Diğer ·

2023/241 E. 2026/205 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2023/241
Karar No
2026/205
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/241 Esas KARAR NO : 2026/205

DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/05/2023 KARAR TARİHİ : 08/10/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı tarafından müvekkili aleyhine mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile marka hakkına ihlal nedeniyle dava açıldığını, mahkememizce 28/02/2018 tarihli ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve tedbirin uygulandığını, müvekkilinin tedbir kararı uygulanana kadar dava konusu Emiliano Zapata markasına yüksek ölçekli reklam harcamaları ve yatırımlar bulunduğunu, tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, ayrıca esas dosyanın görüldüğü mahkememizin görevli ve yetkili mahkeme olduğunu belirterek, 100.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu ihtiyati tedbir kararının tesis edildiği esas davada verilen hükmün kesinleşmediğini, somut olayda davacı şirketin tazminat talebinin gerekçesini oluşturan, mahkememizin ...Esas sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının 28.02.2018 tarihinde, müvekkili şirketin 30.01.2018 tarihli ihtiyati tedbir talebine istinaden verildiğini, bahsi geçen ihtiyati tedbir kararının, taraflar arasında ... 2. FSHHM’nin ... Esas sayılı dosyasından görülen ve davacı şirketin, müvekkilinin itirazı üzerine ihtiyati tedbir kararına konu olan markalarının reddine ilişkin YİDK kararlarının iptali istemiyle açtığı davasının reddine ilişkin ilk derece Mahkemesi kararının Yargıtay 11. HD tarafından 13.12.2017 tarihinde onanması üzerine verildiğini, müvekkilinin davacıya ait olan ve kendi markalarına benzer yazı karakteri ve kompozisyon içermeyen “...” ve “...” markalarının tamamının ihtiyati tedbir kararı öncesinde başvurusu yapıldığını veya tescil edilmiş olan markalar olduğunu beyan ederek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Tarafların bildirmiş olduğu tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu dosya içerisine ibraz etmiştir. Mahkememizin 12/08/2026 tarihli bilirkişi raporunda: "...haksız ihtiyati tedbir nedeniyle açılacak olan tazminat davasının şartlarının, TBK m. 49 vd’nda yer alan haksız fiil hükümlerine kıyasen tespit edilebileceği, ancak HMK m. 399 gereğince talep edilen tazminat bakımından ihtiyati tedbir talep edenin kusursuz sorumlu olduğu, bu nedenle kusur şartı aranmayacağı, buna göre, sorumluluğun şartlarının şunlar olduğu: a. İhtiyati tedbir kararı kural olarak icra edilmiş olmalıdır, o b. İhtiyati tedbir, haksız olmalıdır. Bunun için; i) ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu anda haksız olduğu anlaşılmalı, ii) tedbir gerekleri süresinde yerine getirilmediğinden kendiliğinden kalkmalı veya iii) tedbir itiraz üzerine kaldırılmış olmalıdır, o c. Haksız ihtiyati tedbir sebebiyle bir zarar doğmalıdır. Tedbir kararına rağmen karşı taraf veya üçüncü kişiler maddi veya manevi zarar görmemişlerse, tedbir talep eden aleyhine tazminat davası açılamaz. o d. Haksız tedbirle, ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. ... 2. FSHHM nezdinde ...E. sayı ile görülen davada, işbu dosyada davacı sıfatına sahip olan taraf aleyhine verilen ihtiyati tedbir kararının itiraz üzerine kaldırıldığı, dolayısıyla kural olarak davacının, HMK m. 399 uyarınca tazminat talep edebilmesinin ilk iki koşulunu ispat ettiği, ancak davacının, haksız ihtiyati tedbir kararı ile uğradığı zararı ispat edecek vasıtaları heyetimize sunmadığı, HMK m. 190 gereğince ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, ispat yükü üzerinde olan tarafın ispat yükünü yerine getirmemesi halinde ispatlanamayan vakıanın yok sayılacağı ve bu durumun, ispat yükü üzerinde olan taraf aleyhine karar verilmesine sebebiyet vereceği, somut olayda davacının, haksız ihtiyati tedbir kararı ile uğradığı zararı ispat edecek herhangi bir vasıta sunmadığı, dolayısıyla ispat yükünü yerine getiremediği, öte yandan ... 2. FSHHM nezdinde ...E. sayı ile görülen esas hakkındaki davada verilen ilk derece mahkemesinin istinafa taşınması sebebiyle derdest olduğu, bu durumda esas mahkemenin vereceği kararın, hakkın varlığı konusunda temel inceleme ile doğrudan bağlantılı nitelikte olduğu, tazminat talep edilen mahkemece, esas mahkemeden verilen karardan farklı bir karar verilmemesi amacıyla esas hakkındaki davanın bekletici mesele yapılması gerektiği, heyetimizde marka uzmanı olamaması sebebi ile marka yönünden değerlendirme yapılamadığı..