Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/885 E. 2026/1885 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/885
- Karar No
- 2026/1885
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/885 - 2026/1885 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/885 KARAR NO : 2026/1885
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/10/2022 NUMARASI : 2020/698 Esas ve 2022/966 Karar DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ :25/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :25/06/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2022 tarih, 2020/698 Esas ve 2022/966 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Teknoloji sistemleri yetkilisi ...'nin 17/03/2020 tarihinde davalı ... Gıda Itriyat Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti'den 39.000,00-TL + KDV bedeli ile 46.020,00-TL karşılığında toplam 5'er kiloluktan 400 adet 2000 kilogramlık Dio Alkol Bazlı El Solüsyonu aldığını, bu alıma dair ödemenin müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilinin toptan almış olduğu bu ürünlerin bir kısmını yine toptan bir şekilde perakende satış yapan firmalara sattığını, müvekkilinin söz konusu ürünlerin bir kısmını alan perakende satıcılar ürünlerdeki gayet kötü kokudan duyulan şikayeti müvekkiline ilettiklerini, müvekkilinin de arkadaşı olan ...'ın fırması ... Ürün Med. Malz. İml. İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti'den aldığı ürünlerin laboratuar analizi yaptırdıklarını, ürünlerin %60 alkol oranıda olası gerekirken %18-20 alkol oranına sahip olduğunu öğrendiğini, bilirkişi raporu ile ispat edileceğini, ürünlerin ...'ın iş yerinde bulunması sebebi ile ... tarafından davalı firmaya kargolandığını, 2 ay kadar davalı firmada kaldığını, davalı firma ürünlerde 2 defa numune ürün gönderdiğini, bu ürünlerin ilkinin alkol oranı yüzde 20 çıktığını, müvekkilince kabul edilmemesi üzerine, tekrar numune gönderildiğini, bu sefer de alkol oranı %30 çıktığını, tüm bu numunelerin üzerindeki etikette ise alkol oranları %60 olarak yazdığını, bilirkişi incelemesi ve tanık beyanları ile bu hususların ispat olunacağını, dezenfektanların analizini yapan ... da şahit olduğunu, şirket yetkilisine yapılan ihtar haricinde müvekkilinin davalı şirketinde sekreteri olarak bulunan ... olarak tanıtan kişinin de telefonuna durumu bildirir mesajlar atıldığını, fakat herhangi bir karşılık alınmadığını, müvekkilinin elde kalan ayıplı malın iadesine ilişkin iade faturası kestiğini, davalı tarafa ilettiğini, karşı taraf iade faturasını almadığını, müvekkilinin elinde kalan diğer ayıplı malları da satıcı ... Gıda Itriyat Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti'ne iade etmek istediğini, zararının karşılanmasını talep ettiğini lakin ...'nin bu talebi kabul etmediğini, söz konusu seçimlik hak tek taraflı satıcıya varması gereken irade beyanı ile kullanılırken müvekkilinin haklı ve meşru talebi satıcı ... Gıda Itriyat Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Tarafından yerine getirilmediğini, ayrıca sözleşmenin gereği gibi ifa edilememesinden dolayı müvekkilinin yoksun kaldığı maddi kaybı ortaya çıktığını, taraflarına müspet zararının ve müvekkilinin satıcıdan aldığı ayıplı ürünleri kendi müşterilerine de ayıplı bir suretle sattığını, ticari itibarı zedelendiğini, bundan dolayı da manevi tazminat talebi hasıl olduğunu, taraflar arası dava şartı arabuluculuk sürecinde analaşamadıklarını, davacının ayıplı mal için ödemiş olduğu 46.020,00-TL'lik satılmamış bulunan 845 kg Dio Alkol Bazlı El solüsyonunun bedeli olan 19.443,45-TL alacağın sözleşmenin kurulduğu 17/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesini, sözleşmenin gereği gibi yerine getirilememesinden dolayı müvekkilinin yoksun kaldığı kar olan 10.000,00-TL'lik müspet zararının sözleşmenin davacıya ödenmesine ve müvekkilinin davalıdan satın aldığı ayıplı malları kendi müşterilerine sattığını, ticari itibarının zedelenmesinden dolayı 5.000,00.TL'lik manevi tazminatın sözleşmenin kurulduğu 17/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şirketlerine yöneltmiş oldukları davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının 17/03/2020 tarihinde 46.020,00-TL bedel ile müvekkili olduğu şirketten almış olduğu 5'er kiloluktan 400 adet 2000 kilogramlık Dio Alkol Bazlı El Solüsyonunun 845 kilogramlık kısmında ayıp olduğu iddiası gerçekten oldukça uzak olduğunu, bu iddiasına sonuç bağladığı taleplerinin de hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin davacıyla olan anlaşması gereği davacıya belirli standartlarda üretmiş olduğu %60 alkol oranına sahip ürünler sattığını, ancak davacı şirketin müvekkilini ile yapılan satış sözleşmesi sonucu ürünlerin teslimatının yapılmasının üzerinden aylar geçtikten sonra kötü niyetli bir şekilde iş bu haksız ve mesnetsiz davayı ikame ettiğini, davacının satın almış olduğu ürünlerin bir kısmının 845 kilogramında alkol oranının %18-20 olduğunu iddia ettiğini, davacının bir tacir olduğunu, bu nedenle basiretli bir tacir gibi davranmakla ve TTK hükümlerine uymakla mükellef olduğunu, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, açıkca belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucundan malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, davacının böyle bir vakıayı tanıkla ispat etmesi hukuken mümkün olmadığını, 2.500,00.TL'nin üzerindeki uyuşmazlık tanıkla ispat edilmeyeceğini, davacının tanık dinletmesine hiçbir şekilde muvakatlerinin olmadığını, mahkeme davacıya bu vakıayı ispat edebilmesi için tanık dinletme imkan verir ise kendilerinin de tanık dinletme imkanlarının olacağını, davacının çalıştığını ve isminin ... olduğunu söyledikleri sekreterinde bildirim yaptığı iddiası gerçekten uzak hemde TTK'nun aradığı bildirim şekillerine aykırı olduğunu, konuya ilişkin olarak tanıklarını bildireceklerini, yanlı analizi yapan davacının arkadaşının, müvekkili olduğu şirkete ürünleri kargoladığını, kargolanmış ürünlerin 2 ay kadar müvekkilinde şirkette kaldığını, ve iki defa müvekkilleri tarafından numuneye gönderildiği iddiası gerçekle hiçbir şekilde bağdaşmadığını, satış sözleşmesinin yapılmasından ve malların teslim edilmesinden aylar sonra yapılan analizde kullanılan ürünlerin müvekkil şirketlerine ait ürünler olup olmadığı veya davacının müvekkil şirketin teslim ettiği ürünler üzerinde oynama yaptıktan sonra analiz yaptırmış olma ihtimali izaha muhtaç olduğunu, sonuçta ortada şaibeli bir durum olduğunu, davacının yaratmış olduğu şaibeli durum ile müvekkilli olduğu şirketi zarara uğratmak olduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/18489 Sor. Numaralı dosyası ile davacı hakkında dezenfektanlar ile ilgili soruşturma yürütme olduğunu, soruşturmanın mevcut olduğu taraflarınca haricen öğrenildiğini, davacının müsbet zarar talep edebilmesi için hangi sözleşme fırsatlarını kaçırmış olduğunu belgelenmesi gerektiğini, davacı farazi bir şekilde müspet zararının olduğunu belirtmiş ve bunun tazminini talep ettiğini, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2022 tarih, 2020/698 Esas ve 2022/966 Karar sayılı kararında, dava konusu dezenfektanın etiketinde %60 alkol oranı içerdiği yazmasına karşın %1,4 metanol, %12,6 Etanol ve %1,4 izopropil alkol tespit edildiğini, bu haliyle işe yaramayacağının açık olduğu ve satıcı tarafından da bilinmesi gerektiği anlaşılmış olup bu sebeple davalının ayıp ihbarında bulunulmadığı savunması dinlenilmediğini, Bilirkişilerce yapılan hesaplama sonucunda davacı tarafça satılamayan 845 kg alkol bazlı dezenfektan solüsyonunun bedelinin 19.443,45.TL, yoksun kalınan karın 1.242,40.TL olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne 19.443,45.TL ürün bedeli ile, 1.242,40.TL yoksun kalınan kar alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının manevi zarara uğradığına ilişkin delil olmaması nedeni ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usule uygun tutulan defterlerinde satışın davalı tarafından yapıldığının tespit edildiğini, 25/05/2022 tarihli bilirkişi raporu ile de dezenfektanların alkol oranlarının %60 civarında olması gerekirken %18 seviyelerinde olduğu da şüpheden uzak kesin şekilde tespit edildiğini, davalıya iadeye ilişkin uyumlu tanık beyanları ile ürünlerin davalı tarafından iade alınmayarak müvekkilinin satışlarında patlak verdiği pandemi döneminde zarara uğratıldığının da tespit edildiğini, tüm tespit edilen bu hususlar ürünlerin bir kısmını alan perakende satıcıların ürünlerdeki kötü kokudan iadesi ile doğrudan bağlantılı olduğunu, zira ayıplı mal nedeniyle iadeler dönmüş alıp uzun yıllardır ticari faaliyetlerde bulunan müvekkilinin yerleşmiş bir ticari çevresi, müşteri portföyü olduğunu, davalının inkar edemeyeceği kadar açık ve bariz alkol oranı farkıyla ayıplı hale gelen malların satışı müvekkil yıllardır biriktirdiği müşteri çevresine olumsuz yansımış haliyle bu durumun müvekkilin ticari geleceğine yönelik telafisi imkansız zararlar doğurduğunu, TBK m. 