Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/874 E. 2026/1754 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/874
- Karar No
- 2026/1754
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/874
KARAR NO : 2026/1754
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2022
NUMARASI : 2021/75 Esas - 2022/687 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İtirazın iptaline konu takip Anadolu Adliyesinde açılmış olmasına rağmen faturalar borçlu şirketin işleteni olduğu ... isimli gemiye yapılan yakıt ikmallerine ilişkin olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1352.maddesi uyarınca müvekkilinin deniz alacağını teminen takip dosyasına yapılan itiraz sonucunda asıl alacağı yapılan itirazın iptali olduğundan işbu davada Deniz İhtisas Mahkemesi görevli olduğunu, müvekkili ... Limited Şirketi ile borçlu ... ... İzafeten ... Limited Şirketi arasında ... şirketinin acenteliğini yaptığı ... isimli gemiye yapılacak yakıt yüklemelerine ilişkin olarak yazışmalar ve mailler bulunduğunu, borçlu ... tarafından ... isimli gemiye yakıt ikmalleri yapılması için talepler de bulunulduğunu, ayrıca taraflarınca borçlu şirket aleyhine deniz alacağı niteliğindeki alacağın için icra takibinde önce İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/114 D.İş dosyasından ihtiyati haciz talep edilmiş olup, mahkemece önce ihtiyati haciz taleplerinin kabul edildiğini, sonrasında ise borçlunun itirazı üzerine ihtiyati haciz kaldırıldığını, karar taraflarınca istinaf edilmiş olup henüz kesinleşmediğini, borçlu şirket vekili olarak icra takibine itiraz eden, ihtiyati haciz kararlarına itiraz eden Av. ... aynı zamanda şirketin ortağı konumunda olduğunu, ancak 12.02.2021 tarihli ... ile tescil edildiği üzere hisselerini devrettiği ve şirket ortağı sıfatı kalmadığını, tüm yazışmalar ve ikmaller hem şirket ortağı hem de vekili sıfatıyla hareket eden ...'ın bilgisi dahilinde olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metinler ile elektronik ortamdaki veriler belge niteliğinde kabul edildiğini, borçlu ... Şirketi'nin yakıt ikmaline ilişkin talebi neticesinde söz konusu ikmalleri gerçekleştiren müvekkili şirket akabinde takibe dayanak teşkil eden 18.07.2018 tarihli 977 no.lu 16.525,00-USD bedelli irsaliyeli fatura, 14.12.2018 tarihli ... no.lu 16.625,00-USD bedelli irsaliyeli fatura, 28.03.2019 tarihli ... no.lu 20.598,16-USD bedelli irsaliyeli fatura, ... 28.05.2019 tarihli 23194 no.lu 41.348,74-USD bedelli irsaliyeli faturaları düzenlediğini, söz konusu fatura Yeminli Tercüme Bürosuna tercüme edildiğini, söz konusu tercüme uyarınca ... ... gemisinin ... (... Yağı) ... ... (Motor Yağı) 40/15 ... ... açıklaması ile ... Belçika'da yakıt aldığı belirtildiğini, borçlu şirket ile dava dışı ... şirketi aynı adreste faaliyette bulunduğunu, ödeme iddiasını kabul etmemekle birlikte ihtiyati haciz dosyasında borçlu şirket tarafından diğer faturanın bedelinin ödendiği iddia edilmesine rağmen 41.348,74-USD bedelli faturanın dava dışı şirket adına düzenlendiğinden husumet itirazında bulunması çelişkili hareket ettiğini ve kötüniyetli olduğunu da ortaya koyduğunu, 07.11.2019 tarihli ... no.lu 5.961,19-USD bedelli irsaliyeli fatura ... ...'in Kaptanı/Sahibi ... izafeten ... A.