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir. Dava; haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın "TAZMİNAT" başlıklı Madde 399- (1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. (3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Hükümlerine amirdir. Dosyaya sunulan deliller ve belgeler incelenmiş, davaya dayanak dava dosyası dosya içerisine alınmış olup incelendiğinde; Mahkememizin ...Esas sayılı dosyasındaki davaya dayanak tedbirin 28/02/2018 tarihinde verildiği, verilen tedbir kararının 03/10/2022 tarihinde kalktığı, işbu davanın ise 23/05/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Tedbirin dayanağını oluşturan Mahkememizin 2014/270 Esas sayılı dosyasında verilen hükmün, Yargıtay tarafından kesin olarak onandığı anlaşılmıştır. Haksız ihtiyati tedbirden dolayı maddi tazminat davası açılabilmesinin şartları; icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, bu tedbirin haksız olması, tedbir sebebiyle zarar meydana gelmesi ve haksız ihtiyati tedbirle ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasıdır. Maddi tazminat isteklerinde, manevi tazminat isteklerinden farklı olarak haksız ihtiyati tedbirden dolayı ihtiyati tedbir koyduran tarafın kusursuz sorumluluğu kabul edilmiştir. Yani icra edilmiş olan ihtiyati tedbirin haksız olması ve bir zarara neden olmuş olması sorumluluk için yeterlidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 672-673) Diğer yandan, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle tazmini gereken zarar gerçek zarardır. Gerçek zarar, zarar verici eylem olmasaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idi ise o durumun yeniden tesisi için gerekli olan miktar kadardır. Zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı da oluşabilecek zararlar gerçek zarar kapsamında değerlendirilemez ve bu sebeple tazminleri istenemez. Çünkü anılan zararlar ile zararlandırıcı eylem arasında kanunun aradığı anlamda bir illiyet bağı mevcut değildir. HMK’nın 399. maddesi uyarınca, ihtiyati tedbirin haksız olduğunun anlaşılması veya tedbirin kendiliğinden ya da itiraz üzerine kaldırılması, tek başına tazminata hükmedilmesi için yeterli değildir. Tedbirin uygulanmış olması yanında, bu tedbir nedeniyle gerçek bir zararın doğması ve zarar ile tedbir arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Haksız ihtiyati tedbirden doğan maddi sorumlulukta kusur aranmaz; ancak zarar ve illiyet bağı kanıtlanmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... E., ... K. sayılı kararında da bu ölçütler benimsenmiştir. Somut olayda, Mahkememizin 2014/270 Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine verilen ihtiyati tedbirin itiraz üzerine kaldırıldığı anlaşılmıştır. Davacı; tedbir öncesi reklam harcamalarının, yeni marka için yaptığı reklam ve tanıtım giderlerinin, stoklarındaki ürünlerin kullanılamaması nedeniyle doğduğunu ileri sürdüğü giderlerin ve tedbir süresince yoksun kaldığını iddia ettiği kazancın tazminini istemiştir. Dosya kapsamında alınan ve yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda, bu zarar kalemlerinin incelenebilmesi için gerekli mali kayıt ve belgelerin davacı vekilinden talep edildiği, ek süre verilmesine rağmen belgelerin sunulmadığı ve bu nedenle mali incelemenin yapılamadığı belirtilmiştir. Dosyaya sunulan önceki dönem harcama belgeleri de tek başına, 2018’de verilen tedbir nedeniyle bir zarar doğduğunu veya bu zararın miktarını göstermemektedir. Stokların içeriği ve değeri, ürünlerin imha edildiği ya da dönüştürüldüğü, bu işlemler için gider yapıldığı ve ileri sürülen kazanç kaybının gerçekleştiği somut mali verilerle ortaya konulamamıştır. TBK’nın 50. maddesindeki hâkimin zarar miktarını hakkaniyete göre belirleme yetkisinin, zararın varlığı ve tedbirle bağlantısı ortaya konulmadan varsayımsal bir tazminata hükmedilmesine imkân vermeyeceği, somut olayda ise yalnızca talep edilen miktarın kesin olarak hesaplanamaması değil, zararın doğduğu ve tedbirden kaynaklandığı hususlarının da kanıtlanamadığı, tedbir öncesinde yapılan reklam harcamalarına ilişkin zararın sonradan verilen tedbirden kaynaklandığı kabul edilemeyeceği gibi, tedbir sonrası gider ve kazanç kaybı iddialarının da belge ve mali kayıtlarla desteklenmediği kanaatine varılmıştır. Manevi tazminat talebi yönünden de ihtiyati tedbirin uygulanmış ve sonradan kaldırılmış olmasının tek başına şirketin ticari itibarının zedelendiğini göstermeyeceği, davacının, tedbir nedeniyle ticari itibarının hangi somut biçimde zarar gördüğü ve müşteri, satış veya ticari ilişkilerinde ne tür bir olumsuzluk meydana geldiği hususlarını ortaya koyan delil sunmadığı, iddia olunan manevi zarar ve tedbirle uygun illiyet bağının kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının HMK’nın 399. maddesi kapsamında tazminat sorumluluğunun koşullarından olan zararın varlığını ve tedbirle uygun illiyet bağını ispatlayamadığı sonucuna varılmış; maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın tümden REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 18.785,25 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 18.053,25 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 10.000,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden: a)Red olunan maddi tazminat davası yönünden A.A.Ü.T'ye göre tespit olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, b)Red olunan manevi tazminat davası yönünden A.A.Ü.T'ye göre tespit olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk sırasında suçüstü ödeneğinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin haksız çıkan davacı taraftan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2023/241, K. 2026/205, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2023-241-e-2026-205-k-9f2858ca50e9