayılı aracın müvekkili sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olup kaza tarihi itibari ile şahıs başına azami 310.000,00 TL poliçe limiti ile sigortalı ... adına sigortalı bulunduğu, davacıların müracaatı üzerine hasar dosyası açılarak konu değerlendirildikten sonra davacıların banka hesabına 09/06/2016 tarihinde davacı ... için 20.158,14 TL, ... için 35.636,63 TL olmak üzere toplam 55.794,77 TL tutarında tazminat ödemesi yapıldığı, yapılan bu hesaplamanın kabul edilerek 09/06/2016 tarihinde bizzat davacılara ödendiği ve müvekkili sigorta şirketinin bu tutarlardan ibra edildiği, müvekkili sigorta şirketinin başkaca bir ödeme yükümlülüğü kalmadığı, ancak mahkemece bu konuda inceleme ve hesaplama yapılacak olur ise maddi tazminat hesabından müvekkili sigorta şirketince yapılan ödemenin güncellenerek hesap edilecek maddi tazminat tutarından indirilmesi gereceği, müteveffanın destek olduğu anne ve babaya gelirlerinden ayrılabilecek payın en fazla % 10 olarak kabul edilebileceği, tazminat hesabının asgari ücret düzeyinden yapılması gerektiği, yine hatır taşıması sebebi ile % 25 oranında indirim yapılması gerektiği ve faizin dava tarihinden işletilmesi gerektiği poliçe teminat limitlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar tarafından açılan davada mahkemece 17.05.2018 tarih, 2016/886 - 2018/702 sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı Karayolları vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Bursa BAM 5. HD 06.11.2020 tarih ve 2018/1862 - 2020/1177 sayılı kararı ile tarafların istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak mahkemesine iadesine karar verildiği, mahkemece bu kez 11.03.2021 tarih, 2021/6 - 2021/236 sayılı karar ile asıl davanın esastan, birleşen davanın usulden reddine karar verildiği, bu karara karşı da davacılar vekilince yapılan istinaf başvurusu neticesinde Dairemizin 29.06.2022 tarih, 2021/1350 - 2022/1164 sayılı kararı ile kaldırıldığı dosyanın mahkemesine gönderildiği, yeniden yapılan yargılama sonucunda; Mahkemece, asıl dava dosyası yönünden davacı ... için 72.094,71 TL, davacı ... için 182.110,52 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 09.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak, davacılara verilmesine, birleşen dava yönünden, davacı ... için 2022/865 Esas sayılı dosyasında verilen tazminat miktarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 384.611,65 TL, davacı ... için 2022/865 Esas sayılı dosyasında verilen tazminat miktarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 594.913,10 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 07.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak, davacılara verilmesine, davacı ...'nin fazlaya ilişkin 53.597,77 TL destekten yoksun kalma tazminat hakkının davalı ... Müdürlüğünden talep edilmek üzere saklı tutulmasına, davacı ...'nin fazlaya ilişkin 511.999,60 TL destekten yoksun kalma tazminat hakkının davalı ... Müdürlüğünden talep edilmek üzere saklı tutulmasına, karar verilmiştir. Davalı ... Müdürlüğü vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, davanın görülme yerinin idare mahkemeleri olduğu, davanın süresinde açılmamış olması halinde zamanaşımı itirazında da bulunduklarını, müvekkili kurumun kazada hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili idareye kusur atfedilen kusur bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, tekrar bilirkişi raporu alınmasını, kusurun tespiti için ATK'dan rapor alınmasını, müteveffanın bütün trafik kurallarına uygun olarak yolculuk yapıp yapmadığının tespiti gerektiğini, davacının ilk istinaf dilekçesinde sadece kusur oranına ve sorumluluğu ilişkin sebeplerle istinaf edildiğini, maddi tazminatın hesaplama şeklinde herhangi bir istinaf sebebi mevcut olmadığını, ilk istinaf kararında aleyhe olacak şekilde maddi tazminatla ilgili hüküm bulunmadığını, dosyanın ilk karar tarihi olan 17.05.2018 tarihi dikkate alarak hesaplama yapılmadan, 2023 tarihi dikkate alarak hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, ikinci ıslah talebinin dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğu, yargılamada ikinci kez ıslah yapılamayacağı çok temel bir usul hukuku kuralı olup bu kural mahkemece göz ardı edilmiş olduğu, müvekkil şirket sigortalısının kazanın oluşumunda kusuru %30 oranında olduğu, dolayısıyla müvekkili şirketin de sigortalısı oranında kusur sorumluluğu olduğu kusur oranları gözetilmeksizin müşterek ve müteselsilen hüküm