Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/238 E. 2026/790 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/238
Karar No
2026/790
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/238

KARAR NO:2026/790

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:15/02/2023

NUMARASI:2021/426 Esas, 2023/85 Karar

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:15/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesine dayalı bakiye bedel alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar; taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Davacı yüklenici vekili; taraflar arasında teklif ile 28.05.2015 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmede yüklenici taraf olan davacı şirketin 1 adet asansörün temini, montajı ve çalışır halde teslimi edimlerini toplam 28.000 Euro bedel karşılığında üstlendiğini, davacı şirketin sözleşmeden doğan edimlerini 16.12.2015 tarihinde sözleşme şartlarına uygun olarak tam ve eksiksiz gerçekleştirdiğini, davacı şirket tarafından kesilen fatura ve gönderilen cari bakiyeye karşın; davalı tarafından sözleşmeden doğan borçlarının ödenmediğini, belirterek; fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 9.848 Euro bedelin, devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı iş sahibi vekili; davacı tarafla akdedilen sözleşmedeki yükümlülükleri davalının eksiksiz yerine getirmesine rağmen; davacı tarafın sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal ettiğini, dava konusu asansörün açılış töreninde bozulduğunu, içerisinde mahsur kalındığını, arızanın garanti kapsamında olmasına rağmen; davacı tarafça asansörün tamir edilmediğini, asansörün halihazırda halen çalışmadığını, davacı tarafın en baştan itibaren davaya konu asansörün akdedilen sözleşmede belirtilen mevzuatta aranan şartlarda teslim etmediğinden belediyeden de yeşil kart alınamadığını, belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece 06/06/2018 tarih, 2017/561 Esas, 2018/615 sayılı karar ile; davalı tarafça süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından usulünce istinaf yoluna başvurulmuştur.Dairemizce 2018/2163 E.,2021/1024 K., 25.05.2021 tarihli karar ile; Sözleşmenin varlığı, hükümleri, talep konusu bakiye bedelin ödenmediği ve miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, Mahkemece dava dayanağı sözleşmenin satış akdi olarak kabul edilip; ayıp ihbarında bulunma süresinin 2 gün olarak kabulünün hatalı olduğu, Zira taraflar arasındaki sözleşmenin asansör imalatı ve montajı işini konu alan eser sözleşmesi olduğu, sözleşmede eksik ve ayıplı imalat nedeniyle 24 aylık garanti süresi kararlaştırılmış olup, sözleşmede garanti şartının bulunması halinde; garanti süresi içinde belirlenen kusurlu işler nedeniyle ayrıca ayıp ihbarında bulunma yükümlülüğünün bulunmadığı, bu nedenle mahkemece davanın esası incelenerek sonucuna uygun hüküm verilmesi gerektiği, gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece 15.02.2023 tarihli karar ile; İstinaf sonrası alınan18.10.2021 tarihli rapor ile; sözleşmeye konu asansörün 16/12/2015 tarihinde tutanak karşılığı davalıya teslim edildiği, Asansör İşletme Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği gereği; davacı tarafından 25/07/2017 tarihinde asansörün kontrol edilerek yeşil etiket kullanımına uygun olduğunun tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre; davacının davalıdan bakiye 9.848,00 Euro alacaklı olduğu, sözleşmenin 14.maddesi ile %5 oranında cezai şart uygulanacağı ön görülmüş olduğundan; periyodik kontrol eksiklikleri nedeniyle sözleşmenin anılan hükmü kapsamında davalının davacıdan cezai şart talep edebileceği bu kapsamda sözleşme bedelinin 28.000,00 Euro olduğu dikkate alındığından (28.000,00x%5=1.400,00 Euro) davalının davacıdan 1.400,00 Euro cezai şart alacağı olabileceği, bu alacak bakiye alacaktan mahsup edildiğinde davacının davalıdan 8.448,00 Euro alacaklı olduğunun tespit edildiği, 1 ek rapor ile aynı görüşün korunduğu, 29.11.2022 tarihli 2.ek rapor ile; ... Lisesi binasında kurulu bulunan ... marka 6 duraklı asansörün 16/12/2015 tarihinde sözleşme şartlarına uygun olarak çalışır vaziyette tutanak karşılığı teslim edildiği ve 06/09/2017 tarihinde yapılan kontrolde asansörün yeşil etiket almış olması nedeniyle asansörde herhangi bir ayıbın söz konusu olmadığı, bu nedenle mahsubu gereken bir alacağın olmadığının tespit edildiği, istinaf mahkemesi kararı doğrultusunda alınmış olan 05/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporu ile sözleşmeye konu asansörde bakiye alacağa mahsubu gereken bir ayıp söz konusu olmadığı tespit edildiği, gerekçesi ile davanın kabulü ile 9.848,00 Euro' nun dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere devlet bankalarının EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat faizine uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile;

