Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1179 E. 2026/785 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1179
Karar No
2026/785
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1179 KARAR NO : 2026/785

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :Satış ve Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ :21/05/2026

Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında, davalı şirketin ... Şubesine 8 mm Temperli Rodajlı Düz Cam işi için mal ve hizmet tutarı olarak ... TL karşılığında yapılan anlaşma gereğince müvekkili şirketin edimini yerine getirdikten sonra ... tarihli, ... TL bedelli fatura düzenlediğini, fatura bedelinin ödenmesi talep edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla Diyarbakır İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu, müvekkili şirketin edimini yerine getirdiğinin, düzenlenen fatura ile sabit olduğunu, davalının 8 günlük yasal süre içerisinde fatura içeriğine itirazda bulunmadığından içeriği kabul ettiğini, yine müvekkili şirket tarafından davalıya ait ... Şubesine 8 mm Temperli Rodajlı Düz Cam işini yaptıktan sonra bu şubede görüntü kaydettiğini ve sunulan görüntü kayıtları incelendiğinde camların üzerinde müvekkili şirketin ambleminin görünmekte olduğunu, bu yönüyle müvekkili tarafından işin yapıldığının ispatlandığının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek davalının Diyarbakır İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ve takibin devamı ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı arasında davaya konu husumet vuku bulmadan önce farklı tarihlerde farklı anlaşmalar sağlanması yönüyle birlikte iş yapıldığını, davaya konu son anlaşmanın da önceki iş ilişkilerine binaen başlangıçta sözlü bir anlaşma ile sağlandığını, davacı tarafça anlaşılan bedel üzerine fatura kesilmişse de davacının malları teslim etmeyerek anlaşmaya uygun davranmaması dolayısıyla müvekkili şirket tarafından ... tarihli iade faturasının düzenlendiğini, dolayısıyla taraflar arasında sözlü olarak yapılan sözleşmenin, davacı tarafça edimin ifası gerçekleşmediğinden sonlandırıldığını, müvekkili şirketin düzenlenen faturaya itiraz etmemesi sebebinin müvekkili şirketin davacı ile olan ticari geçmişine güvenmesinden kaynaklandığını, davacının iddiasına konu müvekkilinin ... Şubesinde ... tarihinde davacı şirket tarafından cam işinin yapıldığını, fakat davaya konu işin 2018 yılında yapılan bu işten başka bir iş olup ifasının gerçekleşmediğini, bahse konu iş yerinin 630 metre kare cam ölçüsünü kaldıracak büyüklükte de olmadığını, Mahkemenin yapacağı keşif ile bu durumun ispatlanacağını, davacının iddia ettiği iş yeri 2018 yılında davacı şirket tarafından yapılmış olduğundan camlar üzerinde davacı şirketin ambleminin bulunduğunu, 2018 yılında camlı kapalı alan olarak inşa edilmiş bir yerin tekrar aynı iş için aynı şirketle, üstelik kapasitesinden fazla cam miktarıyla yeni bir sözleşme düzenlenmesinin mantığa aykırı olduğunu, bahsi geçen 2018 yılındaki ticari iş için müvekkili tarafından ödemelerin yapıldığını, her iki tarafın da edimlerini karşılıklı ifa ettiğini, davacının tek yanlı olarak düzenlediği, müvekkili şirketin imzasının bulunmadığı faturaya ve faturanın müvekkili tarafından itiraza uğramamasına dayanarak davacının bir alacak hakkının varlığından bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın, cam satışı ve montaj işi karşılığı mal ve hizmet tutarı olarak düzenlendiği iddia edilen faturaya dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine ... tarihli, ... sayılı ve ... TL bedelli faturaya dayalı ... tarihinde ... TL asıl alacak, ...TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda ... TL'nın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin ... tarihinde davalıya e-tebligat yoluyla tebliğe çıkartıldığı, davalı vekilinin ... tarihinde borca ve ferilerine itiraz yönelik dilekçesi sunduğu, yine aynı gün davalı tarafından takibe dayanak yapılan faturanın iadesine yönelik iade faturası düzenlendiği, davalının savunmasında akdi ilişkiyi ve faturada yazılı miktarı kabul ettiği gibi faturanın ticari defterlerine işlendiğine de kabul ettiği, sadece davacının edimini yerine getirmediğini savunduğu, davacının faturaya dayalı icra takibi başlatmasından sonra da takibe dayanak yapılan faturaya ilişkin iade faturası