Ş. adına düzenlendiğini, söz konusu fatura Vade Farkı açıklaması ile düzenlendiğini, müvekkili ... tarafından borçlu ... şirketinin işleteni olduğu ... isimli gemiye yapılan yakıt ikmalleri sonrasında hazırladığı faturaların ödenmemesi üzerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1352. maddesi gereğince deniz alacaklısı hakkına istinaden ihtiyati haciz kararı alındığını ve İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından esas takibe geçildiğini, borçlu ... Denizilik şirketi haksız ve kötüniyetli olarak mezkur takibe itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini beyanla fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla müvekkil şirketin deniz alacağı yaklaşık olarak ispat edildiğinden, asıl alacak 95.132,90-USD yönünden geçici hukuki koruma niteliğinde ihtiyati haciz kararı verilmesine, İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibine asıl alacak miktarı üzerinden yapılan haksız itirazın iptali ile fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsiline karar verilmesine, alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca azami tevdiat faiz oranı ve değişen oranlarda (sonradan lehe değişen ve artan oranlarda) faiziyle birlikte takibin asıl alacak üzerinden devamına, borçlu şirketin, alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz etmiş olduğundan, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla aleyhinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Takip dayanağı 28.05.2019 tarihli 23194 numaralı ve 41.348.74 USD bedelli fatura, işbu davada hasım gösterilmiş olan ... Ltd. Şirketi adına düzenlenmediğini ve bu faturanın müvekkili şirketin defter ve kayıtlarında görünmediğini, bu sebeple söz konusu faturadaki alacak için, dayanak icra takibinin borçlusu olarak gösterilmeyen ve huzurdaki davanın davalısı konumunda olmayan davamız dışındaki 3. Kişi konumundaki ... A.Ş'nin muhatap olduğunu, davanın bu fatura alacağı bakımından usulden ve husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, ... A.Ş. ... vergi numaralı, ... Ltd. Şirketinin ise ... vergi numaralı ayrı tüzel kişilikleri haiz farklı şirketler olduğunu, equasis kayıtlarından da görüleceği üzere, ... A.Ş.'nin bahsi geçen geminin donatanı veya işletmecisi olmadığını, davacının 18.07.2018 tarihli ve 977 numaralı faturası ile gemiye verdiği 23 ton yakıt için 16.525 USD bedelli faturası, banka havale dekontu ile 17.07.2018 tarihinde davacıya peşin olarak ödendiğini, bu ikmalden eksik kalan bakiye ise davacıya 26.07.2018 tarihinde banka ödeme dekontu ile "cariye mahsuben" açıklaması ile ödenmiş ve bu fatura hesabı kapatıldığını, davacının 14.12.2018 tarihli ve ... numaralı faturası ile gemiye verdiği 25 ton yakıt için 16.625 USD bedelli faturası, 13.12.2018 tarihli 10.000 USD bedelli banka havale dekontu ile davacının bankasına ödendiğini, bu faturadan kalan meblağ ise davacıya banka havale dekontundan görüleceği üzere 12.02.2019 tarihinde "... mahsuben" şeklinde havaleye açıklama düşülerek ödenmiş ve kapatıldığını, davacının 28.03.2019 tarihli ve ... numaralı faturası ile gemiye verdiği 25 ton yakıt için 20.598 USD bedelli faturası, gemiye yapılan ikmalden yine 1 gün önce yani 27.03.2019 tarihinde davacının banka hesabına peşin olarak ödendiğini, davacının bu faturayı, müvekkilinin bilgisi dışında uzlaşılan yakıt bedeli ve ödeme sonrasında 20.598.16 USD olarak tanzim ettiğini, davacının tahsil etmiş olduğu bedelsiz kalmış olan fatura bedellerini dayanak icra takibine konu ederek kötüniyeti ortaya koyduğunu, davacının dava dilekçesinde konu ettiği ve dayanak icra takibinde dayanmadığı 07.11.2019 tarihli, ... numaralı ve 5.961.19 USD bedelli faturanın dava dışı ... A.Ş.'ye kesildiğini, işbu davanın konusunu teşkil edemeyeceğini, ayrı tüzel kişilikleri haiz ... Ltd ile ... A.Ş arasında organik bağ olduğunu, ama şirketler arasında organik bağ bulunması, fatura alacaklısının, faturada gösterilmeyen organik ilişki içerisindeki kardeş şirketlerden takip başlatması anlamında yorumlanamayacağını, çünkü muhasebe kayıt esasları, VUK, takip hukuku ve İİK hükümlerine aykırı olduğunu, icra takibinde takip öncesi işlemiş faiz olarak gösterilen 9.007.65 USD'nin hiçbiri yasal dayanağı olmadığını, ayrıca takip tarihi sonrası talep edilen yıllık %6 faiz de yasal olmadığını beyanla davanın reddine, kötüniyetli davacının red edilecek alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 58.487,94 USD alacağının bulunduğundan davalının bu tutara yönelik takibe itirazının haksız olduğu kanaatine varıldığından, bu kanaat ışığında davalının İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazının kısmen iptali ile İstanbul 18.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası bakımından tahsilde tekerrür olmamak üzere 58.487,94 USD'nin takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, takip talepnamesinde yer alan ihtiyati haciz masrafı ve ihtiyati haciz vekalet ücreti dışında kalan fazlaya ilişkin asıl alacak talebi ile işlemiş faiz talebinin reddine, kabul edilen alacak faturaya dayanıp likit olduğundan takdiren %20 oranı üzerinden hesap edilen(58.487,94 USDx7.5767(takip tarihindeki kur)=443.145,57TLx%20= 88.629,11 TL) 88.629,11 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davacı tahsil ettiği tutarları da takibe koymakla haksız ve kötü niyetli sayıldığından reddedilen ( 95.132,90 USD (takibe konu asıl alacak) - 5.961,19 USD (vade farkı faturası)= 89.171,71 USD - 58.487,94 USD(kabul edilen alacak) = 30.683,77 USD üzerinden takdiren %20 oranına göre hesap edilen (30.683,77USDx7.5767(takip tarihindeki kur)=232.481,72TLx%20= 46.496,34 TL) 46.496,34 TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsil edilerek davalıya ödenmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan hem kök ve hem de ek bilirkişi raporlarında, davacının ifade ettikleri takip dayanağı faturaları ve bu faturalar için yaptıkları banka ödemeleri üzerinde inceleme yapmak yerine, davacının defterlerinde görünen cari hesap alacakları üzerinden hesaplama ve inceleme yapıldığını, mahkemenin, bilirkişilere dosyayı tevdi ederken bilirkişilerin görev tanımını yaparken, takibe konu 4 adet fatura ve bu faturalar mukabili yapıldığı iddia olunan ödemeler üzerinde inceleme yapmasına hasretmesi gerektiğini, mahkeme, davanın bir itirazın iptali davası olduğunu ve bu sebeple davanın dayanak icra takibinde gösterilen borç sebebi ve miktarına sıkı surette bağlı olması gerektiğinin usuli gerçeğini göz ardı ettiğini, davanın, cari hesaptan kaynaklanan bir alacak davası olmadığını, davacının; tarafların üzerinde uzlaştıkları yakıt siparişi ve ödeme mutabakatı sonrasında ikmale ilişkin bu ödemelerini muhasebe kayıtları açısından defterlerinin farklı yerlerine işlemiş olmasının hukuki bir kıymetinin olmadığını, mahkeme, TBK 101/1 hükmünü dikkate almadan hüküm verdiğini, takibe konu edilen ilk 3 sıradaki faturanın davacıya ödendiğini ve mükerrer tahsilat peşindeki davacının kötü niyetli olduğunu, mahkemenin bu konudaki itiraz ve beyanlarınu dikkate almadığını, ilk 3 sıradaki icra takibi dayanağı faturaların ödeme belgelerini, bu faturalara karşılık görmemesi, bu ödemeleri adeta cari hesap ilişkisi içerisinde eritmesi, banka ödeme dekontları içeriğine ve TBK md. 101/1 hükmüne aykırı olduğunu, muhasebe tekniği ve kayıtlardaki düzen, takip hukukunda borcun şahsiliği ilkesi gerekçeleriyle 4. fatura açısından, takibin ve davanın, ayrı bir tüzel kişiliği haiz ... A.ş.ye yöneltilmesi gerektiğini, davacının, dava dışı bir şirketle ilgili olarak düzenlediği faturaya ilişkin huzurdaki dava ile alacak talep etmesinin usulen mümkün olmadığını, mahkeme, fatura içeriklerine itirazlarının olmadığını, LTD. ve A.Ş. şirketlerin adreslerinin aynı olduğunu ve yöneticilerinin aynı kişiler oldukları için bu faturanın da icra takibine konu edilebileceği kanaatine varmasının hatalı olduğunu, LTD ve AŞ'nin aynı şirketler olduğu için LTD aleyhinde başlatılan icra takibinin AŞ alacaklarını da kapsayacağı şeklindeki bir değerlendirmenin hukuk mantığına aykırı olduğunu, mahkemenin, LTD - AŞ şirketler arasında yakın ilişkin bulunduğu için AŞ'nin borcundan LTD. de sorumludur anlamındaki gerekçelerinin şartları davada oluşmadığını, davacının, takipte gösterdiği faturası, icra takibinin tarafı olmayan ... A.ş. Adına düzenlendiğini, takibe konu söz konusu fatura için hem takipte ve hem de huzurdaki davada yaptıkları pasif husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki İstanbul 18. İcra ... E. ve İstanbul Anadolu 20. İcra ... E. Dosyaları ilgili değerlendirmeleri de hadiseye uygun olmadığını, bahsi geçen icra dosyalarına konu senetler ve ayrıca her ne kadar davada gündeme gelmemiş olduğu için inceleme konusu yapılmamış ise de söz konusu senet takipleri, taraflar arasındaki cari hesabın güvencesi olarak davacı tarafça alınmış, "..." mahsuben ödemeler yapıldığı halde iade edilmeyerek seneler sonra kötüniyetli olarak icraya konulduğunu, kıymetli evrak her ne kadar sebepten mücerret ise de muhasebeci bilirkişinin, taraflar arasındaki ticarete konu edilen tüm güvence bonolarının, davacı carisinde hangi hesaplarda ve neye karşılık tutulduğu ile ilgili bir değerlendirmesinin olmadığını, davacının, senetlerden dolayı da takipler başlattığı dikkate alındığında, cariye ... borcu olarak kaydedildikten sonra birden 64.449.13 Usd'ye çıkan borca konu senetlerin hangi takibe konu senetler olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, 3 adet bono haricinde davacıya borçlarının bulunmadığı davacının defter incelemesinden de ortaya çıktığını ve mahkemeye de bu ayrıntı hakkında çok defalarca beyan ve itirazlarda bulunduklarını ama bu hususun ihmal edildiğini ve dikkate alınmadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura (açık hesap) alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; taraflar arasında açık hesap şeklinde yürüyen ticari ilişkide davacının takip konusu ettiği 4 adet faturanın bulunduğu, davalı tarafça yapılan ödemelerin mahsubunda sıranın nasıl olması gerektiği, davalı tarafça ayrıca düzenlenip davacıya verilen bonolar hakkında yürütülen takibin eldeki takip ve davaya etkisi noktalarında toplanmaktadır.
Davacı alacaklı tarafından " ... ... Ltd. Şti. Hasım gösterilerek İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile " fatura bilgileri verilen 4 adet faturadan kaynaklanan alacağın tahsili" borcun sebebi gösterilerek 95.132.90USD asıl alacak, 9.007,65 USD işlemiş faiz olmak üzere 104.140,55 USD asıl alacak ve 1.361 TL ihtiyati haciz masrafının tahsili istemiyle " tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile " takip başlatıldığı, takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu, davacı tarafça "asıl alacak üzerinden takibin devamı" istemli itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı görülmektedir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir.
Açık hesap ilişkisi önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.
Davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediği, davacı ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, sahibi halefleri lehine delil olma niteliğindeki davacı defter kayıtlarına göre taraflar arasında ticari ilişkinin açık hesap şeklinde işlediği, davalının yaptığı ödemelerin fatura bazlı değil cari hesaba mahsuben yapıldığı görülmektedir. Açık hesap ilişkisinde ödemeler fatura karşılığı yapılmamaktadır. Uzun süredir taraflar arasındaki ticari teamülün bu şekilde oluştuğu defter kayıtları ve bilirkişi raporu ile sabittir.
Bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere davalının takibe dayanak faturalar için yaptığını iddia ettiği ödemelere ilişkin dekontların hiçbirinde takip konusu faturaya karşılık ödendiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. 4 adet dekontta "cariye mahsuben" , bir dekontta 05/10/2019 tarihli senede mahsuben ve bir tanesinde ...", bir tanesinde ise ..." açıklamasının bulunduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davalının yaptığı ödemlerin takibe dayanak faturalar için yaptığı, ödemlerin mal teslim edilmeden önce sipariş avansı olarak yapıldığı savunması ve istinaf sebepleri dekont ve davacı ticari defter kayıtları karşısında yerinde görülmemiştir.
Davalı taraça düzenlenip davacıya verilen bonolar kıymetli evrak olup, ifa uğruna verildiğinin kabulü ile bononun karşılığının ödenmiş olması halinde borç ifa edilmiş sayılacaktır. (Yargıtay 11. H.D.'nin 28/02/2018 Tarih, 2016/10878 Esas ve 2018/1532 Karar sayılı İlamı). Açık hesaba mahsuben verilen bono senetlerinin ifa uğruna verildiğinin kabulü ile senet bedelinin ödenmiş olması halinde borç ifa edilmiş sayılacaktır. Davalının davacıya ifa uğruna verdiği kıymetli evrakların tahsil edimlediği İstanbul 18. İcra müdürlüğünün ... dosyasında yapılan incelemeden anlaşılmaktadır. Bu durumda açık hesap için davacıya verilen ve takibe edilen bonolar nedeniyle "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" temel ilişkiye dayanılarak takip yapılmasında bir engel bulunmadığından davalının bu yönlere ilişen savunma ve istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.
Eldeki davaya konu olan icra takibi davacının ... ... gemisine sağladığı yakıt için ... izafeten ... Limited Şirketi adına düzenlenen 18.07.2018 tarihli 977 nolu 16.525 USD bedelli, 14/12/2018 tarihli ... nolu 16.625 USD bedelli faturalar ile ... izafeten ... A.Ş. adına düzenlenen 28.03.2019 tarihli ... nolu 20.598,16 USD bedelli ve 28.05.2019 tarihli 23.194 nolu 41.384,74 USD bedelli faturalara dayandığı görülmektedir. Davacının ticari defterlerinin muhasip bilirkişi marifetiyle incelenmesinden, takibe konu olan faturaların yanı sıra ... izafeten ... adına düzenlenen 07/11/2019 tarihli 5961,19 USD tutarlı vade farkı faturasının da kayıtlı olduğu, davalıya ait hesabın 24.12.2020 olan takip tarihi itibari ile 64.443,13 USD borç bakiyesi verdiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince bu tutardan vade farkına ilişkin kısım düşülerek 58.487,94 USD yönünden hüküm kurulmuştur.
Takibe konu faturalardan 18.07.2018 tarihli 16.525 USD bedelli ve 14.12.2018 tarihli 16.625 USD bedelli 2 adet faturanın ... adına, diğer 2 faturanın ise ... A.Ş adına tanzim edildiği görülmektedir. Davalı cevap dilekçesinde yakıt tedariki yapılan "..." gemisinin ... Limited Şirketinin işletmesinde olduğunu takibe konu faturalardan 41.384,74 USD tutarlı faturanın ise ... A.ş. Adına düzenlendiğini ileri sürerek bu fatura nedeniyle husumet itirazında bulunmuş ise de: davalının işletmesinde bulunan "..." gemisine sağlanan yakıt için davacı tarafından davalı adına tanzim edilen 28.03.2019 tarihli ... numaralı 20.598,16 USD tutarlı faturanın da ... A.Ş. adına tanzim edildiği ve davalının bu fatura içeriği ile tutarına herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi fatura bedelini ödediği ticari defter kayıtlarının incelenmesi ile tespit edilmiştir. Sonuçta davacının açık hesabına dayanak teslim ettiği akaryakıt davalının işletmesinde bulunan "..." gemisine teslim edildiği de sabittir. Davalının bu faturadan sorumlu olmadığına dair savunma ve istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 7.469,00 TL harcın, alınması gerekli olan 29.873,34 TL harçtan mahsubu ile bakiye 22.404,34 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026