1-Dosyada bulunan bir fotoğraf görüntüsünden ibaret olan teslim belgesine itibar edilmemesi gerekirken; mahkemece yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verildiğini, tam ve eksiksiz bir teslimin söz konusu olmadığını, asansörün süresinde teslim edilmediğini, davaya konu asansörün; Meslek Lisesinin açılış töreninde bozulmuş; okuldaki personel ve öğrencilerin içerisinde mahsur kaldığını, bu durumun defalarca davacıya bildirilmesine rağmen, arıza garanti kapsamında olduğu halde, davacının asansörü tamir etmediğini, bu hususlarda tutanak ve tutanak tanıkları olmasına rağmen; mahkemece tanıklarının dinlenmediğini,belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Katılma yolu istinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davada talep konusunun Euro cinsinden belirtilmesine rağmen, Mahkemenin yabancı paranın dava tarihindeki rayici esas alınarak; vekalet ücreti hakkında hüküm kurmasının doğru olmadığını, belirterek;yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında; asansör imalatı ve montajı işini konu alana yazılı eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; davacı yüklenici vekili; taraflar arasında teklif ile 28.05.2015 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmede yüklenici taraf olan davacı şirketin 1 adet asansörün temini, montajı ve çalışır halde teslimi edimlerini toplam 28.000 Euro bedel karşılığında üstlendiğini, davacı şirketin sözleşmeden doğan edimlerini 16.12.2015 tarihinde sözleşme şartlarına uygun olarak tam ve eksiksiz gerçekleştirdiğini, davacı şirket tarafından kesilen fatura ve gönderilen cari bakiyeye karşın; davalı tarafından sözleşmeden doğan borçlarının ödenmediğini, belirterek; 9.848 Euro bakiye iş bedelinin davalı iş sahibinden tahsilini talep ve dava etmiş, davalı iş sahibi vekili; dava konusu asansörün açılış töreninde bozulduğunu, içerisinde mahsur kalındığını, arızanın garanti kapsamında olmasına rağmen; davacı tarafça asansörün tamir edilmediğini, asansörün halihazırda halen çalışmadığını yeşil kartında alınamadığını, belirterek, davanın reddini talep etmiş,Mahkemece; 05/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporu ile sözleşmeye konu asansörde , bakiye alacağa mahsubu gereken bir ayıp söz konusu olmadığı tespit edildiği, gerekçesi ile davanın kabulü ile 9.848,00 Euro' nun dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere devlet bankalarının EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat faizine uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; karar verilmiştir.Somut olayda; davacı yüklenici vekili; taraflar arasında teklif ile 28.05.2015 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmede yüklenici taraf olan davacı şirketin 1 adet asansörün temini, montajı ve çalışır halde teslimi edimlerini toplam 28.000 Euro bedel karşılığında üstlendiğini, davacı şirketin sözleşmeden doğan edimlerini 16.12.2015 tarihinde sözleşme şartlarına uygun olarak tam ve eksiksiz gerçekleştirdiğini, davacı şirket tarafından kesilen fatura ve gönderilen cari bakiyeye karşın; davalı tarafından sözleşmeden doğan borçlarının ödenmediğini, belirterek; 9.848 Euro bakiye iş bedelinin davalı iş sahibinden tahsilini talep ve dava etmiş, davalı iş sahibi vekili; dava konusu asansörün açılış töreninde bozulduğunu, içerisinde mahsur kalındığını, arızanın garanti kapsamında olmasına rağmen; davacı tarafça asansörün tamir edilmediğini, asansörün halihazırda halen çalışmadığını yeşil kartında alınamadığını, belirterek, davanın reddini talep etmiş,Mahkemece; 05/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporu ile sözleşmeye konu asansörde , bakiye alacağa mahsubu gereken bir ayıp söz konusu olmadığı tespit edildiği, gerekçesi ile davanın kabulü ile 9.848,00 Euro' nun dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere devlet bankalarının EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat faizine uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; karar verilmiştir.Dosya kapsamında, Dairemizin kaldırma kararı sonrası alınan; 18.10.2021 tarihli raporda ve 29.11.2022 tarihli 2.ek raporda belirtildiği üzere; sözleşmeye konu asansörün 16/12/2015 tarihinde tutanak karşılığı davalıya teslim edildiği, aynı gün asansörde mahsur kalındığına dair tutanak tutulduğu, Asansör İşletme Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği gereği; davacı tarafından 25/07/2017 tarihinde asansörün kontrol edilerek yeşil etiket kullanımına uygun olduğunun tespit edildiği, bu duruma göre davacı yanın 2 yıllık garanti süresi içinde periyodik kontrolleri yaptığı, 06/09/2017 tarihinde yapılan kontrolde asansörün yeşil etiket almış olması nedeniyle asansörde herhangi bir ayıbın söz konusu olmadığı, bu nedenle mahsubu gereken bir alacağın olmadığının tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre; davacının davalıdan bakiye 9.848,00 Euro alacaklı olduğu anlaşıldığından; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Davacı vekili tarafından eski tarihli yargıtay ilamı emsal gösterilerek karar tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti verildiğinden bahisle kararı istinaf etmiş ise de istikrar kazanan uygulamaya göre yabancı para alacağı üzerinden açılan davalarda, dava tarihindeki kur üzerinden belirlenen TL alacağına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT ve Harçlar Kanunu tarifesine göre yargılama giderlerine hükmedileceğinden, bu istinaf sebebi kabul görmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/02/2023 tarih ve 2021/426 Esas, 2023/85 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Davalı yandan alınması gereken 2.662,65 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 665,66 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.996,99 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davacı yandan alınması gereken 732,00 TL nisbi harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davcıdan alınarak HAZİNEYE GELİR İRADINA,

4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/238, K. 2026/790, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-238-e-2026-790-k-cf13829e8515