düzenlediği, davalı vekilinin duruşmada takibe ve davaya konu faturaya ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını da beyan ettiği, takibe konu faturanın ... tarihinde düzenlendiği, icra takibinin ... tarihinde başlatıldığı ve ... iade faturası düzenlendiği, takibe konu faturanın süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleştiği ve davalının ticari defterlerine işlendiği, süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacak miktarı kadar iade faturası düzenlenmesinin, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç olmadığı, aradan uzun zaman geçtikten sonra ve faturaya dayalı alacağın tahsili için icra takibi başlatıldıktan sonra iade faturası düzenlenmiş olmasının alacağın varlığını ortan kaldıran bir hukuki sonuç doğurmayacağı, davalı tarafın akdi ilişki kabul edildikten ve davaya konu fatura düzenlenmiş ise de davalının edimini yerine getirmediğinden bahisle akdi ilişkinin sonlandırıldığı ve faturaya dayalı alacak talep edilemeyeceğine yönelik savunma yapıldıktan sonra, davaya konu faturanın 2018 yılında yapılan iş kapsamında düzenlendiği ve bedelinin ödendiğine yönelik savunmasına itibar edilmediği ve bu kapsamda davalı tarafın faturaya konu işin 2018 yılında yapıldığının tespitine yönelik keşif yapılması talebinin sonuca etkili olmayacağının kabul edildiği, davalı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacaklarının hatırlatıldığı, davalı vekili yemin deliline dayanmayacaklarını beyan ettiği, davalı taraf faturanın düzenlenmesine esas teşkil eden edimin davacı tarafından yerine getirilmediğini yasal delillerle ispat edemediği gerekçesiyle faturaya dayalı herhangi bir ödeme yapılmadığının da beyan edilmesi karşısında faturada yazılı ... TL alacak yönünden davanın kabulüne, işlemiş faiz yönünden, TBK'nın 117. maddesi gereğince muaccel bir borç borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüde düşeceği, davacının takip başlatılmadan önce davalıyı ihtar çekerek temerrüde düşürmediği gerekçesiyle davacının işlemiş faize yönelik talebinin reddine, alacağın likit ve muayyen olduğu gerekçesiyle kabul edilen asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve reddedilen kısma yönelik koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; davacının iddiasına konu ... Şubesinde ... tarihinde davacı şirket tarafından cam işi yapıldığını, fakat davaya konu işin bu önceki işten başka bir iş olup ifası gerçekleşmediğini, aynı zamanda bahse konu iş yerinin 630 metre kare cam ölçüsünü kaldıracak büyüklükte olmadığını, bu hususa ilişkin Mahkemeden keşif talep ettiklerini, ancak talebin reddedildiğini ve sadece dosya içeriğinde olan faturalar dayanak kabul ederek müvekkili şirket aleyhine davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, Vergi Usul Yasasının 231. maddesinin 5. bendinde "Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır" hükmü kapsamında 2018'de yapıldığı iddia edilen ticari işin faturasının 2022 yılında düzenlenmiş olmasının hukuken bir dayanağı bulunmadığını, davacının tek yanlı olarak düzenlediği, müvekkili şirketin imzasının bulunmadığı faturaya ve faturanın davalı şirketçe itiraz etmemesine dayanarak davacının bir alacak hakkının varlığından bahsedilemeyeceğini, Mahkemece keşif talebi reddedilerek, ticari defter kayıtları incelenmeden karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, cevap dilekçesinde davacı tarafça davaya konu şubede 2018 yılında iş yapıldığını, bu işin bedelinin de ödendiğini, davacının iddia ettiği fatura konusu işin ise yapılmadığını beyan ettiklerini, ancak Mahkemece bu açıklamalar yanlış yorumlanarak sadece davacının edimini yerine getirmemiş olmak iddiasına dayandıklarından bahisle gerekçe oluşturulduğunu belirterek verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (İİK) 67. maddesi gereğince satım ve eser ilişkisine dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK'nın 67/1. madde hükmüne göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında ... tarihinde Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile fatura alacağına dayalı olarak ... TL asıl alacak, ... TL faiz olmak üzere toplam ... TL alacağın tahsili imacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya ... tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından ... tarihli dilekçe ile yasal 7 günlük