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." hükmü gereği müvekkil lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, davalının oranlar arasındaki azami fark nedeniyle ağır kusurlu olduğu, kusuru ile müvekkilin ticari geleceğine kalıcı zararlar bıraktığı da açık olup gerekçeli kararın yalnızca manevi tazminat yönünden yeniden incelenmesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının bir tacir olduğunu, tacir alıcılar belirli bir deneyim, birikim ve uzmanlığa sahip olup iş ve faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmek zorunda oldukları için daha titiz davranmak zorunda olduğunu, dava konusu ürünlerde iddia olunduğu gibi bir ayıp vardı ise davacının bunu 2 ve 8 günlük ihbar süreleri içerisinde müvekkil şirkete bildirmesi gerektiğini, Yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmaması alıcının Kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramaması sonucu doğurmaktadır. bu durumda, alıcı tacir malı satın aldığı hali ile kabul etmekte ve seçimlik haklara başvuru hakkını kaybettiğini, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 31.01.2004 tarihli bir kararında ise; Türk Ticaret Kanununun 25/3. maddesine göre alıcının ayıp açıkça belli değilse emtiayı aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye ve ettirmeye ve muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu anlaşılırsa haklarını muhafaza için keyfiyeti bu süre içinde satıcıya bildirmekle yükümlü olduğunu, ayıp ihbarında bulunulmadı ise alıcının hak kaybı yaşayacağına işaret ettiğini, gizli bir ayıp bilindiği üzere maddi ve olağan bir muayene ile meydana çıkmayan ayıplar olduğunu, dava konusu dezenfektanların alkol içeriği ise olağan bir muayene ile açığa çıkacak türden olup gizli ayıp olarak değerlendirilemeyeceğini, hükme esas alınmış bilirkişi raporunda, bilirkişinin dava konusu olayın gizli ayıp olduğuna dair beyanlarına katılmadığını, olağan bir muayene ile ortaya çıkacak bir durumunun söz konusu olduğunu, davacı taraf malı teslim aldıktan sonra inceleme ve incelettirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dava tarihi ile ticari satış sözleşmesinin yapıldığı tarihlere bakıldığında durumun böyle olmadığı görüldüğünü, söz konusu olayda kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının iddia ettiği gibi bir durum söz konusu olsa dahi yasal süreler içerisinde müvekkil şirkete bildirimde bulunulmadığını, ayrıca söz konusu hasarın alıcıya geçmesinden önce mevcut olması gerektiğini, müvekkil şirket belirli standartlarda ürettiği dezenfektanları davacıya teslim ettiğini, bu konuda müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, açıklanan nedenlerle; öncelikle tehir-i icra talebinin kabulüne, akabinde .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/698 E., 2022/966 K. Sayılı usul ve yasaya aykırı davanın kısmen kabul kararının kaldırılarak, haksız ve mesnetsiz davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2022 tarih, 2020/698 Esas ve 2022/966 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, tüm dosya kapsamından; bilirkişi raporu, karar gerekçe içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, mahkemece alınan analiz raporu sonucu dava konusu dezenfektanın %1,4 metanol, %12,6 Etanol ve %1,4 izopropil alkol tespit edildiği, dezenfektanın alkol oranlarının %60 olmadığı, dezenfektanın ayıplı olduğu, davalının ayıptan sorumlu olduğunun kabul edilmesinin yerinde olduğu, somut olayda da davalı tarafça davacının kişilik haklarına yönelik yapılmış bir saldırının olduğunun ispat edilemediği ve somut uyuşmazlıkta manevi tazminat talep etme koşullarının oluşmadığı, ilk derece mahkemesince davacının manevi tazminat talebinin reddine karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : 1)-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2022 tarih, 2020/698 Esas ve 2022/966 Karar sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2)a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 732,00.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 552,10.TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 1.413,05.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 373,44.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 1.039,61.TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3)a-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, b-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6)-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 25/06/2026 tarihinde karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır