Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1472 E. 2026/1666 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1472
Karar No
2026/1666
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1472 KARAR NO : 2026/1666 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/05/2024 NUMARASI : 2023/427 E. - 2024/278 K.

DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/05/2024 tarih ve 2023/427 E. - 2024/278 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2012/106106 sayılı tanınmışlık kazanan “... markasının sahibi olduğunu ve bu marka ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalı yanın, müvekkilinin iş yerinin yaklaşık 50 metre yakınında ve 06 .. ... plakalı aracında "..." ibaresini markasal olarak kullanmaya başlayarak iltibas yoluyla müvekkilinin markasını tecavüz ettiğini, Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/49 D. İş tespit dosyası üzerinden tespit işlemi yaptırarak tecavüzün varlığının tespit ettirdiklerini ileri sürerek, davalı faaliyetlerinin müvekkilinin 2012/106106 sayılı tescilli markasına tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine, markaya tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı markasının tanınmış olmadığını, davacı dışında da mobilya sektöründe “...” markasının tescil edildiğini, davacı markasının sadece 35. sınıfta tescili olduğunu, 20.sınıfta bir tescili olmadığını, 14.12.1994 tarihli ticaret sicil gazetesine göre davacı ... Mobilya Tic. Ltd. Şti'nin kurucuları arasında müvekkili şirketin yetkilisi ... ...'in de bulunduğunu, davacı şirketin kurucularının müvekkilinin de aralarında bulunduğu 3 kardeş olduğunu, müvekkilinin 21.04.2021 tarihinde müvekkil şirketteki payını ... ...' e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, müvekkili şirketin 08.03.2021 tarihinde kurulduğunu, davacı şirket yetkilileri olan kardeşlerinin de bunu bildiğini, müvekkilinin işbu dava tarihinden 2,5 sene önce kurulduğunu ve kurulduğu günden bu yana "... ..." markasıyla faaliyet gösterdiğini, davacı yanın sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını, markaya tecavüzün söz konusu olmadığını, davacı markası ile müvekkilinin markasal kullanımı arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkiline ait "... ..." ibaresinin bir bütün oluşturduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı tarafça gerçekleştirilen kullanımların, davacının tescilli markaları kapsamındaki hizmetler ile örtüştüğü gibi kullanıma konu işaret ile davacının tescilli markası arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin de mevcut olduğu, davalı tarafça ileri sürülen sessiz kalmak suretiyle hak kaybı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne davalı kullanımlarının davacının 2012/106106 sayılı markasına tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine karar verilmiş, ayrıca karar celsesinde, 20.000,00 TL teminat mukabilinde davalının kullandığı ve bilirkişi raporunda tespit edilen logonun davalı iş yerindeki tabelalarından ve 06CMY447 plakalı markasal kullanımı bulunan reklam aracından kaldırılmasına dair ihtiyati tedbire hükmedilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu markasal kullanımının "... ..." biçiminde olduğunu, bu kullanımda ayırt edici unsuru "..." ibaresinin oluşturduğunu, bu şekildeki kullanımın davacı markası ile iltibas yaratmayacağını, "..." ibaresinin ayırt ediciliği bulunmayan yaygın kullanılan bir ibare olduğunu, müvekkili Şirket'in yetkilisi ... ...'in 30 yıl süreyle davacı şirketin ortakları arasında yer aldığını, 2021 ylıında ortaklıktan ayrılarak davacının dükkanının karşısına "... ..." mağazasını açtığını, davacının bütün bu olanları bilerek 2,5 yıl süreyle sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, karar celsesinde tarafların yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir kararı yönünden, "..." ibaresinin kullanımının davacının haklarını nasıl ve ne derece etkilediğinin belli olmaddığını, davacı tarafça ihlale ve zarara yönelik delil sunulmadığını, yaklaşık ispat ve telafisi önlenemez zarar ihtimalinin gerçekleşmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin ihtiyati tedbir ve esas hakkında verilen kararlarının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını, davanın ve ihtiyati tedbirin reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :1- Dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının 2012/106106 sayılı "... MOBİLYA" ibareli markasının 35.sınıfın 5.alt sınıfında mobilya ve dekorasyon ürünlerinin satışı hizmetlerinde tescilli olduğu, davalının "..." markasını, davacının Siteler'deki işyerinin karşısında açtığı mobilya mağazasında ve servis aracında, ev mobilyaları perakende ticareti hizmetlerinde kullandığı, bu kullanımın ilgili tüketici kesimi nezdinde davacının markası ile karıştırılma ihtimali bulunduğundan, marka hakkına tecavüz oluşturduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2012 tarih, 2010/8788 Esas, 2012/10516 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, hukuka aykırı davranışın önlenmesine veya hukuka aykırı duruma son verilmesine ilişkin talebin kullanılmasını çok geciktiren kimsenin TMK'nın 2. maddesinde anlamını bulan dürüstlüğe aykırı davranıp davranmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, zira, haklı başka bir gerekçe olmadığı sürece, uzun süre ihlale sessiz kalarak üçüncü kişiler nezdinde güven yaratan kişilere dava açma hakkı tanınamayacağı, ne var ki somut olayda davalı şirketin 08/03/2021'de kurulduğu, mağazanın da 2021 yılında açılarak markasal kullanımlara başlandığı dosya kapsamında çekişmesiz olduğundan, dava tarihi itibariyle aradan geçen yaklaşık 2,5 yıllık sürenin davacının ihlale sessiz kaldığının kabulü için yeterli bulunmadığı, davalı şirket yetkilisinin, davacı şirketin eski ortağı ve davacı ile davalı şirket ortaklarının kardeş olmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin hükmün esasına ilişkin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2- Davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesine gelince; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, HMK'nın 341/1-b maddesi uyarınca, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir kararlarının, itiraz yoluna başvurulmaksızın istinafı kabil olduğu, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesinin gerektiği, somut olayda, dosya kapsamındaki delillerle yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbirin kaldırılmasını isteyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Davanın esası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İhtiyati tedbir talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/10/2026 tarihinde, davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine dair (1) no'lu bentte belirtilen karar yönünden HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay TEMYİZ YOLU AÇIK, davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair (2) no'lu bentte belirtilen karar yönünden yönünden HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1472, K. 2026/1666, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1472-e-2026-1666-k-6233a0ba1899