kurulması hatalı olduğu, kazanın meydana gelmesinde Karayolları idaresinin hizmet kusuru olup olmadığı hususu araştırılmadığı, bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminin hatalı olduğu, aleyhe bozma yasağı gereğince ilk kararda hükmedilenden daha fazla tazminata hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirket aleyhinde ikame edilen ayrı davalar için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, talep etmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava ve birleşen dava, haksız fiil sebebiyle maddi tazminat talebine yöneliktir. Dairemiz 2021/1350 E-2022/1164 K sayılı ilamıyla eksik incelemeye işaret edilerek kaldırma kararı verilmiştir. Dava dışı sürücü ... sevk ve idaresinde olan, davalı ... AŞ tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı ...plakalı araçta yolcu olarak seyahat eden davacıların kızı ... ...(06/05/2015 doğumlu) 07/03/2016 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında vefat ettiği uyuşmazlık konusu değildir. 2918 Sayılı KTK 1 maddesinde, bu Kanunun amacının, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu belirtilmiştir. 2918 Sayılı KTK 110 maddesi ise “İşleteni veya sahibi devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.” şeklindedir. Yasama belgeleri ile anılan düzenlemenin gerekçesine bakıldığında, 2918 sayılı Kanun’un uygulanması gereken sorumluluk davalarında bir karmaşanın söz konusu olduğu, bu karmaşanın adli yargı yerlerinin görevli olduğu belirlenmek suretiyle giderilmek istendiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki aracın seyir halindeyken meydana gelen tek taraflı kaza neticesinde davacıların kızı ...'in vefat ettiği, birleşen davanın davalısı ... Müdürlüğü'nün (...) yol güvenliğini sağlamadığının ileri sürüldüğü, 2918 sayılı KTK 1 ve 110 maddelerinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini düzenlediği, trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu (Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 2023/42 E-2023/198 K sayılı ilam, Yargıtay 4 HD 2022/408 E-2022/5163 K sayılı ilam) anlaşılmakla birleşen davanın, idari yargı yerinde görülmesi gerektiği yolundaki istinaf sebebi yerinde değildir. 2918 Sayılı KTK 85 maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, yine KTK 88 maddesinde, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulup, birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılacağı, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, mahkemece alınan 27/03/2017 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücü ...'nin %30 oranında, birleşen davanın davalısı ...'nin %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, İznik Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/462 Sor. Numaralı dosyada düzenlenen 22/04/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücü ...'nin asli, birleşen davanın davalısı ...'nin tali kusurlu olduğunun belirtildiği, bu bağlamda her iki rapor arasında çelişki bulunduğu ancak, davacılar desteği ...'in kazanın meydana gelmesinde etkisinin bulunmadığı, dava dışı sürücü ve birleşen davanın davalısının kusur oranlarının olası rücu davasında gündeme geleceği, KTK 85 ve 88 maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk ilkesi gereği dava dışı sürücünün tam kusurlu olarak değerlendirilmesinde isabetsizlik yoktur. Davacıların maddi tazminat talebi, destekten yoksun kalma kaleminden oluşmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı, maddi tazminat türü olup, hukuka aykırı fiil sonucunda ölen kişinin destek verdiği kişilerin; ölen kişinin yokluğunda alacağı destekten mahrum kalması ve sonucunda hayat kalitelerinin düşmesi vs. sebeplerle, bu ölümden kusurlu olarak sorumlu olan kişiden alacakları tazminattır. Müteveffa ile destek olunanlar arasında hali hazırda destek sağlanmamışsa dahi destek olacakları muhtemel olarak kabul edilir. Bu durum gerçek destek ve varsayımsal destek kavramlarını gündeme getirecektir. Varsayımsal destek, ölüm olayı gerçekleşmeseydi hayatın olağan akışı gereği, ileride kurulacak olan desteği ifade eder. Uygulamada en sık karşılaşılan örnek somut uyuşmazlıktaki gibi, çocukların anne ve babalarına verecekleri destektir. Başka bir ifade ile anne-baba ve çocuk arasında destek ilişkisi olacağı hususunda hukuki karine mevcuttur. Bu karine gereği, bu kişiler arasında desteğin ayrıca ispatlanmasına gerek bulunmamaktadır. Davalı tarafın, destek tazminatından kurtulması ancak, karinenin aksini ispatla mümkündür. Ölen çocuğun