sürede borca itiraz edildiği, borca itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği ve davacı tarafından eldeki itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6102 sayılı TTK'nun 21/2. maddesi, ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ancak faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesini doğurmakla beraber, tek başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu, malın teslim edildiği anlamını taşımaz. Zira karşı tarafça akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez (Bkz. Yargıtay 19. HD'nin 19/09/2016 tarihli ve 2016/680 E., 2016/12480 K. sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nın 01/07/2021 tarihli ve 2017/(19)11-3085 E., 2021/680 K. sayılı kararı). 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "İspat yükü" başlıklı 6. maddesi uyarınca; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190/1. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Davacı, dava konusu faturada yer alan satış ve montaj ediminin davalıya satılıp ifa edilmesine karşın bedelinin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı ise bu iddiayı inkar etmiş, cevap dilekçesinde davacı tarafından faturaya konu söz konusu işin yapılmadığını, davacı ile önceye dayalı akdi ilişki nedeniyle 2018 yılında başka işlerin yapıldığını ve bedelinin ödendiğini, ayrıca sonradan davacı ile yapılan sözlü anlaşma gereği işin davalı tarafından yapılmaması nedeniyle iade faturası düzenlendiğini belirtmiştir. Bununla birlikte davalı tarafından temel olarak davaya ve takibe yapılan faturaya konu satış ve montaj ediminin yerine getirilmediği savunulmuştur. Bu nedenle davacı, faturaya konu hizmetin ifa edildiğini ispat ile yükümlüdür. Öte yandan davalının, davacı yanca icra takibine dayanak yapılan faturayı ticari defterlerine kaydetmesi ve BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi durumunda; faturalara konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacağı gözetildiğinde, karinenin aksini ispat külfeti davalıdadır (Yargıtay 11. HD'nin 10/09/2024 tarih ve 2023/4573 E., 2024/6202 K. sayılı kararı). Somut olayda; takibe konu fatura içeriğinde yer alan konu mal veya hizmetin teslim edildiğine yönelik ispat külfeti davacının üzerindedir. Davalı tarafça cevap dilekçesinde faturaya itiraz edilmediği ve daha sonrasında faturanın iade edildiği belirtilerek fatura iade tarihinin ... olduğunun belirtildiği, bu tarihin takip tarihinden sonrası olduğu, Mahkemece davalı tarafından davacı tarafından düzenlenen faturanın davalı tarafından alındığı ve defterine işlendiğinin kabul edildiği, ancak davacıyla olan güven ilişkisi dolayısıyla iade faturasının daha sonra düzenlendiği savunması karşısında, fatura içeriğine süresinde itiraz edilmemesi, defterlere işlenmesi ve daha sonra faturanın takipten sonra davacıya iade edilmesi halinde faturada yer alan mal ve hizmetin davacı tarafından kendisine verildiğinin kabul edilmesi gerektiğinden bahisle asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki davalı tarafça takibe dayanak yapılan faturanın ticari defterlerine işlenmiş olduğuna dair açık bir kabulü bulunmadığı, fatura konusu satış ve montaj işinin yapılmadığı yönünde savunmada bulunduğu anlaşıldığından; Mahkemece tarafların ticari defterleri incelenerek davacı tarafından düzenlenen faturanın davalı taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespit edilmesi, gerekli görülmesi halinde vergi dairelerinden fatura döneminde tarafların BA -BS formları dosyaya kazandırılarak tarafların alış ve satış olarak bildirimde bulunup bulunmadıkları yönünden tespitler yapılarak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekli iken davalı taraf savunmalarının ikrar kapsamında değerlendirilerek eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz görülmüştür. Yukarıda anılan gerekçelerle, 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353. maddesi gereğince, Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılması sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-)Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilâm harcının davalıya İADESİNE, 4-)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4. maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1179, K. 2026/785, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1179-e-2026-785-k-6d98fd060e34