gelecekte ana-babasına bakacağı, hayatın olağan akışı içinde beklenebiliyorsa, çocuk onlar için destektir (Yargıtay 17 HD 2019/2559 E - 2020/2414 K sayılı ilam). Desteğin çocuksuz olması durumunda desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların, eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır (Yargıtay 17 HD 2020/3231 E-2021/2851 K sayılı ilam). Somut olayda, müteveffa ... kaza tarihinde 1 yaşındadır. Hayatın olağan akışına göre desteğin ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları, yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki, anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16 şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5'er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekeceği Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereği olup evlenme yaşı ile ilgili TUİK verilerine göre ortalamaların dikkate alınması gereklidir. Yargıtay'ın genel ilkelerine göre kural olarak; anne ve baba çalışıyorsa anne ve babadan ayrı ayrı %5'er, anne çalışmıyorsa sadece babadan %5 oranında yetiştirme gideri düşülmesi gerekmektedir. (Yargıtay 2021/18347 E-2022/369 K sayılı ilam). 2918 Sayılı KTK 111/2 maddesi gereği, tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz ya da fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak 2 yıl içinde iptal edilebilecektir. 2918 Sayılı KTK gereği, her iki tarafa da belli koşullarda ve 2 yıl içerisinde anlaşma ve uzlaşmanın iptalini isteme hakkı tanınmıştır. Buna göre zarar gören kendisine ödenen tazminatın sonradan gerçek zararı karşılamadığını ve yetersiz olduğunu öğrenmişse ya da böyle bir inanca kapılmışsa 2 yıl içerisinde anlaşmanın iptalini isteyecektir. Bunun için ayrıca dava açmaya gerek olmayıp dava sırasında bu hususta irade açıklamasında bulunulması da yeterlidir. Eğer dava açılırken ödemenin yetersiz olduğu ileri sürülerek iptali istenmemiş ancak davalı taraf ödediği miktarı ileri sürerek davanın reddini istemiş ise o zaman da zarar gören bunu defi olarak ileri sürebilecektir. 2918 Sayılı KTK 111 maddesinde düzenlenen 2 yıllık süre hak düşürücü olduğundan, kısmi ödemeyi kabul etmiş olan kişi, artık KTK 109 maddesindeki zaman aşımı sürelerinden yararlanamayacak, 2 yıllık hak düşürücü süreyi geçirmişse zararının kalan bölümünü dava edemeyecektir (Yargıtay 17 HD 2020/1037 E- 2021/1225 K sayılı ilam). Yapılan ödeme mahsup edilirken, ödemenin davadan önce olması halinde güncellenerek (ödeme tarihinden hesap tarihine kadar yasal faiz eklenerek), davadan sonra yapılan ödemenin ise hesaplanan tazminattan, güncellenmeksizin mahsubu gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2019/2480 E-2020/3499 K sayılı ilam). Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih, 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; 2918 sayılı KTK 90 maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda ön görülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminatın, TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2019/3292 E-2021/1848 K sayılı ilam). Somut olayda, davalı tarafça dava öncesi ödeme yapıldığı hükme esas alınan 29/12/2022 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda dava öncesi yapılan ödemenin yeterli olmadığının anlaşıldığı, davadan önce yapılan ödemenin güncelleştirilerek mahsup edildiği, davacı babanın (Arafat) geliri bulunmakla, davacı babanın destek alacağından yetiştirme giderinin mahsup edildiği, yöntemince hesaplama yapıldığı anlaşılmakla bilirkişi raporuna itibar edilmesinde isabetsizlik yoktur. 2918 sayılı KTK 87/1 maddesi; "Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir" şeklinde düzenlenmiştir. Aracın hatır için verildiği ya da hatır için taşıma yapılan durumda oluşacak zararlarla ilgili değerlendirmenin genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Hatır taşıması; bir kimseyi ücretsiz olarak, bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Başka bir ifadeyle hatır için taşımada, taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Hatır taşıması, sigorta teminatı kapsamında ise de, hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK 51 maddesi (818 sayılı BK 43 maddesi) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiştir. Somut olayda, davacıların kızı ...'in, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresinde olan, davalı ... AŞ tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı ...plakalı araçta yolcu olarak seyahat ederken vefat ettiği, hatır taşıması indiriminden hatır için taşıyanın (ve halefi konumundaki diğer müteselsil sorumlu) yararlanacağı (Yargıtay 17 HD 2014/13142 E-2016/10653 K sayılı ilam), davalı ... AŞ vekili tarafından cevap dilekçesinde hatır taşıması savunması ileri sürülmüş ise de, yakın aile bireylerinde olduğu gibi maddi ve manevi menfaattin bulunduğu akrabalar arasındaki ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğu (Yargıtay 17 HD 2016/19530 E-2019/9799 K sayılı ilam), dava dışı sürücü ve müteveffanın amca-yeğen olduğu göz önüne alındığında hükmedilen tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmamasında isabetsizlik yoktur. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ıslah kavramının tartışılması gerekecektir: Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnalarından olup, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi olarak tanımlanmaktadır. Islah ile taraflar dava sebebini, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilirler. Usulüne uygun olarak açılmış bir davanın bulunması şartı ile davanın tamamen veya kısmen ıslahı mümkündür. ''Islahın zamanı ve şekli" başlıklı HMK 177 maddesinde, ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar sözlü veya yazılı olarak yapılabileceği ve HMK 176/2 maddesinde de, aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, asıl davanın davalı ... AŞ aleyhine açıldığı, aşamalarda aynı talebin ... aleyhine açılan davada ileri sürüldüğü, HMK 166 maddesi gereği davalı ...'ye karşı açılan davanın işbu dava ile birleştirilmesine karar verildiği, davacılarca 23/03/2018 tarihinde davanın ıslah edildiği, mahkemece 11/03/2021 tarihli ilamla asıl davanın esastan, birleşen davanın usulden reddine karar verildiği, davacılarca istinaf yoluna başvurulduğu, Dairemiz 2021/1350 E-2022/1164 K sayılı ilamıyla kaldırma kararı verildiği, davacılarca 10/01/2023 tarihinde (yeniden) ıslah yoluna başvurulduğu ve ıslah dilekçesi kapsamında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Davanın ve birleşen davanın kısmi dava olarak açıldığı, 23/03/2018 tarihinde davanın ıslah edildiği, HMK 176/2 maddesi gereği aynı davada bir kez ıslah yoluna başvurulacağı düzenlemesi karşısında 27/01/2023 tarihli (ikinci) ıslah dilekçesine kıymet verilmeyeceği şüphesizdir. Ancak, 23/03/2018 tarihli ıslah dilekçesinin incelenmesinde, davacı ...yönünden 1.000,00 TL olarak talep edilen maddi tazminat talebi 33.251,39 TL olarak ıslah edilip, davalı (birleşen davanın davalısı) ...'den tahsilinin talep edildiği; 10/01/2023 tarihli ıslah dilekçesinde davacı ...yönünden asıl davada 1.000,00 TL, birleşen davada 1.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL olan destekten yoksun kalma tazminatı talebini 594.913,10 TL; davacı Arafat yönünden asıl davada 1.000,00 TL, birleşen davada 1.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL olan destekten yoksun kalma tazminatı talebini 384.611,65 TL olarak ıslah edildiğinin beyan edildiği, HMK 166 maddesi kapsamında davaların birleştirilmesi durumunda, sadece yargılama süreci birleştirildiğinden, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız müstakil davalar olması nedeniyle, her dava için bir kez ıslah yapılması koşuluyla davaların ayrı ayrı ıslahının mümkün olduğu ( Yargıtay 13 HD 2008/8473 E-2008/10850 K sayılı ilam), ayrıca HMK 57 maddesi uyarınca davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olup, HMK 58 maddesi uyarınca ihtiyari dava arkadaşlığında, davaların birbirinden bağımsız olduğu ve dava arkadaşlığında her birinin diğerinden bağımsız hareket edeceği, bu durumda davacı Arafat yönünden 10/01/2023 tarihli ıslah dilekçesinin ikinci ıslah olarak kabulüne olanak bulunmadığı, bununla birlikte davacı ...yönünden ise 23/03/2018 tarihli ıslah dilekçesinin yalnızca birleşen davaya yönelik olarak yapılıp, 10/01/2023 tarihli ıslah dilekçesinin birleşen dava yönünden ikinci ıslah olarak kabulünün gerektiği, başka bir ifadeyle 10/01/2023 tarihli ıslah dilekçesine birleşen dava hakkında kıymet verilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK 355 maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun reddine, mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup davalı ... Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek ve kazanılmış haklar da gözetilerek yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2023 tarih ve 2022/865 - 2023/1250 sayılı kararı hakkındaki; a) Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, b) Davalı ... Müdürlüğü vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2- HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KARARIN DÜZELTİLEREK ESAS HAKKINDA YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, A) ASIL DAVADA; 1) Davacı ... yönünden; 72.094,71 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 09/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak, davacı ...'ye verilmesine, 2) Davacı ... yönünden; 182.110,52 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 09/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak, davacı ...'ye verilmesine, 3) Hüküm tarihi itibariyle alınması gereken 17.364,75 TL karar ve ilam harcından; 29,20 TL peşin harcın ve 3.436,08 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 13.899,47 TL karar ve ilam harcının davalı sigorta şirketinden alınarak, hazineye irat kaydına, 4) Davacılar tarafından yapılan 29,20 TL başvurma harcı, 3.750,00 TL bilirkişi ücreti, 597,60,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 4.376,80 TL yargılama giderinin davalı sigorta şirketinden alınarak, davacılara verilmesine, 5) Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereği 11.535,15 TL vekalet ücretinin davalı sigorta şirketinden alınarak, davacı ...'ye verilmesine, 6) Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereği 29.137,68 TL vekalet ücretinin davalı sigorta şirketinden alınarak, davacı ...'ye verilmesine, 7) HMK 333 maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, B) BİRLEŞEN (Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/318 Esas) DAVADA; 1) Davacı ... yönünden; Bursa 1 Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/865 Esas sayılı dosyasında verilen tazminat miktarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 384.611,65 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 07/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak, davacı ...'ye verilmesine, 2) Davacı ... yönünden; Bursa 1 Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/865 Esas sayılı dosyasında verilen tazminat miktarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 33.521,39 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 07/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak, davacı ...'ye verilmesine, 3) Davalı ... Müdürlüğü harçtan muaf olduğundan ilave karar ve ilam harcı alınmasına yer olmadığına, 4) Davacıların birleşen dava yönünden yatırdıkları 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç ve birleşen dava yönünden yatırılan 111,00 TL ıslah harcı toplamı olan 173,80 TL'nin talep halinde davacılara iadesine, 5) Davacılar tarafından birleşen dava dosyası yönünden yapılan 72,00 TL posta ve tebligat giderinin davalı ... Müdürlüğünden alınarak, davacılara verilmesine, 6) Davacı ... birleşen davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereği 59.691,74 TL vekalet ücretinin, asıl davaya ilişkin hükmün 5 numaralı fıkrası ile hükmedilen 11.535,15 TL vekalet ücreti ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla; davalı ... Müdürlüğünden alınarak, davacı ...'ye verilmesine, 7) Davacı ... birleşen davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereği 30.000,00 TL vekalet ücretinin, asıl davaya ilişkin hükmün 6 numaralı fıkrası ile hükmedilen 29.137,68 TL vekalet ücreti ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla; davalı ... Müdürlüğünden alınarak, davacı ...'ye verilmesine, 8) Davalı ... Müdürlüğü kendisini vekille temsil ettirdiğinden, AAÜT m.13 gereği hesap olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... Müdürlüğü'ne verilmesine, 9) Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 3- İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... A.Ş. tarafından yatırılması gereken 17.364,75.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.342,00.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 13.022,75.-TL istinaf karar harcının davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4- İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Müdürlüğü'nün istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı karar ve ilam harcının istem halinde kendisine iadesine, 5- İstinaf başvuru aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına, 6- Karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, 7- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince davalı ... A.Ş. yönünden kesin, davalı ... Müdürlüğü ve davacı ... yönünden gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 16/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ...